Katmülkiyeti.Com

Sorularınızı Yanıtlıyoruz


İzlemek İçin Tıklayın...  Apsiyon Akademi Yönetici Sohbetleri

"Dilediğiniz Zaman İzlemek İçin Yukarıdaki Görsele Tıklayınız... Apsiyon Youtube"

İzoder Forum


Dergiyi Okumak İçin İçin Tıklayın...  İZODERGİ 145. Sayısı Yayında! - İZODER

"Dergiyi Okumak İçin Yukarıdaki Görsele Tıklayabilirsiniz... İZODERGİ 145. Sayısı Yayında! - İZODER"

Katmulkiyeti

Sorunuzla İlgili Cevaba Ulaşmak İçin

Sayın Üyelerimiz, 
Biraz sonra soracağınız sorulara benzer bir çok soru www.KatMulkiyeti.Com içinde yanıtlanmış olabilir.
Lütfen beklememeniz adına sorunuz ile ilgili daha önce verilen cevaplar arasında küçük bir araştırma yapınız.
Arama sayfasına ulaşmak için ! BURAYA , ASAGIDAKI LINKE veya RESME TIKLAYINIZ !!! 
http://katmulkiyeti.com/index.php?action=search

"Kelime(ler)" : bölümüne sorunuz ile ilgili en fazla 1-2 kelime yazınız. Çıkan sonuçları inceleyiniz , sorunuzu bulamaz iseniz aynı konu içinde sorunuzu sorabilirsiniz.


Arama Sayfasına Ulaşmak İçin Tıklayınız!

"Arama Sayfasına Ulaşmak İçin Resme Tıklayınız!"

5711 SAYILI KANUNUN MECLİS GENEL KURULU GÖRÜŞMELERİ 14 . 11. 2007

Başlatan Ozan ÖZEN - KatMulkiyeti.Com, Ekim 13, 2008, 11:21:23 ös

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

YENİ KMK YASA TASARISI GEÇTİ


KAT MÜLKİYETİ KANUNU YASA  TASARISI 14.11.2007  TARİHİNDE  MECLİS  GENEL KURULUNDA  KABUL EDİLEREK  GEÇTİ.

KANUNUN AYRINTILARI  AŞAGIDADIR.


"Toplu yapı" uygulamasının ortaya çıkardığı çok yönlü sorunların çözümlenmesi, yeni yapıların çağın gereklerine uygun ve depreme karşı güçlendirilmiş şekilde inşa edilmesini öngören Kat Mülkiyeti Kanunu tasarısı kabul edildi.



-ALTI AYLIK GEÇİŞ SÜRECİ-

Genel Kurul’da tasarıya eklenen Geçici 3. Madde ile toplu yapılarda yeni düzenlemeler için geçiş süreci getirildi. Buna göre, toplu yapılara ait yönetim planları yasanın yürürlük tarihinden itibaren en geç altı içinde yasa hükümlerine uyarlanacak. Yönetim planında bu yönde değişiklik yapılması için mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu yeterli olacak. Mevcut toplu yapı yönetimleri geçici yönetim olarak görevlerini sürdürecek. Üç ay içinde yeni yönetim seçimleri yapılacak.

-DEPREME KARŞI-

Kabul edilen tasarıya göre, muhtemel afetler ve özellikle depreme karşı yapının güçlendirilmesi için yapılacak harcamalar, ana gayrimenkulün genel giderlerine ilâve edilecek. Bu gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde 5 gecikme tazminatı ödeyecek.

-ORTAK YERLER İÇİN ÇOGUNLUK GEREKLİ-

Kat malikleri, yapı güvenliğiyle ilgili teknik inceleme ve çalışmalar sırasında, kendilerine ait bölümlere girilmesine izin verecek. Ana gayrimenkullerin ortak yerlerinde yapılacak değişikliklerde, bütün kat maliklerinin yazılı rızası olmadıkça değişiklik yapılamayacağına ilişkin düzenleme kaldırılıyor. Bunun yerine, kat maliklerinden biri, diğer kat maliklerinin “beşte dördünün” yazılı rızası olmadıkça, ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramayacak. Ancak ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun ana yapıya veya bölümlere zarar verdiği ve acilen onarımının veya ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmesi halinde, kat maliklerinin rızası aranmayacak.

-KİRİŞ VE KOLONLAR-

Kat maliki, kendi bağımsız bölümünde ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişikliğe gidemeyecek.
Binalardaki, kiriş, kolon ve perde duvarlar gibi taşıyıcı sistemin parçaları, ana gayrimenkulün ortak yerleri sayılacak. Ana yapının tamamını etkileyen sonuçlar doğurabilecek yerlerde, kat malikleri bağımsız hareket edemeyecek.

-KAT MALİKİ HER ONARIMI YAPAMAYACAK-

Yapılan düzenlemeyle, kat maliki, kendi bağımsız bölümünde ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişikliğe gidemeyecek.
Tavan, taban veya duvar ile bağımsız bölümlerin birbirine bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızasıyla ana yapıya zarar vermeyecek şekilde değişiklik yapılabilecek.

Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için, o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının, buna ait istemle proje ve yönetim planı ile ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanmış noterden tasdikli listeyi, tapu idaresine vermesi gerekecek.

-PARA CEZASI-

Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı binada, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren 1 yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunlu olacak. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahipleri, her bağımsız bölüm için para cezası ödeyecek.

-DEVİR SÜRECİ-

Kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin “hükme en yakın tarihteki değeri” o kat malikine ödenerek, bu mülkiyetin diğer kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlı olacak.

Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat malikleri açacak ve hakim, hüküm vermeden önce, devir bedelinin ileride hak sahibine ödenmek üzere davacılara uygun bir süre verecek.

Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve davanın kabulü halinde hakim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin, davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle davalıya ödenmesine karar verecek.
Kat irtifakı sahiplerinden biri, kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen, İhtar tarihinden başlayarak 2 ay içinde yerine getirmezse, hakim, onun arsa payının ve kat irtifakının, dava tarihindeki değeri karşılığında, öteki paydaşlara arsa payları oranında devrine karar verebilecek.

-DAVA AÇMA ŞARTLARI-

Kat malikleri kurulu kararlarına aykırı oy kullanan veya toplantıya katılmayanlar, ana gayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine, kararın iptali için dava açabilecek.

Kat sahiplerinden birinin, kiracının veya başka bir sebebe dayanarak devamlı mülkiyetten faydalanan kişinin borç ve yükümlerini yerine getirmemesinden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, sulh mahkemesine başvurarak, hakimin müdahalesini isteyebilecek.

Yöneticinin ad ve soyadı ile iş ve ev adresi, ana gayrimenkulün kapısı yanına veya girişte görülecek bir yere asılacak. Bu yapılmazsa, yönetici veya yönetim kurulu üyelerinin her biri, ilgilinin başvurması üzerine, mahkemece para cezasına çarptırılabilecek.

-TOPLU YAPILAR-

Tasarıyla toplu yapılara ilişkin özel hükümlerde, toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları gerekecek. Bu parseller arasında kalan ve imar planına göre yol, meydan, yeşil alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu şart aranmayacak.

Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınacak.
Ancak toplu yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde toplu yapı hükümlerine tabi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi kurulamayacak. Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları, kat mülkiyetine çevrilebilecek.

-ORTAK YERLER-

Park yeri, okul gibi toplu yapı kapsamında olup, bütünüyle bu kapsamdaki bağımsız bölümlerin ortak kullanma ve faydalanmasına tahsis edilmiş parsellerin malik hanesine; tahsis edildikleri toplu yapı kapsamındaki diğer parsellerin ada, parsel, blok ve bağımsız bölüm numaraları gösterilerek tapu siciline kaydedilecek ve bu suretle tahsis edildikleri parsellerde bulunan bağımsız bölümlerin ortak yeri olacak.

Toplu yapılarda; yapıların konumları, ortak nitelikteki yerler ve tesisler, bunların kullanılış amaç ve şekilleri, toplu yapı kapsamındaki parsel veya parsellerin tamamını kapsayacak şekilde, bir bütün olarak ilgili makamlarca onaylanmış imar planı hükümlerine uygun olarak hazırlanmış vaziyet planında ve projelerde belirtilecek.

Kamuya ayrılan yerlerin düzenlenmesi, işletilmesi ve bakımı, bu konuda yetkili kamu kurumu ile mutabakat sağlanması halinde, kamunun kullanımını kısıtlamamak şartıyla toplu yapı yönetimince üstlenilebilecek.

-YÖNETİM VE GİDERLER-

Toplu yapılarda bir tek yönetim planı düzenlenecek, bu plan bütün kat maliklerini bağlayacak. Yönetim planının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının 5'te 4'ünün oyu gerekecek.

Toplu yapılarda yönetim seçimlerinin en geç iki yılda bir yapılması hükmü getirildi. Buna göre, toplu yapılarda kurullar iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında belirtilen zamanlarda, böyle bir zaman belirtilmemişse ikinci yılın ilk ayı içinde toplanacak.

Toplu yapı kapsamındaki ortak yer ve tesislere ilişkin ortak giderler, o yapılardaki kat malikleri tarafından; bütün bağımsız bölümlerin ortak kullanım ve yararlanmasına tahsis edilmiş tesis ve yerlere ilişkin ortak giderler ise bütün kat malikleri tarafından karşılanacak.

Kat malikleri, toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçerek, bunların başka bir parselde veya kamuya ait alanlarda bulunduğunu, bağımsız bölümlerin kendilerinin durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya ihtiyaç bulunmadığını ileri sürerek, toplu yapı ortak gider payını ve toplanacak avansı ödemekten kaçınamayacaklar.
Kanundan önce kat irtifakı kurulmuş ve yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış ana gayrimenkullerde, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunlu olacak.
Belirtilen süre içinde, kat mülkiyetinin kurulması için gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahipleri, para cezası ödeyecek.


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.


Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/332) (S. Sayısı: 35)(X)



BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 35 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe.

Buyurunuz Sayın Ünlütepe.

Söz süreniz 20 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Kat Mülkiyeti Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair 35 Sıra Sayılı Yasa Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, nüfus artışı, kentleşme, arsa üretimindeki sıkıntılar insanları toplu yaşamaya yönlendirmiş, bunun getirdiği sonuçlar içinde de sorunları çözmek amacıyla 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası 1966 yılında yürürlüğe girmiştir. Yasa'nın ihtiyaçları tam karşılayamaması, yeni doğan sorunlar nedeniyle 634 sayılı Yasa'da, 1969 yılında, 1983 yılında ve 1992 yıllarında, şimdi olduğu gibi çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. 1983 yılında, şimdi yapılan değişikliklerin daha geniş kapsamlı olarak değişikliklerin yapıldığını görüyoruz.

Öncelikle bu yasa tasarısı İç Tüzük'ün 77'nci maddesi uyarınca Adalet Komisyonunda görüşülmüştür. Hepinizin de bildiği gibi, bir yasama döneminde sonuçlandırılamamış olan kanun tasarısı ve teklifleri hükümsüz sayılırken, değişiklik sonucu, Hükûmet veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu tasarı ve teklifleri yenilerse, önceki dönemlere ait raporlar komisyonca benimsenerek görüşülmesi sağlanmaktadır.

Bu yasa, İç Tüzük'ümüzde yapılan değişiklik gereği, bu yasayla ilgili olarak 27 Eylül 2007 tarihinde İç Tüzük'ün 77'nci maddesine uygun olarak yasa tasarısının görüşülmesi istenmiştir. Bu, yeni bir uygulamadır. Bu İç Tüzük'ün 77'nci maddesine göre 22'nci Dönemde görüşülememiş olan bazı yasalar geneli üzerinde görüşme yapılarak Genel Kurula indirilmektedir.

Şimdi, sizlerle şu konuları paylaşmak istiyorum: Bu İç Tüzük üzerindeki yapılan bir değişiklik bir ihtiyaçtan mı kaynaklandı yoksa Meclis çalışmalarını daha rahat bir şekilde yapma ihtiyacından mı kaynaklandı? Hayır, ikisinden de kaynaklanmadı. Eğer hakikaten Meclis çalışmalarının tıkanmış, Meclis çalışmalarının rahat bir şekilde yapılması için bir İç Tüzük gerekseydi, 22'nci Dönem'in başında yapılırdı. 22'nci Dönem'in başında böyle bir ihtiyaç duyulmamış. Ne zaman ihtiyaç duyulmuş? Türkiye Büyük Millet Meclisi, 22'nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, 3 Mayıs 2007 tarihinde, erken seçim yapılmasına karar almış. Bir Meclis erken seçim kararı aldıktan sonra, artık, İç Tüzük'le oynamaz. İç Tüzük, anayasa hukukçularına göre, bir sessiz anayasadır. Bu İç Tüzük'le bu kadar oynamak sıkıntılıdır, demokrasiyle bağdaşmaz.


37

--------------------------------------------------------------------------------

Şimdi, peki, İç Tüzük değişikliği ne zaman teklif edilmiş? 30 Mayıs günü. Meclis Başkanlığına veriliyor, bir günde Anayasa Komisyonuna gidiyor, İç Tüzük 1 Haziran'da Anayasa Komisyonunda tartışılıyor, 2 Haziran'da Meclis Genel Kuruluna geliyor.

Dikkatinizi çekerim arkadaşlar, 3 Haziran'da Meclis yasama görevini sona erdiriyor. Bugün görüştüğümüz İç Tüzük'ün yöntemini belirleyen ve sessiz anayasa olarak yorumlanan İç Tüzük, bir günde Meclis Genel Kuruluna geliyor. Halbuki ve bizim 22'nci Dönem'de yapılan yasama çalışmalarında Komisyona intikal eden bugünkü maddeler üzerinde, bugünkü yasa tasarısı üzerinde olduğu gibi, geneli üzerinde düşüncelerimizi açıklıyoruz, maddeler üzerine giremiyoruz. 22'nci Dönem Parlamentosundan bugünkü Adalet Komisyonunda değerli bir üyemiz var, geriye kalan tüm üyeler değişmiş. Millî irade yeniden oluşmuş, farklı düşünceler çıkmış. Bu farklı düşünceler, Komisyona yasa önerisi geldiğinde, inceleyebilmeli, tartışabilmeli ve sonucuna göre hareket edilmeliydi. Şimdi ne oldu? İç Tüzük değişikliği incelenmeden, tartışılmadan, yangından sanki mal kaçırır gibi görüşülerek, bugün bu yasa taslağı önümüze gelmiştir ve bugün bu yasa taslağının üzerindeki eksiklikleri her üç gruptaki parlamenter arkadaşlarımız bir araya gelerek bu eksiklikleri gidermeye çalışıyoruz. Hâlbuki bu eksiklikler komisyonda yapılması gereken eksikliklerdir. Peki, bunun yapılma gerekçesi ne? Bana göre bunun yapılma gerekçesi şudur: Bizim Anayasa'mızda kuvvetler ayrılığı sistemi benimsenmiştir. 22'nci Dönemde zaman zaman gördük, siyasi iktidar Parlamentonun yasama organına zaman zaman müdahaleci oldu, gündemini belirleyici oldu. Hâlbuki yürütmenin yasamaya müdahale etmesi hukuksal açıdan çok sıkıntı veren bir olaydır. Bunu onun bir uzantısı gibi görüyorum ve bunu… Bu yasa tasarısı üzerindeki düşüncelerimi açıklamadan önce, bu konudaki düşüncelerimi Genel Kurulda açıklayarak zabıtlara geçmesini istiyorum.

Değerli grup başkan vekilleri, önümüzdeki dönemde bu konu üzerinde çalışalım. Daha doğrusu Meclis Başkan Vekilliğimiz bu konuda ciddi bir çaba harcayarak demokratik kurallara uygun olmayan, Adalet Komisyonu üyelerinin veya başka komisyonlarda varsa, başka komisyonlardaki üyelerin o yasa taslağı üzerine düşüncelerini açıklamasını engelleyen bu İç Tüzük maddesinin kısa dönemde ortadan kaldırılması bu Parlamentomuzun çalışma düzeni açısından en gerekli olan işlemlerinden birisi olarak yorumluyorum.

Sevgili arkadaşlar, biraz önce de sözlerimin başında söylediğim gibi, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu bugün artık günün ihtiyaçlarını karşılayamaz bir duruma düşmüş. Elbette yürürlüğe girdiği dönemde konut sorunlarından kaynaklanan ihtiyaçları belki yanıtlayabiliyordu, ama aradan geçen uzun bir süreden sonra görüyoruz ki bu kat mülkiyetinden doğan ihtilaflar yoğunlaşmaya başladı. Daha doğrusu, mülkiyet hukukunun en çok tartışılan konuları kat mülkiyetinden kaynaklanmaya başladı ve ihtiyaçları karşılamamaya başladı.

Şimdi, hepinizin de takdir edeceği ve bildiği gibi bir ya da daha çok kişinin bir yapının belirli bir bölümüne sahip olmasına "kat mülkiyeti", yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının, kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya ortak malikler tarafından kurulan kullanma hakkına da "kat irtifakı" diyoruz. Kat irtifakı bina tamamlanmadan, kat mülkiyeti ise bina tamamlandıktan sonra tesis edilmektedir.

Bu yasa düzenlemesiyle birlikte, birtakım kat mülkiyetinden kaynaklanan sorunlara çözüm getirilmeye çalışılıyor. Şu bir gerçek ki, bu yasa taslağıyla da tüm sorunların çözümünün bulunabileceğine inanmıyoruz. Eksikler vardır, bunlar da zamanla karşılanabilir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılabildiğini gördüğüm bazı değişikliklerle ilgili sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Toplu yapı uygulamasının ortaya çıkardığı çok yönlü sorunların çözümlenmesi, yeni yapıların çağın gereklerine uygun ve depreme karşı güçlendirilmiş şekilde inşa edilmesini öngören yeni birtakım uygulamalar bu yasa tasarısında görülmektedir. Bunlardan en önemlisi, depreme karşı güçlendirme. Deprem, doğal bir olaydır. Ama, depremin yarattığı doğal afetin en fazla zararını kamu hizmetlerindeki binalar görür, toplu konutlarda görülür. Toplu konutlardaki Kat Mülkiyeti Yasası'nın getirdiği sıkıntıyla doğal afetlerden kaynaklanan sorunların çözümünde ciddi zorluklar vardır.

Şimdi bunlar nedir? Muhtemel afetler ve özellikle depreme karşı yapının güçlendirilmesi için yapılacak harcamalar. Bunlar ortak giderlerin içine alınmış ve bu gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat malikleri hakkında, yeni düzenlemeyle, aylık yüzde 5 gecikme zammı hükmü getirilmektedir. Ayrıca, kat malikleri, yapı güvenliğiyle ilgili teknik inceleme ve çalışmalar sırasında kendilerine ait bölümlere girilmesine izin verecektir. Binalarda bulunan kiriş, kolon ve perde duvarlar gibi taşıyıcı sistemin parçaları ana gayrimenkulün ortak yerleri sayılacak, ana yapının tamamını etkileyen sonuçlar doğurabilecek yerlerde kat malikleri bağımsız hareket edemeyecektir.

Sevgili arkadaşlar, bu depremle ilgili konuda ilimizle de ilgili olduğuna inandığım bir iki şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, 2002 yılında, ilimizde, Sultandağı merkezli bir deprem yaşanmıştı ve depremin diğer illerde yaptığı yıkıntılar gibi çok ciddi bir konut hasarı meydana geldi. Bunun sonucunda on iki adet, 2.761 üyeli kooperatifler kanalıyla konut ihtiyacı giderilmeye çalışıldı. Bu kooperatiflerimizden bir kısmının geçici kabulleri yapılmış, bir kısmının ise kesin kabulleri yapılarak evlere girilmiştir. Sene 2007, 2008 yılına giriyoruz, hâlâ daha 603 kişilik konut yüzde 65 seviyesinde. Bunlar, bir doğal afetin karşısında konutsuz kalan insanlar. Zaman zaman ödeneklerin

38

--------------------------------------------------------------------------------

yeterince gönderilmemesi… Hatta geçen yıl, orada taşeronlar paralarını alamayınca çatıları yakarak zarar verme yöntemine gitmişlerdi. Ayrıca, bu hak sahipliği konusunda, Bolvadin ve Çobanlar ilçelerimizde -genellikle bu bölgelerimiz besicilikle uğraşır- ahırlar tamamen hasar görmüştü ve bin yedi yüz elli dokuz ahır için hak sahipliği belgesi verildi.

Sevgili arkadaşlar, 2005 yılından beri Bayındırlık bakanlarının "Ben bunları yapacağım." demesine rağmen, 2005 yılında 67, 2006 yılında 116, 2007 yılında ise 75 ahır. Bu, besiciliği öldüren bir olay. 2002-2008, altı yılda 1759 hak sahibinden karşılayabildiğiniz, karşılanabilinen 225-230 ahır. Bu, depreme kamu yönetiminin bakışını da göstermektedir. Yani, bu yasada mülk sahiplerinin depreme karşı kendi yükümlülüklerini yerine getirmesinde rahatlatıcı bir ortamı yaratırken, kamu gerekli özeni göstermezse bu sıkıntıları tekrar yaşarız.

Bakın, bununla ilgili gene bir örnek vermek istiyorum sevgili arkadaşlar. İlimizde yeni bir hastane yapılacaktır, dört yüz yataklı. Bu hastanenin yerinin tespitiyle ilgili ciddi sıkıntılar doğmuştur. Bir yetkili "Hastane polis okulunun olduğu yere yapılacak." demektedir. Afyon Belediye Başkanlığı, sivil toplum örgütleri ve Valilik "O gösterilen yer dere yatağıdır, buraya hastane yapamazsınız." demektedir. Bu konuda Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünün "Orada inşaat yapılamaz." diye raporu vardır. Bununla ilgili imar değişikliğine gidilmesi lazımdır. Orasının deprem bölgesi olması nedeniyle, hele hele sağlık hizmeti gibi önemli bir kamu hizmetinin oraya yapılmasının yanlışlığından dolayı, Belediye imar planı değişikliğine gitmemektedir. Peki, Bakanlık Belediyeye ne yapıyor? Baskı yapıyor. "Plan değişikliğini yap, gönder. Yapmazsan, Bayındırlık Bakanlığı olarak ben yapacağım." Maalesef, seçimlerden önce, buraya hastane yapılması yönünde TOKİ ihale açtı. Bu yasayı biz ne için çıkarıyoruz? Kamu yöneticileri, deprem kuşağı içinde olan ve dere yatağında olan, hele hele Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü gibi bu konuda uzman bir kuruluşun buraya yapılaşma yapılamaz demesine rağmen, siyasilerin birikimi ve deneyimi önüne geçerek, sırf birilerine söz verdik diye hem de devletin bir kuruluşu olan TOKİ'ye orada hastane yapılması için bir ihale açmasının hukuksal bir yararı var mı? Burada bunun sıkıntısını… Yarın kim verecek hesabını? Hele hele Türkiye gibi borç içinde olan, günde 117 milyon dolar iç ve dış borçların faizini ödeyen bir ülkenin böyle bir deprem yatağı içinde olan dere yatağına hastane yapmak kadar bir lüksü var mı? Yok elbette. Burada dileğim, hani bu depremle ilgili konuya karşı yeni bir düzenleme yapılırken bu konuda önce kamu yöneticileri, ama daha öncesi sorumlu durumda olan siyasiler örnek olmak zorundadır.

Hastane yapılmalıdır, yeri bilim adamlarına bırakılmalıdır, neresi uygunsa oraya yapılmalıdır. Yeni bir Konya'daki Zümrüt faciasını yaşamayalım, yeni bir Zeytinburnu'ndaki binanın çöküşünü yaşamayalım, yeni bir Kocaeli ve Yalova depremindeki yıkıntıları yaşamayalım. Sebep olanlar yarın bunun vebalini çeker, Allah korkusu varsa yaşayamaz, insan içine çıkamaz.

Sevgili arkadaşlar, yeni tür bu değişiklerden birisi nedir? Ana gayrimenkullerin ortak yerlerinde yapılacak değişikliklerde bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça değişiklik yapılamayacağına ilişkin düzenlemede bir değişikliğe gidiyor. Buna göre kat maliklerinden biri, diğer kat maliklerinden beşte 4'ünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis, değişik renkte dış badana ve boya yaptıramayacak. Burada oran beşte 4'e düşürülerek biraz daha rahatlama sağlanmaktadır.

Gene yeni bir düzenleme ile kat maliki kendi bağımsız bir bölümünde, ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişikliğe gidemeyecektir. Tavan, taban veya duvar ile bağımsız bölümlerin birbirine bağlantılı yerlerinde bu bölüm maliklerinin ortak rızasıyla ana yapıya zarar vermeden bir yenileşme, yapılaşma yapılabilecektir.

Sevgili arkadaşlar, uzun yıllardır ciddi sıkıntı yaratan konulardan birisi de, yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı binada, yapı kullanma izin belgesinin alınmasından sonra, yeni getirilen bir değişiklikle, bir yıl içinde kat mülkiyetinin oluşumu zorunlu hale getiriliyor. Eğer bu süre içinde yerine getirilemezse cezai müeyyide uygulanıyor. Burada bir değişiklik, geçici maddede vardır. Geçici maddede, bu geçiş süreci iki yıl olarak belirtilmektedir.

Bu değişikliklerdeki en önemli konulardan birisi, toplu yapılar konumu gündeme girmektedir. Hakikaten bu yasal değişikliğe asıl gerekçe olan konuların başında, bana göre, toplu yapılardaki yapılaşma esas olarak ortaya çıkmaktadır.

Burada, toplu yapılarda bir tek yönetim planı düzenlenecektir. Bu plan bütün kat maliklerini bağlayacak, yönetim planının değiştirilebilmesi için toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tam sayısının 5'te dördünün oyu gerekecek. Bu tartışılan konulardan birisi.

Eğer, hakikaten bu toplu konuttaki üye sayısı sınırlı, küçükse belki 5'te dört büyük rakam olabilir, ama çok büyük sayıya ulaşıldığında yurt dışında falan da mülk sahiplerinin olduğu düşünülürse, o zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünlütepe, bir dakika lütfen.

Sözünüzü bağlayınız.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Bağlayacağım efendim.


39

--------------------------------------------------------------------------------

O zaman bütün kat malikleri tarafından bununla ilgili giderler karşılanacak ve bu oranın da 5'te dört olmasında fayda olduğu kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, bu yasaya olumlu bakıyoruz, ama üzerinde de söylediğimiz gibi, Komisyonda bunun üzerinde daha çok ciddi bir tartışma yapılabilseydi, belki bu yasanın oluşumuna çok daha ciddi katkılarda bulunabilirdik, daha doğrusu, 23'üncü Dönem parlamenterleri ciddi bir katkıda bulunabilirdi. İlk defa, komisyonlarda 22'nci Dönem Parlamentosu, 23'üncü dönem parlamenterlerinin düşüncelerini oraya aktarmasına engel olan bir düzenlemeyi yapmıştır. O düzenleme, açıkçası, demokratik kurallara uygun olan bir düzenleme değildir. Onun değiştirilmesinin gerektiğini belirtmek istiyorum.

Genellikle, yasanın tümü üzerindeki düşüncelerimi sizlerle paylaştım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Bağlıyorum efendim.

Yasaya olumlu yaklaştığımızı… Bir-iki maddede değişiklik önerileri olmuştur, onlarda da üç grup anlaşarak bu yasa üzerindeki eksiklikler giderilmeye çalışılacaktır.

Bu duygularla tümünüzü saygıyla selamlıyorum. Dinlediğiniz için de teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünlütepe.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, usulle ilgili önemli bir şey söylemek istiyorum. Şimdi, İç Tüzük'te değişiklik yapılmış, 31/1/2007 tarihinde. Bizim elimizdeki İç Tüzük'te bunlar hangi şeyler?.. Değiştirme diye bir şey yok. İç Tüzüklerde hangi maddelerde değişiklik yapıldığına dair bir şey yok.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Var… Var…

MEHMET NECATİ ÇETİNKAYA (Elazığ) - Böyle bir usul yok Sayın Başkan!

BAŞKAN - Sayın Genç, şimdi, kanun hakkında görüşüyoruz…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, kanunla ilgisi yok ama, çok önemli bir şey… (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Genç, şimdi, böyle bir usulümüz yok. Şimdi…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, biz burada İç Tüzüğe göre görev yapmak zorundayız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, siz devam edin, o, her zamanki alışkanlıklarının gereğini yerine getiriyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) - 22/7/2007'de seçime giderken, bir İç Tüzük değişikliği yapılmış ve bu İç Tüzük değişikliğin ne olduğunu biz bilmiyoruz!

BAŞKAN - O İç Tüzük'ü temin edebilirsiniz efendim, yeni baskısında vardır, siz ona bakarsınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hani efendim, yok!..

BAŞKAN - Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aksaray Milletvekili Sayın Osman Ertuğrul; buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) - İç Tüzük değiştiriyorlar, Meclisin haberi yok.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Değiştirilen maddelerin de yazılması lazım. Biz de bilmiyoruz ne olduğunu.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Varsa elinizde, gösterin bakalım.

AHMET İYİMAYA (Ankara) - Var, var.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Ertuğrul.

MHP GRUBU ADINA OSMAN ERTUGRUL (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nu görüşmek üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyor, yüce Meclisimize çalışmalarında başarılar diliyorum.

Bugün Meclisimiz tarihî bir gün yaşadı. İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Peres ve Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas Meclisimize hitap etmişlerdir. Bu vesileyle, bundan sonra Orta Doğu'da savaşın son bulmasını, İsrail ve Filistin devletlerinin barışı bir an önce sağlamalarını temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Düzce depreminin sekizinci yılında kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Cenabı Allah'tan milletimize bir daha böyle acılar göstermemesini niyaz ediyorum. Bu vesileyle, yaşadığımız acı tecrübeye rağmen, deprem olmadan önce alınması gerekli tedbirlerin hâlâ yeterli olmadığını, Hükûmetin bu anlamda süratle çözüm üretmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Konut, insan hakları kapsamında değerlendirilen bir haktır. Anayasa'mızda da herkesin sağlıklı bir çevrede insanca yaşanabilir konutlarda barınabilmeleri için devletin gerekli tedbirleri alması öngörülmüştür. Ülkemizde 20 milyona yakın konut vardır. Bunun yüzde 40'ı tamir ve tadilata ihtiyaç duymaktadır.

İnsanca yaşanabilir konutların, sağlıklı bir çevrede, yeterli sosyal donatılarına sahip olması gerekmektedir. Oysa, plansız kentleşme, gecekondulaşma ve afete maruz yerlerdeki yerleşimler nedeniyle konut stoku büyük orada bu niteliklere sahip bulunmamaktadır. Mevcut konut stokunun

40

--------------------------------------------------------------------------------

çoğunun dönüşüm ihtiyacı bulunmaktadır. Bu çerçevede, gecekondulaşmanın önlenmesi, konutların niteliklerinin artırılması ve afete maruz bölgelerdeki konutlarla ilgili dönüşüm programlarının hayata geçirilmesi, dar gelirlilere dönük sosyal projelerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.

1930'larda başlayan kaçak yapılaşmanın ilk örnekleri, 1950 sonrasında büyük kentlerde yaygılaşmaya başlamıştır. Bu dönemde, yasal ve kurumsal zaaflarla birlikte, ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik ortamın popülist politikalar ve uygulamaları besleyen yapısı, imar ve yapılaşma konularında ihmallerin, ihlallerin ve kaçak uygulamaların hızla artmasına yol açmıştır. Barınma amaçlı gecekondu ile başlayan kaçak yapılaşma, özellikle 1980 sonrasında nitelik değiştirerek kentsel rantlardan pay kapma amaçlı alternatif bir sektör hâline gelmiştir. Kaçak yapılaşmanın kapsamı, gecekondudan lüks konut, alışveriş merkezi, sanayi, depolama, tarım ve turizm yapılarına kadar çeşitlenen bir yelpaze içerisinde tüm sektörlerde yaygınlaşan toplumsal bir hastalık düzeyine ulaşmıştır. Kamu arazilerinin yağmalandığı, tarım ve orman alanlarının yok edildiği, içme suyu havzalarının işgal edildiği, gecekondu mafyası, arsa mafyası gibi illegal örgütlenmelerin devreye girdiği bu süreçte, kaçak yapılaşma, kamu arazilerini yağmalayıp satan belli bir kesim için büyük miktarlarda haksız ve kayıt dışı kazanç elde etme aracı olmuştur.

Kat Mülkiyeti Kanunu'nu görüşürken, aslında, soruna, genel olarak şehirleşme, konutların nitelikli hâle getirilmesi, afete karşı alınacak tedbirler, imar, ruhsat ve benzeri izinler ile denetime ilişkin hususlar ve kayıt dışılık açısından bütünlük içinde bakılması gerekmektedir.

Bugün, Türkiye'de, ruhsatsız konut sunumunun fazlalığı nedeniyle nitelikli konut sorunu yaşanmaktadır. Büyük kentlerimizde, kentsel alanların ve kent nüfusunun yaklaşık yüzde 60'ı, mevzuat dışında tamamen kaçak olarak yapılaşmış bölgelerden oluşmaktadır.


Başbakanlık Konut Müsteşarlığının 2002 yılında yaptığı 2010 dönemi "Konut İhtiyacı Araştırması"na göre, Türkiye'de toplu konut stoku içerisinde ruhsatsız konutların ya da başka bir deyişle mevzuat hükümlerine tümden ya da bir bölümüyle aykırı kaçak konutların oranı yüzde 38'e ulaşmıştır. Kentsel yerlerdeki konut stokunun ortalama yüzde 62'si ruhsatlıyken, yapı kullanma izni sahiplik oranı yüzde 33'tür. Tadilat gerektiren konut oranı yüzde 38'dir. Yirmi yaş üzeri konutların oranı ise yüzde 60'dır. Bu rakamlar, sorunun boyutunu ve alınması gereken tedbirlerle, yapılması gerekli düzenlemelerin kapsamının genişliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu tasarının da hazırlanmasına sebep olan hadise, bilindiği gibi, son yıllarda kentleşme ve yapılaşmada meydana gelen değişiklikler ile çağın afeti olarak nitelendirilen, 1999 yılında yaşanan iki büyük deprem ve sonraki süreçte ortaya çıkan olaylardır. 1999 depremi, ülkemizde kentleşme, imar ve ruhsata ilişkin izinler, inşaat yapımcıları ve denetim mekanizmasıyla ilgili olarak ne denli eksiklikler olduğunu acı tecrübeyle ortaya koymuştur. Bu süreçte, 57'nci Hükûmet döneminde, bir yandan depremin yaraları sarılmaya çalışılmış, bir yandan da bu alandaki eksikliklerin giderilmesine dönük olarak zorunlu deprem sigortası, yapı denetimi gibi yapısal düzenlemeler yapılmıştır.

Marmara ve Düzce depremleri sonucunda, bir yılda 2.500'ü hibe olmak üzere 43.053 kalıcı konut tamamlanarak depremzedelere teslim edilmiştir. Konut edindirme kredisiyle de 7.832 aile konut sahibi olmuştur. Her türlü zorluğa rağmen, 50.000'nin üzerinde kalıcı konut çok kısa bir sürede tamamlanmıştır.

Ayrıca, bu süreçte, 12.514'ü hibe olmak üzere 44.107 geçici iskân yeri sağlanmış ve 220.535 afetzedenin geçici iskânı kısa sürede tamamlanmıştır. 61.112 ağır hasarlı, 61.277 orta hasarlı bina için hak sahipliği kabul edilmiştir. 60.503 binanın enkazı kaldırılmıştır. Yapılacak konutlar için 1.748 hektar alan kamulaştırılmıştır.

Diğer taraftan, yine, daha önceki süreçte, binaların güçlendirilmesi, yıkılıp yeniden yapılması talepleri karşısında Kat Mülkiyeti Yasası'nda özellikle muvafakatla ilgili eksiklikler ortaya çıkmış, yürürlükteki yasa bunlara çözüm olamamıştır. Yüzlerce kişi mağdur, çok sayıda kişi mahkemelik olmuştur. Geçen beş yıllık dönemde ise Hükûmet bu sorunu görmezden gelmiş, düzenleme yapmamış ve insanların mağduriyetlerine seyirci kalınmıştır.

Bilindiği gibi, mevcut yasa belli bir arsa üzerine yapılmış birden çok bağımsız bölümü kapsayan tek bir yapı öngördüğünden, bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyet hakkı, ortak yerler ve onlardan faydalanma, ana gayrimenkulün yönetimi, ortak giderlere katılma gibi hususlar düzenlenirken tek parsel, tek yapı düşüncesinden hareket edilmiştir. Şehirlere yönelik göçün gelişme göstermesi, şehir nüfusunun çok kısa sürede büyük artışlar kaydetmesi, gecekondu yapılarının çok sayıda bağımsız bölümü kapsayan büyük blok inşaata dönüşmesi ve bazen de aynı parselde ortak altyapı, yer ve tesislere sahip birden çok blok yapımının yer alması sonucu, uygulamada, özellikle, yönetim ve ortak giderlere katılma açısından sorunların ortaya çıktığı bilinmektedir.

Yukarıda belirtildiği gibi, aslolan, meseleyi, şehirleşme, kentleşme kültürü, afete karşı alınacak önlemler, izinler, denetim ve kurumsal yapılar gibi bütün boyutlarıyla ele alarak uzun vadeli, kalıcı tedbirler alınmasıdır. Bununla birlikte, kapsamlı düzenlemeler yapılana kadar, Kat Mülkiyeti Kanunu ile ilgili olarak yaşanan bazı problemlerin giderilebilmesine hizmet olacak tasarı, gecikmiş olmakla birlikte, bazı düzeltmeler yapılmak kaydıyla olumlu bulunmaktadır.


41

--------------------------------------------------------------------------------

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisince 02/06/2007 tarih ve 894 sayılı kararıyla İç Tüzük'ün 77'nci maddesinin birinci fıkrasına "Yenilenen tasarı veya teklifin tümü üzerinde görüşmelerden sonra önceki dönemlere ait rapor ve metinler, açıkça belirtilmek kaydıyla, komisyonca benimsenebilir." hükmü eklenmiştir ancak yüzde 70'i yenilenmiş bir Parlamento ve Adalet Komisyonunda, 25 üyesinden 1 tanesi eski üye olup 24 tanesi ise yeni üyedir. Bu kadar milletvekilinin değiştiği Meclis ve Komisyonda, 77'nci maddeye istinaden, Komisyon maddeleri üzerinde hiçbir görüşme yapılmadan, geneli üzerinde kısa bir görüşmeyle, noktasına virgülüne dokunmadan, 77'nci madde gereği oy birliğiyle kabul edilen bir yasadır. Bu yasayı yıllardır bekliyor ve milletimizin yararına olduğuna inanıyoruz, birçok mağduriyetlerin önüne geçecek ve faydalı olacak. Dolayısıyla, Komisyonda da oy birliğiyle kabul edilmiştir ama biz, inanıyor ve görüyoruz ki birçok yasa böyle değildir. Parlamentosunun yüzde 70'i değişmiş olan bir Meclis, bu dönemde seçilen milletvekillerinin de kanunların içeriğini tartışmadan, ne olduğunu anlamadan, kulaktan duyumlarla ve bilgi sahibi olan arkadaşlarla bu uygulamaya karşı olsalar, Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran Adalet ve Kalkınma Partisi, Meclis çoğunluğuna güvenerek bazı kanunları aceleyle ve dayatmayla çıkarmaktadır. Bu uygulama, yanlış bir uygulamadır. Çıkartılacak olan yasaların, komisyonlarda daha çok tartışılarak çıkarılması, anlaşılmasının kolay, uygulanmasının rahat ve adaletli olmasını sağlayacaktır, mağduriyetleri ve haksızlıkları giderecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasayla, önemli gördüğüm bazı değişikliklere de değinmek istiyorum. Taslakta, bittiği hâlde bir türlü kat mülkiyetine geçemeyen binalara, iki yıl içinde kat mülkiyetine geçiş zorunluluğu getiriliyor, bu durumda olanlara faiz affı getiriliyor. Buna göre de içinde oturulduğu hâlde kat mülkiyetine geçilmemiş binaların vergi ve harçları, bir defaya mahsus, faizsiz ve cezasız olarak alınacaktır. Binaların taşıyıcı kolonları, kirişleri ve perde duvarları binanın ortak yerlerinden sayılacak, herkes istediği gibi tasarrufta bulunamayacak, bir daire içinde kolon, kiriş, perde duvar gibi binanın bağımsız bölümlerinden birinde yapılması gereken çalışmalar, gerekirse başka bir dairede de sürdürülebilecek, vatandaşın konut sahibi olabilmesi için kredi almasında ve mevzuatta kolaylıklar sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak, muhalefet partisi olarak, önümüze gelen önerileri, teklifleri ve yasaları doğru ve faydalı bulduğumuz oranda destek oluruz, eksik ve yanlışlarını gördüğümüzde uyarılarımızı yaparız. Bu uyarılarımızın dikkate alınmasını, hem komisyonlarda hem de Mecliste dikkat edilmesini bekleriz. Oy çoğunluğuna güvenip acele edilerek, gerekli araştırma ve bilgiler olgunlaştırılmadan çıkarılacak yasalar telafisi mümkün olmayan, bedeli ağır yaralar açar.

Bu konularda daha duyarlı olmaya davet ediyor, Kat Mülkiyeti Yasamızın ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ertuğrul.


Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar.

Buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 35 sıra sayılı, 634 numaralı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yıllarca bekleyerek günümüze gelmek suretiyle bugün Meclisimizde görüşülmesi münasebetiyle AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların en önde gelen sorunlar yumağı içinde mülkiyet hususu, mülkiyet sorununun çözümüne yönelik eleştiriler, arzular, istekler, talepler hep gündeme geliyor. Öncelikle, kanunun genel konularına temas etmeden, İç Tüzük'ün 77'nci maddesi gereği, geniş bir tartışma ortamı ve fırsatı bulunmadan, alelacele buraya getirilmesini eleştiren arkadaşlarıma kısmen katılmakla birlikte şunun da altını çizmek gerekir: Geçmiş dönemdeki Parlamentonun ve bu Parlamentonun oluşturmuş olduğu komisyonların uzun çalışmalar sonucu, uzun tartışmalar sonucu ortaya koydukları eserler ve raporlar Meclis gündemine gelmiş. Hükûmetimiz tarafından önerilen tasarılar olabilir, milletvekilleri tarafından önerilmiş teklifler olabilir. Bu uzun çalışmalar boşa gitmesin diyerek… Bir sonraki döneme aktarılan kanunlar veya çalışmalar kadük hükmünde olduğu için, o çalışmaların tamamının, sanki yok hükmünde yeniden ele alınması gerekiyordu. Oysa, zaman kaybetmeye imkânımız yok, fırsatımız yok.

Bakın, hep eleştirdiğimiz bir husus var. 99 depreminden bu yana sekiz yıl geçti. Bu Kat Mülkiyeti Kanunu, aslında, depremle ilgili alınması gereken kararların ve hizmetlerin bir kapısını açıyor. Yeterli değil. Bakın, biraz sonra birkaç konuya temas edeceğim. Geçmiş dönemde, ancak, depremle ilgili, mülkiyetlerle ilgili, imar yapılarıyla ilgili bazı yetki ve sorumlulukların tartışıldığı dönemde yerel yönetimlere yetki ve sorumluluğun verilmesi tartışılıyordu ve 22'nci Dönemde yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları değiştirilerek yeni bir dönem başladı. Belediye Kanunu'nun 73'üncü maddesinde, aslında, kentsel dönüşüm yetkisi belediyelere verilmiştir ve bu kentsel dönüşüm yetkisinin, aslında, içi tam doldurulamadı. İşte, asıl dönüşüm kanunu bundan sonra gündeme gelecek.

42

--------------------------------------------------------------------------------

Hatta, 75 maddelik İmar Kanunu'nda dahi değişiklik yapılması gerekir. Boğaziçi İmar Kanunu'nda, Kıyı Kanunu'nda ve mülkiyet hususunda bekleyen diğer sorunları çözmek için, yasal boşlukların ortadan kaldırılmasına yönelik geçmiş dönemde yapılan hazırlıklara ilaveten, yeni dönemde bir hayli sorun bizi bekliyor.

Bakın, yeni raporlarla, Marmara ve dibinin kaynamakta olduğunu teknik veriler ve araştırmalar gösteriyor. Bu depremlere gitmeden önce "ne yaptınız, ne yaptınız" diyerek +birbirimize hesap sorarken, işte, önümüze çıkan 26 artı 3 maddelik, 29 maddelik Kat Mülkiyeti Kanunu. 634 Sayılı, 1966 yılında aslında yürürlüğe giren Kanun, 1961 ihtilalinden önce hazırlık safhalarıyla gündeme getirilmiş ama, ihtilal dolayısıyla gecikerek, 66'da o günün ihtiyaçlarına sadece tek parsel, tek mülk, tek bağımsız bölüm şeklindeki ihtiyaçlara imkân tanıyacak veyahut hizmet verecek sistemle donatılmıştı. Aradan geçen süreç içerisinde çok parseller içerisinde, hatta çok bağımsız bölümleri içeren büyük apartman ve binalarla ilgili çözüm getirecek 1983 yılında yeni bir düzenleme yapıldı. Özel hükümler maddesinin 3'üncü maddesinde bazı ilaveler yapıldı ama, bunun da yeterli olmadığını gördük.

En çok tartışılan konu nedir Kat Mülkiyeti Kanunu'nda? Vatandaş bilsin veya bilmesin, kafasına takılan husus şu: "Benim 20 bağımsız bölümlü 20 dairelik bir apartmanım var. Hepsini sattım." diyor. 19 kişi, 19 bağımsız bölüme sahip olan mülk sahipleri "evet" diyor bir değişime, bir dönüşüme, ama, 1 tanesi "hayır" diyorsa, asla o binaya dokunamazsınız. Deprem olsa dahi, mutlaka yıkılması gereken mevzuata aykırı bir bina olduğunu tespit etseniz dahi, oy birliği, oy çokluğu değil, oy birliğiyle alınması gereken karar ortada olmadıkça bu hüküm uygulanamıyor idi. İşte, Kat Mülkiyeti Kanunu'nda aslında en çok konuşulan ve dile getirilen husus bu.

İkincisi, vatandaş, aslında bugüne kadar kat mülkiyetine dönme zorunluluğu içinde olmadığı için, kat irtifakını kuruyor, binada oturuyor, ama iskan harcının fazlalığından mı, mevzuat boşluğundan mı, cezanın olmayışından mı, yöresel kültürümüzden mi… Büyük kentlere göçlerle, aslında yapıların büyük bir bölümünde mülkiyet konusu çözülmemiş ki. Biraz önce değerli arkadaşımın belirttiği gibi, Türkiye genelinde yapıların yüzde 60'ı kaçak, İstanbul'da yapıların yüzde 69'u kaçak, kaçak olmayanların da yüzde 20'si iskan alınmamış, yani, şu anda, İstanbul'da yüzde 88 civarlarında iskansız binalar var, oysa hepsi imarsız ve ruhsatsız değil. İmara ve ruhsata aykırı olmadığı halde iskânını almıyor, kat mülkiyetine dönmüyor. Tabii, bunları yeni dönemde, bunlarla…

ATİLLA KART (Konya) - Sorumlusu kim?

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Sorumlusu herkes. Bir tek kişi değil.

ATİLLA KART (Konya) - Sorumlusu kim?

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Bugüne kadar İstanbul'u, ülkeyi yönetenlerin hepsinin kendine göre sorumluluğu var.

ATİLLA KART (Konya) - On beş yıldır oradasınız.

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Ben şimdi, sorumlusu şudur budur demeyeceğim. Kimler yönetimde, neler yapıp yapmadığını tartışarak ben siyasi bir tartışma ortamına girmek istemiyorum. Herkesin ne yaptığını, ne kadar sorumlu olduğunu aslında bilecek kabiliyette olduğunu düşünüyorum. Onun için, şu sorumlu, bu sorumlu demiyorum.

Önce, tabii, Türkiye'nin genelindeki ihtiyaçların mahallinde karşılanamaması, Anadolu'da insanların mülkiyet hakkının yanı sıra konut ihtiyaçlarının karşılanamaması, eğitimdi, sağlıktı, sosyal, kültürel altyapı ihtiyaçlarının yoksulluğu büyük kentlere göçü hızlandırmıştır. Bu göçte vatandaş devletin önüne gitmiştir. Plansız bölgelerde, plansız yapılaşmalarla, kat üstüne katlar yapmış, gecekondular yapmış. Şimdi yeni dönemde dönüşüme ihtiyaç var.

Bu dönüşümün kapılarını kim açacak? İşte, 5366 sayılı sit alanları içerisindeki eskiyen kent dokularının yenilenmesi aslında hem depreme karşı bir hazırlık için bir önceliktir, çünkü, köhneleşmiş ve metruk hâle gelmiş binaların onarımı için. Bir de, kültür ve tabiat varlıkları koruma kurullarının katı tavır ve tutumları vardı. Onlarla ilgili hem koruma kurullarına yeni görevler hem de yerel yönetimlere yeni yetkiler verildi.

Şimdi, Kat Mülkiyeti Kanunu'yla özellikle çok katlı, çok parselli, çok geniş alanlı toplu konut dâhil, ferdi konutlar dâhil, iskâna açıldıktan, daha doğrusu yapı kullanım izni alındıktan bir yıl sonrasına -bu yeni binalar için- mutlaka kat mülkiyetine geçiş zorunluluğu getirilmiştir. Eğer, bu geçiş zorunluluğuna uymayacak olurlarsa, işte, her bağımsız bölüm için 1.000 YTL para cezası…

Burada, idari, sosyal, hukuki, teknik bazı düzenlemeler söz konusu. Dolayısıyla, bu düzenlemenin aslında yüzde 100 yeterli olduğuna ben de kani değilim, fakat, geçmiş dönemdeki çalışmaların ortaya koyduğu güzellikleri görüyorum ki, bütün siyasi parti gruplarının oy birliğiyle aldığı kararla bu bir an önce çıksın. Uygulamada ufak tefek eksiklikler olursa, yeni tekniklerle ve yeni gündeme girecek başka kanunlar vardır biraz önce bahsettiğim gibi Dönüşüm Kanunu ve İmar Kanunu. Bu İmar Kanunu, İmar Affı Kanunu değil aslında. İmarda ciddi sıkıntılar var. Bu dönüşümü nasıl sağlayacaksınız? Kadastro çalışmalarının yapılmadığı yerlerde bu tip uygulamalarla ilgili aksaklıklar söz konusu. Yani, aslında, tapulu ve mülkiyet konusu çözülmüş bir yerde, ama kadastro çalışmaları yapılamamış. Oradaki yapılarla ilgili bu uygulamayı yaparken iki türlü husus, biraz önce bahsedildi. Önce bağımsız bölümler ve bağımsız bölümlerle müşterek alanlar ve müşterek hizmet veren ve binanın

43

--------------------------------------------------------------------------------

ana donatımı dediğimiz temelini oluşturan, taşıyıcı hükmünde olan duvarlar değil, duvar bölmeleri değil, tavanlar değil; kirişler, kolonlar, beton perdeler, binanın kendi mülkünde olan kısmı dahi olsa müşterek mülk yerine sayılacak ve hiç kimse, beşte 4 çoğunluğunun mutlak imzalı beyanı olmadan orada bir boya, badana değişikliği dahi yapamayacak. Ama eğer zorunlu hâlden ötürü… Bina eskimiş, bina yıkılmaya maruz kalacak, teknik açıdan sıkıntılı bir pozisyonda ise, o zaman mahkemenin kararı değil, mahkeme tarafından tespit edildiği takdirde… Ben, ona itiraz etmiştim. Aslında, mahkeme kararına gerek olmamalı ki, karar değil, hukukçular bu konuda bize izahatta bulundular. Mahkeme tarafından tespit edildiği an hiçbir oy birliği veya mutabakat aranmadan, kat maliklerine sorulmadan resen bu bina ile ilgili uygulanması gereken müeyyide uygulanacak. Bu, önemli bir değişiklik.

Sonra, bina ile ilgili herhangi bir mülk sahibi veyahut bağımsız bölüm sahibinin yapmak istediği bir değişikliği beşte 4 çoğunlukla, imza verildiği takdirde, yapabilecek. Yönetim değişikliği ve kattaki planlama değişikliğinde de yine beşte 4, yani yüzde 100 değil, beşte 4 çoğunlukla ki, bu beşte 3 olsa -benim kanaatim bu, Grubun kanaati olarak söylemiyorum- yani nitelikli çoğunlukla birçok karar değiştirilebilmeli. Bakın, bugün bile aldığım bir faksta aynen şunu söylüyor: "Mülkiyet hakkı elbette esastır. Hukuk sistemimizde vatandaşın mülkiyet hakkına saygı duymak hepimizin görevi." Doğru. Mülkiyet hakkı esastır, ama acaba, mülkiyet hakkı mı önceliklidir, yoksa yaşama hakkı mı önceliklidir diyenler var. Niçin? "Sekiz yıldır ben apartmanımı dönüşüme tabi tutacağım, kat karşılığı ihale edeceğim veyahut yıkarak yeniden bu inşaatı faaliyete geçireceğim, ama maalesef, yürürlükte bulunan Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, oy birliği sağlayamıyorum. Ne zaman deprem olup başıma yıkılacağı hususunda endişe içerisindeyim ve bu sorunun çözülmesini bekleyen binlerce vatandaşımız var" diyor. O hâlde, bu yasayla, öyle inanıyorum ki, bundan sonra alınacak kararla bu dönüşüm hızlanacaktır. Bu dönüşüm hızlanacaktır ama yeterli değildir. Geçmiş dönemlerde kat irtifakını kurup kullanım iznine tabi olanlarla ilgili geçiş sürecinde iki yıl içerisinde kat mülkiyetine dönüşüm zorunluluğu getirilmiş oluyor.

Ben, aslında, sözü çok fazla uzatmak istemiyorum. Çünkü, bu konuda bir mutabakat var. Sözü uzatarak da Meclisi meşgul etmek istemediğimiz için madem mutabakat var… Mutabakatın dışında da gruplar arası anlaşılarak birkaç önergeyle de aslında değişiklikler yapılacaktır. Maddelere geçildiği zaman veyahut maddelere geçilmeye şu anda gerek yok… Kanunun metninde çok açık ve net hükümler var.

Ben, kanunun hayırlı olması dileğiyle, emeği ve katkısı olanlara teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyor, hayırlı, uğurlu olsun diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bayraktar.

Yasa'nın tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Batman Milletvekili Sayın Mehmet Emin Ekmen. (AK Parti sarılarından alkışlar)

Buyurunuz efendim.

Süreniz on dakikadır.

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

1965 yılında çıkartılmış 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda birtakım temel esaslı değişiklikleri öngören tasarıyı tartışmak üzere toplanmış bulunuyoruz. 1965 yılının şartlarına göre çıkartılmış olan Yasa, 1983 yılında kapsamlı bir değişiklik geçirmiş, bunun dışında 2005 ve 2007 yılında da birtakım, birkaç maddelik eklentilerle günümüzdeki hâline ulaşmıştır. Ancak, gerek Türkiye'nin konut alanında hızlı ilerlemelere sahne olması gerekse de 1999 depreminden sonra birtakım konutlarda yapılması gereken değişikliklerin yasal düzenlemelere takılmış olması nedeniyle söz konusu incelememize konu yasa tasarısı, Meclise, oradan ilgili komisyonlara gelmiş ve bugün de Genel Kurula inmiştir.

Komisyon raporları ve tutanakları incelendiği zaman görülecektir ki gerek muhalefet gerek İktidar Partisine mensup milletvekilleri, Yargıtay, Türkiye Barolar Birliği ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü temsilcileri çok ince ve ayrıntılı bir tartışma ile yürürlükteki yasanın uygulamadan kaynaklanan problemlerini tespit etmek ve daha az sorunla karşılaşılabilecek daha iyi bir yasa ortaya çıkarmak üzere ortak bir çalışma yürütmüşler ve gerek 22'nci Dönemde tamamlanan komisyon çalışmaları gerekse de 23'üncü Dönemde 77'nci madde uyarınca Meclise sevk edilen tasarı üzerinde oy birliğiyle bir ittifak hâlinde günümüze getirmişlerdir.

Bugün saat 24.00'a kadar çalışılacak. Yasanın -belki bugüne yetişmez ama- hızlı bir şekilde ilerlemesine de katkı sunmak amacıyla zamanımın tamamını kullanmadan -ileride maddeler üzerinde de mutlaka söz alacağız- sadece bir iki hususa dikkat çekip sözlerimi toparlamak istiyorum.

Kuşkusuz ki bu Yasa'nın getirdiği temel değişikliklerden biri, kat mülkiyetinin tesisi esnasında mevcut yürürlükteki yasada bulunan fotoğraf çekilmesi ve listelerin ayrıntılı bir şekilde noterde onaylatılması gibi bürokratik zorunluluklar yerine, daha kolay bir yöntem getirilmiş ve böylece Türkiye'de e-devlet uygulamalarıyla birlikte UYAP gibi, TAKBİS gibi temel uygulamaların da bir kapsamda birbiriyle çelişmeden bir arada bulunması sağlanılmaya çalışılmıştır.


44

--------------------------------------------------------------------------------

Bununla birlikte, doğal afetlere karşı yapılabilecek güçlendirmelerde, kat maliklerinden birinin -Sayın Milletvekilimizin de ayrıntılı olarak izah ettiği üzere- bir süreci tıkamaması ve eğer bir değişiklik yapılması gerekiyor ise, kat maliklerinin tamamının da ittifakı sağlanmaması durumunda belirli bir çoğunlukla, ama o katın, daha doğrusu o kat mülkiyetine konu yapının tamamını ilgilendiren konularda esaslı tadilatlar yapılmasına ilişkin imkân getirilmiştir.

Yine, getirilen kolaylıklardan birisi de, daha önce mevcut yürürlükteki yasaya göre açılması gereken davalarda tüm kat maliklerine karşı davanın açılması, kimi zaman özellikle çok sayıda maliklerin bulunduğu kat mülkiyetleri durumlarında hem husumet açısından bir problem hem de tebligatların yapılması ve davada taraf ehliyetinin tamamlanması açısından da ciddi problemler olduğu görülmesi nedeniyle, mevcut değişiklikte de, sadece yöneticiye karşı dava açılarak hukuksal sürecin yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

Şimdilik sadece bu konulara değinmeyi yeterli buluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz sayın hatip.

Şimdi, şahsı adına söz isteyen, Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu; buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SAFİYE SEYMENOGLU (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısında şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Mevcut yapıların envanteri, incelenmesi ve iyileştirilmesi ihtiyacı, ülkemizin diğer alanlarında olduğu gibi, son devirlerde yaşadığı kötü yapılaşma sürecinin, insanın can güvenliğini, sosyal ve ekonomik hayatını ciddi ölçülerde tehdit eder hale gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır. İyileştirme ve güçlendirmelerin, sadece kat malikinin sahip olduğu bağımsız bölümde veya ortak yerde değil, bütün bağımsız bölüm ve ortak yerlerle birlikte temelden çatıya kadar yatay ve düşey yönde yapının tümünde sistem davranışının bütüncül olarak ele alınarak değerlendirilmek suretiyle yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; apartman yönetimi, kat maliklerinin mülkiyet durumu, toplu yapılara ilişkin özel hükümleri düzenleyen Kat Mülkiyeti Kanunu bu değişikliklerle yeni Türk Ceza Yasasına ve uygulamada ortaya çıkan sorunlara daha sağlıklı cevap verecek düzeye getirilmiştir.

Tasarıda bina güçlendirilmelerine ilişkin şartları kolaylaştırmak, imar mevzuatıyla uyumlaştırmak amacıyla istenilen hususlara diğer hususlarla birlikte yer verilmiştir. Bu hususlardan bazılarını aşağıda belirtmek isterim:

Tasarının 1'inci maddesiyle binanın taşıyıcı sistemine ilişkin mevcut tanımlarda değişiklik yapılarak ortak alanların dışında kalan bağımsız bölümler dahil tüm binada perde, kolon ve kirişlerin taşıyıcı sistem tanımı kapsamına alınması sağlanmıştır.

Tasarının 2'nci maddesiyle bina güçlendirilmelerinde kat maliklerinin tümünün rızası aranması şartı kaldırılmıştır.

Yine tasarının 4'üncü maddesiyle yapı kullanma izin belgesinin alınmasına müteakip bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Tasarının 8'inci maddesiyle teknik heyetlerin bağımsız bölümlerde inceleme yapabilmelerine ilgili mahkemeden müsaade alınmak suretiyle imkân sağlanmıştır.

Yine ayrıca kat irtifakı ve kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin arsa paylarının tespiti mülkiyet sahiplerinin kişisel beyanlarına bağlı olarak değil, proje müellifince projesinde belirtilen arsa paylarına dayandırılarak yapılması "Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Tapu Sicili Tüzüğüne göre tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne tescil olunur. Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, tescille ilgili genel hükümler, kat mülkiyeti kütüğüne yapılacak tescillerde de uygulanır." hükmü getirilerek her bağımsız bölümün ayrı bir sayfada tesciliyle ayrı bir veri dosyasında saklanması gerek uygulama ve gerekse vatandaşa kolaylık sağlanması açısından tapu tescil işlemleri için istenilen belgeler yeniden düzenlenmesi yönünde iyileştirmeler yapılmıştır.

Kat Mülkiyeti Kanunu'nda, teknik inceleme, ortak yerlerin tanımı, güçlendirmeyle ilgili yapılacak harcamaların karşılanması ve en önemlisi de ortak yerlerin güçlendirilmesinde kat maliklerinin rızasının aranmaması hususlarında mevcut maddelerde gerekli iyileştirmeler yapılmıştır.

Yapılan bu düzenlemelerdeki temel amaç, kat mülkiyeti açısından yapılan bina güçlendirmeleri yönündeki mülkiyetle ilgili engellerin kaldırılmasıdır.

Kanun Tasarısı'nın hayırlı olmasını diliyor, iyi akşamlar diliyorum.

Sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Seymenoğlu.

Şimdi, yirmi dakika süreyle, soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

İlk soru Kamer Genç'in.

Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, evvela, ben, komisyonun bu olaydaki tutumunu gerçekten çok yerinde bulmadım. Madem komisyon bu konuda gerekli araştırmayı yapmayacaktıysa, o zaman hiçbir görev yapmasaydı, eski komisyonu buraya getirseydi, biz onu dinleseydik. Çünkü burada ciddi, toplumun yüzde 100'ünü

45

--------------------------------------------------------------------------------

ilgilendiren bir kanun tasarısını inceliyoruz, Kat Mülkiyeti Kanunu'nu. Tabii bu İç Tüzük değişikliği de çok saçma sapan bir İç Tüzük değişikliği. Yani yeni bir Meclis gelmiş, yeni bir görev yapacak, ben diyor görevimi yapmayacağım, eskiden burada görev yapan komisyonun raporunu benimseyeceğim. Bu, bir defa, etik ve nazik bir davranış değildir. Bu bir.

İkincisi: Bu Kat Mülkiyeti Kanunu, tabii toplumda yaşayan herkesi ilgilendiren bir konu. Bunun enine boyuna tartışılması gerekir. Bugün işte komşular arasında çıkan en büyük sıkıntılar, kavgalar bundan dolayı gelmektedir. Sonra son zamanlarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Süreniz bitti Sayın Genç.

Sayın Doğru, buyurunuz.

REŞAT DOGRU (Tokat) - Türkiye ağır deprem kuşağı altında bulunmaktadır. Bu depremlerden dolayı da birçok can maalesef kaybedilmiş durumdadır. Deprem dolayısıyla acaba kaç tane müteahhit sorumlu tutulmuş ve bu hususta cezalandırılmıştır? Bunu öğrenmek istiyorum Sayın Bakandan.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

Sayın Uzunırmak, buyurunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, Sayın Bakana sormak istediğim şu: Bugüne kadar Türkiye'de ne kadar yabancı, kat mülkiyetine tabi mülk edinmiştir? Bunlardan acaba kaç tanesinin kat mülkiyeti tescillenmiştir ve tescillenmeyen ne kadar vardır? Bu konuda ne düşünüyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Uzunırmak.

Süremiz daha devam etmektedir.

Sayın Genç, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, tabii, biliyorsunuz, Türkiye'de, uzun zamandan beri, özellikle AKP iktidara geldikten sonra birçok yeşil alan imara açıldı. Şimdi, özellikle AKP iktidara geldikten sonra İstanbul ve Ankara'da kaç metrekarelik yeşil alan imara açılmıştır? Bunu Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum.

Bir de, burada yeni bir sistem getirilmiş, yani, kullanma izni alma esası getirilmiş. Biliyorsunuz, bugün Türkiye'de yapılan birçok yapıların yapı izni yok. Bu yapı izninin de kat ittifakına geçtikten sonra alınması gerekiyor. Şimdi, Türkiye'de, bu kadar, kullanma izni olmayan… Yani, bir miktarını öğrenmek istiyorum. Şimdi, Türkiye'de, özellikle büyük şehirlerde belediye hudutları içinde bulunan, yapılan, iskân edilen binaların kaçında iskân raporu alınmamıştır? Benim tahminime göre, aşağı yukarı büyük şehirlerde, İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde bunların, yüzde 60, yüzde 70 seviyesindeki binalarda iskân raporu yok. Bir de, bu iskân raporu olmadığına göre, bu, kanun yürürlüğe girdiğinde, hemen, neye istinaden bunlara… Yani, böyle bir gücü var mı belediyelerin?

Bir de, bu idari para cezaları var işte, diyor ki: İskânı hazır hâle getirilen bir bina, eğer maliklerden birisi zamanında iskân raporunu almazsa, belediye hudutları ve içindeyse bin YTL -YTL'de dememiş orada bin Türk Lirası demiş- eğer belediye hudutları dışında ise mülki amir… ceza kesecek, diyor. Bu cezaları kim alacak? Eğer, mesela, bir binanın iskân raporunu birisi geciktirerek alıyorsa bence buradan alınan bu para cezalarının o apartmanın müşterek giderlerine hazırlanması lazım. Bunun Maliye veyahut da herhangi bir yere verilmemesi lazım. Bu konuda Komisyon veya Hükûmet bir açıklama yaparsa memnun olurum efendim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın Öğüt, buyurunuz.

ENSAR ÖGÜT (Ardahan) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana iki sorum var: Sayın Bakanım, Marmara depreminde Marmara Denizi içinden geçen fay hattı korkunç derecede bir hasar yarattı. Bilim adamlarının açıklamalarına göre, hâlen bu fay hattı fokur fokur kaynıyor, onların tabiriyle konuşuyorum. Bilim adamlarının araştırmasıyla ilgili herhangi bir ödenek ayırıyor musunuz? Bu bir.

İkincisi, Marmara Bölgesi civarındaki binalarda yenilenme yapması için "kentsel dönüşüm" adı altında herhangi bir çalışma yapacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Başka soru sormak isteyen var mı? Yok.

Sayın Bakan, buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

İç Tüzük'ün 77'nci maddesi gereğince, daha önceki dönemde komisyondan geçmiş ve yenilenmiş olan kanun tasarı ve tekliflerinin, Komisyonca, geneli üstündeki görüşmelerden sonra, maddelerine geçmeden kabul edilerek Genel Kurula indirilmesiyle ilgili konuda Komisyon Başkanımız Sayın İyimaya bir açıklama yapacaklar. Ancak, şunu ifade edeyim ki, bu konudaki düzenleme

46

--------------------------------------------------------------------------------

Komisyona bir inisiyatif vermektedir. Yani, Komisyon isterse böyle bir karar alabilecektir. İsterse Komisyon, tüm maddeleri yeniden görüşerek, kanun tasarısı konusunda bildiğimiz çalışmayı da yapabilir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Komisyon tembellik yapmazsa…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Adalet Komisyonunda, Kat Mülkiyeti Kanunu'yla ilgili geneli üstündeki görüşmelerden sonra, Komisyonun tüm üyeleri, ittifakla, maddelerine geçilmesine gerek görmemişler ve Genel Kurula indirilmesini düşünmüşler. Bu da Komisyonun takdiridir. Bunda eleştirilecek bir şey olmadığı kanaatindeyim. Ama bunun arka planıyla ilgili bir değerlendirmeyi, Sayın İyimaya, sanıyorum, yapacaklar.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, o zaman, Genel Kurulda da incelenmeden kabul edilsin.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Bizim, tabii, böyle bir tartışma usulümüz yok İç Tüzük'te. Sayın Başkan hangi milletvekili arkadaşımıza, eğer burada Hükûmet temsil ediliyorsa, Hükûmetten hangi bakana söz hakkı tanırsa o konuşur, diğer milletvekili arkadaşlarımız onu saygıyla ve sabırla dinlerler. Usulümüz budur.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Benim senden öğrenecek hiçbir şeyim yok!

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Bu konuyu, oturduğu yerden söz atan arkadaşımız hepimizden çok daha iyi bilir. Çünkü, yıllarca bu kürsüde Meclisi yönetmiş bir arkadaşımızdır, kendisinin bu davranışlarından hepimizin olumlu sonuçlar çıkarması gereken bir arkadaşımızdır.

Şimdi "Yeşil alanların Ankara'da ve İstanbul'da ne kadarı imara açıldı?" diye bir soru yöneltildi. Tabii, bu oran benim yanımda yok. Bununla ilgili, ilgili belediyelerden bir cevap alarak, belki yazılı olarak cevaplandırabiliriz. Ancak hemen şunu söyleyeyim: Hem Ankara'da hem İstanbul'da kişi başına düşen yeşil alan sayısı geçmişle kıyasladığımızda birkaç misli artmıştır. Bunu İstanbul'da yaşayanlar, Ankara'da yaşayanlar çok yakinen görürler ve bilirler. Alınan para cezaları idari para cezalarıdır. Kuşkusuz ki bunlar maliye veznesine yatacak olan para cezalarıdır.

Sayın Doğru "Kaç tane müteahhit sorumlu tutuldu?" diye bir soru yönelttiler. Sanıyorum, deprem nedeniyle hasar gören binaların usule uygun, kurallara uygun yapılmaması nedeniyle, zarar görmüş olması, yıkılmış olması, hasar görmüş olması nedeniyle… Tabii, bu konuyla ilgili elimde bir envanter yok, bir istatistik bilgi yok.

Sayın Doğru, bu sorunun da cevabını s
Linkback: 5711 SAYILI KANUNUN MECLİS GENEL KURULU GÖRÜŞMELERİ 14 . 11. 2007 Mesajı Paylaş


Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap
  • Gösterim 13,594 
  • Kat Mülkiyetini İlgilendiren Kanunlar
  • 7 Yanıt




Sayın Doğru "Kaç tane müteahhit sorumlu tutuldu?" diye bir soru yönelttiler. Sanıyorum, deprem nedeniyle hasar gören binaların usule uygun, kurallara uygun yapılmaması nedeniyle, zarar görmüş olması, yıkılmış olması, hasar görmüş olması nedeniyle… Tabii, bu konuyla ilgili elimde bir envanter yok, bir istatistik bilgi yok.

Sayın Doğru, bu sorunun da cevabını size yazılı olarak takdim etmeye gayret edeceğim.

Sayın Uzunırmak "Ne kadar yabancı kat mülkiyetine dayalı olarak taşınmaz edindi?" Böyle bir soru yönelttiler yanlış tespit etmedimse. Tabii bununla ilgili de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden en son bilgileri alarak size de yazılı cevap vereceğim.

Sayın Öğüt'ün bir sorusu oldu. Evet Marmara depreminde de Marmara Denizi'nden geçen bir fay hattının kırılması sonucu böyle bir felaketi yaşamıştık. Şimdi, uzmanlar diyorlar ki: Marmara Denizi altından geçen fay hattı şu anda da hareketlidir, fokur fokur kaynamaktadır. Bununla ilgili bir ödenek ayrılıyor mu? Bu konudaki çalışmaları Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi Üniversitesiyle birlikte yapar ve genel bütçeden de hem Boğaziçi Üniversitesine hem de Kandilli Rasathanesine bu araştırmaları yapmak üzere ödenek ayrılır. Ancak hemen şunu söyleyeyim: Birtakım özel firmaları olan kişiler, zaman zaman bunu gündeme getirerek, kendilerine para verilmediğini, o nedenle bu araştırmaları ya yapamadıklarını veyahut da işte, devletten yardım almaksızın yaptıklarını ifade ediyorlar ki, bu beyanda bulunan kişiler bu konuda görevli kişiler değildir. Bunlar profesyonelce büroları olan kişilerdir. Hatta bunlardan bir tanesi daha önceki Bakanlığım döneminde bana da gelmiş, bir proje takdim etmiş, ben de kendisini TÜBİTAK'a göndererek, bu projesinin, eğer uygun görülmesi hâlinde oradan destek alabileceğini ifade etmiştim. Bu konuyla ilgili çalışmaları kurumsal olarak yapan kuruluş Kandilli Rasathanesidir ve Boğaziçi Üniversitesidir ve ona da talep ettiği ödenek genel bütçeden verilmektedir.

Bundan sonraki cevap hakkımı, Komisyon Başkanımız Sayın İyimaya'ya devrediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Komisyon Başkanı olarak Sayın İyimaya, buyurunuz.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkanım, değerli arkadaşlar; Adalet Komisyonu, diğer komisyonların olduğu gibi İç Tüzük'ümüze bağlı olarak faaliyetlerini ve çalışmalarını sürdürmektedir. Bundan önceki dönemde Parlamentomuz, daha önceki yasama dönemlerinde komisyonların çalışmasını değerlendirmiş ve komisyon çoğunluğuna veya komisyonda karar nisabına ulaşan çoğunluğa, önceki çalışmaları aynen benimseyebilme fırsatını vermiştir.

Bu hem yasama ekonomisi bakımından hem de Parlamentoya ait bir alt kurum veya birimin çalışmalarının, mesailerinin değerlendirilmesi bakımından doğrudur ve gelişen parlamentolarda rasyonelleştirilmiş parlamentarizm ilkesi gereği özel yasama yöntemlerinin tipik örneğidir.

Gerçekten, sonraki yasama döneminde çoğunluklar değişebilir. Ancak, önceki çoğunluklar da millî iradeyi yansıtıyordur. İşlem temeli çökmedikçe, yani, o komisyonun görüştüğü taslağın, tasarının,

47

--------------------------------------------------------------------------------

raporunun dayalı bulduğu düzenleme alanında önemli bir toplumsal konsept değişmedikçe yahut o alanda sonraki dönemlerde, o rapor ele alındıktan sonraki dönemlerde ciddi düzenlemeler olmadıkça önceki raporların benimsenmesi mümkündür ve komisyon çoğunluğumuz, aynen bizim gibi milletvekili olan, aynen bizim gibi belli partilerden oluşan komisyonların çalışmasına "yasama ekonomisi ve mesainin değerlendirilmesi" ilkesi içerisinde hareket etmiş ve İç Tüzük'e göre davranmıştır. Adalet Komisyonu diğer komisyonlar gibi çalışan, doğru değerlendirme yapan bir Komisyondur. Bu Tüzük'te de zaten, bu benimseme kararında dahi, genel görüşme üzerinde, genel müzakere sırasında ayrıntılı öneriler komisyonda dile getirilebiliyor, rapora geçiyor ve nihayet önergeleştirme yoluyla Genel Kurulda düzeltmeler yapılabiliyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın İyimaya.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkanım, Komisyon Başkanının bu beyanatı karşısında söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1'inci maddeyi okutuyorum:


KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEGİŞİKLİK

YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI

MADDE 1- 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklükle-rine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur. Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir. Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez. 44 üncü madde hükmü saklıdır.

Kat irtifakı arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra arsanın malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerin veya bunlardan birinin tapu idaresine yapacağı istem üzerine, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca, kat mülkiye-tine çevrilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, şehirlerdeki nüfusun büyük artışlar kaydetmesi, buna paralel olarak arsa fiyatlarının da artması özellikle de şehirlerde küçük, müstakil ev yapımına imkân vermemesi nedeniyle, ülkemizde kat mülkiyetinin düzenlenmesi, bir yapının ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli hâle getirilmesi için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu 2 Ocak 1966 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, yaklaşık kırk bir yıldır bu Kanun yürürlüktedir ve Kat Mülkiyeti Kanunu kırk bir yıldır değiştirilmeyi beklemiştir.

Değerli arkadaşlarım, kırsaldan şehirlere göçün hızlı artış göstermesi gecekondu şeklinde yapılanmayı ve çarpık kentleşmeyi de paralelinde getirmiştir. Son zamanlarda toplu yapı uygulamasının artması Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, görüşmekte olduğumuz kanuna karşı değiliz, tam tersi, kanunu destekliyoruz. Ancak, bunlar yapılırken, sağlıklı, yarınlara yönelik, daha düzgün bir kanun çıkartılabilmesi için görüşlerimizi bildirmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, özellikle son zamanlarda ortaya atılan kentsel dönüşüm projelerinin, maalesef, ranta dönüşüm projesi olarak hayata geçtiğini görüyoruz. Bunların yakın zamanda canlı örneğini de TOKİ'nin, yani Toplu Konut İdaresinin uygulamalarında görüyoruz.

TOKİ'nin proje uygulamalarına baktığımızda uygulanan projelerin altyapısının olmadığı, uygulama yapılan yerleşim birimlerinde belediyelerin yok sayıldığı, belediyelerin dışlandığı ortadadır. Yani, Toplu Konut İdaresi hem arsa sahibi hem müteahhit hem mimar hem mühendis hem de iskân ruhsatı alınmadan, çevre düzenlemesi yapılmadan ürettiği konutları vatandaşın hizmetine sunan bir birim hâline gelmiştir. Yani, bizler, devlet olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak vatandaşa çıkarmış olduğumuz kanunların uygulanmasını isterken, bir taraftan da, hiçbir bağımlılığı olmayan, özerk bir kuruluş olan Toplu Konut İdaresinin, sadece Başbakana bağlı olan ve Başbakanın iki dudağının arasında proje yapan bir birimin kontrol edilmediğini, onun yaptığı projeleri, maalesef, hiçbir birimin denetlemediğini biliyoruz. Yani, Toplu Konut İdaresi Türkiye'de hem mimar hem

48

--------------------------------------------------------------------------------

mühendis hem fennî sorumlu hem de belediye durumundadır. Dolayısıyla, öncelikle, bu Kanun çıktığında Toplu Konuta da birtakım yaptırımların getirilmesinde fayda var idi.

Değerli arkadaşlarım, bir vatandaşımız imar dışı veya proje dışı bir iskân yaptığında elektriği, suyu bağlanmıyor. Özellikle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde belediye başkanlığından gelen çok değerli arkadaşlarım var. Bu arkadaşlarım bu konuyu en az benim kadar net bir şekilde biliyorlar. Oysa, bir vatandaşımız -kendi başını sokacak kadar diyeyim- bir mesken yaptığında, bu projeleri, bu kanunun verdiği yetkileri onun üzerinde kullanılmasını istediğimiz halde, maalesef Toplu Konut İdaresi için bunların hiçbir tanesi aranmamaktadır.

Bakınız Toplu Konut İdaresine, yine geçtiğimiz Parlamento döneminde bir yasa çıkarttık. Bu yasayla birlikte konutlar hak sahiplerine teslim edildikten sonra bir ara, yani Toplu Konutun ilgililerinin bir ara aklına geldiğinde evrakları ilgili belediyeye teslim edecek. Yani, süre yok, zaman aşımı yok, Toplu Konut İdaresi hak sahiplerine mülkiyetlerini teslim edecek, iskânla ilgili, çevre düzenlemesiyle ilgili projeleri, ilgili belediyeye, canı isterse, zaman mefhumu olmadan bu belgeleri teslim edecek.

Değerli arkadaşlarım, bizler Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz. Elbette ülke yönetiminin iyi olmasını hepimiz istiyoruz, ama bir taraftan binlerce, milyonlarca insanı mağdur ederken de, bir tarafta hiç hesap sorulamayan, bütçesi hiç incelenemeyen bir kuruluşa böyle yetkilerin verilmesi de son derece yanlıştır diye düşünüyorum.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kanuna destek veriyoruz, buna asla karşı değiliz, ancak bu kanunun yaptırımı, yani uygulamaya geçtiğinde de birtakım eksikliklerin de olduğunu söylememiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, tasarı ne getiriyor diye şöyle kısaca baktığımızda, özellikle konutlara göre kat mülkiyetini yeniden düzenleyen bu tasarıyı,kat sahiplerine muhtemel afet ve depreme karşı yapılarının onarımına katılma zorunluluğu getiriyor. Gerçekten, bu çok yerinde bir uygulama. Bunun geçtiğimiz yıllarda deprem yaşanan illerde ne tür sıkıntılar yaşattığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Yine yasa tasarısına göre, kat mülkiyeti ve kat irtifakına konu olan bağımsız bölümlerin arsa paylarının tespiti, mülkiyet sahiplerinin kişisel beyanlarına bağlı olarak değil, proje müellifi uzmanlaşmış mimar veya mühendislerin teknik bilgilerine göre belirlenecek. Gerçekten, bu da çok güzel bir uygulama.

Kat mülkiyetine tabi olan binalardaki taşıyıcı sistemi oluşturan, yani, kiriş, kolon ve perde duvarlar gibi sistemin parçaları, yani, ana gayrimenkulün ortak yerlerinden sayılacak ve ana yapının tamamını etkileyen sonuçlar doğurabilecek yerlerde kat maliklerinin bağımsız hareket etmeleri önlenecek. Gerçekten, bu da çok yerinde bir uygulama olacak. Değerli arkadaşlarım, böylece herkes kendi istediği gibi, kendi katında, kendi dairesinde kendine göre tadilat yapamayacak. Dolayısıyla, binaların statiği değişmeyecek ve olası bir -Allah göstermesin- depremde de bu zararı en az bir şekilde atlatmış olacağız.

Değerli arkadaşlarım, yine, bildiğiniz gibi, bu kanunda ortak ana taşınmazlardaki onarımlar söz konusu. Tasarıya göre, yine, ana taşınmazın ortak yerlerinde yapılacak onarım, bütün kat maliklerinin rızasıyla yapılabilecek. Elbette, özel durumlarda ise, mahkeme tespiti bu konunun haricinde olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, yine, güzel bir düzenleme: Kamuya ayrılan yerlerin işletilmesi. Toplu yapı açısından "ortak yerler" kavramı açıklığa kavuşturulmuş ve özellikle park yeri ve okul gibi toplu yapı kapsamındaki bağımsız bölümlerin, ortak kullanma ve faydalanmaya tahsis edilmiş bulunan parsellerin mülkiyeti bu kanunla düzenleniyor. Gerçekten, bu da yerinde bir düzenleme.

Evet, değerli arkadaşlarım, bu kanuna ilave etmemiz gereken birkaç madde daha vardı ama, zannediyorum parti gruplarımız anlaşmış, bir önergeyle de bunu az sonra gündeme getireceğiz.

Benim bu konuda ilave etmek istediğim bir madde daha var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tüzün, lütfen sözünü tamamlayınız.

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Özellikle, Sağlık Bakanlığınca izin verilen ve denetimden yoksun olan radyoloji merkezleri var. Bu merkezlerin bazı binalarda zemin katta, bazı diğer katlarında bu konuda büyük bir sıkıntı söz konusudur. Bu radyoloji merkezleri binalar için büyük sıkıntı yaratmakta ve beraberinde konut sakinleri açısından da büyük sıkıntılar getirmektedir.

Son olarak söyleyeceğim. Özellikle yüksek binaların üzerinde kurulan ve çevre için tehlike arz eden baz istasyonları, kurdukları yüksek antenlerin sarsıntısı ve çevreye verdiği büyük sağlık sıkıntısı da söz konusudur. Bu, binaların statiklerini de bozmaktadır. Buna da bir düzenleme, bir kanun çıkartılması gerekmektedir diye düşünüyorum.

Bu kanunun başta kat mülkiyeti konusunda mağdur olan vatandaşlarımıza ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Tüzün.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural.


49

--------------------------------------------------------------------------------

Buyurunuz Sayın Vural.

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Efendim, aslında konuşacaklarım sadece bu maddeyle ilgili değil. Aslında biraz önce özellikle 77'nci maddeyle ilgili yapılan eleştiriler karşısında, gerek Sayın Bakanın gerek Sayın Komisyon Başkanının ifadeleri karşısında, elbette, daha önceki Parlamentoda bulunmamış Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyonlarda kendi iradelerimizi, isteklerimizi, arzularımızı madde müzakereleri esnasında dile getirememiş olmanın sıkıntıları vardır. Dolayısıyla, bugün, 22 Temmuzda yepyeni bir Parlamento yapılmıştır. Bu parlamento yapıldıktan sonra, daha önceki yapılan tartışmaları, çalışmaları dikkate alıp almaması önemli değildir, ama parlamenter sistem içerisinde, bir milletvekilinin bir komisyonda bir maddeyle ilgili müzakereye katılmaması parlamenter sistemi yok etmek demektir. Bu yasama ekonomisiyle mümkün olabilir mi? Akıl ve mantık olabilir mi? 25 kişilik komisyonda tartışılmayan, önerge verilmeyen hususları, 548 milletvekilinin olduğu bu Parlamentonun içerisine getirmek, bu, yasama ekonomisi değil, savurganlığı olur. Zaten, komisyonların çalışma esası da budur, daha rafine bir şekilde çalışma yapsınlar ki buraya gelsinler, ama komisyonda yapılmayan işleri, biz burada… Bu kanun tasarısı üzerinde bile bir sürü önerge var. Ama, size soruyorum: Bir milletvekili, bir maddenin müzakeresi sırasında bile sözlerini söyleyemiyorsa, görüşlerini ifade edemiyorsa bu nasıl egemenlik kullanılması? Bu, tamamıyla egemenliğin kısıtlanmasıdır. Böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün olabilir mi? Maddelere muhalif yapılabilir. Değerli arkadaşlarım, bir maddeye muhalif olabilmek için müzakere etmek lazım, toptancı bir anlayışla… Belki, kendisi görüşünü ifade edecektir,bir başka milletvekili diyecektir bunda sakınca yoktur efendim, çekecektir. Yani, müzakerenin olmadığı, önerge hakkının bile olmadığı bir ortamda, 25 kişiyi çalıştırmamak, sonra Meclisi getirip burada çalıştırmak, doğrusu, yasama ekonomisiyle bağdaştırılması doğru değildir. Daha önce yapanların yaptıkları katkılara önemlidir, doğru; ama değerli arkadaşlarım, bu Parlamento bulunan ve komisyonlarda milletvekili olanların katkıları önemsiz mi? Yani, geçmişteki katkılar önemli de, peki bu milletvekillerinin yapacağı katkılar çok mu önemsiz? Bunları önemsiz göstermek, doğrusu, yani, seçilen milletvekillerimiz için haksızlık. Değişiklik olabilir, şunlar olabilir… Efendim, komisyonlardan gelmiş, görüşmeye gerek yok. Bu Parlamento, daha önceki Parlamentolarda kabul edilmiş yasaları değiştirmiyor mu? Efendim, ne lüzum var? Daha önceki Parlamento kabul etmiş, gereksiz, israf yapmayalım, onlar da milletvekiliydi.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Onayla, geçsin.

OKTAY VURAL (Devamla) - Egemenliği kullanan bu irade, egemenliğini hür bir şekilde kullanabilmelidir, kısıtlama olmamalıdır. Biraz daha fazla çalışırız, sabaha kadar çalışırız, ama, doğrusu demokrasiyi işletmemiz lazım. Müzakere edilmesi gerekiyor. Milletvekillerimizin tasarının tümüyle ilgili bir görüşmede elbette oy birliğini sağlaması demek, maddeler üzerinde mutabakat olması demek değildir ki. Bir tasarının tümüne olumlu bakmak ayrıdır, bir maddeye farklı bir görüş ifade etmek ya da katkı sağlamak farklıdır. O bakımdan, bu 77'nci madde, özellikle, milletvekillerimizin önerge vermesini, müzakere yapmasını kısıtlayan, egemenlik hakkını kısıtlayan bir maddedir. Bunun kabul edilmesi, parlamenter demokrasi bakımından kabul edilmesi mümkün değildir; Parlamentomuzu gereksiz yere, boş yere daha fazla çalıştırmak demektir, israf demektir, savurganlık demektir. 25 kişi bir araya gelsin, çözsünler bu kanun tasarılarını, önergelerin hepsini çözsünler. O bakımdan, bu gibi iddialarla, eski komisyonlarda benimsenmiş, daha kabul edilmiş raporların aynen benimsenme usulünü, biz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, parlamenter demokrasi açısından milletvekillerimizin hakkını kısıtlamak olarak görüyoruz. O bakımdan, bizim Parlamentomuzda, komisyonlarda görüşülmeyen hiçbir kanun tasarısının bu Genel Kurulda görüşülmesi mümkün değildir, hepsi komisyondan geçmelidir. O zaman, esas olan komisyon ise, komisyonu iyi çalıştırmak gerekmektedir. Bence, diğer Grup Başkan Vekili, değerli çoğunluk partisine sahip Grup Başkan Vekili arkadaşlarımızla görüşeceğiz. Bu konuda, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bu maddenin egemenlik hakkını kısıtlayıcı unsurlardan ayıklanarak, daha rasyonel bir yaklaşımla gündeme getirilmesini istiyoruz. Elbette, tecrübelerden faydalanalım, ama, bu tecrübelerden faydalanırken, egemenliği kullanan milletvekillerimizin bu egemenliği kullanmasının üzerine de ipotek ve dayatma koymayalım. Mesele, komisyonda tümüyle oylanması değildir. Elbette, çoğunluk partisi… Netice itibarıyla, yürütmenin de etkisiyle bu sistem içerisinde bir kanun tasarısı gelmiştir. Çoğunluk partisinin 25 kişilik bir komisyonda 16 tane üyesi vardır, istediğiniz kadar "Hayır" deyiniz, ama o tasarı geçecektir. Öyle geçecektir, ama, bunu böyle yapmak bile, o milletvekillerimizin, o çoğunluk partisinin, muhalefetin olumlu görüşlerini dikkate almak ya da takdirlerini ele almak, bakış açılarını ortaya koymaları bakımından onların fikirlerini de zenginleştirmesini engellemektedir. Bu da, doğrudan doğruya, aslında, çoğunluk partisinin de bu konuda, milletvekillerinin görüş ve düşüncelerini, bizim de görüşlerimizi etkileme imkânını kaldırmaktadır. Milletvekilleri orada emir kulu değildir ki! Bakın, biraz önce, bir sayın milletvekili, AKP'li milletvekili dedi ki "Eksikler vardır, bunların değiştirilmesi lazım." Belki, oradaki öneriyle, o çoğunluk da bu öneriden vazgeçecektir "Doğru deniyor, bunu böyle yapalım." diyebilecektir. Bu bakımdan, komisyonlarda bu müzakere esasının parlamenter demokrasinin,

50

--------------------------------------------------------------------------------

özellikle bizim İç Tüzüğü'müzle belirlenmiş Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasıyla ilgili temeli derinden yaraladığını ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle, bu maddeyle ilgili olmamakla birlikte, aslında bu madde ve diğer maddeler üzerindeki yapacağımız katkıların komisyonlar sırasında dile getirme imkânı, değiştirebilme imkânı, en aşağısından müzakere edebilme imkânının ortadan kaldırılmış olduğunu bu madde vesilesiyle tekrar belirtmek istiyorum. Bu maddenin de, muhakkak surette, bütün gruplarımız tarafından, anlaşılmak suretiyle değiştirilmesinde büyük fayda gördüğümü belirtiyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum. Sağ olun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Vural.

Madde üzerinde şahsı adına konuşmak isteyen Çanakkale Milletvekili Sayın Müjdat Kuşku.

Buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MÜJDAT KUŞKU (Çanakkale) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Esasında, bütün grupların mutabık olduğu bu kanun tasarısı hakkında kişisel olarak fazla söylenecek bir şey yok. Yalnız, az önce, sorular esnasında, bizi dinleyen vatandaşların endişeye kapıldıkları kanaatindeyim. Bu endişeleri gidermek için bir iki şey söyleyeceğim. Esasında, yapı kullanma izni almamış hiçbir inşaatı bağlayan, herhangi bir şey yok bu kanunda. Yapı kullanma izni almayan binalar, bu kanunun dışında. Bir kere, bu kanun çıktıktan sonra yapı kullanma izni alındıysa bir yıl içinde kat mülkiyetine geçmek zorunluluğu var. Daha önceden yapı kullanma izni alınmışsa iki yıl içinde kat mülkiyetine geçme zorunluluğu var. Bunun haricindeki binaları, bu kapsamıyor.

Ayrıca, bu kanun, deprem yönünden inşaat tekniklerinin konuşulduğu veya inşaat kalitesinin nasıl arttırılacağının konuşulduğu bir kanun teklifi değil, tamamen kat mülkiyetini düzenleyen, hukuki aidiyeti düzenleyen bir tasarı. Dolayısıyla, ne inşaat tekniklerinin burada konuşulmasının yeri ne de inşaat kalitesinin konuşulmasının yeri burası değil, bu kanun değil en azından. Dolayısıyla, bu kanun, sadece kat mülkiyetlerini düzenliyor. Esas itibarıyla, zaten, yapı kullanma izni alınmış binalarda, kat mülkiyeti için yapılması gereken son derece basit birkaç prosedür kalıyor, bunların birçoğu da bu kanunda, zaten, eskiye nazaran son derece azaltılmıştır. Dolayısıyla, ruhsatsız binalar, kaçak binalar, tamamen bu kanunun dışında, yapı kullanma izni alınmış olan binalar bu kanunun kapsamındadır.

Bu kanunun milletimize hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kuşku.

Şahsı adına, Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü.

Buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

634 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapan 1'inci maddeye göre, arsa payının tespiti düzenlenmektedir. Arsa payının tespiti bazı kurallara bağlanmıştır. Proje müellifinin, uzman bir mimar veya mühendisin teknik bilgisiyle birlikte, bağımsız bölümün konusu ve büyüklüğü esas alınmak suretiyle hesaplanacak bir değer ortaya çıkarılacaktır. Bu değerle orantılı olarak ve projede açıkça gösterilen bir arsa payı ortaya çıkacaktır. Arsa payının bu şekilde belirtilmesine, arsanın sahibi olan, irtifak hakkı veya kat mülkiyetinin sahibi olan kişi, elbette ki itiraz edebilir, bu itiraz hakkı vardır. Bu itirazını mahkemeye yapmak suretiyle, yeni bir değerlendirme, arsa payının yeniden tespit edilmesi isteğinde bulunma hakkına sahiptir. Sonraki değer artışları nazara alınmaz ancak 44'üncü madde hükümlerine göre, eğer, binada, bir çekme kat, tam kata iblağ edilmiş ise veya ilave bir kat yapılmış ise yahut da başka türlü bir ek yapılmış ve bunlardan dolayı bir artış meydana gelmiş ise bunlar elbette ki nazara alınacaktır.

Kat irtifakı yapıldıktan sonra, kat mülkiyetine geçmek için, kanunda belirtilen şartlar yerine getirilerek bir kişi veya birkaç kişi, istedikleri şekilde, tapuya gitmek suretiyle kat mülkiyetine geçtiklerini beyan ederler ve bu şekilde, arsa üzerindeki irtifak hakkı, mülkiyet hakkına çevrilmiş olur. Bu madde, esasen bunları getirmektedir.

Daha fazla uzatmamak için, başka söylemiyorum şu anda. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Köylü.

Şimdi, madde üzerinde, soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Toplam süre on dakikadır, beş dakikası soruya aittir.

Kamer Genç, buyurunuz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Komisyon Başkanını dinleyince hayretler içinde kaldım. Çok felsefi konuşuyor, böyle felsefi konuşmaları da ben çok fazla anlamam. Ama, yani, şimdi, bundan önce hiçbir parlamento çalışmalarında -yenilendikten sonra- ilk komisyon raporlarının tümü üzerinde şey edip de maddeleri görüşülmeyen bir parlamento çalışması yok. Gerçekten, çok hayret verici bir şey.


51

--------------------------------------------------------------------------------

Şimdi, burada muhalefet partili arkadaşlarımız komisyonlara katılmışlardır ve komisyonlara katılan arkadaşlarımız da muhalefet şerhlerini koymamışlardır. Böyle olur mu Sayın Başkanım? Şimdi, esasen, bir komisyon konuyu enine boyuna tartışır, bir rapor getirir ve Genel Kurulda o raporlar tartışılır. Şimdi komisyonlar inceleme yapmıyor, AKP Hükûmeti de zaten bunun bir kolayını bulmuş. Eskiden temel kanunlar vardı, yüz-yüz elli maddelik kanunları üç-dört madde hâlinde Genel Kuruldan geçiriyorlardı ve o geçirdikleri kanunlar, şimdi, gerçekten vatandaşın başına bela olan kanunlardır, onların uygulamalarını da görüyoruz. Şimdi, rica ediyorum, böyle başka kanunlar varsa lütfen komisyonlar görevini yapsın, enine boyuna tartışsın maddeleri, böyle getirsin karşımıza.

Şimdi, bu maddede de önemli olan, arsa paylarının düzenlenmesidir. Tabii, burada arsa payları düzenlenirken, özellikle, bu arsa müteahhitlere kat karşılığı verildiği zaman, arsa sahipleri kendi plan ve projelerinde ekseriya kendilerinin hisselerini büyük gösteriyorlar. Bu, büyük gösterilince tabii bu sonradan mağduriyete meydan veriyor. Bence, burada bunun çözümü aşamasında bir çare getirilmesi lazımdı.

Bir de, şimdi, yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra kat irtifakı kuruluyor. Arkadaşlar, şimdi, şu anda Türkiye'de arsa kullanma izni alınmayan büyük yapılar var. Yani, bugün Ankara, İstanbul, İzmir'de esasen yapı tamamlanmış, içinde iskân edilen binalara yapı kullanma izni getirme konusunda bu kanunda kolaylıklar getirilmesi lazımdı. Bunlar getirilmemiş, ama "Bunların problemleri çözülüyor."

Özellikle bu toplu yapılar var, son zamanlarda büyük kooperatifler kuruluyor. Bu kooperatiflerin yönetim kurulu üyeleri, o kooperatif ve ortaklarını çok büyük istismar ediyorlar. Oralarda büyük suistimaller var. Yani, bu Kat Mülkiyeti Kanunu getirilirken bunlara da -toplu yapıyla ilgili maddeler var ileride- bu suretle… Yani, hasbelkader bir kooperatifin yönetimini ele geçirip de büyük suistimaller yapan kooperatif yönetim kurulları var. Bunlara bir çare bulmak lazımdı. Bunlar bulunmamış ama, Komisyon bundan sonra da acaba kendi gündeminde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinde yine böyle bir yol izleyecek mi izlemeyecek mi, onu soruyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz efendim.

Sayın Bakan, bu konuda cevap verecekseniz, buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, aslında, Sayın Genç Bakanlığıma yönelik bir soru yöneltmediler. Komisyon Başkanımıza, bundan sonra Komisyonun gündeminde bulunan kanun tasarı ve teklifleriyle ilgili Meclis İç Tüzük'ünün 77'nci maddesindeki o hükmün uygulanıp uygulanamayacağını sordu. Sanıyorum, Komisyon Başkanımız ona cevap verecektir, ancak, ben, Sayın Başkanım, hazır bana sorulara cevap faslında söz vermişken bir iki konuda açıklama yapma ihtiyacını duyuyorum.

Sayın Genç "Milletin başına bela olan kanunlar çıkarıldı." tabirini kullandılar. Bu Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olan Meclis milletin başına bela olacak hiçbir kanun çıkarmamıştır, bundan sonra da çıkarmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Petrol Kanunu'nu çıkardınız ya!

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Bu beyanı bu Parlamentoya bir saygısızlık olarak değerlendirdiğimi ifade etmek istiyorum. Buna hiçbir arkadaşımızın hakkı olmaması gerekir.

Bir de, Sayın Tüzün TOKİ'yi eleştirdi. Ben, Toplu Konut İdaresinin, özellikle son beş yıl içerisinde yaptıklarıyla ve performansıyla, tenkit edilecek bir kuruluş değil, takdir edilecek bir kuruluş olduğu kanaatindeyim. Sanıyorum, şu ana kadar, son beş yıl içerisinde 300 bin konut üretmiştir ve kira öder gibi vatandaşlarımızın konut sahibi olmalarını sağlamıştır. Türkiye'nin her yerinde, dar gelirli insanlarımız özellikle hayal bile edemezlerken bir konut sahibi olmayı, TOKİ bunu gerçekleştirmiştir ve TOKİ, kuşkusuz ki, Türkiye'de yasal sınırlar içerisinde hareket etmektedir. Tabii ki, denetimi de yapılmaktadır. Türkiye'de denetim organları da vardır ve bu denetim organları, TOKİ'nin faaliyetlerini de, kuşkusuz ki, denetlemektedir.

TOKİ'nin faaliyetleriyle ilgili bir yanlışlık, bir usulsüzlük bilen ve tespit eden arkadaşlarımız, eğer, bu usulsüzlüklerle ilgili Hükûmetimizi bilgilendirirlerse, biz, mutlaka bu usulsüzlüklerin üzerine büyük bir ciddiyetle gideriz.

Böyle bir açıklama yapma ihtiyacını duydum Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Şimdi, Komisyon Başkanı Arkadaşımız sanıyorum kendisine yöneltilen soruyu cevaplandıracak.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkanım, değerli arkadaşlar; komisyonumuz, İç Tüzük'ün 77'nci maddesinde bir değişiklik yapılmadıkça hukuka bağlı bir birim sıfatı içerisinde uygulamaya aynen devam edecektir.

Kanaatime göre, meselenin millî egemenlikle bir ilgisi yoktur. Millî egemenliğin ihlali diye bir meseleyle karşı karşıya değiliz. Geçen dönemde söz gelimi 1.500 maddelik bir temel kanun müzakere edilmiş ve bir yıla yakın veya aşkın bir süre harcanmıştır. İleride başka kanunlar gelecektir. Böylesi önemli bir mesainin, sanki bundan önceki Millet Meclisinin veya partilerin, millî egemenliği

52

--------------------------------------------------------------------------------

temsil eden partiler veya unsurlar olmadığı faraziyesiyle yok sayılması mümkün değildir. 1.500 maddeyi yeni egemen komisyonun, yeni egemen Parlamentonun o komisyonda tekrarlaması aslında millî egemenliğe aykırıdır, çünkü, millî egemenlik yasama ekonomisini ve mesailerden yararlanmayı reddetmez.

77'nci madde -en sonunda konuşma yapacağım, mukayeseli parlamento hukuku bakımından da değerlendireceğim- en rasyonel reformlardan birisidir, hatta tamamlanmalıdır. Neden? Çünkü, noksan kuraldır. Diyelim ki, benimsemedi, raporu benimsemedi. Müzakereyi tekliften mi yapacaksınız? Varsa komisyon raporundan mı yapacaksınız? Komisyon raporu yok da alt komisyon raporu varsa, alt komisyon raporundan mı yapacaksınız? Bunların dahi tamamlanması lazımdır.

Türkiye kalkınmasını ve hukukun üstünlüğünü henüz konsolide etmemiş bir ülke olarak hukukta yapacağı çok şeyler vardır. Geçmiş elbetteki değiştirilecektir. Geçmiş elbetteki düzeltilecektir. Onun düzeltme imkânı da, geneli müzakere üzerinde sözle beyan ederek ve aşağıda da düzeltmeler yaparak mümkündür.

Zamanımızı, sanıyorum, millî egemenlik içerisinde ve hukuk içerisinde en verimli şekilde kullanmak bizim de yükümlülüğümüzdür.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın İyimaya.

Şimdi, 1'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, oylamaya geçtiniz.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2'nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 2- 634 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine, "Temeller ve ana duvarlar," ibaresinden sonra gelmek üzere "taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin parçası diğer elemanlar," ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN - Evet, ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 2'nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, aralarındaki irtibat sebebiyle, 2 ve 3'üncü maddeye ilişkin değerlendirmelerimi bir bütünlük içinde yapacağım. Bunu öncelikle ifade ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kentleşme sürecinde toplu yapı uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte gerek yasal anlamda ve gerek teknik anlamda yeni düzenlemelerin yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. 1966 yılında yürürlüğe giren, 1983 yılında ise "Birden çok yapılarda uygulanacak özel hükümler" başlığı ile değişikliğe uğrayan Kat Mülkiyeti Yasası'nda, deprem gerçeğini değerlendirerek yeni düzenlemeler yapılması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu sürecin sonucunda, mevcut yapılarda gerekli tespit ve sağlamlaştırma çalışmalarını yapabilmek için, yeni yasal düzenlemeler yapılması zorunluluğunun doğduğunu görüyoruz. Getirilen tasarı, büyük ölçüde bu ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu gerekçe ve düzenlemeler esas itibarıyla doğru ve yerindedir. Getirilen tasarıyı bu sebeple olumlu olarak değerlendiriyor ve destek veriyoruz, arkadaşlarımız da bunu ifade ettiler. Ancak gerekçedeki bir temel eksikliği önemle vurgulamak ihtiyacını duyuyorum. Ülkemizde zemin etüdünün amaca uygun bir şekilde yapılmadığını, daha çok şeklî ve yüzeysel olarak yapıldığını…

Sayın Başkanım, grup hâlinde bir konuşma yapılıyor, lütfen uyarır mısınız. Konuşacaksa arkadaşlarımız, kulise çıksınlar. Orada bir sohbet hâlinde konuşma sürdürülüyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sessiz şekilde konuşmacıyı dinlemenizi rica ediyorum.

ATİLLA KART (Devamla) - Zemin etüdünün şeklî ve yüzeysel olarak yapılması sebebiyle faciaların da büyük ölçüde buradan kaynaklandığını endişeyle görüyoruz. Gerekçe, bu yönüyle eksik olan, fotoğrafın tümünü göz ardı eden, gerçekleri görmezden gelen özellikler taşımaktadır. Tasarı, bu yönüyle eksik bir tasarıdır.

Zemin etütlerinin yapıldığı yolunda, bakıyoruz, çoğu yerel yönetimlerde genel birtakım değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Geçiştiriliyor, olay incelenmiyor, otuz yıl evvelki birtakım belgelere, bilgilere dayanılarak zemin etütlerinin yapıldığından söz ediliyor. Ancak, parsel düzeyinde bir çalışmadan söz etmiyorum. Bunun Türkiye şartlarında zor olduğunu çok iyi biliyorum. Ama, hiç olmazsa, ada düzeyinde zemin etüdü çalışmasına mutlaka önem verilmesi gereğini, bunun titizlikle takip edilmesi gereğini vurgulamak ihtiyacını duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer önemli husus şu: Geldiğimiz noktada bunu görmemiz gerekiyor, bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye'de imar yapılaşması ve kamu yönetimindeki temel sorun

53

--------------------------------------------------------------------------------

geldiğimiz aşamada görmezden geliniyor. Önemli olan şu: İstediğiniz kadar yasal düzenleme yapın, istediğiniz kadar mevzuat düzenlemesi yapın -ki, bu konuda Türkiye'nin çağdaş normları yakalamak noktasında, evrensel normları yakalamak noktasında ciddi bir mesafe aldığını kabul ediyoruz, bunu biliyoruz- önemli olan bu yasaların uygulanma zihniyeti, bu yasaları uygulayacak olan kadroların ehliyeti ve liyakati. Bu noktada Türkiye'de ciddi sorunlar yaşandığını, yasaların amaca uygun bir şekilde uygulanmadığını görüyoruz. Türkiye'nin temel sorunu bu noktada düğümleniyor.

Yasal olarak objektif, teknik ve çağdaş düzenlemeler yapılmasına rağmen uygulamada ciddi zafiyetlerin, ciddi sorunların yaşandığını biliyoruz, görüyoruz. Aslında, tabii, bu yapı ve anlayış, kabul etmek gerekir ki salt günümüze özgü değildir, günümüzle sınırlı değildir. Ancak, yine, kabul etmek gerekir ki, günümüzde bu yapı ve anlayış, kronik bir hâle gelmiş ve haksız kazanç ilişkileri için kurumsallaşan bir yapıya dönüşmüştür.

Bakın, bu tasarı açısından konuyu sadece özel mülkiyete konu olan yapılandırmalarla sınırlı olarak incelemenin doğru olmayacağı düşüncesindeyim. Kamu yetkisi aracılığıyla yapılan ihale süreçlerini, özellikle yapı güvenliği ve yapı denetimi açısından değerlendirmemiz ve sorgulamamız gerekiyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye, yakın tarihte Marmara ve Düzce depremini yaşadı, Türkiye, Zümrüt Apartmanı faciasını yaşadı. Özellikle, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklı iş ve ihalelerde denetimsizlik ve yandaş ilişkilerden kaynaklanan iş kazalarıyla ve kamu zararlarıyla karşı karşıya kaldığımız bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreç ve yapı kurumsallaşarak devam ediyor değerli arkadaşlarım. Bu tabloyu bütün unsurlarıyla görmemiz, değerlendirmemiz ve sorgulamamız gerekiyor.

Tasarının gerekçesinde, ağırlıklı olarak toplu yapılanmadaki zafiyetlerin giderilmesine dair yasal yol ve yöntemler hüküm altına alınmış durumda. Bu aşamada, bu süreçte asıl tartışılması gereken hususun proje ve inşaat aşaması olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu süreçteki teknik ve idari mekanizmayı ve denetimi sorgulamamız gerekiyor. Yasal sistem, mevcut olan mevzuat sadece bazı süreçleri kapsıyorsa bunun anlamı şudur: Ya özürlü işleyecektir ya da hiç işlemeyecektir.

Bir sistem… Biraz evvel iktidar grubuna mensup bir sözcü İstanbul için yüzde 88 dedi, yanlış anlamıyorsam veya yanlış hatırlamıyorsam.

KADİR TINGIROGLU (Sinop) - İzmir için o.

ATİLLA KART (Devamla) - Onu ben Türkiye geneli için şöyle ifade ediyorum, bendeki bilgi ve bulgulara göre söylüyorum ve iyimser bir değerlendirme yapıyorum: Sistem, asgari ölçülerde yüzde 50 özürlü ve kaçak yapı üretiyorsa veyahut yasa, mevzuat yalnız taşıyıcı sistemi gözetiyor, yapının diğer unsurlarını irdelemiyorsa, denetlemiyorsa orada güvenli bir yapılanmadan söz edilemez. Özürlü ve kaçak yapıyı üreten sistemi sorgulamamız ve değiştirmemiz gerekmektedir. Ancak ve maalesef bu yetersizlik ve yanlışlıkların üstüne Türkiye'de denetleme mevkiinde olanlar, kayıt ve raporlara rağmen, sorunların giderilmesi ve sorumluların tespiti noktasında yandaş ve siyasi kaygılarla ve gerekçelerle idari ve yasal gerekleri yapmıyorlarsa, olay orada daha vahim bir hal almış demektir.

Değerli arkadaşlarım, depremin zararlarını asgariye indirmek, yeni Zümrüt facialarının yaşanmasını engellemek noktasında acaba üstümüze düşen görevleri yapıyor muyuz, bunu sorgulamamız gerekiyor. Bu soruyu, cesaretle ve dürüst bir şekilde tartışmamız gerekiyor. Türkiye'de, maalesef bu noktada -biraz evvel de ifade ettiğim gibi- kronik bir halin, kronik bir sürecin başladığını üzülerek ve ibretle görüyoruz. Merkezî hükûmet, yerel yönetimlerle olan ilişkilerine göre bu süreci şekillendiriyor değerli arkadaşlarım.

İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaptıkları incelemelerde, hileli işleme iskân ruhsatı verildiği ve benzeri hukuka aykırılıklar bulunduğu tespit edilmesine rağmen, gerek merkez belediyesi ve gerek büyükşehir belediyesi yetkilileri hakkında soruşturma izni verilmediğini görüyoruz. İdari yargı kararıyla ağır hizmet kusurunun varlığı tespit edilmesine rağmen ve bu doğrultuda tazmin kararları hüküm altına alınmasına rağmen, idarenin, soyut ve dayanaksız gerekçelerle soruşturma izni sürecini engellediğini; ilgili belediyenin, kendi denetim komisyonu raporlarının gereğini yapmadığını görüyoruz. Onların isimlerini sorarsanız, elbette söylerim, bunları takip ediyoruz, bunları sorguluyoruz ama, denetim mevkiinde olanlar, gerek İçişleri Bakanlığı ve bazen de Adalet Bakanlığının, bu raporlara rağmen, bu kayıtlara rağmen soruşturma izni sürecini engellediklerini görüyoruz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kart, sözünüzü tamamlayınız lütfen.

ATİLLA KART (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

O zaman, hangi yapı güvenliğinden, hangi yapı denetiminden söz edeceğiz?

Değerli arkadaşlarım, bu mekanizma işlemediği içindir ki, orada toplumsal faciaların önlenmesi ve sorumluların cezalandırılması elbette söz konusu olamaz. Yerel yönetim yapılanması ve merkezî Hükûmet ilişkileri ve hiyerarşik yapılanmalar içinde rant ilişkilerinin kurumsallaştığını görüyoruz. Bakın, benzer yapıyı TOKİ'de yaşıyoruz. Bu konuya girmeyeceğim. Sayın Bakan birtakım açıklamalar yaptı ama ben sadece şunu ifade etmekle yetiniyorum: Devlet Denetleme Kurulunun raporları ortada değerli arkadaşlarım. Yolsuzluğu, yolsuzluk ilişkilerini, kurumsallaşan o ilişkileri

54

--------------------------------------------------------------------------------

rapor hâline getiriyorlar. Üç yüz bin konut yapmış olabilirsiniz ama siz orada yolsuzluk ilişkisini rant hâline dönüştürüyorsanız, orada görevinizi yapıyorsunuz denemez. Bunu anlatmaya çalışıyoruz, bunu ifade etmeye çalışıyoruz. Bunları sorgulamamız gerekiyor.

Bunları değerli arkadaşlarım, Devlet Denetleme Kuruluyla ilgili bu değerlendirmeleri arkadaşlar anlatacaklar. 3'üncü maddede bu değerlendirmelerimi anlatmaya devam edeceğim. Bu aşamada Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kart.

Şahsı adına, madde üzerinde İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; gecenin bu saatinde vaktinizi almak istemez ve bu kürsüye çıkmayı tercih etmezdim. Ama yasanın müzakeresinin başından bu yana bu müzakerelere İç Tüzük 77'nci maddenin gölgesi düştü ve ister istemez İç Tüzük 77'nci madde üzerinde tartışmalar oldu.

Önce şunu belirteyim: Sayın İyimaya çok sevdiğim, saydığım bir arkadaşımdır, hukuk bilgisine de güvenim sonsuzdur ama 77'nci maddeyle ilgili sözlerine katılmam da mümkün değildir.

Ben size kısa kronolojisini okuyayım. Hangi koşullarda çıktığını belki kendisi iyi takdir edemiyor. Arkadaşlar, bildiğiniz gibi, 27 Nisan 2007 günü Cumhurbaşkanı seçimi sonuçsuz kaldı. Bu Parlamento, 22'nci Dönem Parlamentosu Cumhurbaşkanını seçemedi. Seçemeyince ne olacak? 102'nci madde söylemiş ne olacağını: "Bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhâl Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir."

27 Nisanda sonuçsuz kalınca, derhâl seçim yenileme kararını almadı Meclis. Ne yaptı? 3 Mayıs 2007'de erken seçim kararı aldı. 3 Mayıs 2007'de erken seçim kararı alan Meclis, komisyonuna, 30 Mayıs 2007'de, İç Tüzük'ün 77'nci maddesinin değişmesi için öneride bulundu. 1 Haziranda Anayasa Komisyonu toplandı, bu 77'nci maddesiyle ilgili değişikliği görüştü. Sayın bakan, ilgili bakan komisyona geldi "Vallahi, bu tekliften şimdi haberim oldu." dedi. Müzakereler bitti yıldırım hızıyla. 2 Haziranda Genel Kurula indi. Genel Kurul son gününde bunu kabul etti, 77'nci maddeyi. 3 Haziranda Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girdi. Yani 22'nci Dönem Parlamentosunun son günü yürürlüğe girdi. Şimdi ben soruyorum size: Gecenin bu saatinde tartışma açmak değil amacım. 23 Nisan 1920'de bu Meclis çalışmasına başlamış. Kuranlardan, bugüne getirenlerden Allah razı olsun, tamam. Peki, yirmi iki dönem kimsenin aklına gelmemiş de bunu kurumlaştırmak, bu 77'nci maddeyi kurumlaştırmak, 22'nci Dönemde de sizin aklınıza gelmemiş -tek başınıza iktidarsınız, iki hükûmet kurmuşsunuz, kahir ekseriyetiniz var- niye son gün, Meclis tatile girmeden son gün aklınıza geldi bu 77'nci madde ucubesi, bunu buraya getirmek, İç Tüzük maddesi hâline dönüştürmek? Arkadaşlar, oldubitti. O günkü Parlamentoda olan arkadaşlar burada varız.

AHMET YENİ (Samsun) - Geldik, geldik.

K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Geldik çok şükür diyorsunuz, tamam.

Peki, şunu kabul edelim, tehevvüren çıkardığınız bir madde bu, tehevvüren. Yani o Cumhurbaşkanı seçimi tartışmaları sırasında, derhâl seçime gitmesi gereken Parlamento… 102'nci maddenin amir hükmü, hiçbir iş yapamazsınız -bu da ciddi bir hukuk görüşüdür- hiçbir yasa çıkaramazsınız, yasama faaliyetinde bulunamazsınız, ancak savaş gibi beklenmeyen bir tehlike olduğu takdirde -onun için parlamentonun feshi diye bir kurum yok Anayasa'da- böyle bir durum olursa ülke Parlamentosuz kalmasın diye, münfesih olur dememiş Anayasa 102'nci madde, derhâl seçime gider demiş. Açık duracak, münfesih sayılmayacak, ama hiçbir yasama faaliyetinde bulunmayacak. Siz, son günü, Meclisi tatile sokmadan son gün bu 77'nci maddeyi çıkarmışsınız. Hadi o zaman çıkardınız, kızgınlıkla çıkardınız, haklı, haksız sebeplerle çıkardınız, o tartışmaya girmiyorum, ama, lütfen, 23'üncü Dönem Parlamentosunu 22'nci Dönem Parlamentosunun tahakkümüne sokmayınız. Buna hakkınız yok arkadaşlar. Gerçekten, millî iradeye ters bir uygulamadır bu. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, ayrıca, 77'nci madde de ille böyle uygulanır diye bir anlam çıkarmıyor, onu da tartışabiliriz, öyle bir anlam çıkmıyor. Şimdi, burada, Değerli Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlar var; grup oluşturmuşlar, milli irade sonucu buraya gelmişler. Komisyon toplanıyor, 1 maddede arkadaşın birisi söz isteyecek "sen konuşma…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bitiriyorum Sayın Başkan.

"…senin adına başka partilerden milletvekilleri konuştu, sen konuşma." deme hakkımız var mı arkadaşlar? O zaman bu mantıksızlığa son verelim -mantık kuralına aykırı hukuk kuralı olmaz- anlaşalım, bu 77'nci maddeyi kaldıralım ve bu lüzumsuz, gereksiz tartışmalar da sona ersin arkadaşlar.

Yüce Meclise saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Anadol.

2'nci madde üzerinde şahsı adına söz almak isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Veysi Kaynak; buyurunuz efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yok.

BAŞKAN - Konuşmayacak, peki.


55

--------------------------------------------------------------------------------

2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… İkinci madde kabul edilmiştir.

Üçüncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 3- 634 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Kat mülkiyeti kurulurken aynı katta birbirine bitişik bulunan aynı nevideki birden fazla bağımsız bölüm veya bir yapının otel, iş veya ticaret yeri gibi iktisadî açıdan veya kullanma bakımından bütünlük arz eden birden çok katı veya bölümü, kat mülkiyeti kütüğüne tek bağımsız bölüm olarak tescil edilebilir. Böyle bir tescilin yapılabilmesi için, buna uygun değişiklik projesinin ve yapı kullanma izin belgesinin Tapu Sicil Müdürlüğüne verilmiş olması gereklidir."

"Gelirinin ortak giderlere harcanması için veya başka bir amaçla ortak yararlanmaya tahsis edilen bağımsız bölümlerin malik hanesine, bunlardan yararlanan "bağımsız bölümlerin numaraları" yazılmak suretiyle kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Bu husus bağım-sız bölümlerin beyanlar hanesinde gösterilir."


BAŞKAN - 3'üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3'üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, polemik yaratmak amacıyla konuşmuyorum. Somut olaylar ve süreçten söz ediyorum. Bu vahim örneklerin münferit olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Olayların ve sürecin daha gerçekçi olarak değerlendirilmesi ve gözlemlenmesi için somut öneriler ve olaylardan söz ediyorum. Benzeri faciaları ve sonuçları yaratması kaçınılmaz olan usulsüzlük ve yolsuzlukları, bu süreçteki kurumsallaşmayı görmemiz gereğinden söz ediyorum. Takdir olunur ki, böyle bir değerlendirmeden sonra, demagoji yapılmadan bu somut eleştirilerimize cevap verilmesi gereğini önemle ifade ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu yönetimindeki vasıfsız ve liyakat dışı kadrolaşmanın yarattığı tıkanmalar, yolsuzluklar, ölümler ve vahim sonuçlarla karşı karşıyayız.

Soruyorum size değerli arkadaşlarım: Küçük Dilara'lar rögar kapaklarında tesadüfen mi öldü, mühendis Gülseren'ler vinç altında tesadüfen mi kaldı ve öldü? Eğer siz iş güvenliği önlemlerini almıyorsanız ve denetimleri yapmıyorsanız, bu kazaların tesadüf olarak ve takdiriilahi olarak değerlendirilmesi söz konusu olamaz. Siz, yerel yönetim olarak, belediye ihalelerinde iş güvenliğini önemsemiyor, ihaleleri yandaş-siyaset-cemaat ilişkileri içinde yaptırıyorsanız, işi alanlar hiçbir güvence almadan bu işleri taşeronlara havale ediyorsa ve nihayet, yoğun işsizlik sebebiyle, insanlarımız, çaresiz bir şekilde, her türlü olumsuz şartlara rağmen çalışmayı kabulleniyorlarsa, bu faciaların doğması kaçınılmazdır. Bu sebeple, kendi getirdiğiniz kadroyu görevden alıp, aynı kadro için aynı nitelikte birilerini göreve getirip, bunu "yeni bir dönemin başlangıcı" olarak sunmak, toplumu kandırmaktan başka bir anlama gelmez.

Değerli arkadaşlarım, sorun, İSKİ genel müdürlerinin görevden alınmasıyla çözümlenebilecek olan bir sorun değil; sorun, Sayın Başbakanın "Bu işi halledin, sorumlusunu bulun, bir daha böyle bir şey olmasın." diye ferman buyurmasıyla çözümlenebilecek olan bir sorun değil. Cemaat ve siyaset ilişkilerinin istismar edilmesi suretiyle vasıfsız kadrolaşmanın yol açtığı tahribatlardan söz ediyorum. Bu yapılanma sebebiyledir ki, kamu hizmeti verimliliği kaybolmakta, kamu kaynakları bir yerlere haksız olarak aktarılmakta ve bunun devamında da kamu hizmetinin hiç işlememesi veya çok kötü işlemesi sonuçları doğmaktadır. Dilara'lar ölmekte, Gülseren'ler ölmektedir. Bu anlayış ve kadrolaşma devam ettiği takdirde, bu tür vahim olaylar, hiç endişeniz olmasın, hiç kaygınız olmasın, bundan böyle de maalesef devam edecektir.

Bakın değerli arkadaşlarım, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyesi kaynaklı ihalelerde, ihale yapılmadan çoğu zaman teknik ve kompleks işlerin, acil yapılması gereken iş statüsüne sokulduğunu ve davetiye usulünün kadro ilişkileri içinde uygulandığını görüyoruz ve o zaman orada elbette yapı denetimi ve güvenliğinden söz edemezsiniz. Bunu yaptığınız içindir ki, kadro olarak bunu yaptığınız içindir ki, yönetim olarak bunu yaptığınız içindir ki, anlayış olarak bunu yaptığınız içindir ki, İSKİ bünyesindeki Terkos-ikitelli İçme Suyu İsale Hattı inşaatında 14 Nisan 1999 tarihinde bitmesi gereken iş, bakıyoruz "İlave işler" adı altında 10 defa revize ediliyor ve aradan geçen sekiz, dokuz yıla rağmen bitmiyor değerli arkadaşlarım. Yirmi dört ayda bitmesi gereken, bitmesi taahhüt edilen işler dokuz, on yıla sarkıyor, beyler. Bunu kabul etmek mümkün mü? Bunun izahı mümkün mü değerli arkadaşlarım?

Bu hukuksuzluğu ve illegal ilişkileri, bakın bizzat İSKİ Araştırma Raporu ortaya koyuyor değerli arkadaşım.

HÜSNÜ TUNA (Konya) - Kat mülkiyetiyle ilgisi ne? Hukukçusunuz!

ATİLLA KART (Devamla) - Kat mülkiyeti yapı denetimi ve güvenliğinin esasıdır. 3'üncü maddede, 2'nci maddede, burada bu gerekçeler dile getiriliyor. Onun için bu gerçeklerin ortaya

56

--------------------------------------------------------------------------------

çıkmasından rahatsız olmayıp, milletvekili olarak bu gerçekleri sorumluluğunuzun kapsamı doğrultusunda irdelemeniz gerektiğini, burada sizin, iktidara mensup olmaktan öte, ondan önce milletvekili olduğunuzu hatırlatmak gereğini elbette duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakın İSKİ Araştırma Raporu bunları ortaya koyuyor. Bunları ben gelişigüzel, soyut ifadeler olarak söylemiyorum. Ne diyor orada? Tamamen yasal dayanaklardan yoksun olarak ek sözleşmeler yapılmasının hukuksuz olduğunu tespit ediyor, ancak Büyükşehir Belediyesi bildiğini yapmaya devam ediyor. Anlatmaya çalıştığımız bu değerli arkadaşlarım.

Bakıyoruz, bu şirketin, yani o Terkos-İkitelli İsale Hattı Anlaşmasını yapan, ne zaman yapan, 1999 yılında yapan bu şirketin ve benzeri yapılanmaların, Dilaraların ölümünde de, Mühendis Gülserenlerin ölümünde de başka bir şekilde ortaya çıktığını, yine, dehşetle ve ibretle görüyoruz değerli arkadaşlarım.

Bu sebeple şunu diyoruz, anlatmaya çalıştığımız şu: Ortada bir çark kurulmuş, çark! Bu anlayış ve çarka, doğrudan veya dolaylı olarak sahip çıkar ve desteklerseniz, orada Dilaraların, Gülserenlerin ölmesi kaçınılmazdır değerli arkadaşlarım. Orada yapı denetimi ve güvenliğini sağlamanız mümkün değildir. Orada toplu mülkiyetin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve toplu yapılanmadan doğan ihtilafların giderilmesi noktasında yapılacak olan çalışmaların fiilî ve pratik bir anlamı olmaz. Bunu anlatmaya çalışıyoruz, bunu ifade etmeye çalışıyoruz. Ama, nedense, bu gerçeklerin, Türkiye gerçeklerinin konuşulmasının milletvekili arkadaşlarımı rahatsız ettiğini, onu üzülerek ve biraz da ibretle izliyorum.

Değerli arkadaşlarım, yeri gelmişken ve emeğe sahip çıkmak adına ifade etmek istiyorum: 22'nci Yasama Döneminde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, o dönemdeki milletvekili arkadaşlarım Ersin Arıoğlu, İsmail Özay, Nadir Saraç ve merhum Nezir Büyükcengiz'le birlikte hazırladığımız Zümrüt Apartmanı faciasıyla ilgili çalışmamızı, ki bu çalışmanın başlığı şudur: "Sorumsuzluklar Zihniyetinin Göçüğü" adıyla hazırladığımız bu çalışmayı, elbette, diğer çalışmalarla birlikte, icra ve sorumluluk mevkiinde olanlar tarafından göz önüne alınması dileğiyle, bir kez daha bilgi ve takdirlerinize sunuyorum.

Bu kaynaklarımızı, bu çalışmalarımızı, gösterişe kaçmadan, görünürde bir şeyler yapıyor izlenimi yaratmadan icra ve sorumluluk mevkiinde olanların göz önüne alması ve gerçekten bunu uygulamaya sokmaları gereğini bir kez daha ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz aşamada şunu özetle tekrarlamak istiyorum: Toplu yapılanmadan doğan ihtilaf ve suistimalleri yasal mevzuatımızdaki "taksir" kavramıyla çözme anlayışından vazgeçmemiz gerekiyor. "Ceza sorumluluğunun şahsiliği" ilkesini, elbette ihlal etmemek kaydıyla, "olası kast" kavramı doğrultusunda cezai müeyyidelerin yeniden düzenlenmesi, Ceza Yasası'yla birlikte diğer ilgili mevzuatta da paralel düzenlemelerin yapılması gereğini önemle ifade ediyorum.

Yine şu tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum: Yapı denetimi ve güvenliği noktasında mesafe alabilmemiz için vasıfsız ve liyakat dışı kadrolaşmadan vazgeçmemiz gerekiyor; ihale mevzuatını amaca uygun bir şekilde işletmemiz gerekiyor; idari ve adli denetim mekanizmalarını işletmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım. Umarım, bundan sonraki süreçte bunlara dikkat edilir, yeni faciaların, yeni sorunların doğmasına yol açılmaz.

Bu düşünce ve değerlendirmelerle, getirilen bu tasarının yararlı ve verimli sonuçlar vermesini diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kart.

3'üncü madde üzerinde şahsı adına söz almak isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Asım Aykan.

Buyurunuz efendim… Yok.

Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Tunçak, buyurunuz.

Süreniz beş dakikadır.

MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlarım.

634 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi üçüncü fıkrası değiştirilerek madde genişletilmiş ve detaylandırılmıştır. Aynı neviden olması şartı getirilerek, uygulamada var olan yorum farklılıklarına bir disiplin getirilmiştir. Ayrıca, bölüm olarak değişiklikten önceki fıkrada ifade bulunan düzenlemeye "birden çok kat" ifadesi eklenerek önemli bir eksiklik tamamlanmıştır. Dolayısıyla, iktisadi açıdan bir değer üretecek şekilde işletilen ya da kullanım bütünlüğü içerisinde olan birden çok kat ya da bölüm, nevi farkı olmaması kaydıyla, tek bağımsız bölüm olarak işletilme ya da kullanılma imkânına kavuşmuş olacaktır. Bu Kanun değişikliğinden önce yapılan gayrimenkullerin, bu hükümden faydanılabilmesi için, değişiklik projesi ve yapı kullanma izin belgesi şartı koyularak, bir haksızlığa mahal verilmemiş ve idari uygulama birliği sağlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10'uncu maddeye eklenen fıkra ile bağımsız bölümler üzerinde hukuki anlamda büyük ihtilaflara sebebiyet veren mülkiyet problemi çözülmüştür. Bağımsız bölüm maliklerinin malik oldukları bağımsız bölümlere bağlı olarak, ortak yararlanmaya tahsis edilen

57

--------------------------------------------------------------------------------

bağımsız bölümlerine de müşterek malik olmaları sağlanmıştır. Bu değişiklikle, ayrıca ortak yararlanmaya tahsisli bağımsız bölümlerle ilgili genel giderlerin karşılanma oranı ve karar nisapları da belirli hâle gelmiştir. Bu düzenleme, eşyaya bağlı mülkiyet tanımının en güzel örneklerinden biri olacaktır.

Bu yeni şekliyle maddenin hayırlı olması dileğiyle, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Tunçak.

Şimdi, 3'üncü madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz, on dakikadır.

Sayın Durmuş söz istemiştiniz galiba, buyurunuz.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Sayın Bakan, şu anda Türkiye'de birçok konutun ve işyerinin bulunduğu binada radyolojik inceleme ve tedavi merkezleri var. Emeklilerin ve dar gelirlilerin bulunduğu apartmanlarda maddi giderlerin, ortak giderlerin karşılanması karşılığında buralara açılan tesislerden Türkiye Atom Enerjisinden güvenlik belgesi almadan, ruhsat almadan açılanların sayısı yüzde 60 civarındadır ve çok ciddi bir toplum sağlığı tehdidi vardır. Özellikle bu konuda bilinç sahibi olmayan kat malikleri masrafların karşılanması karşılığı buna göz yumabilir. Özellikle kemik iliği kanseri ve kan kanserine yol açabilecek bu tür radyasyon ve toplum sağlığını tehdit eden madde içeren iş yerlerinin açılmasında kat maliki onayını yeterli bulmamanızı, buna bir de TAEK'in raporu şartını getirmenizi arzu ediyoruz. Eğer siz de buna destek verirseniz… Mali yönden sıkıntıda olan bir apartman grubu, çok rahat, radyasyon yayan bir kuruma ruhsatını sorgulamadan izin verebilir. Bunu korumak devletin görevidir diye düşünüyorum. Eğer destek verirseniz toplum sağlığına ciddi katkı vereceksiniz diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Durmuş.

Sayın Bakan.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, Sayın Durmuş'a teşekkür ederim. Kendisi bir doktordur ve daha önceki dönemlerde de Sağlık Bakanlığı gibi bir sorumluluk üstlenmiş olan değerli bir arkadaşımızdır. Gündeme getirmiş olduğu konuyu gerçekten ben de çok önemsiyorum ve ciddi buluyorum.

Gerçekten, insanların mesken olarak da kullandığı binalarda radyolojik inceleme ve tedavi merkezlerinin de bulunmasının ve bunların açılırken yüzde 60'ının Atom Enerjisi Kurumundan onay ve izin almadan açılmış olmasının sağlık açısından çok ciddi sorunlar doğurabileceğini, hatta doğurmakta olduğunu ifade ediyorsunuz. Bir öneri getirdiniz. "Bu tür yapılara, tedavi merkezleri, radyoloji inceleme merkezleri kurulurken, sadece kat malikleri kurulunun kararını yeterli görmeyelim, ayrıca Atom Enerjisi Kurumundan da bir rapor alma koşulunu getirelim." dediniz. Tabii, bu maddeyle ilgili bir şeydir, değişiklik önergesi anlamına da gelebilir. Siz bunu sözlü olarak ifade ettiniz. Eğer, böyle bir yazılı değişiklik önergesi verilmiş olsaydı, herhalde üzerinde bir değerlendirme yapabilirdik, yani sözlü olarak bir maddede değişiklik yapmanın mümkün olmadığını zannediyorum takdir edeceksiniz…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Yazılı veririz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Mu maddeyle mi ilgilidir bu sözünüz, şimdi görüşmekte olduğumuz, yoksa genel midir?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Geneli efendim, yine verilebilir, yani. Sizde…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Şimdi, yalnız, ilgili arkadaşlarımız, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürümüz de yanımızda. O da, bunun bir yerde, yani böyle bir düzenlemenin bir yasa içerisinde yer alması konusunu kendisi de anlayışla ve olumlu değerlendirdi. Biz, bunu izin verirseniz bir inceleyelim. Ben duyarlılığınız için çok teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

3'üncü madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum:


TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 3. maddesinin son fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını saygılarımla arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Genç, konuşacak mısınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Evet.

BAŞKAN - Buyurunuz.

Süreniz beş dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinize saygılar sunuyorum.

Evvela önergemle ilgili konuşmadan önce Komisyon Başkanına bir şey


58

--------------------------------------------------------------------------------

hatırlatmak istiyorum: Bu 77'nci madde onun gibi anlaşılırsa, bakın, İç Tüzük'ün bir de 44'üncü maddesi var.

ADALET KOMİSYON UBAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - O aynı dönem için.

KAMER GENÇ (Devamla) - Burada diyor ki, "Seçimi yenilenen komisyon"; evvelce verilmiş raporları komisyon göreve başladıktan en geç bir ay içinde benimsemediğini bildirmemişse, o rapor benimsenmiş olur. Ama, bu hangi maddeyle ilgili? Biliyorsunuz, aynı seçim döneminde iki tane komisyon seçimi var. Bu, onu kapsıyor. Ama 77'nci maddede öyle bir şey yapmışsınız ki…

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - O önceki…

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, eğer bunun ikisini karşılaştırdığınız zaman, 77'nci maddede "benimseyebilir" diyor. Yani "ille benimser" diye bir şey yok. Ama siz diyorsunuz ki, "geçmişi düzelteceğiz." Hangi kafayla düzelteceğinizi ben anlamadım, yani, tarikat kafasıyla mı, şeriat kafasıyla mı düzelteceksiniz onu bilmiyorum tabii.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Genç, kesinlikle ayık kafayla düzelteceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, sizin ayık kafalı halinizi görmedim ki!

BAŞKAN - Sayın Genç, konuya gelelim lütfen.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, benim maddem şu: Kat Mülkiye Kanunu'nun 3'üncü maddesinin başlığı, "Kat mülkiyetinin ve kat irtifakının niteliği", maddenin başlığı böyle. Ama, buraya bir fıkra eklenmiş, "gelirinin ortak giderlere" harcanmasıyla ilgili bir fıkra eklenmiş. Bence burada bu fıkra buraya ters geliyor. Bunu ayrı bir maddeye eklemek lazım ya da o zaman da kat mülkiyetinin ve kat irtifak hakkının niteliğinin yanında bu fıkrayı da kapsayacak bir matlap geliştirmek lazım. Ama, tabii Komisyon işin esasını incelemediği için, eski komisyon tarafından benimsenen böyle bir teklifi getirmiş oluyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, burada tabii, kanun müzakere ediyoruz. Kanunların bu saate kadar müzakeres Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, burada tabii, kanun müzakere ediyoruz. Kanunların bu saate kadar müzakeresine de gerek yok aslında. Yani, Meclisi gündüz normal çalıştırırsanız, burada milletvekilleri gelir, sağlam kafa, şey yani bir… (AK Parti sıralarından gülüşmeler) "Sağlam" derken, tabii ki, bu saatlerde insanlar yoruluyor… Yani, çok gülüyorsunuz… Yani, aslında o kadar utanılacak şeylere gülüyorsunuz… Ben anlamıyorum ki, yani sizi.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Siz olmasanız şimdiye kadar bitirmiştik.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, tabii, bitiremezsiniz yani, niye bitiresiniz ki! Hani Bakanlarınız nerede? Nerede Bakanlarınız? Hani onu söyleyin bakalım, bakanlarınız nerede? Gelsinler bu Meclisin çalışmalarında bulunsunlar.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Bakanımız orada, bakın.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Orada, orada.

KAMER GENÇ (Devamla) - Beyefendi, hükûmet bir bakandan ibaret değil. Bakanlar gelecek buraya. Ondan sonra…

Şimdi, tabii, aslında kanun belki gerekli ama, bu kanun daha da iyileştirilebilinir. Piyasada o kadar büyük ihtilaflar var ki, biraz önce işte belediyeci arkadaşımız söyledi. Belediyelerde ne fırıldaklar döndüğünü biliyoruz. Yani, ne yeşil alanları getirip de, evvela bir vatandaşa gidip de malını mülkünü alıp da, ondan sonra kendi yandaşlarınızı geçirdikten sonra ne imar değişiklikleri yaptıklarını görüyoruz. İşte biraz önce söyledim, Kütahya Şeker Fabrikasının arsasını 23 milyon dolara sizin bir milletvekili ve arkadaşı alıyor, ondan sonra 241 dönümlük araziyi, tutuyor bir imar değişikliği yapıyor -hepsini 23 milyon dolara alıyor- imar değişikliğiyle 58 trilyona değer artırılıyor.

Yani, şimdi, tabii, önemli olan, burada kanunlar değiştirilirken art niyetli yöneticilerin karşısında vatandaşların haklarının korunması önemli. Yoksa, yani, işte burada çıkıyorsunuz çok nutuklar atıyorsunuz, biz şöyle yaptık böyle yaptık! İşte büyük şehirlerdeki imar faciaları ortada. Trilyonlar harcıyorsunuz, işte İstanbul'da sellerin aktığı dereleri sizler daha iyi biliyorsunuz. İnsanlar…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Nerede?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu sene sel almadı mı?

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Geçmiş dönemde daha çoktu.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bu sene sel almadı mı? Bu sene selin insanları getirdiği derede kaç liralık yatırım yaptınız, ne kadar paralar harcadınız?

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Her şey ortada.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, önergeyle hiç alakası olmayan şeyler konuşuyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, önergeyle ilgili.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bakın, siz biraz önce ifade etmiştiniz. Konuya gelmesini uyarır mısınız Sayın Başkan?

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkanım, şimdi benim, tabii onları kavrama…

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen. Süreniz…


59

--------------------------------------------------------------------------------

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, kavrama kabiliyetleri çok kıt olduğu için benim önergemin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, biraz önce uyardınız. Konuya gelmesini uyarınız lütfen.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen nezaketli konuşunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Benim önergem, kat mülkiyetiyle ilgili, sağlıklı bir kat mülkiyetinin tesis edilebilmesi için iyi bir kat mülkiyeti kanunu düzenlemesi yapılırken, getirilen bu fıkra maddenin matlabıyla uymuyor. Ya maddenin matlabını buna uyduralım ya bu fıkrayı çıkaralım diyoruz. Ama, bu fıkranın niye uymadığını şey ederken belediyelerdeki birtakım suiistimalleri de bu vesileyle dile getirmenin de faydası var.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Bununla ne alakası var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ama, siz burada çıkınca çok yiğitlikler yapıyorsunuz, "Türkiye cennet." diyorsunuz, oo "biz" diyorsunuz… Her şeyi on misli-yirmi yaptınız. İşte sabahleyin Tarım Bakanınız çıktı dedi ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir satır daha…

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, beş dakikasını konuyla ilgili olmayan konularda konuştu.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Sayın Başkan, hakaret etti.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sözünüzü tamamlayınız ve konuşmanızı lütfen nezaket çerçevesi içinde yapınız.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Yok ki nezaket

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ben, şimdi…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Başkan, bütün milletvekillerine "anlayışınız kıt" diyemez.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ben size demedim, o lafın kime gittiğini ben biliyorum, burada kime söylediğimi söylüyorum.

BAŞKAN - Sözünüzü düzeltiniz lütfen.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi efendim…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - O zaman, kim olduklarını açıklayın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bir tahammül edin, ben tek adamım, siz 340 kişisiniz, bir tahammül edin ya! Yani, biz burada çıkacağız, bu milletin büyük sıkıntıları var, sizin yaptığınız keyfilikler var. Bunları söyleyelim… Neyse, bundan sonra her maddede çıkıp konuşacağım.

Saygılar efendim, sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3'üncü maddeyi…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim karar yeter sayısı istiyorum, lütfen elektronik cihazla yapın.

BAŞKAN - 3'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum…

Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3'üncü madde kabul edilmiştir.

4'üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 4- 634 sayılı Kanunun 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 11- Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Tapu Sicili Tüzüğüne göre tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne tescil olunur. Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, tecille ilgili genel hükümler, kat mülkiyeti kütüğüne yapılacak tescillerde de uygulanır.

Henüz kadastrosu yapılmamış olan yerlerde kat mülkiyeti, Tapu Sicili Tüzüğündeki formüle göre, ayrıca tutulacak Kat Mülkiyeti Zabıt Defterine tescil olunur."

BAŞKAN - 4'üncü madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Öztürk.

Sayın Öztürk, biraz rahatsız olmuştur, yoktur.

Şimdi, şahsı adına söz isteyen, Kayseri Milletvekili Sayın Yaşar Karayel.

Buyurunuz Sayın Karayel. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan Kanun'un 4'üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.


60

--------------------------------------------------------------------------------

12 Kasım 1999 yılında Düzce'de olmuş olan depremde şehit olan ve rahmeti Rahman'a kavuşmuş olan Düzceli hemşehrilerimize ve şu anda… Doğu Anadolu Bölgesinde, bugün, 4 askerimiz daha şehit olmuş, onlara Cenabıhak'tan rahmet diliyorum.

Düzce'de olan depremin ana sebebi, kötü yapılaşmadır. Bu yapı stokunun, iyi mühendislik hizmeti almamış yerlerde, bu depremden dolayı çok daha büyük belalar açması, bu ülkenin her zaman başına muktedirdir. Bunun için, mutlaka, mühendislik hizmeti almış yapı stoklarının oluşması kesinlikle lazımdır. Mevcut yapıların envanterinin incelenmesi ve iyileştirilmesi ihtiyacı, ülkemizin diğer alanlarında olduğu gibi son devirde yaşadığı kötü yapılaşma sürecinin, insanın can güvenliğini, sosyal ve ekonomik hayatını ciddi ölçüde tehdit eder hâle gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Yapılaşmada, doğal afetler göz ardı edilerek yapılan uygulamalar, her yıl önemli ölçüde insanımızın can ve mal kaybına sebep olmaktadır. Doğal afetlerin başında, deprem tehlikesi ve bunun yeterince ciddiye alınmaması gelmektedir. Sonuçta, ülkemiz, bugün orta büyüklükteki bir depremde bile mal ve can kaybına sebep olmaktadır. Bunların mutlaka önüne geçilmesi şarttır.

4'üncü maddede ifade edilen e-devlet projesi çerçevesinde, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi'nin (TAKBİS), Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ve Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nin (MERNİS) entegre olarak kullanılabilmesi ve TAKBİS'in bütün dünya tarafından kabul gören veri modelinde, üretim için her bağımsız bölümün ayrı bir sayfada tescil ile ayrı bir veri dosyasında saklanması gerektiğinden, buna ilişkin düzenleme yapılmıştır. Türkiye'nin kadastral hizmetleri yüzde 85-90 oranında tamamlanmıştır. Bu hizmetleri dört yıl içerisinde bu hâle getiren Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün yetkililerini, başta Genel Müdür ve çalışanları olmak üzere, bunlara gerekli talimatları veren Bakanlarımızı da tebrik ediyorum, kendilerine teşekkür ediyorum.

Böylece, bu maddenin de hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Karayel.

Şahsı adına söz isteyen, Adıyaman Milletvekili Sayın Ahmet Aydın.

Buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 4'üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gecenin bu saatine kadar yapılan tartışmalardan da anlaşılmaktadır ki, artık tek parselde tek yapı düşüncesiyle hazırlanan Kat Mülkiyeti Kanunu belki dönemin ihtiyaçlarını karşılıyordu, ama, artık günümüzde ihtiyaca cevap vermemekte ve böylece, günümüz şartlarına mutlak surette uyarlanması gerekmektedir ve gördüğümüz kadarıyla, tüm Meclis bu konuda hemfikir. Her ne kadar bazı siyasi tartışmalar yapılmakta ise de, sonuç itibarıyla bu kanunda herkes hemfikir.

Zira, tasarının yasalaşmasıyla birlikte, özellikle yönetim, mülkiyet ve ortak giderlere katılma gibi uygulamada çıkan sorunların giderilmesi amaçlanmıştır.

Yine, tasarıyla birlikte, bürokrasi azaltılmaya çalışılmış ve ayrıca binaların doğal afetlere karşı güvenli hâle getirilmesi de amaçlanmıştır.

Bu bağlamda, şahsım adına söz almış olduğum 4'üncü maddeyle, 634 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi değiştirilmiş ve böylece e-devlet projesinin her alanda gerçekleştirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır ve bununla kat mülkiyeti ve kat irtifakının kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilmesi sağlanmış ve ayrıca, kadastrosu yapılmamış olan yerlerde de kat mülkiyetinin tutulacak kat mülkiyeti zabıt defterine tescili sağlanmıştır.

Bununla birlikte, Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminin (TAKBİS) Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ve Merkezî Nüfus İdaresi Sisteminin (MERNİS) entegre olarak kullanılabilmesi ve ayrıca, TAKBİS'in bütün dünya tarafından kabul gören veri modelinde üretimi için, her bağımsız bölümün ayrı bir sayfada tescili ile ayrı bir veri dosyasında saklanması amaçlanmıştır.

Uygulamadaki bu sıkıntıların giderilmesi nedeniyle, söz konusu tasarının yasalaşmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.53

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 23.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

35 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.




61

--------------------------------------------------------------------------------



1.- Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/332) (S. Sayısı: 35) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının 4'üncü maddesi üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Tasarının çerçeve 4 üncü maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.


Mustafa Elitaş Kemal Anadol Oktay Vural

Kayseri İzmir İzmir


Mehmet Erdoğan Avni Erdemir

Gaziantep Amasya


"Henüz kadastrosu yapılmamış olan yerlerde kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Tapu Sicili Tüzü-ğündeki formüle göre, ayrıca tutulacak Kat Mülkiyeti Zabıt Defterine tescil olunur."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Takdire bırakıyoruz nisap olmadığı için.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Kat irtifakının, çerçeve 4. maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile Tapu Sicili Tüzü-ğüne göre tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilmesi hususu düzenlenmekle ikinci fıkrada yer alan ve henüz kadastrosu yapılmamış olan yerlerde kat irtifakının da kat mülkiyetiyle birlikte Kat Mül-kiyeti Zabıt Defterine tescil olunacağı hususu düzenlenmiştir.

BAŞKAN - 4'üncü madde üzerindeki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4'üncü maddedeki önerge kabul edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, maddenin oylanması sırasında karar yeter sayısı istiyorum efendim. Yalnız, cihazla yaparsanız daha iyi olur.

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Bırak ona Başkan karar versin.

BAŞKAN - Kabul edilen önerge doğrultusunda 4'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum… Karar yeter sayısı için, arıyorum, bakıyorum, bekliyorum.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4'üncü madde kabul edilmiştir.

5'inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 5- 634 sayyly Kanunun 12 nci maddesi a?a?ydaki ?ekilde de?i?tirilmi?tir.

"MADDE 12- Kat mülkiyetinin kurulmasy için, anagayrimenkulün kat mülkiyetine çevrilmesi hususunda o gayrimenkulün maliki veya bütün payda?larynyn a?a?yda yazyly belgeler ile birlikte tapu idaresinde istemde bulunmasy gerekir.

a) Anagayrimenkulde, yapy veya yapylaryn dy? cepheler ve iç taksimaty ba?ymsyz bölüm, eklenti, ortak yerlerinin ölçüleri ve ba?ymsyz bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan de?erleriyle oranly arsa paylary ve ba?ymsyz bölümlerin yapy in?aat alany da açykça gösterilmek suretiyle, proje müellifi mimar tarafyndan yapylan ve anagayrimenkulün maliki veya bütün payda?lary ta-rafyndan imzalanan, yetkili kamu kurum ve kurulu?larynca onaylanan mimarî proje ve birden çok yapylarda yerle?imlerini gösteren vaziyet plâny ile yapy kullanma izin belgesi,

b) Ba?ymsyz bölümlerin kullanyly? tarzyna, birden çok yapynyn varly?y halinde bu yapylaryn özelli?ine göre 28 inci maddedeki esaslar çerçevesinde hazyrlanmy?, kat mülkiyetini kuran malik veya malikler tarafyndan imzalanmy? bir yönetim plâny,

c) Her ba?ymsyz bölümün arsa payyny, kat, daire, i? bürosu gibi nevini ve bunlaryn birden ba?layyp syra ile giden nu-marasyny, varsa eklentisini gösteren ve anagayrimenkulün maliki veya bütün payda?lary tarafyndan imzalanmy? noterden tasdikli liste."

BAŞKAN - 5'inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Rahmi Güner söz istemiştir.

Buyurun Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 634 sayılı Yasa'nın bazı maddelerinde değişiklik ve bu konuyla ilgili toplu yapılarla ilgili ilave maddeler tasarısını görüşüyoruz.

Bu Kanun, 634 sayılı Yasa, 1965 senesinde yürürlüğe girmiş ve o zamandan beri bazı değişiklikler içermiştir, 2418 sayılı Yasa'yla bir değişiklik görmüş. Yalnız bu maddenin 1983 yılında, dikkat ederseniz, iskan ruhsatı olmayan, kullanım belgesi olmayan ve bu şekilde kullanılan binalara

62

--------------------------------------------------------------------------------

1983 senesinde, yanılmıyorsam, bir yasa çıktı. Bu Yasa, yeminli bürolardan projelendirmek suretiyle ruhsat alma şeyi gündeme geldi ve bu şekilde ruhsatsız yapılan binalara bir yasal durum kazandırıldı.

Şimdi, İstanbul'daki bir olaydan bahsetti AKP milletvekili, dedi ki: "Yüzde 80 binalarda ruhsat yok." Evet, doğru arkadaşlar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Ruhsat değil, iskan, iskan…

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Ben avukat olarak İstanbul'da bir keşfe gittim, hem de Kavacık'ta, İstanbul'un en güzel yeri.

Değerli arkadaşlarım, dört katlı bina var ruhsatlı, yanında binalar var on, on iki katlı ruhsatsız. Çok enteresan. Mahkemenin bilirkişisi de Beykoz Belediyesinin Fen İşleri Müdürü. Şimdi, bu kanun çıkacak…

BAŞKAN - Sayın Hatip, bir dakika…

Sayın milletvekilleri, lütfen, daha sessiz dinlerseniz daha iyi olacak.

Teşekkür ediyorum.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu binalar belli güçler tarafından yapılan binalar. Şimdi, 634 sayılı Yasa'ya göre bu şekilde yapılan binalara ruhsat alınacak, tescil olacak, kat mülkiyeti tescili yapılacak.

Şimdi, şunu söylemek istiyorum…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Olmaz böyle şey. Kanuna aykırı yer ruhsat alamaz.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, af kanunu çıkar…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Alamaz efendim.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - …bir yeminli büro daha kurulur ve bu şekilde, aynı şekilde bir kanun tasarısı çıkar. Onu da çıkarırsınız ve bu şekilde ruhsat verilir, meşruiyet kazandırılır.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Hayır.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Eğer, bir iktidar partisi milletvekili yüzde 80 ruhsatsız binalardan bahsediyorsa…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Ruhsatsız demedim, kat mülkiyetsiz dedim.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - …o beldenin de büyükşehir belediye başkanı eğer o iktidar partisinden yanaysa, ben bu şeyi beklerim, onu da söylüyorum.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Yanlış.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu binalar egemen güçler tarafından yaptırılıp, bu şekilde kat mülkiyetine çevrilip, pazarlanmaktadır.

Arkadaşlar, toplu yapı konusunda çıkan Kanun'da, soruyorum, Türkiye'de büyük çoğunluğu olan dar gelirlilerinin böyle bir konut yapma imkânı var mı? Asgari ücret 4 milyon, 5 milyon lira. Devlet memuru ayda 1 milyar, 1 milyar 200 kazanıyor. Yüzde 2 zam yapıyorsunuz maaşına. Böyle bir konuta girme olasılığı var mı?

KADİR TINGIROGLU (Sinop) - TOKİ'den çok aldılar.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Peki, üreticinin elindeki mahsule gerçek değeri vermiyorsunuz. Üreticinin belli bir geliri yok. Böyle bir konuta girme imkânı var mı?

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - TOKİ kime satıyor?

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Kat Mülkiyeti Kanunu'nda da, bu şekilde, kişilerin satın almak suretiyle, onlara kat mülkiyetinde mülkiyet hakkı tanıyacaksınız. Hangi parayla satın alacaklar bunlar?

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Kredi yasası değil bu.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Türkiye'nin yüzde 20'si yoksulluk içinde. Bir milyona yakını açlık sınırında olan bir ülke. Nasıl bu konutlara sahip olacak? Nasıl alacak bu konutları? Parası var mı?

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu Kanun'u çıkarıyoruz. Bunun tatbik sahası çok önemli. Tatbik sahasında konutlar var. Toplu yapılar var. Konutlar var, binalar var. Peki, bunlara nasıl böyle kat mülkiyeti hakkı tanınacak? Kim alacak bu binaları? Kim alacak, onu söyleyin. Yani, bu binaları kim alacak?

Değerli arkadaşlarım, bu kanunun tatbik şeyi önemli. Nereye tatbik edilecek? Belli egemen güçler tarafından bir kâr matrahı, kâr durumu ortaya çıkacak. Önemli olan o.

AHMET YENİ (Samsun) - Dersini iyi çalışmamışsın.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ben bu Kanun'un tatbikatını yaptım, mahkemelerde yaptım. Bu Kanun'da bazı yenileşmeler var, elbette güzel. Bir dava açıldığı zaman taraf teşkil olmuyordu. Kat maliklerinin hepsine davayı tevcih edip ondan sonra taraf teşkil oluyordu, bu seneleri alıyordu. Evet, çok güzel. Şimdi davada temsilci ve yöneticiye davayı tevcih etmek suretiyle mahkemeler yürür, güzel bir yenileşme, bunu kabul ediyorum. Yine birçok maddelerinde yine yenileşmeler var, onu da kabul ediyorum. Yalnız, belirttiğim gibi, bu kat maliki kimler olacak, kimler bunu satın alacak? Türkiye'de bu taban var mı, kim alacak bu binaları?

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Parası olan…


63

--------------------------------------------------------------------------------

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Parası kimin olacak? İşçi mi alacak, hangi parayla alacak? Memur mu alacak, hangi parayla alacak? Geliri ne? Hangi iyileştirmeyi yaptınız, yok ki adamın geliri, neyle alacak bu binaları?

Değerli arkadaşlarım, Kanun tatbiki güzel, her şeyi güzel. Ruhsatsız binalar bol ve aynı şekilde, demin de belirttiğim gibi, eğer yeminli bir müesseseyi geliştirirseniz, bir kanun çıkarırsanız, bu binalara ruhsat vermek suretiyle, belli bir rant sağlanır, başka türlü olmaz değerli arkadaşlarım. Şimdi, bu Kanun'un tatbik sahası bu.

Ruhsat alma durumları gündemde, ruhsatı kim alacak, kim verecek? Burada, kamudaki kesimlerden bahsedilmiş, ama eskiden bunu belediyeler verirdi, belediyeler şeyi çıkarılmış. Belediyelerin ruhsat verip vermeyeceği de belirlenmemiş. Şunu belirtmek istiyorum: İmar uygulamalarından, ruhsat vermelerden hepsinden belediyeler sorumlu; inşaat ruhsatını veren belediye, kullanım belgesini veren belediye. Peki, burada "kamu kesiminden verilecek" diyor. Burada bir açıklık olmadığı görüşündeyim. Kamu kesimi, hangi kamu kesiminden verilecek, o da önemli bir şey.

Değerli arkadaşlarım, bu Kanun'a elbette olumlu bir görüş içindeyiz. Noksanları giderme durumuna girmiş, elbette ona taraftarız, yalnız bazı noksanları var. Bu Kanun'un esas amacı, toplu yapılardaki ruhsat durumlarını düzenleme konusunda geliştirilmiş, 66'ncı maddeden başlamak suretiyle 74'üncü maddeye kadar bir uygulama şeyi var. Esasında bu da iyi bir gelişmedir. Çünkü, toplu yapılardaki ruhsat durumları, onlara kat mülkiyeti hakkı tanınması da önemli bir olay. Bunda da bir gelişme şeyi var. Bir de, bunun yönetim kurullarının seçilmesi konusundaki şeyler de tabii ki gelişmiş bir durum. Bunlarda büyük noksanlık vardı. Biz bu yönden taraftarız. Belirttiğim gibi, bu haklara kim sahip olacak, kim bu kat mülkiyetinde malik durumuna gelecek, bunlar çok önemli. Bütün endişem, bütün görüşüm şu: Bu şekilde belli kişilere rant kapısı mı sağlanacak? Yoksa, nasıl bir yöntem uygulanacak?

Şunu da söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; bu şekilde kat mülkiyeti tanınan binalarda kat malikleri devamlı ikamet etmemekte. Kimisi yurt dışında, kimisi sağda solda. Belli kat maliklerinin de çoğunluğu bu binalarda, şeylerde söz hakkı sahibi olmaktadır. Büyük ihtilafların çoğunluğu da, bu binalarda kiracı olarak ikamet edenlerin büyük sorunları çıkmaktadır. Kanunda, baktım, bu konuda bir gelişme yok, bir durum yok.

Şimdi, kiracı olarak ikamet edenlerin bazı masrafları ödememe durumlarından nasıl bir şeye girecek? Nasıl bir ödenti durumuna gelecek? Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre malik mi aranacak, yoksa o binada geçici olarak duran, kiracı durumunda olanları mı arama durumuna girecek? Çünkü, orada da belli harcamalar var. Burada da belli sıkıntılar doğmaktadır.

Dikkat ederseniz, maddede, bu şekilde ödentilere yüzde 5'lik bir zam uygulama durumuna girmiş. Halbuki, bu yüzde 10'du. Bir binada, bir katta yahut da bir blokta toplu yapı uygulamalarında normal masrafını ödemeyen kişilerin hakkında icrai takibat yapılıyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Güner, lütfen, sözünü tamamlayınız.

RAHMİ GÜNER (Devamla) - Şimdi, yüzde 5 zam gelecek. Peki, bu şekilde ödentilerini yap-mayan kişinin yüzde 10 zammı neden düşürüldü, onu anlamış değilim, gerekçesi de belli değil, ama yüzde 5 bence çok az oluyor. Yüzde 10 ancak diğer binada ikamet eden kişilerin yapmış olduğu masraf-ları bir karşılama durumu idi, onun yüzde 5 olmasına da karşıyım.

Değerli milletvekilleri, şunu belirtmek istiyorum: Bu kanuna elbette müspet oy vereceğiz, bir gelişmedir. Tabii bazı endişelerimiz var, bu endişelerimiz de inşallah giderilecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Güner.

5'inci madde üzerinde şahsı adına söz isteyen…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurunuz.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Bir düzeltme yapma ihtiyacı hissediyorum, çünkü benim söylediğim sözleri yanlış değerlendirerek zapta geçti. Bunu düzeltmek istiyorum yerimden.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sataşma yok, bir şey yok!

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sataşma yok.

BAŞKAN - Yerinizde kısa bir şey söyleyiniz lütfen.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - İstanbul başta olmak üzere kaçak yapılarla ilgili verdiğim rakam yüzde 80 değil, yüzde 68'dir. Yüzde 88 iskânsız binalar vardır. Yani, ruhsatlı ve imarlı olmasına rağmen iskân almıyorlar. İskân almalarını kolaylaştırmalıyız, teşvik etmeliyiz, zorunlu hâle getirmeliyiz dedim. Yoksa yüzde 80 kaçak bina yok ve bu binalar da yeni oluşmamış, uzun yıllardan bu yana devam ederek gelen bir oluşumdur. Bunu düzeltmek için el birliğiyle bundan sonra çalışma yapalım.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bayraktar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Şahsı adına 5'inci madde üzerinde söz isteyen Bolu Milletvekili Sayın Fatih Metin.


64

--------------------------------------------------------------------------------

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yok.

BAŞKAN - Yok.

Düzce Milletvekili Sayın Celal Erbay.

Buyurun Sayın Erbay. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CELAL ERBAY (Düzce) - Efendim, görüşülmekte olan madde üzerinde şahsi görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sayın Başkan, muhterem heyet; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki memnun edici bir durum söz konusu. Biz, bugüne kadar teorik olarak kanun yapmanın kriterlerini değerlendirip öğrencilerimize anlatmaya çalışırken, şu anda kanun yapma olgusunun bizzat faili olarak içerisinde bulunuyorum. Fakat, memnun olduğum husus şu ki, karşılıklı anlayış içerisinde birbirini dinleyen, birbirinin görüşüne saygı gösteren bir Büyük Millet Meclisinin efradı, şu anda kendilerinden beklenilen olgunluk içerisinde, her ne kadar istisnalar söz konusu olabilecekse de, üzerlerine düşen görevi gecenin bu saatinde icra etmektedirler, bu beni mutlu etmektedir.

Herkesin kabul ettiği, ittifak ettiği, aynı noktaya doğru kanaat izhar ettiği bir seyir içerisinde söz almak, belki zaman alıcı mahiyetinde değerlendirilebilirdi. Benim, söz almamda etkin olan husus şudur: Ben, Düzce milletvekiliyim. Düzce depreminin sekizinci seneidevriyesini dün yaşadık, depremi bir daha hatırladık, şehitlerimize sunduğumuz duaları, Fatihaları tekrar teyit ettik, onları yad ettik.

Şu bir gerçek ki, deprem olgusunun üretmiş olduğu zayiatın fazlalığında, zamanın ihtiyacına cevap veremeyen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun da payı vardır.

Ben, buradan, Düzce depreminde rahmete giden bütün şehitlerimizi huzurunuzda tekrar rahmetle anıyorum, geride kalanlara başsağlığı diliyorum ve biz, depremin mağdur ettiği kesim olarak, bir an önce, 634 sayılı Kanun'un, günümüzün ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda huzurunuzda olan tasarı vasıtasıyla kanunlaşmasını ve beklenilene sizin tarafınızdan mevzuat adı altında formüllerin üretilmesini talep ediyor, tekrar tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erbay.

5'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5'inci madde kabul edilmiştir.

6'ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 6- 634 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sözleşme düzenlenince anagayrimenkulün kayıtlı bulunduğu tapu kütüğü sayfasındaki mülkiyet hanesine "Bu gayrimenkulün mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiştir." ibaresi yazılarak, sayfa anagayrimenkulün leh ve aleyhine tesis edilecek irtifak hakları dışındaki işlemlere kapatılır ve kat mülkiyetine konu olan her bağımsız bölüm, kat mülkiyeti kütüğünün ayrı bir sayfasına o bölüme bağlı arsa payı ve anagayrimenkulün kayıtlı bulunduğu genel kütükteki pafta, ada, parsel, defter ve sayfa numaraları gösterilmek suretiyle tescil edilir; anagayrimenkulün kayıtlı bulunduğu genel kütük sayfasına da, bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki defter ve sayfa numaraları işlenmek suretiyle, kütükler arasında bağlantı sağlanır.

Anagayrimenkulün sayfasında evvelce mevcut olan haklara ait sicil kaydı, irtifak hakları hariç, bağımsız bölümlerin kat mül-kiyeti kütüğündeki sayfasına geçirilir. Anagayrimenkulün mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesinden sonra, anagayrimenkulün leh ve aleyhine tesis edilecek irtifak hakları da anagayrimenkulün tapu kütüğü sayfasına tescil edilir ve kat mülkiyeti kütüğünün beyanlar hane-sinde belirtilir."

BAŞKAN - 6'ncı madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Rıza Öztürk söz istemiştir.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair 35 sıra sayılı Yasa Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun 6'ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz Yasa'nın 4'üncü maddesi ile bu 6'ncı maddenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Yasa'nın 4'üncü maddesinde, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin Tapu Sicili Tüzüğü'ne göre tescil edileceği getirilmiştir. 4'üncü madde geçti. Bu maddede, tapu kat mülkiyeti kütüğüne hem kat irtifakı tescil edilecek hem de kat mülkiyeti tescil edilecek. Aslında, bu, ileride, çok ciddi karışıklıklara yol açacaktır ama ben o madde üzerinde konuşamadım. Bunun ileride yol açacağı karışıklıkları işaret etmekle yetiniyorum.

6'ncı maddede de, şimdi… Kat mülkiyeti ve kat irtifakı birbirinden farklı iki statüyü ilgilendiren konulardır. Kat irtifakı, adı üzerinden de anlaşılacağı üzere, eşya hukukuna tabi olan bir mülkiyet, başlı başına bir mülkiyet ifade etmemektedir, kat mülkiyetini ifade etmektedir. Mevcut yasamızda sadece kat mülkiyetine geçen bağımsız bölümler tescil edilmektedir. Biliyorsunuz, inşaatlarımızda inşaatlar yapıldığı zaman ya doğrudan doğruya kat mülkiyetine geçiliyor veya kat irtifakı kurulduktan sonra kat mülkiyetine geçiliyor.


65

--------------------------------------------------------------------------------

Şimdi bu 6'ncı maddede ise, tamamen kat mülkiyetinin tescili, kat mülkiyet hanesine tescili öngörülmüştür. Bu maddede, bu gayrimenkulun mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiştir ibaresi yazılarak bağımsız bölümün bulunduğu ana sayfa kapatılır diyor.

Şimdi, 4'üncü maddede değerli arkadaşlarım, kat irtifakı da tescil edildi. 6'ncı madde bu hâliyle geçtiği zaman, sadece doğrudan kat mülkiyetinin tesis edildiği hâlleri kapsamaktadır. Kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş hâlini kapsamamaktadır. O nedenle, üç grup anlaşarak değişiklik önergesi verildi bu madde üstünde. Bu, bence, 4'üncü madde ile 6'ncı madde arasındaki aykırılıkları gidermiş oldu.

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; yasalar toplumun gereksiniminden çıkar. Toplumların ve insanlığın gelişmesiyle mevcut yasalar gereksinimlere yanıt veremez hâle gelirler ve değiştirilmeleri zorunludur. Görüşmekte olduğumuz bu Yasa Tasarısı da, toplumumuzun gelişmesi üzerine, toplumun ihtiyaçlarının ortaya çıkmasından sonradır ki, bu ihtiyaçları karşılamak üzere gündeme gelmiştir. Bu Yasa Tasarısı toplumun bugünkü ihtiyaçlarının büyük bir kesimini karşılar niteliktedir. Ancak, tabii ki, yarın uygulamada çıkacak eksiklikleri, aksaklıkları olacaktır. Hemen burada belirtmek istiyoruz, biz Cumhuriyet Halk Partisi Adalet Komisyonundaki üyeler olarak, kanun tasarı ve tekliflerinin İç Tüzük'ümüzün 77'nci maddesine göre görüşülmesini antidemokratik bulduğumuzu her vesileyle söyledik. 77'nci maddenin uygulanmasının kural hâline getirilmesinin doğru olmadığını her seferinde söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Yasalar, tabii ki, ne kadar mükemmel yapılırsa yapılsın ne kadar doğru olurlarsa olsun, eğer doğru şekilde, doğru zamanda, doğru bir anlayışla uygulanmadıkları zaman yine aksaklıklar ortaya çıkaracaktır. Yasaların doğru yapılmasının yanında, bu anlamıyla doğru uygulanmasının da çok ciddi önemli yanları vardır. Yasaların doğru uygulanması, her şeyden önce, bu ülkede, yargıç bağımsızlığının ve hukukun güvenliğinin sağlanmasıyla mümkündür. Yargıcın güvencede olmadığı, hukukun siyasallaştığı ortamlarda yasaların halk yararına uygulanması bazen uygulanmayabilir. O nedenle, bütün hukukçuların görevi, öncelikle hukukun üstünlüğünü, yargıcın bağımsızlığını savunmaktır, bunu gerçekleştirmektir. Hukukun üstünlüğü ve yargıç bağımsızlığı bu yasaları uygulayan yargıçlar için getirilmemiştir aksine mahkeme kapılarında hak arayan, adalet arayan insanlar için gereklidir, onlar için getirilmiştir. O nedenle, son zamanlarda, özellikle yargıyı yasamaya yaslayan, yürütmenin etkisi altına almaya sokan, hâkimlerimizi memurlaştıran, yasal düzenleme yapma çaba ve anlayışlarından dönülmesi, bunlardan vazgeçilmesi gerektiğini bir hukukçu olarak düşünmekteyim. Çünkü, hukuk, herkesin sığınmak zorunda kaldığı bir limandır, güvenli limandır. Hukukun siyasalaştırıldığı ülkelerde nasıl sonuçlar alınmakta olduğu gözler önündedir. O nedenle, bu yasaların sadece mükemmel yapılıp yapılmamasından öte, Parlamentonun bu yasaların sağlıklı bir ortamda uygulanmasını sağlamak gibi de bir görevinin olduğunu ben düşünüyorum. O nedenle, bizim birinci görevimiz, yargının güvenliğini sağlamaktır diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii ki, bizim Kat Mülkiyeti Yasa'mız, mevcut sistemimiz, tek parsel ve tek yapıdan olan bir rejim üstüne oturmaktaydı. Gelişen toplum sayesinde önce tek parsel ve bu parselden farklı yapılar, bu da yetmeyince, bu toplu konut ve toplu yapı ihtiyaçlarının ortaya çıkmasından sonra bu yasa gündeme geldi. Bu yasa da bu andaki ihtiyaçları kısmen de olsa karşılar niteliktedir. Bizim bu nedenle bu yasaya bakışımız olumludur. Bu yasaya olumlu oy vereceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

6'ncı madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen… Yok.

Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül… Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 6. maddesinin ikinci cümlesindeki "sözleşme düzenlenince" ifadesinden sonra "kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesinde kat irtifakının kayıtlı olduğu kat mülkiyeti kütüğü sayfasındaki doğrudan doğruya kat mülkiyetinin kurulması halinde ise" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.


Mustafa Elitaş Faruk Bal Kemal Anadol

Kayseri Konya İzmir



Hakkı Suha Okay Mehmet Şandır Halil Ünlütepe

Ankara Mersin Afyonkarahisar

Ali Rıza Öztürk Hikmet Erenkaya Rahmi Güner

Mersin Kocaeli Ordu


Hulusi Güvel Hakkı Köylü


66

--------------------------------------------------------------------------------

Adana Kastamonu

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Tasarının mevcut ifadesi yalnızca doğrudan doğruya kat mülkiyetine geçiş halini kapsamakta, 4. madde ile 11. maddede yapılan değişiklik uyarınca kat irtifakının, kat mülkiyeti kütü-ğüne tescil edildiği ve kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş halini kapsamamaktadır. Bu önerge ile bu aykırılık giderilmiş olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Bu kabul edilen önergeyle birlikte 6'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6'ncı madde kabul edilmiştir.

7'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 7- 634 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12 nci maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje ve plân, (b) bendindeki yönetim plânı ile (c) bendindeki listeyi tapu idaresine vermeleri lazımdır. Kat mülkiyetine geçişte ayrıca yönetim plânı istenmez."

"Yapıları tamamlanmış olan kat irtifakı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya arsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir."

7'nci madde üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk söz istemiştir.

Buyurun Sayın Öztürk.

Süreniz on dakikadır.

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısıyla ilgili 7'nci maddede Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu, 634 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinde değişiklik yapan 7'nci maddeyle kat irtifakından kat mülkiyetine geçişe ilişkin yöntem ve kurallar belirlenmiştir.

Bir inşaat yapıldığı zaman, eğer yapı inşaat ruhsatı alındıktan sonra, istenilirse her bağımsız bölüme arsa payı tahsis edilerek arsa irtifakı, kat irtifakı kurulabiliyor. Bu kat irtifakı, binanın tamamı tamamlandıktan sonra ve yapı kullanma izni alındıktan sonra kat mülkiyetine geçiliyor veya inşaat tamamlanıyor, yapı kullanma izni alınıyor, hiç kat irtifakı kurulmaksızın doğrudan doğruya kat mülkiyetine geçilebiliyor. Bu yasanın getirdiği en önemli değişikliklerden birisi budur.

Bugün Türkiye'de çok binada kat irtifakı kurulmuş vaziyette ama kat mülkiyetine geçmemiş, hepsi kat irtifakı halinde, otuz yıllık, kırk yıllık binalar bu şekilde. Bu düzenlemeyle, eğer inşaat yeni yapılıyorsa, bu yasanın yürürlüğünden sonra ise kat irtifakını bir yıl içerisinde kat mülkiyetine çevirme zorunluluğu getiriliyor. Çünkü, kat irtifakına uygulanacak yasal hükümlerle kat mülkiyetine uygulanacak yasal hükümler tümüyle birbirinden farklı, bunlar farklı hukuki statülere tabi olaylardır. O nedenle, uygulamada bunun bir önce kat mülkiyetine çevrilmesi için bu şekilde bir düzenleme getirilmiştir, yerinde bir düzenlemedir. Buna uymayanlar hakkında, hangi bağımsız bölüm sahibi buna uymuyorsa, 1 milyar Türk lirası veya yeni parayla 1.000 YTL idari para cezası uygulanacaktır. Bu idari para cezasını, bu gayrimenkulun bulunduğu belediye sınırları içerisinde olup olmamasına göre, belediye başkanı veya diğer ilgili kurumlar uygulayacaktır.

Buna benzer bir düzenleme geçici maddede de getirilmiştir. Geçici maddedeki ise, yapılmış eski binalara ilişkin kat irtifaklarının kat mülkiyetine çevrilmesine ilişkin. Orada da iki yıllık bir süre getirilmiştir. Doğru bir, makul bir süredir. İki yıl içerisinde, eskiden yapılmış ancak hâlen kat irtifakı olarak tapuda gözüken kat mülkiyeti olarak kurulmamış yapılar için geçerlidir. O nedenle, Yasa'nın bu kısmı da doğrudur, uygulamada büyük karışıklıkları önlemeye yöneliktir.

Ayrıca da kat mülkiyetine geçiş sırasında da toplanacak harçlar vardır; devlet de herhâlde buradan da biraz para elde edecektir.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)


67

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

7'nci madde üzerine şahısları adına, Çanakkale Milletvekili Sayın Müjdat Kuşku… Yok.

Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü… Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

T.B.M.M. Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 7. maddesinin ikinci fıkrasında geçen "Belediye sınırları içinde ise Belediye, Belediye sınırları dışında ise 1000 TL ibaresinin "Belediye sınırları içinde ise 1000 YTL Belediyece, belediye sınırları dışında ise mülki idare amiri tarafından 500 YTL" biçiminde değiştirilmesini arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Genç, gerekçeyi mi okutalım, konuşuyor musunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Konuşacağım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç.

Süreniz beş dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu madde kat mülkiyetinin kurulmasıyla ilgili bir madde, kat mülkiyetinin kurulma koşullarını belirlemiş.

Aslında tabii, burada en önemli şey, iskân belgesinin alınması konusunda, yapıların iskân belgesine kavuşması konusunda kolaylıklar getirilmesi lazım. Bugün büyük şehirlerde gerçekten, büyük bir, içinde oturulan birçok yapılar iskân belgesiz. Burada getirilen madde ile, iskân belgesi almış gayrimenkullerin kat mülkiyetine geçme zorunluluğu getirilmiş ve bu kat mülkiyetine geçmek için de kat maliklerine yönetici belli bir tebligat yapacak, bu tebligat gereğini belli bir süre içinde yerine getirmediği takdirde, getirilen madde ile gerek belediye hudutları içinde belediye başkanlarının ve belediye hudutları dışında da mülki idare amirlerinin bin TL… Ama buradaki bin lira tabii bilmiyoruz YTL midir, eski TL midir, o da belli değil. Niye böyle, bu belirtilmemiş maddede? Bence YTL demek lazım, daha YTL kavramını kullanıyoruz. Zaten öteki tarzda bin liranın bir anlamı yok. Bin YTL ceza kesileceği öngörülmüştür.

Benim getirdiğim önergede belediye hudutları içinde bin YTL gerekli ama belediye hudutları dışındaki yerler daha kıymetsiz bir yerler, bunu da 500'e çıkaralım.

Ayrıca, kanun tabii daha önceki metninde, hükûmetin getirdiği metinde, bu para cezalarının 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edileceği; tebligat tarihinden itibaren, idari para cezası olduğu için belli bir itiraz süresinin olacağı açıkça düzenlendiği hâlde, her nedense komisyon buradaki bu para cezalarının nasıl tahsil edileceği, bunlara karşı nasıl itiraz edileceği konusunda maddede bir açıklık getirmemiştir.

Bu, idari para cezaları uygulamada hakikaten çok huzursuzluk yaratan, uygulamaları çok hatalı olan bir şey. Mesela, bu enerji piyasasını düzenleme kanununa göre, petrol piyasasını düzenleme kanunlarına göre kesilen idari para cezaları, bunlar çok yüksek para cezaları. Bu yüksek para cezalarının tahsiline ilişkin 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunu'na göre tahsil edilecekleri belirtiliyor ama, Danıştay Kanunu'na göre dava açma süresi altmış gün. Bu petrol piyasası düzenleme kanununda, enerji piyasası, Elektrik Piyasası Kanunu'nda veya daha önce nükleer enerjiyle ilgili çıkardığımız kanunda böyle birtakım maddeler çıkardık. Burada, otuz gün içinde, eğer, ilgili, idari para cezası kesilenler otuz gün içinde ödenmezse diyor hemen ilgili kamu idaresi bunu Maliyeye bildirecek ve Maliye de 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edecek şeklinde uygulamalar vardı. Halbuki, 6183 sayılı Kanun'a göre Maliyeye bildirince hemen onlar ödeme emri gönderiyorlar. Ödeme emri üzerine de vatandaşın yedi içinde itiraz hakkı var. Yedi gün içinde itiraz etse bile Maliye -kanunda o şeyler de var- hemen tutuyor, haciz uyguluyor. Bu, bilhassa vatandaşa büyük sıkıntılar meydana getiren bir uygulama biçimidir.

Son Maliye Bakanı, biliyorsunuz, bütün esnaflarla ilgili vergi dairelerine bir tebligat gönderdi. Bütün esnafın bankadaki paralarına haciz konuldu. Sonra, nedense, yani öyle bir uygulama oldu ki, esnafların büyük bir kesimi iflas hâline geldi. Çünkü, bankadaki bütün paralarına haciz konulunca, vatandaş bu defa bonus'unu ödeyemedi. Çok büyük sıkıntılar içine girince, bu defa Maliye bir çark etti. Tabii, aslında devlet yönetme kabiliyetinde olmayınca, daha doğrusu böyle akşam birtakım, birileriyle masalarda sohbet edip de işlem tesis etmeye gelince, böyle tabii vatandaş için çok büyük sıkıntılar yaratan uygulamalara giriyorsunuz. İşte, bu gibi durumlara düşmemesi için….

Ben tabii, önergemi çok ayrıntılı koymadım. Yani, belediye hududu içinde, bu iddiasında… Yani, kanun da o kadar çok saçma bir mantıkla düzenlenmiş ki. Yani, Taksim Meydanı'ndaki veyahut da Kızılay Meydanı'ndaki bir dairenin malikinin, işte kendisine yapılan tebligata rağmen belgelerin

68

--------------------------------------------------------------------------------

düzenlenmemesi suretiyle kat mülkiyetine geçişi sağlamaması hâlinde ona da bir bin YTL kesiyorsunuz, ne bileyim bir gecekondu semtindeki bir apartman dairesinin malikinin kat mülkiyetine geçmesi için kendisine yöneticinin gönderdiği tebligatın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Genç lütfen sözünüzü tamamlayınız, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Gecekondu semtindekine de bin YTL. Ben dedim ki, yani "Belediye hudutları dışında olursa, hiç olmazsa beş yüz yapalım." Aslında buradaki bu paraların da hiç olmazsa, madem ki kat malikinin bir şeyinden dolayı, bu parayı tahsil ediyorsunuz, o parayı da o apartmanın, tahsil edilen apartmanın giderlerine vermek lazım, onun müşterek giderlerinin karşılanması için vermek lazım. Bence, bu daha mantığa, akla yakın olabilir. Yani, şimdi, bir apartmanın malikinin, şeyini yerine getirmemesi dolayısıyla, kat mülkiyetine geçmesi için belgelerini vermemesi dolayısıyla ödeyeceği bir bin YTL, yani 1 milyar liranın getirilip de vilayete veyahut da belediyeye vermenin de bir mantığı da yok. Yani, hiç olmazsa orada mağdur olan öteki kat malikleridir. Öteki kat maliklerinin mağduriyetini, hiç olmazsa, hani kat mülkiyetine geçişi ertelediği için o geçişten dolayı bir zarar varsa, o apartman tarafından karşılanması lazım.

Tabii, sürem de kısa sürdüğü için izah edemedim. Benim önergemin kabul edileceğine inanıyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 7'nci madde kabul edilmiştir.

8'inci maddeye geçiyorum.

Maddeyi okutuyorum:


MADDE 8- 634 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, ona-rım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz. Kat maliki kendi bağımsız bölümünde anayapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile anayapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir."

BAŞKAN - 8'inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekili Sayın Hikmet Erenkaya söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Erenkaya. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HİKMET ERENKAYA (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 8'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle gecenin bu saatinde, gerçekten en son konuşmacı olarak kalmam da büyük bir tesadüf. Ama, benden önce konuşan arkadaşlarımızın özellikle bu Kat Mülkiyeti Kanunu'yla ilgili birbirleriyle uzlaşmalı olarak buraya getirilmesi de güzel bir olay. Onun için bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, özellikle şunu huzurlarınızda belirtmek istiyorum: Ben, 17 Ağustos depremini ve 12 Kasım depremini belediye başkanı olarak yaşayan arkadaşlarınızdan bir tanesiyim. Özellikle 17 Ağustos depreminde, Kocaeli'nde belediye başkanı olarak görev yaparken, gerçekten büyük bir felaketle karşı karşıya kaldık. Özellikle 17 Ağustos depreminde çıkan çelişkilerle ilgili sizlerle görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

17 Ağustos depreminden sonra 30 bine yakın vatandaşımızı kaybettik. Gerçekten, can kaybıyla birlikte mal kayıpları da gündeme geldi. Şu anda… O günkü, o dönemdeki hükûmetimiz, gerçekten, kalıcı konutlar adı altında depremzedelerimize konutlar yaptı. Ama, şu anda gelinen noktada -aradan sekiz yıl geçmesine rağmen- üzülerek huzurlarınızda söylüyoruz, özellikle Düzce de dâhil olmak üzere, Yalova da dâhil olmak üzere, Kocaeli de dâhil olmak üzere depremzedelerimiz, maalesef, mutlu bir şekilde mekânlarında oturma imkânını bulamamışlardır. Özellikle o dönemde konut yerlerinin seçimlerine bakıldığında, insanlarımız, deprem felaketini gören insanlarımız yıllarca aynı bölgede oturmalarına rağmen farklı bölgelere taşınmak durumunda kalmışlardı.

Ayrıca, yine özellikle bir noktayı huzurlarınızda belirtmek istiyorum. O gün iş yerlerini kaybeden vatandaşlarımıza, aynı, kalıcı konutların çerçevesinde iş yeri verilmesi de, maalesef, iş yeri sahiplerini de farklı şekilde zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır. Şu anda benim önerim bu tasarı görüşülürken, özellikle Düzce dâhil olmak üzere, Yalova dâhil olmak üzere, Kocaeli dâhil olmak üzere

69

--------------------------------------------------------------------------------

depremzedelerimizin, şu anda depremden etkilenen vatandaşlarımızın özellikle taksitlerini ödemekte zorlandıklarını hep birlikte görüyoruz. Hükûmetimizin bu zorlanmadan dolayı ya taksitlerinin uzatılması ya da taksitleri ödeyemeyen vatandaşlarımızın faizlerinin ortadan kaldırılması noktasında önerimi sizlerin huzurunda sunmak istiyorum.

Ayrıca, yine öylesine yanlışlıklar yapıldı ki Kocaeli ilinde, özellikle dükkânlarını, iş yerlerini kaybeden vatandaşlarımıza, şehir merkezinde iş yeri çalıştırırken, kalıcı konut bölgelerinin ikinci, üçüncü katlarında iş yerleri verildiğini de gördük. O insanlarımızın da şu anda çok mağdur durumda olduklarını hep birlikte görüyoruz. Burada bütün gruplardan ricam, özellikle bu insanlarımızın bu sıkıntılarını ortadan kaldırılması noktasında çalışma yapmaları gerektiğini, özellikle sizlerden istirham ediyorum…

BAŞKAN - Sayın Erenkaya, bir dakikanızı rica edeceğim.

Sayın milletvekilleri, çalışma süresinin dolmasına çok az bir süremiz kalmıştır. Çalışma süresinin 8'inci maddenin görüşülmesi tamamlanıncaya kadar uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Lütfen, Erenkaya sözünüze devam ediniz.

HİKMET ERENKAYA (Devamla) - Değerli milletvekilleri, özellikle kat mülkiyetiyle ilgili olağanüstü dönem olan deprem zamanında çok büyük çelişkiler ortaya çıktı. Özellikle, deprem öncesi, deprem zamanı ve deprem sonrası da yerel yönetimde görevli olan bir arkadaşınız olarak o çelişkileri en iyi yaşayanlardan bir tanesi olduğumu huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Genel anlamda deprem bölgesinde yıkılan binalara bakıldığında, genellikle yapım hatasından kaynaklandığını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir teknik eleman olarak yaklaşık otuz yıllık mühendis-mimar olarak bunu sizlerin huzurunda paylaşmak istedim.

Özellikle, güçlendirmeyle ilgili yapılan çalışmalarda, maalesef, üzülerek huzurlarınızda söylüyorum, çok çelişkili raporların olduğunu da o dönemde görmüş olduk. Özellikle, binalarla ilgili yapılan raporlarda bir üniversitemizin bir binayla ilgili "yıkılabilir" raporunu vermesine rağmen, diğer bir üniversitemizin de, özellikle "devam edilebilir" raporunu verdiklerini de o dönemde gördük. Gerçekten, o raporların da, çelişkili raporlarla binaların, hâlâ bazı binaların Kocaeli ilinde yıkılamadığını gördük. Aradan sekiz yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen, maalesef o binaların hâlâ yeni yeni yıkılmaya başladığını üzüntüyle görmüş oluyoruz.

Değerli milletvekilleri, özellikle bir konuyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle, deprem bölgelerinde yıkılan binaların yerleri şu anda -Kocaeli Milletvekili arkadaşlarımız da burada, o dönemde de bizimle birlikte çalışan arkadaşlarımız da burada- hâlâ o yerlerde, maalesef bina yapılamama durumuyla karşı karşıya kalınmıştır. Çünkü, daha önce, bina yıkılmadan önce sekiz kat ruhsatlı olan binalar, yine, bizim dönemimizde alınan kararla Bayındırlık Bakanlığının da, Afet İşlerinin de desteğiyle üç kata, dört kata kadar imarı indirilen yerler olmuştur. Sizler de takdir edersiniz, yıkılmadan önce binada 50 tane vatandaşımız yaşıyorsa, o, dört kata indiğinde maalesef 25 vatandaşımıza indi. O anlamda, hâlâ, şu anda boş kalan arazilerde maalesef üzülerek söylüyoruz, bina inşa etme şansları yoktur. Vatandaşlarımızın da mağduriyetleri vardır.

Bununla ilgili de sizlere bir öneri sunmak istiyorum özellikle burada, bu fırsatı değerlendirerek. Özellikle, benden önce konuşan arkadaşlarımız… Bizim bölgemizde de TOKİ'nin inşaat yaptığını biliyoruz. Özellikle, TOKİ'nin her bölgede olduğu gibi bizim bölgemizde de çok büyük ayrıcalıklar yaptığını görüyoruz, çok büyük ayrıcalıklarla bina yaptıklarını biliyoruz. Her ne kadar bazı arkadaşlarımız, bu TOKİ'nin dar gelirli vatandaşlara konut yaptığını söyleseler bile, maalesef üzülerek söylüyoruz, Türkiye'nin şu andaki bütün bölgelerinde yapmış olduğu konutların dar gelirli vatandaşlarımıza değil, parasal gücü olan vatandaşlarımıza yapıldığını görüyoruz. Nasıl ki, toplu konutlardaki alanların imar değişikliklerini rahatlıkla… Örneğin, 5 numaralı parselde, bir vatandaşımızın parselinde dört katlı bina var iken, maalesef, Toplu Konuta ait olan parselde on kata, on beş kata kadar yapıldığını görüyoruz. Benim burada huzurlarınızda önerim şu: Deprem zamanında vatandaşlarımızın blok olarak yıkılan binalarının yerlerini de, aynı şekilde teknik şartlara uymak kaydıyla, nasıl ki özellikle Toplu Konutun Kocaeli ilinde veya diğer illerde vatandaşların binalarını dört kat hakkı var iken on beş kat yapabilme olanaklarına sahipse, aynı şekilde de, o depremden mağdur olan vatandaşlarımızın, yıkılan yerlerine de belediyelerimizin büyük oranda kat vermesini burada önermek istiyorum. Çünkü, çağımızdaki teknik koşullarda bunu yerine getirdiğinizde, dört kat yerine istendiği zaman, sekiz-on kat da bina yapma şansının var olduğunu burada sizlerin huzurunda paylaşmak istedim.

Değerli arkadaşlar, özellikle kat mülkiyetiyle ilgili biraz evvel de ifade ettim. Kat mülkiyetinin iki bölümde değerlendirilmesi lazım. Özellikle, olağanüstü dönemlerdeki kat mülkiyetinin uygulamaları ile olağan dönemlerdeki kat mülkiyetinin uygulama dönemleri gerçekten farklı farklı olmuştur. Özellikle son yıllarda şehirlerimiz, büyük şehirlerimiz, Kocaeli başta olmak üzere, göç aldığından dolayı insanlarımızın eski yaşam biçimlerinden yeni yaşam biçimlerine doğru döndüğünü hep birlikte görüyoruz. Özellikle, bundan önceki yıllarda insanlarımız kendi parsellerinde, kendi binalarında üç katlı-dört katlı binalarda aile yaşamı içerisinde yaşarlarken, bugün gelinen noktada

70

--------------------------------------------------------------------------------

toplu bir şekilde yaşamlar gündeme gelmiştir ve önümüzdeki dönemlerde de, özellikle birinci dönemde kooperatifleşme anlayışı içerisinde insanlar toplu olarak yaşamı seçmişlerdir. Ama, bugünkü döneme bakıldığında siteler şeklinde yaşama gayreti içerisindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Erenkaya, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

HİKMET ERENKAYA (Devamla) - Tabii, toplu yaşamlar çoğaldıkça ortak mekânların da çoğaldığını hep birlikte görüyoruz. Bununla birlikte, toplu yaşamların artıları olduğu kadar toplu yaşamların eksilerinin de, işte böylesi ortak mekânların daha çoğalmasıyla ilgili belirli sıkıntıların ortaya çıktığını görüyoruz. Onun için, bu kanunla, özellikle bu akşam burada tartışılan kanunla genellikle bu sıkıntıların bir bölümünün ortadan kaldırılacağına ben de grup adına inanmış bulunuyorum. Ama, ileriki günlerde yine bu toplu yaşamlarda belirli sıkıntıların doğabileceğinin de inancını taşıyorum ve o zaman da geldiğinde yine Parlamento grubunda bu yasa gündeme gelirse tekrar bunların iyileştirme noktasında yapılacağına da inancımı burada ifade etmek istiyorum.

Gerçekten bu yasanın özellikle bazı sıkıntıları ortadan kaldıracağını tekrar ifade ediyorum. Hayırlı olsun diyorum.

Hepinize en içten saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erenkaya.

8'inci madde üzerinde, şahısları adına, Kırıkkale Milletvekili Turan Kıratlı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmuyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmuyor.

BAŞKAN - Soru-cevap için on dakika süremiz vardır, Sayın Ural ve Sayın Kahya söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Ural.

KADİR URAL (Mersin) - Sayın Başkanım, aslında ben 7'nci madde üzerinde söz istemiştim ama zannedersem…

BAŞKAN - Yoo…

KADİR URAL (Mersin) - İstedim, ama demek ki siz dikkat etmediniz, oylamaya direkman geçtiniz.

BAŞKAN - Buraya yansımadı efendim.

KADİR URAL (mersin) - Valla bilmiyorum.

Neyse, ben yine de -içimde kalmasın- söyleyeyim Sayın Bakana 7'nci madde konusunda.

İkinci paragrafta: "Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı ana gayrimenkulde yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısı…" Yoksa ne olacak? Yani, kat irtifak sahiplerinden birisi başvurmazsa veya yönetici yoksa veya yönetici başvurmazsa bunun sorumlusu kim olacak?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ural.

Sayın Kahya… Yok.

Sayın Bakan…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Yazılı cevap vereceğim efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

Bir önerge vardır 8'inci madde üzerinde, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 8. maddesinde geçen (beşte dördü) ibaresinin (yarısının) olarak değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.

Kamer Genç

(Tunceli)

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Konuşacağım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç.

Süreniz beş dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli üyeler; tabii, Kanun o kadar aceleyle hazırlanmış ki, bunun uygulayıcıları uygulamada ne kadar sıkıntılar yaratacağını görecekler. Biraz önce arkadaşımızın sorduğu soru da çok önemliydi. Burada, beşte 4'ünün, kat maliklerinin birisinin, orada bazı tamiratlar, tadilatlar yapabilmesi için kat maliklerinin beşte 4'ünün rızası gerekir. Bu, beşte 4'ü çok büyük bir çoğunluk. Yani, mesela, on daireli bir apartmanda 8 kişinin muvafakatini almak

71

--------------------------------------------------------------------------------

gerekiyor. Bir de komşular biliyorsunuz birbirlerine de kızgın. Kapris olsun diye, işte şey olsun diye… Adamın herhangi bir tadilat ve tamirat yapmasını veya bir tanesi işte oyunbozancılık yapınca olmuyor. Burada, bence biraz rahatlatmak lazım. Kat maliklerinin… Yani olabilir… Şöyle, hiç olmazsa, bir apartman dairesinde maliklerin yarısı muvafakat ediyorsa, herhangi birisi orada birtakım… Tabii, tadilat yaparken de ana yapının manzarasını bozmayacak, oradan ötekileri rahatsız etmeyecek şeyler… O konuda da tabii dikkat etmesi lazım. Eskiden galiba tümünüm muvafakati gerekiyordu ama tümü ile beşte 4'ü arasında hiçbir fark yok.

Benim önergem… Bu saatte fazla da sizi kızdırmayayım. Zaten, yeteri kadar kızıyorsunuz bana, ben de size aynı derecede kızıyorum. (AK Parti sıralarından gülüşmeler) Onun için fazla da yormayayım sizi. Beşte 4'ün, yarısı olarak değiştirilmesini teklif ediyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8'inci maddeyi oyları Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

8'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8'inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için 14 Kasım 2007 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere Birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati:00.10


14 Kasım 2007 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

-----0-----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20'nci Birleşimini açıyorum.


YOKLAMA


BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Sulukule'deki kentsel dönüşüm projesi ve Şehir Tiyatrolarıyla ilgili söz isteyen, İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'a aittir.

Buyurun Sayın Soysal. (CHP sıralarından alkışlar) Süreniz beş dakikadır.




ÇETİN SOYSAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki yıldır Sulukule'de yaşananları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sulukule'de kentsel dönüşüm projesi adı altında İstanbul'un en önemli bir rengi yok edilmeye çalışılıyor. Bu durum, içinde bulunduğumuz Meclis Genel Kurulunda yankılanmıyor ama Avrupa Birliğinde konuşuluyor. Ankara'ya seslerini duyuramayan 5 bin yurttaşımız sesini Starzburg'da, Bürüksel'de duyuruyor. Lütfen, oradaki çığlığı biz de duyalım.

Sulukule, İstanbul'da bir renktir. Folklorik, tarihsel, sanatsal özellikler taşır. Turistik yanı vardır, ticari yanı vardır ama her şeyden önemlisi Sulukule'de bir yaşam vardır. Şimdi ne deniyor oradakilere? Buradan gidin, buradan ayrılın. Bu olmaz. Bu insanlarla bir arada karar vermeden olmaz. Oranın silüetini bozarak olmaz. Türkiye'nin insan hakları imajını bozarak da olmaz.

Roman vatandaşların oturdukları yer yetersiz ve kötüdür mutlaka. Kuşkusuz oradaki yaşam standartları iyileşmelidir. Ancak bunları ortadan kaldırıp, vatandaşlarımızı farklı yerlere taşıyarak bir uyumsuzluğun içerisine itemezsiniz. Bunu yaparsak Sulukule'nin özelliği de, rengi de kaybolur. Bu bölgeye mutlaka farklı bir proje uygulanmalıdır çünkü burası zaten sit alanıdır ve bu sit alanı içerisinde yüzlerce yıldır yaşayan yurttaşlarımız, orada bir eğlence kültürünü geliştirmişlerdir. Hem Türk sinemasına hem Türk müziğine nice insanların yetişmiş olduğunu hep beraber görüyoruz, biliyoruz. Onun için, bin yıllık tarihî mekânın yok oluşuna seyirci kalamayız. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak herkesin hakkıdır ancak kentlerin fiziksel çevre kalitesini yükseltmeyi amaçlayan kentsel dönüşüm projesi Sulukule'de yanlış uygulanmaktadır. Kentsel dönüşüm değil, sanki kentsel bölüşüm yaşanıyor Sulukule'de. Elbette ki Sulukule'de yaşayan insanlar bu çalışmalardan memnun değildirler. Buna da sadece fiziki olanaklar ya da ekonomik olanaklar nedeniyle karşı çıkmıyorlar, ki buna hakları var, tapulu malları ve burayla ilgili bir karar verilecekse, buradaki insanların katılımı mutlaka olmalıdır, onlarla paylaşarak olmalıdır ve gelirleri ölçüsünde buralarda yeni yerleşim bölgeleri göz önüne alınarak gönderilmelidir. Ama ne yazık ki, çevre koşulları ne olursa olsun, insan, doğduğu yeri, yaşadığı mekânı bırakmak istemez, komşularıyla, onlarla birlikte oluşturduğu yaşamını, kültürünü bırakmak istemez. Geçmiş yüzyıllara dayanan bir kültür, o kültürü oluşturan insanlar, işte böylesine acımasız bir süreçte savaş vermek durumunda kalıyorlar. Kaygılılar, çünkü belirsizlik içindeler, endişe içindeler, çünkü doğdukları evler sorgu sual olmadan maalesef yıkılıyor.

Değerli arkadaşlarım, üzüntülüler, çünkü yaşam onlar için "Hadi taşının buradan." diyenler kadar kolay değil. Neden kolay olmadığını size birkaç rakamla açıklayayım: Dörtte 1'nin aylık geliri 300 YTL'den daha az, evlerin yaklaşık üçte 1'i 70 metrekarenin altında, dörtte 1'lik kısım iki odalı evlerde yaşıyor, yüzde 30'u kırk ya da daha fazla yıldır mahallede yaşıyor. Gördükleri muamele, elbette ki hak ettikleri muamele değil.

Bugün İnsan Hakları Komisyonuna 50'ye yakın dilekçe verdiler, hepsi de inanın dokunaklı. Orada bir insan hakkı ihlali söz konusu, orada bir asimile politikası söz konusu. Roman vatandaşlarımızın orada yaşam hakları maalesef ellerinden alınıyor.

Değerli milletvekilleri, eğlence ve müzik kültürüyle İstanbul'u ayrı bir renk katan bu bölge mutlaka korunmalıdır. Dünya miras listesinde Suriçi bölgesi Sulukule'yi de kapsamaktadır. UNESCO normlarına göre, sadece fiziksel yapısıyla değil, sosyokültürel yapısıyla da korunması ve yaşatılması gereken bir yerdir. Yani kentsel dönüşüm, kültürde, insanlarda değil, fiziki koşullarda iyileştirme şeklinde uygulanmalıdır. Maalesef, Fatih ve Büyükşehir Belediyeleri, görevinin sadece çevreyi düzeltmek olmadığını, bunu insanlar için yaptığını hatırlamalıdır.


1

--------------------------------------------------------------------------------

Değerli arkadaşlarım, belediye, sorun yaratmaz, sorunları çözer; insanları mağdur etmez, mağduriyeti ortadan kaldırır. Ama ne yazık ki,

belediyeler kendi bölgelerinde bulunan insanlara hizmet sunması gerekirken, oradaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Soysal, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) - …oradaki yaşamı kolaylaştırması gerekirken, maalesef oradaki yaşam yok edilmeye çalışılıyor. Orada insanlar onlarca yıldır sürdürmüş oldukları kültürlerine devam etmelidirler.

2010 İstanbul Kültür Başkenti olacaksa, bu anlamda Sayın Başbakanımıza da Sayın Kültür Bakanına da buradan seslenmek istiyorum: Buradaki insanlara daha fazla acı çektirmeden, oradaki yaşam standartlarını iyileştirerek, oradaki insanların kendi gelir düzeyleri içerisinde, kendilerine de gelir getirecek şekilde, eğlence kültürünü de yaşatacak şekilde yaşamlarını idame etmelerini sağlamamız gerekiyor. Onlar da insan, onlar da seçmen, onlar da yurttaştır. Roman olabilirler, ama gerçekten orada evi yıkılan bir insanın çekmiş olduğu acıya, ıstıraba rağmen o yaşama verme mücadelesi son derece saygıdeğerdir.

Hepinizi duyarlı olmaya davet ediyorum, saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Soysal.

Hükûmet adına cevap, Sayın Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu.

Buyurunuz efendim.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROGLU (Afyonkarahisar) - Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ben özellikle Sulukule'deki yenileme projesi hakkında kısa bir bilgi vereceğim ve birtakım hususları açıklığa kavuşturacağım. Şöyle ki, burada sanki Sulukule'deki insanlar mağdur ediliyormuş gibi bir intiba verildi. Öyle değil. Fatih Belediye Başkanlığımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız, bu konuda, kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde çok ciddi çalışmalar yapmıştır. Bir kere bölgede yaşayan herkesle haftada iki gün olmak kaydıyla ada bazında toplantılar yapılmıştır. Toplantılar iki ay sürmüştür. Toplantıda insanlara ne tür proje istedikleri, bu konuda belediyeden neler bekledikleri, projeye katılım süreçleriyle ilgili dilek ve temennilerin neler olduğu detaylı bir şekilde ortaya konulmuş ve tartışılmıştır. Tartışmalar sonucunda bölge halkının ekonomik, sosyal ve kültürel durumları itibarıyla projenin sosyal bir proje olarak tasarlanması gerektiği ortaya çıkmıştır. Biz, bir kere o insanlara gerçekten değer veriyoruz. Dolayısıyla, mevcut sosyal durumlarını gayemiz iyileştirmektir; onları, hayat standartlarını, yaşadıkları çevreyi daha düzenli hâle getirmekten ibarettir.

Alanda bulunan tüm taşınmazların bedelleri ortaklaşa oluşturulan bir komisyon tarafından belirlenmiş, bu bedeller İTO ve İstanbul Emlakçılar Odası bedelleri mukayese edilerek en yüksekte olan değer tespiti olarak belirlenmiştir. Ayrıca, projenin dönüşümünün sağlanması ve sosyal bir proje olarak hayata geçebilmesi ancak kamu desteğiyle mümkün olabileceğinden bu konuda yatırım yapan ve bir kamu kuruluşu olan TOKİ ile temasa geçilmiş ve TOKİ bu konutları maliyetine yapmaya karar vermiştir. Bu durum, 13 Temmuz 2006 tarihinde karşılıklı imzalanan protokolde -belediye ile TOKİ arasında- karar altına alınmıştır. Protokol ile burada yasal olarak müstakil mülkü olan, yani konut ve işyeri bulunan herkese buradan birer müstakil -bakın, çok önemli- modern, sosyal donatıları hazır bir konut, bir müstakil mülk verilmesi. Kiracı durumunda olan herkese de -bakın, kiracı olanları da mağdur etmiyoruz- TOKİ'nin İstanbul'un başka bir bölgesinde Gaziosmanpaşa Taşoluk'ta yapmış olduğu sosyal konutlardan birer konut verilmesi, bu konutlardan hiçbir peşinat alınmaması, konut tesliminden sonra başlamak kaydıyla yüz seksen ayda, yani on beş yılda konut bedellerinin ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yani, böyle bir imkân herkese sağlanmıyor. Bakın, ne kadar koruduğumuz ortada.

ÇETİN SOYSAL (İstanbul) - Onlar istemiyorlar.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROGLU (Devamla) - Bu anlamda, 620 adet konut, 45 adet iş yeri olan hak sahibi bulunmaktadır. Bu, kiracılar için sadece.

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Bakan, onları yerinden ederseniz istediğiniz kadar konut verin fayda etmez.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROGLU (Devamla) - Müsaade edin…

Ayrıca, burada ikamet eden mülk sahipleri ve kiracılara proje uygulama süresince, yani, kendilerine yeni konutlar verilene kadar kira yardımı yapılması kararlaştırılmış ve kira ödemelerine başlanmıştır. Kiralar mülk sahipleri için ayda 400 YTL, kiracılar için ise ayda 300 YTL olarak belirlenmiştir; yani, kira, mülklerin inşaatı yapılana kadar onları dahi düşündük. Mutazarrır etmiyoruz, onları bir şekilde mağdur etmiyoruz, özellikle bunu belirtelim.

Peki ne olacak? Bir kere, bu konuda, kentsel dönüşüm projesinin oluşturulması konusunda yıkılacak konutların yerine nasıl bir proje uygulanacak diye soru soruluyor. Bakın, yenileme alanı içinde kalan bölgede bölge halkının hayat tarzı, gelenek ve kültür yapısına uygun, iç avlu sistemli, iki ve üç ve çok az miktarda dört katlı, net 60 metrekare ile 95 metrekare, brüt 75 metrekare ile 125 metrekareden oluşan toplam 32.913 metrekarelik konut alanı; 3.174 metrekare ilköğretim tesis alanı, 3.374 metrekare turizm tesis alanı; 15.600 metrekare park ve çocuk oyun alanı, yeşil alan; 1.604 metrekare -bakın, çok önemli- Sulukule eğitim kültür ve ticaret merkezi, 9.700 metrekare dinî tesis

2

--------------------------------------------------------------------------------

alanı, 36.154 metrekare yollardan oluşan bir avan proje uygulanacaktır. Yani, onların -özellikle vurguluyorum- kültürlerine, onların hayat tarzlarına uygun bir modern tesis oluşturuluyor.

AHMET ERSİN (İzmir) - Onlar bulundukları yerde mutlular, Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROGLU (Devamla) - Lütfen, şimdiki hâlini fotoğraflayalım, bir de kentsel dönüşüm projesi gerçekleştikten sonra durumunu, oradaki insanların rahatını, huzurunu, hayat seviyesinin ne derece arttığını birlikte tespit edelim.

Bir de, bu projenin oluşumu esnasında uzmanlardan görüş ve tavsiye alınmış mıdır? Evet, bu proje oluşturulurken uzmanlardan, özellikle

İstanbul Şehir Plancıları Odasından -TAÇ Vakfı adıyla anılan, bu konuda uzman bir vakıf var- TAÇ Vakfı'ndan, ayrıca konuyla ilgili birtakım uzmanlardan sürekli görüş alınmış, proje İTÜ'de öğretim üyeliği yapan, alanlarında ulusal ve uluslar arası projeler yapmış, ödüller almış bir grup mimar ve şehir plancısı tarafından hazırlanmıştır.

Bir de "Bölge halkına bilgi verildi mi?" deniliyor. Bir kere proje tamamen bölge halkının katkıları, temennileri ve talepleri doğrultusunda yapılmıştır.

ÇETİN SOYSAL (İstanbul) - Bölge halkı burada, yapmayın Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROGLU (Devamla) - Bu talep ve temenniler projenin on dokuz defa, bakın on dokuz defa tadil edilerek sonuçlanmasını sağlamıştır. Yani, bir proje üzerine on dokuz defa görüş belirtilmiş, revize edilmiş ve neticelendirilmiştir. Bununla ilgili toplantı tutanakları, resimler, videolar ilgili belediyesinde mevcuttur. Değerli milletvekillerimiz talep ederse, her an için bu toplantılarla ilgili zabıtlar temin edilebilir.

Peki, uygulanacak proje bölgenin siluetini, görünüşünü bozacak mı? Efendim, uygulanacak avan proje bölgenin siluetine uygun olarak hazırlanmıştır. Proje hazırlanırken, UNESCO ve ICOMOS kararları dikkate alınmış ve bu kuruluşların İstanbul temsilcilerinin uygun görüşleri de dikkate alınarak proje oluşturulmuştur. Bu projeyle tarih, kültür ve orada yaşayan vatandaşlarımızın sosyoekonomik yapısı dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Proje gayelerinden birisi de, İstanbul'un -biliyorsunuz, kanunda geçti- 2010 yılındaki kültür başkentine bir katkı sağlamak, bu konuda önemli bir, gerçekten, güzel bir alan, güzel bir mekân oluşturmak maksadıyla yapıldığını da ayrıca ifade etmek isterim.


Bir de "Yıkım esnasında ve inşaat esnasında yöre halkının barınma ve yerleşim olanakları nasıl sağlanacaktır?" diye bir soru soruldu. Bu süreç içerisinde, yani, yöre halkına yeni konutların anahtarları verilinceye kadar geçecek olan inşaat süresi içinde mülk sahiplerine ve kiracılara, ayrı ayrı miktarlarda olmak üzere -miktarları az önce belirtmiştim- kira desteğinde bulunacaktır. Hatta bunlarla ilgili, taşınanlar için de kira ödemeye ilgili belediye tarafından başlandığını da burada ifade etmek isterim.

Şimdi, bir de yenileme alanları içerisinde tarihî bir sur sarnıcı yoktur. Avam proje içeriğinde de böyle bir spor kompleksi, herhangi bir spor kompleksi de yer almamaktadır.

Netice olarak şunu ifade edeyim: Biz, Sulukule'deki bu vatandaşlarımıza, Hükûmet olarak, belediyeler olarak değer veriyoruz. Dolayısıyla, asla, onları mağdur edecek bir proje içinde değiliz. Projenin tamamı, oradaki vatandaşlarımızın görüşü alınarak hazırlanmıştır. Gerçekten, kentsel dönüşüm misyonuna ve halkımızın refah ve mutluluğunun artmasına vesile olacak, orada, özellikle güzel bir çevreyi oluşturacak bir mekân hazırlamak için yapılan, gerçekten muhteşem bir projedir. Bu konuda, takdir edileceğini umuyoruz efendim.

Saygılar sunarım hepinize, sağ olun, var olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÇETİN SOSYAL (İstanbul) - Sayın Bakan, bölgeyi bilmiyorsunuz, orada yaşayanları bilmiyorsunuz.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Gündem dışı ikinci söz, Ulu Önder Atatürk ve Bülent Ecevit'in ölüm yıldönümleri münasebetiyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Hasan Macit'e aittir.

Buyurun Sayın Macit.

Süreniz beş dakikadır.



HASAN MACİT (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi, şahsım ve Demokratik Sol Parti adına saygılarımla selamlıyorum.

Dün terörle mücadelede, vatan savunmasında şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diler, yakınlarına güç ve sabır diliyorum. "Tanrı bir daha böyle acılar yaşatmasın, artık, bu son olsun." diyorum.

Sayın milletvekilleri "Bağımsızlık benim karakterimdir." diyerek

her türlü modern silahlarla donatılmış emperyalist ordulara karşılık kurtuluş mücadelesi veren, döneminde verdiği kurtuluş mücadelesi dünyadaki mazlum uluslara rehber olan, meşale olup yollarını aydınlatan, onların bağımsızlıklarını kazanmalarında önder olan Mustafa Kemal Atatürk, verdiği ulusal kurtuluş mücadelesi sonucu yepyeni, çağdaş, laik Türkiye Cumhuriyeti kurmuştur. Atatürk'ün izinde, yüreği insan sevgisiyle dolu, hümanist, barışçı bir güvercin, Türk halkının çıkarları söz konusu olduğunda kararlı olan, her zaman halkının yanında olup gücünü halkından alan ve Kıbrıs çıkartmasında

3

--------------------------------------------------------------------------------

"Kıbrıs'a çıkmayın, çıkarsanız karşınızda 6'ncı Filo'yu bulursunuz." diyenlere, düşünür, Anadolulu büyük filozof Diyojen'in söylemiyle "Gölge etmeyin, başka ihsan istemem." diyerek tehditleri dinlemeden Kıbrıs'a barış harekâtını gerçekleştirerek, Kıbrıs Türk halkının yok olmasını önleyerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlayan Başbakanımız Bülent Ecevit'i ve Ulu Önder Atatürk'ü ölüm yıl dönümlerinde geçen hafta andık.

Evet, yokluk, yoksulluk içinde genç Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz sayısız devrimler yaparak muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak için gecesini gündüzüne katan, on beş yılda yepyeni, çağdaş, onurlu, dış ülke devlet adamlarının başkent Ankara'yı kendisi gitmediği hâlde uğrak yerine getiren, saygın bir Türkiye yaratan ve hastalığının ilerlemiş döneminde Hatay'ı vatan topraklarına katmak için hasta hâlinde saatlerce askeri ayakta selamlayarak kararlılığını dünyaya gösterip Hatay'ın vatan topraklarına katılmasını sağlayan Ulu Önderimiz Atatürk rahat uyusun. Demokratik Sol Partinin kurucusu, kuramcısı, devrimci insan Bülent Ecevit "Esas sorun işsizliktir, topraksızlıktır, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilememesidir. Sorun altyapı reformlarıyla çözülecektir. Atatürk devrimciliği süreklidir. Sorunları Atatürk devrimciliğini sürdürerek çözebiliriz." diyerek sorunları yok etmek için Atatürk ilke ve devrimlerini rehber olarak göstermiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a müdahalesini Ocak 2002 Washington ziyaretinde önlemeye çalışan ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a müdahalesine destek olmadığı için iç ve dış güç odaklarının hedefi olmayı "en büyük eserim" dediği Demokratik Sol Partinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grubunun bölünmesi pahasına ilkeli davranarak kararlılığını sürdüren yürekli insan rahat uyu. En büyük eserin Demokratik Sol Parti, bugün kuruluşunun 22'inci yıl dönümünü kutlamaktadır. Demokratik Sol Parti, ilkelerin doğrultusunda sonsuza dek yaşayacaktır.

İç ve dış sorunlar karşısında güçlerini dış ülke başkentlerinde, dış odaklarda değil halkından ve Hak'tan alarak mücadelelerini sürdüren iki yürekli insan, siz, fiziken aramızdan ayrılmış olsanız da eserlerinizle ve ilkelerinizle yüreğimizde yaşayacaksınız. Yoksulluk, işsizlik, açlık gibi sorunları tarihe gömmek, tüm halkımızın yaşam düzeyini yükseltmek, bu güzel ülkenin gençlerine kaliteli bir eğitim sunmak için, sömürülen, baskı altına alınanların, horlananların, dışlanan ve susturulanların sesi olmak için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız Sayın Macit.

HASAN MACİT (Devamla) - …Mevlânâların, Yunusların, Hacı Bektaş Velilerin yaşadığı bu topraklarda inançların, din ve mezhep ayrımcılığının siyasete alet edilmemesi için, inançlara saygılı laiklik için, zenginlikte sosyal adalet ilkemizle çokça üretip hakça bölüşümün sağlanması için, dış politikada boynumuzun bükülmediği, ulusal, onurlu bir duruş gösterebilmek için Atatürk'ün yolunda, Ecevit'in ışığında, demokratik solda devrimci ve halkçı bir mücadeleye olan gereksinim, bugün her zamankinden daha fazladır. Bu inançla ve kararlılıkla iki devrimci, iki halkçı insan, saygı ve rahmetle anmayı bir borç biliyorum. Mekânları cennet olsun.

Saygılarımla. (Demokratik Sol Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Macit.

Gündem dışı üçüncü söz, esnaf ve sanatkârların içinde bulunduğu koşullar hakkında söz isteyen, İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam'a aittir.

Buyurun Sayın Susam. (CHP sıralarından alkışlar)










MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekillerim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün gündem dışı beş dakika esnaf ve sanatkârların sorunlarına değinmek, tabii ki süre olarak yeterli değil, ama esnaf ve sanatkârların sorunlarını bu Meclis kürsüsünden ivedilikle dile getirmek ve çözüm bulmak da hepimizin görevi. Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanı da, bugün basında "Küçük esnafın işleri durgun, çünkü Türkiye gerçek gündemine dönemedi" diyor. Esnaf ve sanatkârın işlerinin durgun olduğu konusundaki tespite yürekten katılıyorum. Ama bu durgunluğun nedenini Türkiye'nin gündeme dönememesi olarak tespit etmesi ve buna göre çare araması, sanıyorum, esnaf ve sanatkâr için yeterli bir konu değildir.

Esnaf ve sanatkâr, tabii ki tüm ülke gündemini değiştiren terör olayına karşı çok duyarlıdır. Ben de, terörde kaybettiğimiz değerli şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyorum, esnaf ve sanatkâr da eğiliyor. Tüm işlerin durgunluğuna rağmen esnaf ve sanatkâr, bir günlük çalışmasının cirolarını şehit ailelerine hibe ederek, bağışlayarak onlara duymuş olduğu saygıyı da çok net bir şekilde ifade etmiştir.


4

--------------------------------------------------------------------------------

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkâr, Türkiye'de doğru tespit edilmesi gereken kesimlerden bir tanesidir. Esnaf ve sanatkâr tanımı ile KOBİ tanımı iç içe geçmiştir ve geçmelidir. KOBİ'ler, bir kişiyle başlayan çalışmayı ifade etmektedir. Bu anlamıyla Türkiye'deki KOBİ politikaları, esnaf, sanatkâr politikalarıyla çakışmalıdır. Esnaf, sanatkârın sorunlarının temelinde en önemli konu finansman, istihdamın üzerindeki yükler ve haksız rekabet başta olmak üzere, çok önemli eksiklikler vardır.

Haksız rekabet konusunda, zamanımın sınırlı olması nedeniyle, özellikle hipermarketler yasasına değinmek istiyorum. Sayın Bakan da değinmiş, demiş ki: "Hipermarketler yasası üzerinde -tüm taraflar- bir kez daha konuşacağız ve herkesin ortak noktasını bulacağız, ona göre bu yasayı çıkartacağız."

Değerli arkadaşlarım, hipermarketler yasası, bu Meclis gündemine 57'nci Hükûmet döneminden beri geliyor. Hatta gündeme geldi ve bu Parlamentoya indi ama geri çekildi. Şimdi tekrar bu yasa için tarafları toplayacağız, tartışacağız, ortak noktayı bulacağız demek, bugün haksız rekabetle karşı karşıya kalan, bu büyük marketler karşısında ezilen küçük işletmelerin ve Türk sanayisinin sorunlarını erteleyeceğiz demekten başka bir şey ifade etmez.

Hipermarketler yasası aslında sadece bakkalın sorunu değildir. Hipermarketler yasası, Türk sanayisini çok yakından ilgilendiren bir yasadır. Bugün e-mailime gelen bir notu söyleyeyim size. "Diş macunu üreten Türkiye'deki firmalar, diş macunu fabrikaları burada olmasına rağmen, Mısır ve Kazakistan'da diş macunu üretiyorlar. Neden biliyor musunuz? Türkiye'deki istihdamın yükleri, başka yükler, istihdamın üzerindeki yükler ve enerjinin üzerindeki yükler hariç fiyat baskısı. hipermarketlerin raflarına koymak için, onlara dayattığı fiyatı yakalayabilmek için Kazakistan'da, Mısır'da mal üretiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, Türk sanayisi, zaten uygulanan ekonomik politikadan dolayı ithalat cennetine dönen ülkede ciddi bir baskı altındadır ama, aynı zamanda, Türkiye'de hiçbir yatırım yapmadan Türk pazarını ele geçirmeye çalışan bu büyük yabancı sermayelerin alışveriş merkezleri, Türkiye'de küçük işletmeleri ciddi bir şekilde yok etmektedir. Hepiniz bunların bir parçasısınız, hepinizin birer tane akrabası, kardeşi, eşi, dostu esnaf ve sanatkâr, onların ıstırabını hepiniz memleketlerinize gittiğinizde görüyorsunuz.

AKP'den bir arkadaşımız yasa tasarısı verdi.

Geçen dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı bakanlık dönemi dolduğunda şunu söyledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Susam, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) - Dedi ki: "Bir hipermarketler yasasını çıkartamadım, özür diliyorum esnaf ve sanatkârdan."

Geçen dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç, yaptığı toplantıda "haklısınız, bu yasayı çıkarmalıyız" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi istiyor, Cumhuriyet Halk Partisi yürekten destekliyor, AKP'liler önerge veriyor, Bakan özür diliyor, Meclis Başkanı "haklısınız" diyor, bu yasa Meclise gelemiyor. Hangi güç, hangi lobi bu yasayı engelliyor, bunu çok merak ediyorum.

Onun için, bu yasanın, bu Parlamento döneminde acilen komisyonlara gelip, çıkması gerekmektedir. Bu, iki şey için gereklidir: Bir, küçük işletmelerin uygulandığı haksız rekabet için; ikincisi, Türkiye'deki sanayinin ciddi şekilde pazarını kaybedip, büyük mağazaların insafına terk edildiği için.

Değerli arkadaşlarım, onun için, bugün esnaf ve sanatkâr çok zorda, ticaret yapamaz durumdadır. Bu Meclis, bu kesimlere sahip çıkmalıdır, çünkü, KOBİ'leriyle bir ülke geleceğe uzanacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Susam.

Sayın Bakan, cevap vereceksiniz…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Yerimden konuşmak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Biraz önce esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz alan milletvekili arkadaşıma teşekkür ederim.

Bugün Antalya'nın Alanya ilçesi Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve yöneticileri ziyaretime geldiğinde Sanayi ve Ticaret Bakanımızı aramıştım, bu konuyu gündeme getirmişlerdi onlar da. Dün gece saat 02.00'ye kadar büyük marketlerin statüsüyle ilgili daha önce hazırlanmış olan ancak bir türlü yasalaşma imkânı bulamayan kanun tasarısı taslağı üzerinde özellikle esnaf temsilcilerimizle ve bürokrat arkadaşlarıyla çalıştığını ve ocak ayı içerisinde tarafların da katılımıyla, onların da önerilerini içinde değerlendirecek bir kanun tasarısını Meclisin gündemine getireceğini Sayın Bakanımız bana ifade etti. Biraz önce, bir saat önce bu konuşma aramızda geçmişti.

Ben değerli milletvekili arkadaşımızın bu konudaki duyarlılığını anlıyorum, birçok değerlendirmesine de kişisel olarak katıldığımı ifade etmek istiyorum. Gerçekten gecikmiş olan bir

5

--------------------------------------------------------------------------------

yasal düzenlemedir ama Sayın Çağlayan, Sanayi ve Ticaret Bakanımız bu konunun, sanıyorum, en geç ocak ayının içerisinde Meclise getirileceğini bana ifade etti. Ben de kendilerinin bu beyanını sizin gündem dışı konuşmanız üzerine hem sizinle hem milletvekili arkadaşlarımla hem de kamuoyuyla paylaşma imkânı buldum.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.




Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Katip üyelerini seçmek üzere 13.11.2007 günü saat 18:30'da B Blok 2. Kat 4. Banko'daki Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 12 Üye ile toplanmış ve aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

Tayfur Süner

Antalya

Komisyon Geçici Başkanı


Adı ve Soyadı Seçim Bölgesi Aldığı Oy

Başkan :Mustafa Öztürk Hatay (9)

Başkanvekili :Özkan Öksüz Konya (12)

Sözcü :A. Gökhan Sarıçam Kırklareli (12)

Katip :Birnur Şahinoğlu Samsun (12)


BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Okutuyorum:





Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hızla gelişen ülkemizde, dünyada olduğu gibi artık kendi doğal varlıklarını ve zenginliklerini istediği gibi kullanma, israf etmek lüksüne sahip değildir. Ülkemiz bir tarım ülkesidir. Ancak son yıllarda gerek erozyona gerekse bilinçsizce atıklarımızın göle, nehre ve denize akıtmalarımız, gerekse vahşi sulama yöntemleri sonucu çölleşme ile karşı karşıyayız. Yapılan araştırmalar sonucu yakın bir zamanda çöl hâline gelecek bir dünyada topraklarımızın kıymetini bilmeli, bugünden gereken önlemi almalıyız. Bugün ülkemizde de hızlı gelişme nedeni ile doğal kaynakların israfı söz konusudur. Doğal çevrenin önemli bir parçası olan göllerin korunması ve yararlı hâle getirilmesi lüzumu artık tartışılmayan bir konudur. Ancak bu lüzumu gereklerini yapma tüm çevre konularında olduğu gibi kolay değildir. Özellikle Türkiye gibi gelişme aşamasındaki ülkeler için çevre sorunları zaman zaman lüks bile görülmekte, iş ekseri gönüllü kuruluşların gayretine terk edilmektedir.

Türkiye'nin 12. Büyük Gölü olan Eber Gölü Afyonkarahisar ili çay ve Bolvadin ilçesi sınırları içerisinde 150 km2 yüzölçümüne sahip Eber Gölü, Akarçay ve Sultandağlarından gelen kaynak suları ile beslenmektedir. Derinliği 3.98 m., denizden yüksekliği ise 966.98 m.dir. Göl eski zamanlarda Akşehir Gölü ile birlikte büyük bir göl halindeydi. Fakat zamanla su kaynaklarının azalması ile Eber Gölü Akşehir Gölünden ayrılarak ayrı bir göl oluştu. Eber Gölünden bir kanal vasıtasıyla Akşehir Gölüne su akmaktadır. Günümüzde küresel ısınmanın etkisiyle, özellikle su kaynaklarının bilinçsiz kullanımıyla göl küçülmeye başlamış. Bu nedenle Akşehir Gölüne su akıtılamamış ve Akşehir Gölünün sularının çekilmesine sebep olmuştur.

Akşehir Gölü, Akşehir Ovasının Kuzeyinde Sultan Dağlarının kuzeydoğu kenarı ile Emir dağları arasında yer alır. Akşehir Gölünün alanı 35.300 hektardır. Maksimum derinlik 7 m'dir. Ancak son yıllarda 2-3 m'ye kadar düşmüş, şimdi ise tamamen kurumuştur. Akşehir Gölü Akarçay Kapalı Havzasında yer alan Eber Gölü ile bağlantısı olan bir göldür.

Sular tatlı organik maddelerce zengin ötrofik bir göldür. Kuzey kıyıları dışında gölün tüm kıyıları 1-2 km genişliğinde çok sık kamış ve sazla, göl içindeki aynalar ise nilüferlerle kaplı tektonik bir göl görünümünden bugün çöl görünümüne dönmüştür.

Göl havzasının güneyinde ise geniş meyve bahçeleri bulunur. Batı ve doğu kısımları ise tarım alanları ile çevrilidir.


6

--------------------------------------------------------------------------------

Akşehir ilçesi kendine has bir iklim yapısına sahiptir. Bunun sebebi de Akşehir Gölüdür. İç Anadolu karasal bir iklime sahip iken, Akşehir gölü sayesinde oluşan mikro klima sayesinde bir çok ürün yetiştirilmektedir. Bu bölgeye özgü şekil, lezzet ve kaliteye sahip Akşehir kirazı meşhurdur. Ak-şehir kirazı, Akşehir napolyonu veya 0900 Ziraat olarak bilinir, Türk Patent Enstitüsünce Akşehir Ki-razı adıyla tescil edilmiştir. Ayrıca balıkçılık ve kamış üretimi bölge halkının diğer geçim kaynakları-dır. Gölde sazlık alanların bulunması özellikle su kuşları açısından son derece uygun üreme, beslenme, sığınma ve konaklama ortamı oluşturmaktadır. 200 den fazla kuş türü tespit edilmiştir.

Akşehir gölü sınırları ve etkilediği mikro klima iklimi sayesinde, Akşehir-Tuzlukçu ve Afyonkarahisar-Sultandağı, çay ilçeleri ile 10 belde ve çok sayıda köylerin geçimini sağlayan meyveci-lik, balıkçılık, kamış üretimi ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinin yetiştirilmesi gerçekleştirilmektedir.

Eber Gölü, bir zamanlar kuş cenneti görünümünde ve yüzeyinde su çiçekleriyle bezenmiş bir bahçe iken, bugün yanına yaklaşılmayacak kadar kirletilmiştir. Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan ve kuş cenneti olarak adlandırılan, derinliği 21 metreye kadar ulaşan Eber Gölü'nde su seviyesi 1-2 metreye kadar düştü. Önlem alınmadığı takdirde daha da düşeceği bir gerçektir.

Eber Gölü'nü tehdit eden en büyük unsurlar, Afyonkarahisar şehrinin atıkları, süt endüstrisi, Şeker ve Alkoloid Fabrikalarının atıklarıdır. Diğer bir tehdit unsuru da, atıkların Eber Gölü'nde birik-tikten sonra gölün arıtma vazifesi görmesi ve bu nedenle de süzülen temiz suyun Akşehir Gölü'ne akı-tılmasıdır.

Gölde ekonomik değeri en yüksek olan kamış üretimi yapılmakta ve sazan, turna ve aynalı sa-zan balığı bulunmaktadır. Sazlıkların kuruduğu gölde sular çekildikçe balık ölümleri de başladı. Artık bölgede balıkçılık yapılmıyor. Bölgede bulunan kağıt fabrikası da işlenecek hammadde kalmadığı için çalışmıyor.

Bölge insanının geçimini ve geleceğini etkileyecek, bir havza içerisinde yer alan Akşehir Gölü ve Eber Gölünün Kirliliğinin Önlenmesi ve Korunması ile ilgili tedbirlerin alınması ve yasal düzenlemelerin oluşturulması amacıyla Anayasanın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımızIa arz ederiz.


1- Orhan Erdem (Konya)

2- Ahmet Koca (Afyonkarahisar)

3- Kerim Özkul (Konya)

4- Muharrem Candan (Konya)

5- Agâh Kafkas (Çorum)

6- Hüsnü Tuna (Konya)

7- Ali Öztürk (Konya)

8- Ayşe Türkmenoğlu (Konya)

9- Sami Güçlü (Konya)

10- Harun Tüfekci (Konya)

11- Abdullah Çetinkaya (Konya)

12- Abdülkadir Aksu (İstanbul)

13- Murat Yıldırım (Çorum)

14- Ayhan Sefer Üstün (Sakarya)

15- Selma Aliye Kavaf (Denizli)

16- Mithat Ekici (Denizli)

17- Mehmet Daniş (Çanakkale)

18- Cahit Bağcı (Çorum)

19- Fatma Salman Kotan (Ağrı)

20- Zekeriya Aslan (Afyonkarahisar)

21- Hasan Ali Çelik (Sakarya)

22- Hamza Yerlikaya (Sivas)

23- Alev Dedegil (İstanbul)

24- Ali Küçükaydın (Adana)

25- Mustafa Ataş (İstanbul)

26- Rüstem Zeydan (Hakkâri)

27- İsmail Bilen (Manisa)

28- Hüsnü Ordu (Kütahya)

29- Polat Türkmen (Zonguldak)





Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına



7

--------------------------------------------------------------------------------

Milli kültürün en önemli unsuru dildir. Milletleri millet yapan dil, milli birliğin de temel taşıdır. Bugün Dil'ini geliştiremeyen, zenginleştiremeyen ve yabancı diller karşısında dillerini koruyamayan milletlerin milli kültürlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu açıktır. Dilin yozlaşması ve yabancılaşması, zamanla değerlerin yok olmasına ve milli birliğin zarar görmesine neden olmaktadır. Gençlerin, Türk dilinin güzelliklerinden uzaklaşması, dildeki yozlaşmanın bilim, eğitim ve sanatta da görülmesi milli kültürümüze zarar vermektedir. Dilimizde özellikle son yıllarda artan ve hala devam eden yozlaşma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak toplumumuz, özellikle milli birlik ve beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve alınması gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve içtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.



1- Suat Kılıç (Samsun)

2- Cahit Bağcı (Çorum)

3- Ahmet Gökhan Sarıçam (Kırklareli)

4- Fahrettin Poyraz (Bilecik)

5- Mehmet Müezzinoğlu (İstanbul)

6- Ayhan Sefer Üstün (Sakarya)

7- Mithat Ekici (Denizli)

8- Selma Aliye Kavaf (Denizli)

9- Agah Kafkas (Çorum)

10- Murat Yıldırım (Çorum)

11- Ahmet Koca (Afyonkarahisar)

12- Fatma Salman Kotan (Ağrı)

13- Hasan Ali Çelik (Sakarya)

14- Hamza Yerlikaya (Sivas)

15- Abdülkadir Aksu (İstanbul)

16- Ayşe Türkmenoglu (Konya)

17- Alev Dedegil (İstanbul)

18- Mustafa Ataş (İstanbul)

19- Ali Öztürk (Konya)

20- Rüstem Zeydan (Hakkâri)

21- İsmail Bilen (Manisa)

22- Hüsnü Ordu (Kütahya)

23- Polat Türkmen (Zonguldak)

24- Mehmet Daniş (Çanakkale)

25- Zekeriya Aslan (Afyonkarahisar)

26- Ali Küçükaydın (Adana)


Genel Gerekçe:

İnsanlar iletişim için dili bulmuşlardır. Dil, insanın bireysel ve toplumsal olarak gelişmesinde bü-yük önem taşımaktadır. Yeryüzünde varolan altı bin kadar dilden her 14 günde bir biri kaybolmaktadır. Di-limiz Türkçe, asırlardır varlığını sürdürmekte olan saygın bir dildir.

Milli birliğimiz ve bütünlüğümüzün temel taşı olan dilimiz, milli kültürümüzün de en önemli unsu-rudur. Milli kültürümüzü gelecek nesillere dilimiz vasıtasıyla anlatır, milli mirasımızı dilimiz aracılığıyla bırakırız. Eğer dilimizi geliştirip zenginleştiremezsek ve yabancı dillere karşı koruyamazsak milli kültürü-müz yok olma tehdidi altına girer.

Günümüzde maalesef dilimiz iyi konuşulup yazılamamaktadır. Dilimiz bozulmaktadır. Bugün top-lumumuzda, özellikle günlük konuşmalarda cümle bozukluklarına ve yabancı kelimelere sık sık rastlanmak-tadır. En önemli eğitim hedefimiz olmasına rağmen okullarımızda, dilimizin doğru yazılması ve konuşulma-sı öğretilememektedir.

Konuşma dili ile yazı dili arasında, zamanla fark doğabilmektedir. Bunun neticesinde halk ve ay-dınların birbirini anlayamaması, aydınların halktan kopması gerçekleşebilmektedir. Nitekim Osmanlılarda bu durum gerçekleşmiş, konuşma dili ile yazı dili arasında büyük farklılıklar doğmuştur. Bu durumu orta-dan kaldırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmış ve Atatürk'ün Türkçe'yi yabancı dillerin tesirinden kur-tarmak; çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak, konuşma dili ile yazı dilini birleştirmek amacıyla başlattı-ğı mücadele onun sağlığında büyük ölçüde hedefine ulaşmıştır.

Ancak, dilimize gereken özeni gösterememiş durumdayız. Bu nedenle dilimiz bir tehdit altına gir-miştir. Dilimiz bir yabancı kelime istilasına uğramaktadır. Yabancı kelimelerin günlük yaşantımızda sıkça kullanılmaya başlanılması, en önemli milli değerlerimizden biri olan dilimize büyük zarar vermektedir. İşin acı tarafı, günlük hayatımızda kullandığımız bu yabancı kelimelerin hepsinin bir Türkçe karşılığının olma-sıdır. Bugün günlük konuşmalarımızda "başlamak" yerine "start", "uyum" yerine "adapte", "eğilim" yerine "trend", "çaba" yerine "efor" gibi pek çok kelimenin Türkçe karşılığı olmasına rağmen, yabancı karşılığını

8

--------------------------------------------------------------------------------

kullanmaktayız. Artık bir sözü onaylarken "evet" yerine "yes" i, vedalaşırken "bye bye" ları kullanmaya başladık.

Günümüzde bir başka üzüntü verici dil kullanım sorunu da ticari hayatımızda görülmektedir. Dilimizin yozlaşması ve yabancılaşması bu alanda da kendini göstermektedir. Üretilen mallarda ve ürünlerde, ticaret unvanlarında, markalarda, mağaza isimlerinde artık sık sık yabancı kavramları görmekteyiz.

Yine kavramlar ve terimler üzerindeki anlayış birliğinin sağlanamamış olması dilimizle ilgili başka bir sorundur. Anlayış birliğinin sağlanamaması milli birliğimize zarar verecek boyutta kamplaşma ve krizlere neden olabilmektedir.

Türk dili, şerefli, saygın, zengin ve güzel bir dildir. Milli kültürümüzü, gelecek nesillere aktarma aracımızdır. Bu nedenle dilimizi korumalı, zenginleşmesini sağlamalı ve yeni nesillere öğretmeliyiz. Bugün dilimizle ilgili bütün sorunlar, onun iyi öğretilememesi ve insanlarımızın yeteri kadar bilinçlendirilememesinden kaynaklanmaktadır. İnsanlarımız, özellikle gençlerimiz kelimeleri ve kavramları yerinde kullanamamaktadır. Sanat eserlerimiz dahi gittikçe dilimizden uzaklaşmaktadır. Yeni yetişen nesillerin, dilinin sanat eserlerini anlamasını sağlamalıyız.

Bütün bu nedenlerden ötürü, dilimizde özellikle son yıllarda artan ve hala devam eden yozlaşma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak toplumumuz, özellikle milli birlik ve beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve alınması gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Meclis Araştırması açılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer önergeyi okutuyorum:




Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


Tekel'in sigara fabrikalarının özelleştirilmesinin ülkemizdeki etkilerinin araştırılması amacıyla, Anayasanın 98'inci, T.B.M.M. içtüzüğünün 104 ve 105' inci maddeleri uyarınca "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızIa arz ederiz.

1- Şevket Köse (Adıyaman)

2- Şahin Mengü (Manisa)

3- Yaşar Ağyüz (Gaziantep)

4- Gökhan Durgun (Hatay)

5- Ensar Öğüt (Ardahan)

6- Osman Kaptan (Antalya)

7- Malik Ecder Özdemir (Sivas)

8- Fehmi Murat Sönmez (Eskişehir)

9- Tansel Barıs (Kırklareli)

10- Eşref Karaibrahim (Giresun)

11- Ali Rıza Öztürk (Mersin)

12- Muharrem İnce (Yalova)

13- Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)

14- Ali Oksal (Mersin)

15- Atila Emek (Antalya)

16- Ramazan Kerim Özkan (Burdur)

17- Ali Koçal (Zonguldak)

18- Abdullah Özer (Bursa)

19- Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)

20- Suat Binici (Samsun)

21- Hüseyin Ünsal (Amasya)

22- Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)

23- Vahap Seçer (Mersin)

24- Mevlüt Coşkuner (Isparta)

25- Bayram Ali Meral (İstanbul)

26- Orhan Ziya Diren (Tokat)

27- Hulusi Güvel (Adana)

28- Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)

29- Erol Tınastepe (Erzincan)

30- Atilla Kart (Konya)

31- Ali Arslan (Muğla)

Gerekçe:

Türkiye de 1 milyona yakın aile tütün üretiminden geçimini sağladığından ekonomimiz için yeri çok önemlidir. Tekel'in tütün mamulleri pazarında payı, 2001 yılında % 68,80 iken aynı yıl

9

--------------------------------------------------------------------------------

özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra düşmeye başlamış ve 2006 yılı sonunda % 37,50 'ye düşmüştür.

Tekel, Türkiye'nin ilk 500 firması listesinde 1993 yılından 1998'e kadar devamlı ön sıralarda yer almıştır. İstanbul Sanayi Odasının "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2006" isimli araştırmasında üretimden net satışlar sıralamasında 34'üncü (yaklaşık 891 milyon YTL ) sıradadır. Tekel Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti A.Ş. 2006 yılı Kurumlar vergisi Türkiye sıralamasında 51'inci sırada yer almıştır.

Tekele ait sigara fabrikaları, kar eden devlete yük olmayan kuruluşlardır. Bu kuruluşun özelleştirilmesi, ekonomiye ayrıca bir katkı sağlamayacaktır. Özelleştirmeden doğacak en önemli mali sonuç, özelleştirelecek fabrikalarda üretilecek sigaraların satışında sağlanacak karın tamamının yurtiçinde kalması yerine, hisseleri oranındaki bölümünün çokuluslu ortak tarafından yurtdışına transfer edilecek olmasıdır. Ayrıca özelleştirilmesi sonunda tütün üreticisinden tütün mamulleri tüketicisine kadar toplumun geniş bir kesiminin olumsuz olarak etkileneceği kesindir.

Tekel sigara fabrikalarının özelleştirilmesi sonunda bu fabrikaları ele geçirecek olan çokuluslu şirketler, ağırlıklı olarak Türk tütünü ile üretilen sigaraları değil, Amerikan harmanlı (brend) olarak bilinen, Virginia ve Burley tütünlerinin harmanlamasından meydana getirilerek hazırlanan sigaraların

üretimine ağırlık verecekler ve bu sigaralar piyasaya hakim olacaklardır. Sonuçta Türk tütünü üretimi minimum seviyelere düşecek ve 1 milyon tütün üreticisi aile üretimden alıkonacaktır. Dahası, tütünden başka hiçbir tarım ürünün yetişmediği kıraç topraklarda üretim yapan bu aileler, büyük kentlerin varoşlarını doldurarak çok boyutlu başka sosyal sıkıntılara yol açacaklardır.

Yıllardır 100 milyon kilogramın üzerinde gerçekleşen ihracatımız dikkate alındığında Türkiye, Şark tipi tütün ihracatında Dünya birinciliğini tartışmasız sürdürmektedir. 2006 yılı rakamlarıyla 500 milyon doları bulan tütün ihracatımızda Tekel'in ve tütün üreticilerimizin önemli bir katkısı vardır.Tekel'in özelleştirilmesi sonucunda yurtiçi tüketimi asgari miktarlara düşecek Türk tütününe karşılık, Virginia ve Burley tütünlerinin ihtilatı giderek artacaktır. 2006 yolu sonu itibarıyla, 70 milyon kilogram tütün karşılığında 250 milyon dolarlık tütün ithalatı yapan Türkiye, bu gelişmelerin sonucunda, dış ticarette maalesef net ithalatçı durumuna düşecektir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, ülkemiz için çok önemli bir yere sahip olan Tekel'in sigara fabrikalarının özelleştirilmesinin etkilerinin Yüce Meclisimizce tespiti amacıyla bir Meclis Araştırması açılması yerinde olacaktır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.





1.- Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/332) (S. Sayısı: 35) ----(x)


BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

9'uncu maddeden görüşmelere başlıyoruz.

9'uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 9- 634 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "koruma" ibaresinden sonra gelmek üzere, ",güçlendirme" ibaresi eklenmiş ve ikinci fıkrasında yer alan "yüzde on" ibaresi "yüzde beş" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - 9'uncu madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Amasya Milletvekili Sayın Hüseyin Ünsal söz almak istemiştir.

Buyurun Sayın Ünsal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 9'uncu maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuya geçmeden önce, dün şehit olan 4 tane silahlı kuvvetler mensubumuza, Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum, yüce milletimizin başı sağ olsun diyorum.


10

--------------------------------------------------------------------------------

Değerli milletvekilleri, 634 sayılı Kanun'un 20'nci maddesi "Anagayrimenkulün kat maliklerince genel giderlerine katılma" başlığını taşıyor. Yani, kat mülkiyetine yapılan harcamalara arsa payı oranında katılma zorunluluğu getiriliyor. (b) bendi ise, aynı konuda, bakım, onarım ve koruma konusunda yapılacak harcamalara katılmayı zorunlu kılıyor. Şimdi (b) bendinde bir de güçlendirme kalemi eklenmiş. Ben, bu gerekçesini bir okuyayım izin verirseniz: "Madde ile, muhtemel afetler ve özellikle depremlerde can kaybı ve ekonomik kayıpların önlenmesi bakımından, yapının güçlendirilmesi için yapılacak harcamalar anagayrimenkulün genel giderleri arasına ilave edilmiştir. " Gerekçe çok doğru. Bu maddeye biz özünde karşı değiliz. Kanun tasarısı doğru bir şekilde Meclis gündemine getirilmiş. Bu konuda hiçbir tereddüdümüz yok, yapılması gereken, olması gereken bir konu. İlgili olduğu için diyorum, eski bir belediye başkanı olarak konuşuyorum. Hafif de olsa deprem geçirmiş bir ilçenin de bu sorunları yaşayan içinden gelen birisi olarak konuşuyorum. Bu konuda hiçbir problemimiz, endişemiz hiç yok. Bu gerekçe doğru. Ama, güçlendirme ve muhtemel afetlere karşı can kaybı için ekonomik önlemler konusunda konulan bu maddeyle, deprem gerçeğini de göz ardı etmemiz mümkün mü? Değil tabii ki. Şimdi, bir gerçek var ki, güçlendirme sadece bir kanun maddesine sığınarak, oraya bir kelime koyularak olacak iş değil. Dolayısıyla, bunu güçlendirmenin gereğini, deprem riskinin sonuçlarının gereğini şimdiden bizim yerine getirmemiz gerekiyor.

Şimdi, bu konuda Sayın Başbakanın 60'ıncı Hükûmet Programı'nda okuduğu bir bölümü sizlere tekrar hatırlatmak istiyorum: "Hükûmetimiz bu dönemde doğal afetlere karşı risk yönetimi yaklaşımıyla köklü bir dönüşüm programı uygulayacaktır. Şehirlerimiz başta olmak üzere tüm yerleşim yerlerimizin afete duyarlı bir yaklaşımla oluşması ve genişlemesinin afet için alınabilecek en önemli önlem olduğuna inanıyoruz. Bu amaçla, ülke genelinde doğal afet riski taşıyan yerleşim yerlerimiz risk düzeyine göre önceliklendirilecek, bunlardan yeniden yerleşim gerekenlere TOKİ tarafından uygun koşullarda konut ve iş yerleri yapılacak." Şimdi, bu 60'ıncı Hükûmet Programı'nda yazılan çok doğru bir yaklaşım. Ama bu yazı, sizin beş yıllık iktidarınızdan sonra 60'ıncı Hükûmette geliyor. Bu, 59'uncu Hükûmet Programı'nda yazılması gereken… Çünkü siz iktidar olduğunuzdan üç yıl önce bu ülkede çok ciddi depremler geçmişti.

Bugüne kadar neler yaptınız, bir de bunlara bakmak lazım. Ama bugüne kadar neler yaptığınız konusunda da benim ciddi endişelerim var.

Şehirlerimiz başta olmak üzere tüm yerleşim yerlerimizin afete duyarlı hâle gelmesi için yapılacak en önemli işlerden bir tanesi yapı denetimlerini çok sıkı hâle getirmek, güçlendirmenin amacı da bu zaten. Bu konuyla ilgili bir tedbir alındı mı? Alınmadı.

3194 sayılı İmar Kanunu çok açık, net, ortada. Bu işlerle ilgili yapılacak konular da ortada ve uygulamayı izin verirseniz size bir kısaca anlatmak isterim. Eğer yapı denetim şirketi kapsamında olan bir yer değilse yapılacak iş şu: İnşaatını yaptırmak isteyen, konutlarını yaptırmak isteyen -ister özel şahıs ister devlet isterse kooperatif olsun- gelir belediyeye, projelerini hazırlar, inşaat projesini, statiğini, mimarisini, teknik, mekanik, elektriğini, her şeyini hazırlar. Bir jeolog marifetiyle, bir harita mühendisi marifetiyle yerini belirleyen aplikasyon planlarını gelir belediyeye teslim eder. Belediye, bunun üzerine bakar projelere, İnşaat Mühendisleri Odasının tasdiki var mı, yok mu onları inceler, Mimarlar Odasının tasdiki var mı, yok mu onu inceler ve sonuçta da mührü basar, inşaat ruhsatını verir. Fakat, işin acı tarafı burada başlar.

Ben, bütün katıldığım panellerde, İnşaat Mühendisleri Odasının özellikle çok üst düzeyindeki arkadaşlarımızın panellerde yaptığı konuşmalar olduğu için çok rahatça onların meslek duygularını incitmemek anlamında söylüyorum: "Bizi denetleyin." diye devlet kurumlarına bas bas bağırıyorlar. Ama, inşaat mühendisleri, mimarlar o projeleri verirler ve o inşaatların bir daha etrafında dolaşılmaz. Bu konuyla ilgili bir tedbir alındı mı? Hiçbir tedbir alınmadı. Bu beş yıllık süre içerisinde, bu güçlendirme maddesi konulurken bu tedbirin alınmaması en kötü yanı ve o inşaat biteceği zaman, tekrar o inşaat mühendisi belediyeye uğrar, iskân müsaadesiyle ilgili imzalarını atar, biter.

Değerli arkadaşlarım, İmar Kanunu çok açık. Bunun, temelinden başlamak üzere, inşaatın bütün her safhasında, bir; inşaat sahibi, ikincisi o projenin müellifi olan inşaat mühendisi, mimar ve üçüncüsü belediyenin fen adamı, yani, fen memuruyla, fennî mesuliyeti deruhte eden insan ve mal sahibi, üçü, temelinden başlamak üzere her katta yan yana gelerek, atılan betondan, yapılan demirden, kalıpların hepsinin incelenmesi gerekir. Maalesef, Türkiye'de bu yapılmadı.

Bu denetimlerin yapılmasıyla ilgili -tabii ki, baktım, Bayındırlık Bakanımız yok, bu konuyla ilgili mutlaka onun da söyleyecekleri vardır.- bir çalışmanın yapılmadığını ve eski Belediye Başkanı, ama çok yakın zamana kadar da bu işlerle ilgili bir insan olarak açıkça söylemek istiyorum: Yapı denetim şirketleri zaten ayrı bir şekil. O şirket yetkililerine telefon açtım bu konuşmayı yapmadan önce. Dedim ki: "Nedir?" "Bizim işimiz de cılkından çıktı." dediler, aynen söyledikleri laf bu.

Değerli arkadaşlarım, inşaatlarla ilgili, güçlendirmeyle ilgili bu tedbirleri almadıktan sonra, 59'uncu Hükûmetin de yaptığı gibi, 60'ıncı Hükûmet de, Allah göstermesin, olası bir doğal afette ve depremde sadece ve sadece yaraları sarma görevinin memuriyetini yerine getirecek. Başka bir iş yapma şansınız yok. Ama, anlaşılan o ki, 59'uncu Hükûmet sadece yara sarma konusunda mücadele etmiş, ama bunun önlemleri nedir, bir daha bir deprem olursa, önemli kayıplar olursa bunların önüne nasıl geçerizin hesabı maalesef yapılamamış. Bunu çok önemli bir detay olarak söylemek istiyorum.


11

--------------------------------------------------------------------------------

Şimdi, tabii, o Hükûmet Programında çok önemli bir konu daha var. Sayın Bakanımız da dün söyledi, tabii ki yaptıklarını hepten başarısız gibi göstermek anlamında söylemiyorum, ama TOKİ'yle ilgili söylenen laf, işte güçlendirilmiş yapılara örnek yapılar oluşturduklarını ve Türkiye'ye deprem fayları üzerinde yeni yerleşim bölgeleriyle ilgili çalışmalar yapıldığını Hükûmet Programından öğrenmiş bulunuyoruz. Ben, şimdi, tabii TOKİ bizlere birer yazı gönderdi, o yazısında da bir baktım, TOKİ'nin gönderdiği yazıda öyle deprem, bölge ayrımı hiçbir şey yapılmamış, maşallah her yere gidip, seksen bir ilde sizler bu konutları yapmışsınız, bir kısmını da satamamışsınız. Zaten, yaklaşık, bildiğim kadarıyla, şu anda 26 bin konutu satamama noktasındasınız, her yere bir konut yapılmış.

AHMET ERDAL FERALAN (Nevşehir) - Satılır, satılır merak etme.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Satarsınız inşallah.

Yani neticede bir deprem önceliği tanınan bir çalışma TOKİ tarafından planlanmamış. Zaten TOKİ'yle ilgili sadece bununla da kalınmamış.

Değerli arkadaşlarım, TOKİ'yle ilgili dün burada konuşmacı arkadaşımız çok kısa değindi, ben bunu biraz açmak istiyorum. Bakın, güçlendirmeyle ilgili yapmış olduğunuz arızalar neler? Geçmiş dönemde yapmış olduğunuz arızalar neler? Onları okumak istiyorum. Devletin önemli kurumlarından birisi, Devlet Denetleme Kurumu, TOKİ'yle ilgili saptamalar yapmış.

Değerli arkadaşlarım "Kurumun uzun dönemli hedeflerinin, önceliklerinin, politikalarının belirlenmesi; örgüt yapısının bu hedefleri sağlayacak biçime kavuşturulması; bu kapsamda kurumda bir karar organının oluşturulması gerekiyor." diyor. Bir organ yok. "Yönetmeliklerin günün koşullarına uygun hâle getirilmesi; konut yapılacak yerlerin, bölgenin ekonomik durumu, konut gereksinimi ve nüfus yapısı gibi nesnel ölçülere göre belirlenmesi…" Her yere yapılmış, bunu söylüyor.

Esas önemli bir detayı söylüyorum Sayın Bakanım. Bakın, Devlet Denetleme Kurulu TOKİ için ne diyor. Bu, çok önemli ve acı bir şey: "Yapı ruhsatı olmadan başlanan inşaatlarda ruhsatların bir an önce alınması, inşaatların sigorta süresinin işe başlama tarihinden kesin kabul tarihine kadar olmasının sağlanması…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünsal, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Yani, TOKİ konutları ruhsatsız yapmaya başlamış. Sadece bununla da kalmamış, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu özel inceleme raporunda sermayesinin yüzde 99,9'u TOKİ tarafından idare edilen ve 2003-2004 yıllarında hasılat paylaşımı modeliyle ihale edilen projelerde usulsüzlük olduğunu, bu yolsuzluğun giderilmesinin inceleme ve soruşturmaya tabi bir konu olduğunu ifade etmiş. Onunla da yetinilmemiş, Danıştay sizin bu konuyla ilgili ihalelerinizin hepsini, 2006 yılında yönetmeliklerinizi iptal etmiş. Bu mu sizin güçlendirme anlayışınız?

Dolayısıyla, "İnşaat ruhsatları sonradan gelsin canım, konutlar çıksın." anlayışıyla giderseniz, bu, güçlendirme çabası değil, depremi önleme çabası değil, tamamen bir siyasi çabadan öteye gidemeyecektir.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, deprem riskiyle ilgili vatandaşa ek yük getirilirken kamunun bu konuda tedbirini çoktan almış olması gerekir. Bu, çok önemli ayrıntı. Bu, sadece depremle ilgili değil, kendini hukuk devleti, sosyal devlet olarak ilan eden uygar ülkeler bu şekilde davranırlar. Eğer, sizler depremle ilgili riskleri ön plana almadan, yalap çalap "Önceden inşaatlar yapılsın, sonradan ruhsatlar gelsin." anlayışıyla giderseniz, bu, ne bir uygarlık ölçeği ne de bir sosyal devlet ölçeği oluyor.

BAŞKAN - Sayın Ünsal, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Tamamlıyorum.

Sözlerime son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünsal.

9'uncu madde üzerinde şahsı adına Trabzon Milletvekili Sayın Asım Aykan söz istemiştir.

Buyurun Sayın Aykan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Söz süreniz beş dakikadır.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Sayın Başkan, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasa'sının, 20'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "koruma" ibaresinden sonra gelmek üzere "güçlendirme" ibaresi eklenmiştir. İkinci fıkrası şöyledir: "Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde on hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür." Bu ibarede yer alan yüzde 10 oranı, bu yapılan değişiklikle beraber yüzde 5'e düşürülmüştür.

Maddeyle, muhtemel afetler ve özellikle depremlerde can kaybı ve ekonomik kayıpların önlenmesi bakımından yapının güçlendirilmesi için yapılacak harcamalar, ana gayrimenkulün genel giderleri arasına ilave edilmiştir. Buradaki kritik mesele budur. Güçlendirme ana gayrimenkulün genel giderleri arasına ilave edilince, bugüne kadar ortaya çıkan problemler -kat malikleri arasında çıkan problemler- böylece çözüme kavuşmuş olmaktadır.


12

--------------------------------------------------------------------------------

Malumunuz, ülkemiz ciddi anlamda bir deprem kuşağındadır. Geçmiş dönemlerde çok fazla belki gündeme taşınmayan bu konu, son zamanlarda üst üste gelen depremlerle ve dünyamızın geldiği son nokta itibarıyla bu konudaki çalışmaların ortaya çıkarttığı bir ihtiyaç olarak "güçlendirme" de bu ana gayrimenkulün genel giderleri arasına ilave edilince, kat malikleri arasındaki ihtilaf böylece ortadan kaldırılacak ve deprem konusundaki, kentsel dönüşüm konusundaki çalışmalarımıza bir açıklık daha getirilecektir.

Ayrıca, bu aidatların ödenmesiyle ilgili şimdiye kadar yüzde 10 seviyesinde olan gecikme oranı da, enflasyon ve faiz oranlarındaki düşüşten sonra yüzde 5'e çekilmiştir.

Kanunun hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aykan.

9'uncu madde üzerinde şahsı adına İstanbul Milletvekili Sayın Nusret Bayraktar söz istemiştir.

Buyurun Bayraktar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyor, tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Söz konusu kanunun 9'uncu maddesi, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20'nci maddesinin (b) bendine bir ilave. Bu ilavenin detayını arkadaşlarımız anlattılar. Koruma mantığı var. Korumanın nasıl olacağı tartışılıyor. Koruma, önce kullanmakla olur, yasaklamakla değil. Artı, koruma, gelecekteki muhtemel tabii afetler ve yıpranmışlıkların karşısında güçlendirmeyle olur. O hâlde "güçlendirme" ifadesi gündeme alındı.

Sayın arkadaşlarımız, "Bugüne kadar depreme karşı hangi tedbirleri aldınız?" diye soruyorlar. Artı, bir de İstanbul Sulukule'deki değişim, dönüşüm ve kullanıma yönelik eleştirilerde bulunuyorlar. Ben, bunlarla ilgili birkaç cümleyle cevap vermek istiyorum. Niçin? Bu uygulamanın en önemli muhatabı ve sorunlu olan bölgesi İstanbul'dur. Çünkü, "15 bine yakın bina var, yüzde 68'i kaçak" diyoruz, yani 7 binin üstündeki kaçak binaları yıkamadığınıza göre bunları korumak mı lazım, yoksa dönüşüm projesine almak suretiyle ıslah etmek mi lazım? İşte, dönüşüm kanunu, bunun için önemli, İmar Kanunu'ndaki değişiklikler bunun için önemli. Kat mülkiyetine geçişte yasal binalarla ilgili uygulamalar mümkündür. Yani, yüzde 88'i iskânsız binaların yüzde 20'si aslında imara aykırı değildir, planı vardır, projesi vardır, kullanma izni vardır, kat mülkiyetine geçmemişlerdir. Onun için, korumaya yönelik Türk Ceza Kanunu'nun 184'üncü maddesinde imar kirliliğine yönelik bir hükümde düzenleme yapılmış, yeni dönemde kaçak inşaatların su bağlantısı, gaz bağlantısı uygulamasıyla ilgili.

Yapı denetimlerinde aksaklıkların varlığını ben de aynen kabul ediyorum. İşte, gelecekte bunlarla ilgili düzenlemeler yapılmalı. Yine de faydalı aslında; denetimler yapılıyor, ama denetimleri uygun şekilde yapılamayanlarının üst denetiminde aksaklıklar vardır.

Sulukule'ye geçerek bu korumayla bağlantı yapmak istiyorum: İstanbul gibi öncelikli tarihî ve kültürel miraslarla dolu, özellikle tarihî yarımada içindeki Fatih, Eminönü ve Beyoğlu'ndaki uygulamaları da göz önüne alarak bütün Türkiye'ye yönelik 5366 sayılı Sit Alanları İçerisindeki Eskiyen Kent Dokularının Korunması ve Kullanılması Kanunu'na yönelik belediyelere bir yetki ve göreve verilmiştir. Koruma kurullarının iznine tabi olmak kaydıyla, Bakanlar Kurulunun kararıyla o alanlarda uygulanacak proje ki, on dokuz kez tadilata uğrayarak…

Bu bölgede bir kültür imhası veya o bölge insanlarının bölgeden taşınmasına yönelik bir uygulama yok. Tam tersi, modern çağımıza uygun şekilde. Suriçi'nde o kadar güzel bir bölgede çadırlarda yaşıyorlarsa bu insanların… Yahut çadır türü kaçak binalar bir deprem veyahut herhangi bir afet esnasında yıkılacak ise, "O bölgedeki belediyeler ne yapıyor?" diye hesap soruyorsunuz, soruyoruz. Doğrudur. Fatih Belediyesi ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı başta olmak üzere, kamunun da desteğine ihtiyaç duyulduğu için Toplu Konut İdaresi ile müşterek… Sulukule, Türk Mahallesi, Fener ve Balat da bulunuyor. Artı sahilde bir mahalle var, artı Zeyrek. UNESCO'nun desteğine rağmen bugüne kadar ihya edilemeyen o Zeyrek'in onarılması gündemde, Süleymaniye'nin onarılması, yeniden korunması, kullanılması gündemde. Ayasofya ve çevresi, Galata Kulesi ve çevresi, Tarlabaşı ve çevresi… Bunları sadece İstanbul için söylüyorum, Türkiye'ye yaygılaştırabilirsiniz. İşte Fatih Belediyesi bu bölgeyle ilgili hem depreme hem 2010 İstanbul Kültür Başkenti olmasına hem de modern ve çağdaş yaşam standartlarına uygun, silüeti bozmayan, yine kurulun onayıyla gündeme gelen bir projeyi tatbik ediyor. Dolayısıyla, bu maddede de, aslında kat mülkiyetine dönüşen, eksiklik temin eden hususları temin ediyor ve korumayı, kullanmayı aynı anda değerlendirirken, güçlendirmenin gereğine ve artı bölge halkının parasal gücü yok ise, halkımızın parasal gücü yok ise ki, ödemelerin büyük bir bölümü, iskâna geçişin büyük bir bölümüne engel teşkil eden ödeme konularına da kolaylık getirmek suretiyle yüzde 10 olan ödemelerin yüzde 5'e düşürülmesi, ama, sosyal konutların üretildiği bu tip bölgelerde de vatandaşa yirmi yıla kadar faizsiz, uzun vadede katkı sağlayarak, "Anayasa ve yasalara aykırı. Siz kaçak binalara af mı getiriyorsunuz?" der Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

"Anayasa ve yasalara aykırı. Siz kaçak binalara af mı getiriyorsunuz?" derken, o bölgede de yasal olmayan yaşayan insanları yasal hâle getirme çalışmalarını farklı şekilde değerlendirmenin de ben yanlış olduğunu düşünüyorum.

Nitekim, ben tekrar ediyorum dünkü konuşmamın ilavesine. Bu Kat Mülkiyeti Kanunu aslında önemli bir ihtiyaca cevap veren bir altyapıdır. Bundan sonra eksikliklerin giderilmesinin anahtarı olacak roldedir. Türk Ceza Kanunu'nun 184'üncü maddesindeki düzenleme, 5366 sayılı Kanun'daki sit

13

--------------------------------------------------------------------------------

alanları içerisindeki düzenleme ve Belediye Kanunu'nun 73'üncü maddesindeki düzenleme ilk ayakları olmuştur, bu da devam eden ayakları olacak, bundan sonra dönüşüm kanunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen Sayın Bayraktar, sözünüzü tamamlayınız.

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

İşte, ne yapıyorsunuz, ne yapacaksınız ifadelerine cevap olsun diye söylüyorum. Hemen, gündemde olan ve önümüzdeki dönem sizlerle beraber tekrar burada yasalaştırmaya çalışacağımız, birlikte, oy birliğiyle yasalaştırmaya çalışacağımız dönüşüm kanunu ve artı bundan sonra İmar Kanunu... Mevcutları koruyamıyorsanız, yıkamıyorsanız. bir şey yapmalısınız. Türkiye'de yüzde 50 kaçak yapı varsa, 20 milyonu stokun 10 milyonu kaçak ise, bu kaçak hâlde mi yaşasınlar, yasal hâle mi gelsin? Toplu olarak yıkma imkânı olmadığına göre, sponsorlar vasıtasıyla, kat karşılığı ile veya merkezî yönetimin desteğiyle veyahut UNESCO veya Avrupa Birliğinin desteğiyle, çağdaş ve modern yaşama uygun proje üretmenin hepimizin görevi olması gerektiğini düşünüyorum.

Bu vesileyle, bu kanunun hayırlı olması temennisiyle tekrar hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bayraktar.

Soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Genç söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yine, AKP eski hastalığına devam ediyor, grupları çıkıp madde üzerinde konuşmuyor, milletvekilleri çıkıyor şahısları adına konuşuyor. Tabii, biz de burada çıkıp konuştuğumuz zaman bu defa da huzursuz oluyor gecenin saat on ikisinde. Peki niye kendi grupları konuşmuyor da kendileri çıkıp kişisel konuşuyor? Lütfen bu huylarını terk etsinler. Eğer bu huylarını terk etmezlerse, bizim burada maddeler üzerinde konuşma hakkımızı kısıtlarlarsa, ben, bundan sonra 5 tane milletvekili arkadaşı göreceğim, buradaki çalışmaları tamamen tıkayacağım, bunu da kendilerine ikaz ediyorum.

Sayın Başkan, aslında, bu maddede, gider ve avans paylarını ödemeyenlerin ödeyecekleri faiz eskiden yüzde 10'du, yüzde 5'e indirmişler. Şimdi, yüzde 5 yerine, bunu Merkez Bankasının reeskont oranına tabi olsa veya banka faizine bağlasalar da böyle ikide bir… Yarın bakarsınız, bir şey olur, faiz haddeleri artar veyahut da çok daha düşük olur. Ben, böyle, bunu, daha, kira artışlarında olduğu gibi, işte TÜFE'ye bağlanması şeklinde… Acaba Komisyon veya Hükûmet istemiyor mu, yani bunu bu yola çevirmek istemiyor mu?

Bir de efendim, biraz önce arkadaşımız konuştu. TOKİ'nin ruhsat almadan inşaat yaptığından bahsetti. Bu doğru ise şimdi ruhsat almadan TOKİ'nin inşaata başlaması, ihale yapması uygun mudur? Hükûmet kaçakçılığı teşvik mi ediyor? Yasalara aykırılığı teşvik mi ediyor? Bu şekilde ruhsat almadan inşaata başlamış TOKİ'nin kaç tane inşaatı var? Bu, İmar Kanunu'na göre suç değil midir? Suçsa bunun hakkında herhangi bir tedbir almayı düşünüyor mu Hükûmet?

Sorularım bundan ibaret efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Buyurun.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkan, buradaki faiz oranıyla ilgili Komisyon Başkanımız Sayın İyimaya bir açıklama yapacaklar, ancak, Sayın Genç'in sorduğu TOKİ ruhsat almadan inşaatı yapıyor iddiası var. "Bu doğru mudur?" diye bir soru yönelttiler. TOKİ'nin ruhsat almadan inşaat yaptığını ileri süren arkadaşımız, hangi yerleşim yerinde TOKİ'nin ruhsat almadan inşaat yaptığı konusunda bizi bilgilendirirlerse, tabii ki, bu soruya cevap vermem mümkün olur, ama, benim bildiğim kadarıyla TOKİ ciddi bir kamu kuruluşudur. Kurallar ne ise o kurallar çerçevesi içerisinde faaliyette bulunmaktadır. Devlet Denetleme Kurulunun raporu üzerine ki, Devlet Denetleme Kurulu sadece bir tespit yapar. Bu tespit üzerine, görevli ve yetkili teftiş kurulları TOKİ'yle ilgili bir inceleme ve araştırma yapmış, bu tespitlerin doğru olmadığı kanaatine varmıştır. Sadece, baştaki tespite dayanarak burada fikir beyan ederseniz ve bunun sonucunda, yapılan inceleme ve soruşturmada, hangi sonuçlara ulaşıldığını eğer araştırmazsanız, tabii eksik bilgi vermiş olursunuz. Bu konuda beyanda bulunan arkadaşlarımın daha sonra neler olduğunu da araştırmalarını önemle istirham ediyorum.

Şimdi, faizlerle ilgili, faiz oranıyla ilgili, Komisyon Başkanımız bir açıklama yapacak Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın İyimaya.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkanım, bir defa, yasada öngörülen yüzde 5'lik oran faiz değil tazminattır. Tazminatta belirlilik önemlidir. Değişken, reeskont, iskonto gibi değişken oran tazminat da mümkün değil. Ayrıca, aylık yüzde 5'tir. Aylık yüzde 5, senelik yüzde 60'a tekabül etmektedir. Gerçekten, borçlular lehine, nihai olarak da apartman topluluğu menfaatine bir iyileştirmedir. Yüzde 5 makuldür efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Biz onu anladık Sayın İyimaya…

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz efendim.

9'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum.


14

--------------------------------------------------------------------------------

KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Karar yeter sayısını arıyorum.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

10'uncu maddeyi okutuyorum:



MADDE 10- 634 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 893 üncü maddesinin son fıkrası hükmü burada da uygulanır."

BAŞKAN - 10'uncu madde üzerinde, gruplar adına söz isteyen? Yok.

Şahıslar adına, Kayseri Milletvekili Sayın Yaşar Karayel söz istemiştir.

Buyurunuz Karayel.

Süreniz beş dakikadır.

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun 10'uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maddede, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte var olan, 1926 yılı, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin, 2001 yılında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun değiştirilmesiyle birlikte, maddeler arasında bir değişiklik olmuştur. Yürürlükten kaldırılan Türk Medeni Kanunu'nun 807'nci maddesi, 4721 sayılı Medeni Kanun'un 893'üncü maddesi olarak yer değiştirilmiştir. Bu madde ile Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 22'nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır.

Kat maliklerinin borcu nedeniyle yönetici veya diğer kat malikleri lehinde tesis edilecek kanuni ipoteklerle ilgili olan maddede, atıf yapılan Türk Medeni Kanunu'nun numarası ve maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile değişmiş bulunduğundan, yeni kanuna uyarlama amacıyla maddede değişiklik yapılması önerilmiştir. "…20 nci madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür. Kat malikinin borcu bu yolla da alınamazsa, mahkemece tespit edilen borcunu ödemeyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine, varsa yöneticinin yoksa kat maliklerinden birinin yazılı istemiyle bu borç tutarı için, diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek hakkı tescil edilir. Medeni Kanunun 807'nci maddesinin son fıkrası hükmü burada da uygulanır."

Eski Medeni Kanun'daki, yeni 807'nci maddedeki "Kanunun bu suretle kendilerine ipotek hakkı tanıdığı kimselerin evvelce yapılmış bir mukavele ile işbu haklarından feragatleri, muteber değildir." cümlesi, yeni Medeni Kanun'daki 893'üncü maddedeki "Alacaklıların, bu kanunî ipotek hakkından önceden feragat etmeleri geçerli değildir." şeklinde olmak üzere değiştirilmiştir.

Kanun'un hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Karayel.

10'uncu madde üzerine şahsı adına söz isteyen, Adıyaman Milletvekili Sayın Ahmet Aydın.

Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 10'uncu maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşamdan beri tartıştığımız kanunda herkes tarafından hemfikir olduğumuz belirtiliyor, görüyoruz ve bu kanun tasarısıyla birlikte toplu yapılar için özel hükümler getirilmekle birlikte, bunun yanında hem mevcut yapıların güçlendirilmesi, doğal afetlere dayanıklı olması hem de hızlı nüfus artışıyla birlikte yapılaşmanın artarak, artık tek parsel üzerinde birden fazla yapının ortaya çıkardığı sorunlar ve bu haksızlıkların giderilmesi amacıyla ilgili Kat Mülkiyeti Kanunu'nun bazı maddeleri değiştiriliyor, bazı maddelere ilaveler yapılıyor ve bazı maddeler de yürürlükten kaldırılıyor.

Söz konusu bu 10'uncu maddeyle de Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 22'nci maddesinde ifadesini bulan ve yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisi'nin 807'nci maddesinin yerini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 893'üncü maddesi almış olduğundan, bu husus 10'uncu maddeyle düzeltilmiş ve bu gerekçelerle, söz konusu maddenin ve ilgili tasarının kanunlaşacağı inancıyla yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

10'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir 10'uncu madde.

11'inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 11- 634 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına, "tesislerin yeniden yapılması" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile yapı güvenliğiyle ilgili olarak yapılması gerekli görülen teknik incelemeler" ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN - 11'nci madde üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kırklareli Milletvekili Sayın Turgut Dibek görüşmek istiyor.

Lütfen buyurunuz Sayın Dibek.


15

--------------------------------------------------------------------------------

CHP GRUBU ADINA TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapan Yasa'nın 11'nci maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, öncelikle saygıyla selamlıyorum hepinizi.

Değerli arkadaşlar, az önce bir manzara izledik. Bu konuda birkaç şey söyleme ihtiyacı duydum. 10'uncu maddeyle ilgili herhalde bir karar yeter sayısı istenseydi karar yeter sayısının olmadığı ortaya çıkacaktı. Şimdi, yasa dünden bu yana görüşülüyor. Arkadaşlarımız, gerek iktidar partisi sözcüleri, diğer arkadaşlarımız, bizler de belli bir yaklaşım içerisindeyiz ama bir şey söyleniyor: "Bu yasa çok önemli, halkımız bunu bekliyor, sabırsızlıkla bekliyor. İşte uzun süreden bu yana birtakım ihtiyaçlar, bu yasayla giderilecek." deniliyor ama bir gayriciddilik var. Dışarıdaki arkadaşlarımız, buradaki oturumları izlemeye, buradaki konuşmaları dinlemeye, katkı vermeye, çay içmeyi, sohbet etmeyi tercih ediyorlar. Bu konudaki üzüntümü belirtmek istiyorum. Kimse de Kamer Genç'e, sevgili, değerli milletvekili arkadaşımıza kızmasın. Onun az önceki veya daha önceki bu talepleri gayet yerindedir. Önce bizler üzerimize düşeni yapacağız. Önce bu konuda biz…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hükûmet yok! Hükûmet yok! Bakanlar nerede?

TURGUT DİBEK (Devamla) - Onlar da yok da…

Buradan arkadaşlarımız… Bunu ama Türkiye izliyor arkadaşlar yani bu tabloyu Türkiye izliyor, vatandaşlarımız şu anda bizi izliyorlar. Az önce, Sayın Başkanımız… Yani, karar yeter sayısı olmadığını varsayalım. Ne olacak? Zaman kaybedeceğiz. Dakikasının ne kadar olduğuna dair maliyetler sizler tarafından sunulmuyor mu arkadaşlar buradaki çalışmamızın, grubun? Burada Meclis çalışmaları zaman olarak ne kadar maliyet içeriyor diye birtakım rakamlar da getiriyorsunuz. Yani, birkaç madde karar yeter sayısı olmadığı nedeniyle reddedildi diyelim, daha doğrusu, karar yeter sayısı olmadığından kabul edilemedi, ne olacak? Çalışmalar uzayacak, yeni görüşmeler, birtakım sıkıntılar. Lütfen, arkadaşlarımız bu ciddiyet içerisinde olsunlar diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, ben, maddeyle ilgili düşüncelerimizi açıklamadan önce, bir iki konuyu, madde dışında bir iki konuyu birkaç cümleyle belirtmek istiyorum. Dün tabii Şırnak'ta, maalesef o acıları hep yaşıyoruz, yine bir üsteğmen ve üç askerimiz şehit oldu. O acıyı yaşadık dün yine. Arkadaşlarımız burada üzüntülerini dile getiriyorlar, bizler de üzüntümüzü dile getiriyoruz, ama nereye kadar, nereye kadar? Yani, ben, dün, Adalet Bakanımız… Pardon… Adalet Bakanımız derken, 22'nci Dönemdeki, 59'uncu Hükûmetteki Adalet Bakanımız Cemil Çiçek, şu an Başbakan Yardımcımız Cemil Çiçek buradaydı. Öncelikle o söylemişti, Başbakanımız da söylemişti, yani bundan ne kadar geçti, sanıyorum iki hafta ya da üç hafta kadar önce, işte "Sözün bittiği yerdeyiz artık, mutlaka bir şeyler yapacağız, yapılması gerekiyor." denmişti. Ama aradan geçen süre içerisinde maalesef biz hiçbir şey yapmıyor gözüküyoruz, bu acıları yaşamaya devam ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, farkındaysanız, dün Mecliste partiler grup toplantılarını yaptılar. Tüm grup toplantılarında hemen hemen terör konuşuldu, diğer konulara girilmedi. Yani burada biz çok önemli şeyler konuşuyoruz, tartışıyoruz Mecliste. Tabii ki bu yasa da çok önemli, bunun yanında bir sonraki yasa da çok önemli. Ama, arkadaşlar, ülkenin gündeminde bir terör var. Bunun bizler de farkındayız, bunu bizler de hissediyoruz ki, Mecliste dün saatlerce her grupta terör konuşuldu. Biz konuşuyoruz, muhalefet olarak görevimizi yapacağız, uyarılarımızı dile getireceğiz, ama AKP grubunda da Sayın Başbakan gündemin hemen hemen tamamını teröre ayırmıştı.

Buradan şu çıkıyor: Halkın gündeminin bu olduğunu demek ki bizler farkındayız, biliyoruz. O yüzden, bu konuya daha ciddi eğilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yani, eğer "Sözün bittiği yerdeyiz." denmesinden yaklaşık on beş, yirmi gün, bir ay geçmişse ve o acılar maalesef yaşanmaya devam ediyorsa, ne zaman eyleme geçeceğiz diye insanlar bekliyorlar. Bu uyarıyı yapmak istedim öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisi adına.

Hoşgörünüze sığınarak bir şeyi daha belirteceğim değerli arkadaşlar. Bir cümle okuyacağım: "Bu ülkede yaşayanlar sıradan bir topluluk değildir." Bu cümleyi dün Sayın Başbakan AKP'nin grup toplantısında söyledi. Bunu niçin söyleyeceğim.? Bizim Genel Başkanımız -gerek grup başkan vekillerimiz- değişik ortamlarda, Suudi Arabistan Kralı'nın ziyaretiyle ilgili olan o gündemi dile getirdiler. Ama, Meclis gündeminde de bunun ben belirtilmesi gerektiğine inanıyorum. O nedenle bununla ilgili de bir iki şey söyleme ihtiyacı duydum.

Değerli arkadaşlar, tabii ki bu ülkede yaşayanlar sıradan bir topluluk değildir. Bizler bunun farkındayız. Ama, yaşadığımız o birkaç gün önceki tablo, bizleri acaba bu söylemin dışında farklı bir noktaya mı getirdi ya da hissettirdi diye düşünmeden edemiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede belki sizlerin dedeleri, hepimizin dedeleri bundan seksen, doksan yıl önce onurları adına, bağımsızlıkları adına yokluk içerisinde -bugünkü koşulların hiçbiri yoktu o zaman, yani tabiri caizse "ayağı çıplak, başı kabak" diyeceğimiz bir noktadaydılar, sanayimiz gelişmemişti, işte tarım toplumuyduk, ama- inançlarıyla, onurlarına ve bağımsızlıklarına olan inançlarıyla bu ülkeyi savundular. Kime karşı savundular? İşte emperyalizme karşı savundular, düşmana karşı savundular, bölünmesine, parçalanmasına izin vermediler ve bu toprakları bizlere emanet ettiler. Zaten sıradan bir topluluk olmadığımızı o günlerde de biz ispatlamıştık.

Ama, değerli arkadaşlarım, yani yaşadığımız o tablo, ben inanıyorum ki AKP Grubundaki milletvekillerimiz sizler de, AKP'ye oy veren belki milyonlarca insan da çok rencide olmuşlardır. Gerek Sayın Başbakanımız gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın o yapılan açıklamalarla bence izah

16

--------------------------------------------------------------------------------

edilmesi mümkün olmayan bu davranışı, yani "biz yaptık böyle oldu" ya da "her yiğidin bir yoğur yiyişi var, bizim yoğurt yiyişimiz de bu" tarzı açıklamayla bunun izah edilmesi mümkün değil. Halkımız rencide oldu. Ben

dört beş gün kendi bölgemdeydim. Bizim Trakya'nın kurtuluş günleri var. O nedenle, bayramlara katıldık. O tablo karşısında kendi bölgemdeki insanların yaşadığı sıkıntıyı, o üzüntüyü, duydukları o üzüntüyü birebir hissettim ve onlar adına da zaten bu konuşmayı yapma ihtiyacı duydum.

Değerli arkadaşlar, bu konuyu daha fazla uzatmadan bu hassasiyetimizin de zapta geçmesi için konuyu burada dile getirmek istedim. İnanıyorum ve inanmak istiyorum, bir daha böyle bir tabloyla karşılaşmayacağız.

Değerli arkadaşlar, Yasa'nın 23'üncü maddesi mevcut. Yani, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 23'üncü maddesi ilk kabul edildiği günden bu yana mevcut hâliyle kendisini koruyor. Orada kat maliklerinin, bağımsız bölüm maliklerinin birbirlerine karşı yükümlülüklerini içeren bir madde var, "Müsaade mecburiyeti" başlığı altında düzenlenmiş. İşte, kat maliklerinin herhangi birinin bağımsız bölümde herhangi bir arıza, bakım, işte, içindeki su tesisatı, elektrik tesisatı veya diğer bölümlerinde bir arıza olduğunda bunun yapımıyla ilgili olarak diğer bağımsız bölümlerden de girilerek o arızanın giderilmesi gerekiyorsa buna izin verilmesine yönelik bir mecburiyet var. Tabii, buna bir ilave yapılıyor mevcut yasal değişiklikle. Bunun içerisine mevcut yapılardaki yapı güvenliğiyle ilgili olan teknik incelemelerin de yapılması durumunda bir bağımsız bölümünde, diğer bağımsız bölüm maliklerinin de bu incelemelere izin verme mecburiyeti getiriliyor. Doğru bir mecburiyet, doğru bir hüküm. Benden önce 9'uncu maddede konuşan Amasya Milletvekilimiz bu konuda deprem gerçeğini dile getirirken denetimle ilgili maalesef eksikleri de açıkladı. Yani, Türkiye'de bir deprem gerçeği var. Bu ne kadar dikkate alınıyor, ne kadar bu konu üzerinde eğiliyoruz, o tartışılıyor zaten sürekli. Uzmanlar bir anlamda çığlık atıyorlar, deprem uzmanları. İşte "Türkiye'nin deprem gerçeğini yeterince kavrayabilmiş değilsiniz, önlem alınmıyor." deniyor. Mevcut yapılardaki, yani, şu an mevcut olan -yeni yapılan yapıların zaten depreme göre mutlaka dayanıklı bir şekilde yapılması, o koşullarda yapılması gerekiyor da- yapılardaki durumun tespiti açısından getirilen bir madde bu, ona yardımcı olmasını sağlayan bir madde.

Şimdi, az önce arkadaşımız belirtti. Yeni yapılan yapılar yapılırken denetlenmiyorsa mevcut yapılarda bu konu ne kadar ciddiye alınarak uygulamaya konuldu diye ben merak ediyorum. İstanbul'da, özellikle deprem bölgesinde -Kocaeli olabilir- o bölgede binlerce konut var değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dibek, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

TURGUT DİBEK (Devamla) - Bu konutlar, bir şekilde, yeterli koşulları taşıyıp taşımadıklarının tespiti gerekiyor. Acaba, bugüne kadar ne kadarı sayı olarak bu incelemeden geçti, ki geçmesi gerekiyor. Bu konuda, tabii ki, yeterince incelemenin yapıldığını ben de düşünmüyorum. Ama, bu yasal değişiklikle en azından bir adım atılmış oluyor.

Bundan sonraki süreçte de, sanıyorum, ilgililer, yetkililer, özellikle belediye yetkilileri bu konuda mutlaka üzerlerine düşeni yapacaklardır diye düşünüyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.

11'inci madde üzerine, şahsı adına, Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez söz istemiştir.

Sayın Sönmez, buyurunuz.

FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Çalışmalarımızın amacı, mümkün olduğunca hukuksuzluğun önüne geçmek, işlemlerin kolaylaşmasını sağlamak. Çıkardığımız kanunla da birtakım iyileştirmelerin olacağını düşünüyoruz. Bu amaçla bu çalışmaları yaparken bazı iyileştirmelerin yapılmasının yanında bir iki düzeltilmesi gereken konuyu da bu vesileyle dile getirmek istiyorum. Bunlardan birincisi,

tapu dairelerinde işlem yapılırken, genelde vatandaşımız orada sadece bağımsız bölüm numarasıyla işlemini yaptırmakta, fakat, işlem yaptırdığı sırada, daha evvel gördüğü bağımsız bölüm, yani yerindeki bağımsız bölümle tapudaki o numaranın aynı olup olmadığının belki farkında bile değil. Çünkü, işlem sırasında tapuda hiçbir zaman proje çıkarılıp da, sizin aldığınız yer bununla aynı mı diye gösterilmemekte. Eğer daha evvel de bir kişi talep ederse, genelde tapu dairelerinde projeyi göstermekten çekinilip belediyelere yönlendirilmekte, fakat belediyedeki projelerin bağımsız bölüm numaraları yazılmamaktadır. Yani, insanlar, aldıkları yerin büyüklüğünün ya da yerinin burası mı olduğunu kesin olarak bilememekte. Ben eksper hizmetleri yaptığım zaman, çoğu zaman, gittiğim zaman, dairelerde, karşılıklı komşuların birbirlerinin dairesinde oturduklarına şahit oldum. Belki on beş yirmi yıldır apartmanda oturuyorlar, fakat karşı komşusunun mülkü şahsa ait, birbirlerinin dairelerinde oturuyorlar. Kimisi kaçak, çatı arasına yapı yapmış, dairesini bağımsız bölüm olarak satıyor, fakat inceleme şansına sahip olmadığı için, alan şahıs 90 metrekarelik daireyi 180 metrekare daire diye fahiş fiyatla satın alabiliyor. Bunun için, bu konuda tapu dairelerinde kolaylık gösterilmesi gerektiğine inanıyorum.


17

--------------------------------------------------------------------------------

İkinci bir konu da yapı denetimleriyle ilgili. Ülkemizde yapı denetimleri, bir yapı denetim firmaları vasıtasıyla yapılıyor, başka illerde de fenni mesuliyet uygulamasıyla. Yapı denetim uygulaması niye diğer illere de yaygınlaştırılamıyor acaba? Yani, bizim iki il arasındaki insanlarımızın canlarının değerleri birbirlerinden farklı mıdır? Yapı denetim sisteminde göze çarpan ilginç bir durum daha var. Müteahhit firma, yapı denetim firmasını kendi seçiyor. Yani, benim yapımı sen denetle diyor, ücretini pazarlık yapıyor, böyle bir sistemden uygun bir denetleme sonucu bulmamız imkânı var mıdır? Yapı denetim firması da bir daha iş alabilme kaygısıyla, tabii ki bazı hataları görmemezlikten gelebilir. Bunun muhakkak önüne geçilebilmeli. Dünyanın hiçbir yerinde, insan ya da firma, denetleyicisinin patronu olamaz. Ben patron olacağım, benim elemanım beni denetleyecek. Böyle bir uygulama olma imkânı yok. Bunun da bir an evvel düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kanun tasarısının ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Sönmez.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - 11'inci madde üzerinde, şahsı adına, Düzce Milletvekili Sayın Celal Erbay söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Erbay…

Sayın Genç, buyurunuz.

Beş dakika süreniz vardır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 23'üncü maddesinde yapılan değişiklikle ilgili madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 23'üncü maddesi de, kat maliklerinin mecburiyetini kurala bağlayan bir madde. Getirilen değişiklik, aslında uygun da bir değişiklik.

Bu vesileyle, tabii deprem meseleleri burada dile getirildiği için, kendi ilimde de çok önemli bir deprem meseleleri var. Biliyorsunuz, deprem kuşağının geçtiği en önemli bölgelerden birisi Tunceli, Bingöl bölümü. Daha önce de bu kürsüde dile getirmiştim, 1991 yılında Pülümür ve Erzincan depremi meydana geldiği zaman, Pülümür'ün Meydanlar Mahallesi'nde yüz yetmiş yedi tane deprem konutu yapılmıştı. Sonradan, 2003 yılında, burada ciddi bir deprem daha meydana geldi ve o depremde, o 1992 tarihinde yapılan evlerin yüzde 100'ü kullanılamaz hâle geldi ve

o depremden, yani 2003'den bugüne kadar onların üzerinde en ufak bir iyileştirme yapılmadı, o evler öyle metruk durumda kalıyor.

Ayrıca, Pülümür Hükûmet Konağı o tarihte tahrip oldu -ben burada söyledim, bana inanılmadı- ama, herhâlde Hükûmet bu konunun da üzerinde durmuş, Pülümür Hükûmet Konağı da aynen metruk durumda kaldı ve bugün, kaymakamlık, devletin bütün memurları böyle kuş yuvaları gibi bir yerlerde kalmaktadır. İnşallah, bu önümüzdeki dönemde bu yerler yapılacak.

Ayrıca, bölge yatılı okulu diye Pülümür'de çok büyük bir bölge yatılı okulu yapıldı. Bu bölge yatılı okulu da tamamen harap oldu, 1.000 kişilik bir öğrenci kapasitesine cevap verecek bir kapasitedeydi, o da harap hâle geldi kısmen, onunla ilgili de bir şey yapılmadı. İşte emniyet lojmanları yıkık, emniyet binası yıkık ve maalesef, o civarlar da işte tabii gözden ırak olduğu için kimse de o taraflara gitmedi. Yani, 2003 tarihinde orada deprem meydana geldi, bir tek herhâlde Sayın Zeki Ergezen bir defa gitti, ondan başka da hiçbir devlet bakanı bölgeye gitmedi ve o hâlde onlar bekliyorlar. İnşallah, bu Hükûmetin de aklı başına gelir, Tunceli de aklına gelir. Ondan sonra da oradaki o depremde böyle yıkılan, oturulamaz hâle gelen, mesela o Meydanlar Mahallesi'ndeki yüz yetmiş yedi binanın düzeltmesi yapılır ve tekrar onlar yeniden iskâna müsait hâle getirilebilir.

Şimdi değerli milletvekilleri, yine ben bir vesileyle de söylemiştim, bakın Tunceli'de bir tek yüksekokul var, 1992 galiba iktisadi ve idari bilimler fakültesi kurulması için kanun çıkardık, kanun da var. Bugüne kadar o iktisadi ve idari bilimler fakültesi hâlâ açılmadı, ama o açılsa da orada, maalesef, yurt halledilmedi. İşte 500 bin tane öğrenci var, defalarca burada dile getirdim, Tunceli'de o yurt sorunu halledilmedi. Şimdi bu yurt sorunu nasıl halledilecek? Bu yurt sorunu halledilmeyince öğrenciler gidip orada kayıtlarını donduruyorlar ve dolayısıyla, orada bir tek yüksekokul var, bu yüksekokul da, maalesef, eğitime elverişli hâle gelmeyince… Yani, amaç, orada eğitimi yapamamak durumuna getirmek. İşte, maalesef, Hükûmetin oraya bakış açısı burada böyle. Şimdi, sizler benim bölgemdeki bir ile bu gözle bakarsanız, ben de size bu gözle bakarım, yani sizin baktığınız gözle bakarım.

Şimdi, biraz önce Sayın Bakan diyor ki: "Devlet Denetleme Kurulu yanlış bilgi veriyor." Enteresan bir şey. Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanlığı adına denetleme yapan bir kurum. Bu Devlet Denetleme Kurulu hangi raporunda gerçek dışı bir düzenleme yapmışsa çıksın Sayın Bakan burada söylesin. Yani, Devlet Denetleme Kurulu üyeleri, Cumhurbaşkanının atadığı, benim bildiğim kadarıyla, çok seçkin, devletin yönetiminde çok belirli bilgisi, görgüsü ve tarafsızlığı herkes tarafından kabul edilen kişiler. Eğer, bu kişiler, bu Hükûmetin kanun dinlemez, yasa dinlemez, hukuk dinlemez kendi icraatlarını ve bürokratlarının icraatlarını bir rapor hâlinde tespit etmişse "Efendim, bunlar gerçek değildir." demek için gelip burada onları ortaya koymak lazım, denmek lazım ki: "Devlet Denetleme Kurulunun düzenlediği şu rapor gerçeklere aykırıdır."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


18

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - Gerçeklere aykırı rapor düzenlemek aynı zamanda bir suçtur. Yani, koskoca devletin Denetleme Kurulu üyeleri gidecek TOKİ'nin hesaplarını inceleyecek, bakacak ki TOKİ inşaat ruhsatı alınmadan inşaatları ihale etmiş, inşaatlara başlamış. Mesela, ben, Tunceli'de gördüm, bazı yerlerde o kadar çok eksik TOKİ inşaatları var ki vatandaşlar içinde oturmuyor. Bana o zaman getirmişlerdi, bırakmışlardı. Mesela benim ilçemde TOKİ'ye bir ihale verilmiş, müteahhit yok ortada. Yani, şimdi, bunlar ilerde geldiği zaman incelemesini yaparız, ama bizim gördüğümüz kadarıyla da geçmişte Bulgaristan'dan göçmenler geldiği zaman, havaalanı yolunda o zaman inşaat ruhsatı alınmadan bir ihale yapılmıştı. Bildiğim kadarıyla, o zamanki bakan hakkında biz gensoru önergesi vermiştik, hatta Meclis soruşturması önergesi vermiştik ve Meclis soruşturması açılmıştı, ama bu Hükûmet zamanında denetim kalktığı için, maalesef, birçok şeylerden habersiziz.

Maddede bunları belirtmek üzere söz aldım, hepinize saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

11'inci maddeyi oylamaya geçiyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11'inci madde kabul edilmiştir.

12'nci maddeyi okutuyorum:


Madde 12. - 634 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu gibi bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin dava tarihindeki değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat malikleri açar ve hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin ileride hak sahibine ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve makbuzunun ibrazı için davacılara resen belirleyeceği uygun bir süre verir. Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve davanın kabulü halinde hâkim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verir."

"Bu maddedeki dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her halde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer."

BAŞKAN - 12'nci madde üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt söz istemiştir.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖGÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun tabii ki haklılıkları var. Ben, o konuya gireceğim ama, ondan önce Doğu Anadolu kırsalında inşaattan bahsedeceğim. Doğu ve Güney Doğu, yani iklim şartları ağır olan, yazı kısa, kışı uzun olup inşaat sezonunun olmadığı bir bölgede inşaat yapmaktan bahsedeceğim. Evet, inşaat sezonunun olmadığı benim bölgem Ardahan var, Kars var, buna benzer yüksek yerlerde beş aylık bir inşaat sezonu var. Bu beş aylık inşaat sezonu olan yerlerde, maalesef devlet, millî bir harcama yapıyor, millî bir harcama da boşa gidiyor. Niye? Şimdi, normalde devlet, yaptırdığı binaların hak edişlerini batıdaki hak edişlere göre aydan aya gönderiyor. Ama, oradaki sezon beş ay sonra kapandığı için, martta gelmeyen para, hiçbir şekilde orada hiçbir işe yaramıyor. Bu nedenle, şimdi örnek vereceğim: Ardahan Hükûmet Binası, on dört yıldır bitirilemiyor. Bir devlet, kendi hükûmet binasını on dört yılda yapamaz mı? Yapamıyor. Bu sene, işte -inşallah- belki açacağız.

Bakın, Ardahan-Ardanuç yolu sekiz yıldır yapılmıyor ve dünya kadar para gitti. O parayla, batıda, belki ondan daha çok iş yapılabilirdi. Niye? Zamanında gitmiyor. Kar yağdığı zaman don yapıyor, inşaat duruyor. Örnek, bir yurt yapılması için, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği -sağ olsun- aynı yurttan birini Osmaniye'de, bir diğerini de Ardahan'da yaptı. Osmaniye'deki yurt bitti, Ardahan'daki yurt hâlen bitmedi ve müteahhidin parasını iş adamlarından topladık, verdik -müteahhit bıraktı- yeniden ihale yapıldı, ne zaman biteceği de belli değil.

Şimdi bunları niye söylüyorum arkadaşlar? Emniyet müdürlüğü binası hâlen bitmedi. Yani, bu, sadece Ardahan'da değil; Kars'ta da, Van'da da, Ağrı'da da, Erzurum'da da, Bitlis'te de böyle. Çünkü, oranın iklim şartları çok ağır, beş aylık inşaat sezonu var. Şimdi oranın inşaat sezonu ile Düzce'nin veya Osmaniye'nin veya İstanbul'un inşaat sezonunu bir tutuyor, Planlamadan ona göre para çıkıyor, Maliyeden ona göre para çıkıyor. Ona göre para çıktığı zaman kardeşim, işte Doğu Anadolu, güneydoğu onun için kalkınmıyor. Adam diyor ki: "Ya, devlet işte bir bina yapacak, okul yapacak, sekiz yılda bitirmiyor veya yurt yapacak, sekiz yılda bitirmiyor. Hükûmet binası yapacak, devleti temsilen bir hükûmet binası yapacak, on dört yılda bitmiyor. Niye bu devlet böyle yapıyor? Yani, bize şeyi ne, bizdeki sıkıntısı ne?" Oradaki vatandaş da öyle söylüyor. O zaman çare nedir? Büyük Millet Meclisidir, bizler, halkın seçtiği insanlar.

Şimdi sayın bakanlarım burada, Bayındırlık Bakanı da burada. Ben istirham ediyorum, bu konuları lütfen göz önünde tutalım, coğrafi ve iklim şartları ağır olan, inşaat sezonu kısa olan bölgelere lütfen ödenekleri farklı yapalım. Yani, oraların yıllık ödemesini şubat ayında, mart ayında

19

--------------------------------------------------------------------------------

yapalım. Ekime kadar çalıştı çalıştı, çalışmazsa zaten ekimden sonra kar yağıyor, duruyor. Bu nedenle, ben sayın bakanlarımdan istirham ediyorum bu konuyu, bir.

İkincisi, değerli arkadaşlar, Yapı denetleme şirketleri var. Bu yapı denetleme şirketlerinin bir kısmı -bazılarını tenzih ediyorum- dört dörtlük yapı denetimi yapamıyorlar. Bakın, ben, yurt dışında, Libya'da inşaat yaptım. Orada, inanın, yapı denetleyicisi firmalar gelir betonu alırlardı. Betonu laboratuvarda test ederlerdi. Demirin St-37'ye uygun olup olmadığını, yani yumuşaklığını ölçerlerdi, demirin bağlanış şeklini de görürlerdi, ona göre betonu dökmeye izin verirlerdi. Türkiye'de hak getire, böyle bir şey yok. 17 Ağustos 1999'daki İzmit depreminde ben Gebze'de inşaat yapıyordum. Biz, almış olduğumuz kültüre göre, tecrübeye göre bina yaptık. İnanın, yemin ediyorum, o Gebze'de, Kocaeli'de, Gölcük'te yıkılan binaların çoğu bilinçsiz binalar. Yani doğru dürüst betonun dozajı yok, demirin kalınlığı yok, hatta -bakın çok önemli, burada, sayın bakanlar not alsınlar- Türkiye'deki demir haddehanelerinin çoğu hurda demirden inşaat demiri çekiyorlar. Hurda demirden çekilen inşaat demiri sert oluyor, deprem vurduğu zaman da, bir de tam manasıyla kaynamadığı için, kırıp binayı yıkıyor. Halbuki Karabük'ün çekmiş olduğu veya bazı haddehanelerin çekmiş olduğu demirlerin yumuşaklığı ve St 37'ye uygun olması, yumuşak olduğu için, deprem ne kadar vurursa vursun sallanır, ama bina yıkılmaz. İşte bu çok önemli, bu çok hassas duruyor ve uluslararası bütün inşaat firmaları bunun üzerinde duruyorlar. Bu çok önemli. Sayın Bakanım, sizden istirham ediyorum, haddehaneler derhâl kontrol altına alınsın, St 37'ye uygun demir çekimi yapsınlar.

Şimdi, her gün "Marmara Bölgesi etrafında deprem olacak, binlerce bina yıkılacak, şu kadar millî servet gidecek, insanlarımız ölecek." diyorlar. Tedbir alan yok. Bakın, ben bir öneri sunuyorum: Marmara Bölgesi'nin 500 metre derinliğinde ne kadar bina varsa bu binalara ikişer kat, üçer kat kat ilavesi verilsin belediyeler tarafından. İkişer kat veya üçer kat kat ilavesi verilirse herkes binasını yıkar yeniden yapar. O zaman ne olur? Sağlam, depreme dayanıklı bina olur. Ha, bu, aksi takdirde "Efendim, biz mantolama sistemi yapalım -yani güçlendirme diğer adıyla- bilmem ne yapalım…" Güçlendirme inanın binayı daha çok hasarlı yapıyor. Şimdi, bir kolonun güçlendirmesini düşünün, kompresörü götürüyorsunuz taban betonunu kıracaksınız, zaten o sarsıntıdan bina iyice sallanıyor, o kolon, sallandığı zaman ona mantolama yapsanız da o eski halini almıyor, bunu, çok iyi teknik arkadaşlar bilir. Bu bakımdan, en iyisi, yani, örneğin, on dairelik binaya iki kat daha verilirse, o iki katın getirisiyle bina yeniden yapılır ve böylece Marmara Bölgesi kurtulur. Diğer türlü, o binaların hepsini yıkacağız, yeniden yapacağız, mümkün değil. Vatandaş yıkmak istemiyor, ben, hasarlı binada otururum ama yıkamam, çünkü yapamam, param yok diyor. Ama, iki kat veya üç kat ilave verilirse, o iki kat veya üç katın gelirine biraz da kendisi katkı sunarsa, yıkar, yeniden bina yapar. Bu da, bütün vatandaşlar arasında yaygın bir şekilde kabul görmüştür. Ben, bunu araştırarak burada konuşuyorum arkadaşlar. Bu nedenle, Marmara Bölgesi'ni de böyle kurtarabiliriz.

Değerli arkadaşlar, bir kere, inşaat denetleme şirketleri inşaatları doğru dürüst kontrol etmediği için, ahbap çavuş ilişkileri yapıldığı için, yapılan şu andaki binaların çoğu hasarlı olacak, göreceksiniz Allah göstermesin bir depremde.

Bakın, vibratör nedir kimse bilmiyor. Vibratör nedir daha kimse bilmiyor. Hâlen daha betonu döküyor kalıba. Vibratör uzun bir şeydir, elektriklidir, bilmeyenler için söylüyorum, soktuğunuz zaman betonun içine, titreşim yapar ve beton oturur. Hâlen demir çubukla onu oturtmaya çalışıyor. Halbuki, vibratörü soktuğunuz zaman titrer ve beton oturur, oturduğu zaman da sağlam olur. Ha, onu niye kullanmıyor betona, çünkü, kalıbı zayıf tutuyor, vibratörü titretirse bu defa kalıp patlar, kalıp patlarsa, o zaman daha kötü olur. O zaman ne oluyor, fazla kalıp harcamış oluyor. Buna bir standart getirmek lazım. Sayın Bakanlarımız burada… Bu nedenle, ben, sizin fazla zamanınızı almak istemiyorum ama, umarım, bu konuşmalarımı tutanaklardan Sayın Bakanlarımız tekrar alarak, kontrol ederek, Türkiye'nin bir daha kötü bir deprem olayıyla karşı karşıya gelmemesi için bir çalışma yapacaklarını umuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

12'nci madde üzerinde, şahsı adına Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün söz istemiştir.

Buyurun Sayın Akgün.

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlarım, nüfusun hızla çoğalması, kırsal alanlardan şehirlere doğru göçün hızlanması, şehirleşmenin artması gibi nedenlerden dolayı insanların ortak yaşama alanları hızla artmaktadır. Bu artış, aynı zamanda bir ortak yaşama kültürü meydana getirmektedir. İşte bu ilişkileri düzenleyen kat mülkiyeti konusu aslında hukukun en sorunlu ve aynı zamanda en dinamik alanlarından birisidir. Denilebilir ki, zaten hukuk, başlı başına herkesin ortak hürriyet sahasını belirleyen ve karşılıklı tecavüzleri engelleyen ortak yaşama kültürüdür.

Ortak yaşama alanlarında birlikte yaşamaktan doğan haklar bulunduğu gibi sorumluluklar da mevcuttur. Örneğin, bir apartmanda kat malikinin çatı, bodrum katı, merdiven boşluğu, otopark gibi ortak yerlerden hissesi oranında yararlanma hakkı varsa, aynı kişinin ortak giderlerden dolayı örneğin yakıt parası, elektrik, binanın tamiratı gibi giderlere de hissesi oranında katılması zorunluluğu vardır. Bir kat malikinin, işte ortak olan bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi bazen diğer kat malikleri için

20

--------------------------------------------------------------------------------

çekilmez bir hâle gelebilir. Mesela bir kat maliki aylarca, senelerce yakıt giderini ödemediği zaman, müteaddit defalar icra takibine konu olduğu zaman diğer kat malikleri haklarını nasıl elde edeceklerdir? İşte aslında 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 25'inci maddesi bu hususu düzenlemekteydi. İşte bu madde, görüşmekte olduğumuz 12'nci maddeyle değiştirilmektedir. Bu madde, hem Kat Mülkiyeti Kanunu'nun en önemli maddelerinden birisidir hem de yeni düzenleme uygulamada büyük bir rahatlığı meydana getirmektedir. Çünkü maddenin eski hâlinde, dava açmak için, kat malikleri kurulunca, yani bütün kat maliklerinin katıldığı kat malikleri kurulunca karar verilmesi esası benimsenmişi. Yeni düzenlemeyle, dava açma hakkını kolaylaştırmak istenilmiş ve aksi kararlaştırılmadıkça, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu yeterli kabul edilmiştir, yani çoğunluk esasına geçilmiştir.

Yine aynı maddeyle, davaların uzun sürmesi ve kararların kesinleşmesinin zaman alması düşünülerek, hem uygulamayı kolaylaştırmak hem de devir esnasında devir bedelini, yani davalının haklarını korumak için, gayrimenkulün değerini korumak amacıyla, devir bedelinin bankaya üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve bedelin faiziyle birlikte davalıya ödenmesi esası getirilmiştir.

Yine yeni düzenlemeyle, eski düzenlemede zaman aşımı süresinin başlangıcının sürekli tereddüde yol açması düşünülerek, dava açma hakkı, kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren beş yıl olarak zaman aşımı müddeti düzenlenmiştir. Bu düzenleme, belirttiğim gibi, uygulamada meydana gelen belirsizlik ve tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla meydana getirilmiştir.

Yapılan düzenlemeler, gerçekten uygulamayı rahatlatacak düzenlemelerdir.

Ben, bu düzenlemelerin ortak yaşama alanlarında daimi dostluklar ve kardeşlikler kurması dileğimle, tasarının hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akgün.

12'nci madde üzerinde şahsı adına Kocaeli Milletvekili Sayın Azize Sibel Gönül söz istemiştir.

Buyurun Sayın Gönül. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AZİZE SİBEL GÖNÜL (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Kapsamlı denilebilecek bir kanun değişikliği olan bu yasa tasarısının amacı, yapılaşmadaki bazı boşlukları gidermek ve uygulamada ortaya çıkan problemleri gidermektir. Nitekim, yürürlükteki Kanun gereğince, kat maliklerinden birini, Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre kendi üstüne düşen borçları ve hükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hâle gelecek derecede ihlal ettiği durumlarda, diğer kat maliklerinin kendi arsa payları oranında, ihlalde bulunan kat malikinin o bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet hakkının kendilerine devrini sağlamaları için kat malikleri kurulunun basit çoğunlukla kararı gereklidir. Bu çoğunluk sağlanamazsa, davayı, devri isteyen diğer kat malikleri açabiliyordu. Tasarı da özü itibarıyla aynı düzenlemeyi öngörmüştür, ancak, tüm kat malikleri adına dava açılması için aranan basit çoğunluk değişecek, maliklerin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar almaları gerekecektir.

Diğer bir değişiklik de, kurulda gerekli çoğunluğun sağlanamaması durumunda, mahkemenin, devri isteyen diğer maliklerin talepleri yönünde karar verebilmeleri için mahkemede bu kat maliklerinin, devir bedelini üçer aylık vadeli hesaba yatırmalarını ve makbuzu ibraz etmelerini arayacaktır. Bu manada Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un çok yönlü sorunları çözümleyerek, zor ve telafisi mümkün olmayan neticeleri ortadan kaldıracağı kanaatiyle yasanın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gönül.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 12 nci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen "dava tarihindeki değeri" ibaresinin "hükme en yakın tarihteki değeri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş Fevzi Şanverdi A. Sibel Gönül

Kayseri Hatay Koceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - İsabetlidir, nisabımız yok. Takdire bırakıyorum efendim.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Konuşmak isteyen?


21

--------------------------------------------------------------------------------

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:


Gerekçe:

Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında genellikle uzun bir zaman dilimi bulunmaktadır. Bu süreçte taşınmazın değerinde oluşacak artışlar, mâlik aleyhine bir zarara ve devralanlar lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açmaktadır. Yasa koyucu, böylesi bir haksız sonucu hukukileştiremez. Bunu önlemenin yolu, eşya zararlarında da insan zararları doğrultusunda hüküm tarihine yakın veya en yakın değer esasının benimsenmesidir; hatta ifa tarihine kadar endeksleme metodunu tercih etmektir. Teklifin amacı taşınmazın devir ve intikal tarihindeki reel değerine yaklaşan bir değeri temine yönelik adalet ilkesini sağlamaktır. Bu gibi davaların uzaması halinde, hüküm zamanında bir değer keşfinin yapılması gerekebilir

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeyle birlikte 12'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12'nci madde önergeyle birlikte kabul edilmiştir.

13'üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 13- 634 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kat irtifakı sahiplerinden biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen, bu ihtar tarihinden başlayarak iki ay içinde yerine getirmezse diğerlerinin yazılı istemi üzerine hâkim, onun arsa payının ve kat irtifakının dava tarihindeki değeri karşılı-ğında, öteki paydaşlara, arsa payları oranında devrine karar verir."

BAŞKAN - 13'üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Amasya Milletvekili Sayın Hüseyin Ünsal söz istemiştir.

Buyurun Sayın Ünsal.

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 13'üncü maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, bu maddeyle ilgili bir ortak, sanırım, önerge gelecek. Bu önergeyle ilgili de katılıyoruz.

Dava tarihindeki… Ben bu metni bir okuyayım: "Kat irtifakı sahiplerinden biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen, bu ihtar tarihinden başlayarak iki ay içinde yerine getirmezse diğerlerinin yazılı istemi üzerine hâkim, onun arsa payının ve kat irtifakının dava tarihindeki değeri karşılığında, öteki paydaşlara, arsa payları oranında devrine karar verir." hükmü yerine, "dava tarihindeki" ibaresinin yerine "hükme en yakın tarihteki değeri" olarak konulursa, sanırım, o mahkemenin o günlerde vereceği bilirkişi raporuyla ve tespitleriyle bu konu çözülmüş olacak. Bu önerge değişikliğiyle, bu maddenin lehinde oy kullanacağımı da ifade etmek isterim.

Bu arada, tabii ki, biraz önceki 9'uncu maddedeki konuşmamda, yanlış anlaşılma olmamak üzere, bir konuyu tekrar etmek istiyorum. Ben Sayın Bakana bu konuyu izah ederken, Toplu Konut İdaresiyle ilgili kuruluşların Devlet Denetleme Kurulunun 2004 yılıyla ilgili icraatlarınızdan dolayı "yapı ruhsatı olmadan başlanan inşaatlarda ruhsatın bir an önce alınması" ibaresinin Devlet Denetleme Kurulu raporunda yer aldığını söyledim. Dolayısıyla, böyle bir raporun yazılmasında, sanırım, Cumhurbaşkanlığı makamı gibi makamın altında görev yapan Devlet Denetleme Kurulunun olumsuz bir şekilde, yoktan icat ederek böyle bir ibareyi kullanmasını beklememiz zaten mümkün değildir. Kaldı ki, bu konu Yüksek Denetleme Kurulunun da gündemine gelmiş. Yüksek Denetleme Kurulunun da bu konuyla ilgili, sadece bununla alakalı değil, TOKİ tarafından idare edilen Emlak, Gayrimenkul Ortaklığı Anonim Şirketi tarafından hasılat paylaşım modeliyle ihale edilen projelerde gerçekleştirilen mevzuata aykırı usulsüz işlem ve ihmal sonucunda, şirketin kamusal varlıklarının emsallerine göre bariz şekilde düşük fiyatlar uygulanmak suretiyle elden çıkarıldığı, bu şekilde Sermaye Piyasası Kanunu'nun 15'inci maddesi kapsamında şirketin mal varlığında ve kârında azalmaya yol açtığı tespit edilmiş. Başbakanlık Teftiş Kurulu ile Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte yürüteceği bir inceleme ve soruşturma talebinde bulunulmuştur. Dolayısıyla böyle bir soruşturmaya yol açacak da bir tespit Yüksek Denetleme Kurulunun denetim elemanları tarafından ve Yüksek Denetleme Kurulu üyeleri tarafından da ortaya konmuştur. Bununla da yetinilmemiş, bu konuyla ilgili olarak, Danıştay, zaten "hasılat paylaşım" modeliyle yapılan ihalelerin yönetmeliklerinin usulsüzlüğüne karar vererek bu yönetmeliklerin değiştirilmesini istemiş. Zaten Hükûmetiniz de hemen Şubat 2007 tarihinde bu yönetmelik hükümlerini değiştirerek, o güne kadar hasılat paylaşım modeli işlerini de biran önce halletmiş oldunuz.

Bizim burada depremle ilgili söylediklerimiz, bu konuyla ilgili söylediklerimizin altında çok ciddi bir gerçek var ki, bu olayı siyaseten çok göz önüne almak istemiyoruz. Deprem hepimizin sorunu. Yani deprem, Adalet ve Kalkınma Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinin sorunu değil, hepimizin sorunu. Dolayısıyla bununla ilgili önerilerimizi, sunuşlarımızı yaparken de biraz bunu siyasetten uzak bir anlayış içerisinde yapmaya da mümkün olduğunca gayret ediyoruz.


22

--------------------------------------------------------------------------------

O zaman ben size daha ciddi önerilerle geliyorum. Bu depremle ilgili bugüne kadar tedbir almadınız. Yaptığınız işler var. Yaptığınız işler, doğru işler şunlar: Yaraları sardınız. Bu konuda çok haklı gerekçeleriniz var. Bu konuda hiçbir itirazımız yok, ama uygar devletler, demin de söylediğim gibi, sosyal devlet anlayışı içerisinde sadece yaraları sarmakla kalmaz, olası doğal afetlerle, deprem riskleriyle ilgili de tedbirlerini önceden alır. Bu konuyla ilgili ben, Sayın Başbakan Yardımcısı da buradaydı, şu anda Sayın Bakanımız da burada, gerçi kendisi şu anda Adalet Bakanı, ama bu konuyla ilgili Bakanlar Kuruluna götüreceği öneride, ben önerilerimi şunlar olarak söylemek istiyorum:

Özellikle muhalefetin de içinde bulunduğu bir konsey oluşturun. Zaten bu konsey var. Bu konseyin içine muhalefeti de katarak devletin deprem konseyini ulusal bir konsey haline getirmeye lütfen çalışın. Yerel yönetimler, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve TOKİ arasında yetki kargaşasını ortadan kaldırın.

Değerli arkadaşlarım, TOKİ istediği gibi plan yapma yetkisine sahip. Bir de sanırım Özelleştirme İdaresi var böyle istediği gibi plan… Ve belediyeler. Şimdi, TOKİ gidiyor planını yapıyor belediyeye de bir süre veriyor "bu kadar gün içerisinde bu planı kabul edersen edersin etmezsen ben bu planı uygularım" diyor, ondan sonra da başlıyor işte orada hasılat paylaşım modelleri. Biz, bu anlayışı da bu kargaşayı da ortadan kaldıracak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı nezdinde yapılacak bir çalışmaya, burada kanun mu var, yönetmelikle ilgili her türlü çalışmaya gönülden destek vereceğimizi ifade ediyoruz. Bu yetki kargaşasını lütfen kaldırın. Bu, depremi çok ilgilendiren, güçlendirme konusunu çok ilgilendiren bir konu. Dolayısıyla, o konsey nedeniyle bunları yapabilirsiniz.

Mutlaka bir Başbakan yardımcısı tüm çalışmaların koordinasyonundan sorumlu olsun. Halk, kimden, neden sorumlu olduğunu, kimden hesap soracağını bilsin ve seksen bir ilin -yaptınız, hayırlı olsun- fay hatları göz önüne alınarak "ileride dönüşebilecek kentsel dönüşüm projeleri" diye de adlandırdığınız projelerin hepsini yeni kent parçalarından oluşturmaya dikkat edin, bu konuyla ilgili hemen planları hayata koyun.

Topluma ait kamu yapılarını kısa zamanda depreme dayanıklı kılın. Hastane, okul, kamu binaları, köprüler, viyadükler ve tüneller olmak üzere bir program dahilinde depreme dayanıklı hale getirilmesini sağlayın. Bu konuyla ilgili uygulama programını hemen topluma açın hatta buraya getirin muhalefetle paylaşın hep beraber bu konunun üzerine, bir deprem politikası olarak, hep beraber gidelim. Bunlar önemli tespitler.

Değerli arkadaşlarım, buraya gelen her arkadaşımızın çok övünerek konuştuğu bir konuya da değinmek istiyorum. Şu kentsel dönüşüm projeleri. Bunlar, dönüşüm projeleri hakikaten önemsenecek fakat bunlar sadece lafıyla kalınıp avunulacak işler değil. Kentsel dönüşüm projelerinin dünyadaki uygulamalarını çok iyi takip etmek lazım. Sanırım, ya Küçükçekmece Belediyesi yahut da Büyükçekmece Belediyesi -şimdi aklımdan çıktı- kentsel…

ASIM AYKAN (Trabzon) - Küçükçekmece.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Küçükçekmece…

Küçükçekmece Belediyesi, bu konuyla ilgili çok uygar, ciddi, uluslararası bir çalışmayı yerine getirdi. Bilmiyorum, değerli arkadaşlarımızın haberi var mı? Doğru bir çalışma yaptı. Bu çalışma, bir özel çalışmaydı, bir belediye bünyesinde yapılan bir uluslararası çalışmaydı. Şimdi, bu çalışmayı daha ulusal düzeye çıkaralım.

Kentsel dönüşüm projelerini, öyle, reklam yapılarak, yeni bir beş yıllık dönemde bir icraat programı gibi hayata sunmanın anlamı yok. Kentsel dönüşüm projelerinde -demin de paylaştık, buraya geldi o insanlar, örneğin, Sulukule örneğinde- insanlarla bunu paylaşmadan başarı elde etmek mümkün değil. Kentsel dönüşüm projelerinde, o mahallenin muhtarından, halkından başlayarak, o bölgede bulunan sivil toplum örgütlerinden başlayarak, eğer bir sanayi sitesini ortadan kaldırıyorsanız, o sanayi sitesinin yöneticilerini, o sanayi bölgesinin yöneticilerini veya sanayi, ticaret odalarını, sivil toplum örgütlerini işin içine katmazsanız veya sadece devlet erkiyle değil, yerel yönetim erkiyle değil, sivil erki de ortak bir paylaşım içine katmazsanız, dünyada bunun hiçbir başarısı gözükmemiş. Bakın, Ankara'da da bir şeye girişmeye başlanıldı, İstanbul'da da böyle bir "kentsel dönüşüm projesi" adı altında çalışmalar yapılıyor ve toplumun, zaman zaman tepkisini alıyorsunuz.

Dolayısıyla, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak çok temel bir anlayış, ilk önce o sivil toplumun sesine kulak vermekten geçiyor. Eğer o sivil toplumun sesine kulak vermeden "Bu işleri yapar geçeriz biz bu işi dozer mahiyetinde." diyorsanız, bu yapılır ama onun adı "kentsel dönüşüm projesi" olmaz, "kentsel dayatma projesi" olur, onun arkasından da başka şeyler çıkar. O zaman biz yine çıkarız, bakın "Kuzey Ankara Projesinde kentsel dönüşüm projesi yapacağınıza rantsal bölüşüm projesi yapmışsınız." deriz, burada gelir, siyaseten konuşmaya başlarız.

Bu hakkı eğer ciddi bir şekilde götürmeye çalışıyorsanız -bize vermemek için bu konuşma hakkını- kentsel dönüşüm projelerinde de bir platform oluşturun. Bakın, bu ülkede, gerçekten çok saygın kent plancıları var, mimarlar var ve dünyada adları sayılı insanlar var. Bunların hepsini toplayalım, bizler de gelelim, o platformda bir tartışalım, konuşalım, var olan eldeki büyükşehir projeleri dâhil olmak üzere onları bir masaya yatıralım, geleceğine bir bakalım. Kentsel dönüşüm projelerinde böyle bir anlayıştan sonra ancak o projeyi hayata geçirmek konusunda bir ciddi çalışmaya hep beraber girelim. Eğer bunu yapmazsanız, biz bu kürsülerden, bir sene sonra, iki sene sonra "siz şu

23

--------------------------------------------------------------------------------

konuda rant yaptınız, şu konuda bölüşüm yaptınız" diye hasılat paylaşım modelleri gibi yapılan haksızlıkları buraya gelir tekrar konuşmaya başlarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünsal…

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Buyurun efendim.

BAŞKAN - Sayın Ünsal, lütfen sözünüzü tamamlayınız.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Tamam efendim.

Deprem konusundaki görüşümüzün ve kentsel dönüşüm projeleri konusundaki görüşümüzün en ortak nedeni, bunu bir ulusal sorun, ulusal mesele haline getirerek hep beraber paylaşalım. Deprem olduğunda hepimize oluyor, parti ayrımı, etnik ayrım, mezhep ayrımı, hiçbir ayrım yapmıyor. Dolayısıyla, bu konuyla ilgili hep beraber paylaşacağımız çok şey olduğunu düşünüyorum. Bu konuda 60'ıncı Hükûmet eğer duyarlı davranacak ise bizlerin de bu konuyla ilgili katkılarıyla, bizlerle birlikte sivil toplum örgütlerinin ve özellikle üniversitelerin değerli bilim adamlarıyla -"o değerli bilim adamları da işine baksın" mantığıyla bakmayın ve gelsinler konuşsunlar- hep beraber bu konunun çözümüyle ilgili bir çalışmayı yürütelim.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ünsal.

13'üncü madde üzerinde, şahsı adına Çanakkale Milletvekili Sayın Müjdat Kuşku söz istemiştir.

Buyurun Sayın Kuşku. (AK Parti sıralarından alkışlar)














MÜJDAT KUŞKU (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

13'üncü maddeyle ilgili de, diğer maddelerde olduğu gibi çok iyi hazırlanmış ve hiçbir sıkıntı olmayan bir maddedir. Dolayısıyla, bu maddeyle ilgili söylenecek fazla bir şey yok.

Yalnız, bütün konuşmacı arkadaşlar depremle ilgili hassasiyetler üzerinde duruyorlar, haklıdırlar. Ama, esasında, yapı denetimi sadece şantiyenin denetimi olarak algılanmamalıdır. Mutlaka yapı denetiminin en önemli ayağı malzeme standardının sağlanması yolunda olmalıdır ve Bakanlığında bu konuda ciddi bir çalışması olduğunu ben biliyorum. Önümüzdeki dönemde malzeme standardını sağladığımızda, daha güvenli yapılar, daha kaliteli binalar yapma imkânını bulacağız inşallah.

Bu maddenin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kuşku.

13'üncü madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü.

Buyurunuz Sayın Köylü.

HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

13'üncü maddede ne diyor? 13'üncü madde, 26'ncı maddenin ikinci fıkrasında bir değişiklik yapıyor ve bu değişikliğe göre "Kat irtifakı sahiplerinden biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen ödemezse…" şeklinde devam ederek, sonunda mahkeme tarafından, bunu almak isteyen diğer malikler, dava tarihine en yakın tarihteki değeri üzerinden satın alıyorlar, mahkeme buna karar veriyor.

Bu borçlar nedir? Kısaca -belki kanuna bakmamış olan arkadaşlarımız vardır- onu izah etmek istiyorum. Burada bahsedilen borç, kat irtifakı sahipleri, bu hakka konu olan gayrimenkulün ileride müşterek mülkiyete çevrilmek üzere tamamlanması, yapılması ve ruhsat alıncaya kadar geçen dönem içerisinde harcanan paralar, herkesin katılması gereken paralar ne ise bunları ödemek zorundadırlar. Bu yapım için gerekli olan masraflara katlanmayanlar, bu masrafları ödemeyenler -yani burada bahsedildiği şekilde, bu kişilerin borçlarıdır- işte bu borcu ödemeyenler noter tarafından kendilerine gönderilen ihtar üzerine gene ödemezler ise -ki bu ihtarı herkes çekebilir, burada alacağı olan, hakkı olan herkes çekebilir. Orada bir sorun yoktur- ihtar üzerine açılacak davada, davada tarihine en yakın süre içerisindeki değer ne ise o değer üzerinden kendilerine verilir. İşin esası bu.


24

--------------------------------------------------------------------------------

Bu arada bir şeye değinmek istiyorum. Sayın Ensar Öğüt bahsetti demin, yapı denetim elemanlarının sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmediklerini hatta bazılarının ahbap çavuş ilişkisi içerisinde olduklarını söyledi. Evet, böyle bir endişe bizde de var. Ama biz bu endişeyi gidermek için, Meclis gündemine gelen, birkaç gün önce komisyonumuzdan geçen, temel ceza yasalarına uyum maksadıyla, yüz yetmiş tane kanunda değişiklik yapan bir tasarıyı Adalet Komisyonunda kabul ettik. Bunun içerisinde, işte, yapı denetim elemanlarının sorumluluğuyla ilgili düzenlemeler var.

Bu düzenlemelere göre yapı denetim elemanları, şayet, kendi denetimlerinde olduğu, sorumluluğunda olduğu binada gerekli denetimleri başına gidip yapmaz ise ve yapmış gibi gösterirse, denetim sonucunda şartnameye, plana, projeye ve standartlara aykırı gördüğü hususları, standartlara ve projeye aykırı değilmiş gibi değerlendirirse ve buna ilişkin bu şekilde rapor tutarsa, bu takdirde Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlileriyle ilgili olan 257'nci maddesinin birinci fıkrasındaki "görevi kötüye kullanma" suçuyla cezalandırılacaklardır. Ayrıca, bunun yanında, düzenlemiş oldukları rapor da sahte kabul edilerek "belgede sahtecilik" suçuna göre cezalandırılacaktır. Bundan sonra, inşallah, en kısa zamanda o yasayı da çıkaracağız.

Bundan sonra, ümit ediyorum ki, yapı denetim elemanları kendilerine verilen sorumluluğu gereği gibi yerine getireceklerdir. Bunu da açıklamak istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum.(AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Köylü.

13'üncü madde üzerinde iki önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 13 üncü maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında geçen "dava tarihindeki değeri" ibaresinin "hükme en yakın tarihteki değeri" olarak değiştirilmesini adına arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş Fevzi Şanverdi A.Sibel Gönül

Kayseri Hatay Kocaeli

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Öteki önergeyi okutmadınız Sayın Başkan.

Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

KAMER GENÇ (Tunceli) - Öteki önergeyi okutmadınız Sayın Başkan.

TBMM Başkanlığına,

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 13. maddesinin (noter aracılılığı ile) ifadesinin (kat maliklerinden birinin veya yöneticinin noter aracılığı ile) biçiminde değiştirilmesini saygılarımızla arz ederiz.

Kamer Genç Osman Kaptan Ahmet Ersin

Tunceli Antalya İzmir

Nesrin Baytok Selçuk Ayhan R. Kerim Özkan

Ankara İzmir Burdur

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım tekrar.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Hangisine efendim?

BAŞKAN - En aykırı olana.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Hangisi aykırı işte?

BAŞKAN - En aykırı olana, en son okutulana.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz efendim en sona.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Konuşacağım efendim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Genç.

Süreniz beş dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim önergemde zaten… Madde, kat irtifak sahiplerinin borçlarının yerine getirilmemesi konusunda bir düzenleme getirmiş. Şimdi, maddede diyor ki: "Kat irtifakı sahiplerinden biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen". Şimdi, noter aracılığıyla kim ihtar yapacak? Yani, apartmanın kat maliki, sahipleri mi yapacak veya onların yakınları mı yapacak, yönetici mi yapacak? Bunu belirtmek lazım. Yani, ben önergemde diyorum ki, kat maliklerinden birisi veya apartmanın yöneticisi marifetiyle noter kanalıyla kendisine ihtar yapılması lazım. "Yerine getirmezse, diğerlerinin yazılı istemi üzerine" diyor, bu diğerleri kim? Yani, tabii, Komisyon Başkanı bu kanunun başında, müzakere edilirken burada, hakikaten hiç tasvip edilmeyen öyle acayip bir düşünce tarzını dile getirdi ki ve komisyon raporlarında da belirtiyorlar: "Efendim, biz geçmiş komisyonların maddelerini görüşmeyiz, eğer şey ederse Genel Kurulda o söylenen düşünceler maddelere dercedilebilir." O zaman sizin komisyon olarak göreviniz ne kardeşim, yani komisyon olarak

25

--------------------------------------------------------------------------------

göreviniz ne? İç Tüzük size görev vermiş. İç Tüzük'ün komisyonlara verdiği görevlerin hepsini yok edeceksiniz, 77'nci maddede neden dahi ilave edildiği belli olmayan, tamamen İç Tüzük'ün öteki hükümlerini yok eden bir anlayışla "Efendim, ilk komisyonlarca benimsenen tasarının maddelerine geçmeden önce tümünü benimsersiniz, ondan sonra getirip, tamam, ben daha kafa yormam, getiririm, Genel Kurulda, eğer bu düşünceler hakikaten tasarıya dercedilmesi gereken fikirler ise, düşüceler ise dercederim." diyorsunuz. Burada ne kadar haklı da bir önerge versek, maalesef, iktidar partisi, peşin hükümle, bizim önergelerimizi kabul etmiyor.

Bakın, ben on dört sene Danıştayda tetkik hâkimliği ve savcılık yaptım sayın milletvekilleri. Hâkimler bir kanunu incelediği zaman… Bakın, bu kanunların her kelimesi başlı başına uyuşmazlığın çözümünde çok önemli bir rol oynuyor ve dolayısıyla, sağlıklı bir kanun yapılmadığı zaman, kanunlar yerli yerine, birbirleriyle bağlantılı olarak ve uyuşmazlığın çözümünde çok sağlıklı bir mantığa oturmadığı zaman, hâkimler de tutuyor her birisi bir karar veriyor. İşte, bir bakıyorsunuz, aynı dairede, bırakın değişik hâkimleri, aynı dairede değişik değişik kararlar veriliyor.

Onun için, bu kanunların burada yapılması sırasında enine boyuna tartışılıp ve hangi kelimenin nasıl yorumlanması gerektiği, hangi konunun nasıl yorumlanması gerektiği burada enine boyuna müzakere edilirse, bunlarla ilgili çıkan uyuşmazlığın yargı mercilerinde çözümlenmesi sırasında bunlar çok önemli birer done oluyorlar ve dolayısıyla, bu donelere dayalı olarak da, orada yargı mercilerinde görev yapan hâkimler de doğru dürüst karar verirler.

Ee, şimdi, siz komisyonlara gideceksiniz, komisyonlar da "Efendim, bir komisyon böyle bir karar vermiş, ben maddelerini incelemeyeyim." diyeceksiniz. Böyle bir mantık olmaz. Böyle bir mantıkla hareket eden kimseler komisyonda da görev yapmış sayılmazlar.


Ben önergemde diyorum ki, işe açıklık getirelim. İşte, diyoruz ki noter aracılığıyla kim ihtar edecek? Kat malikleri mi edecek? Peki, oradaki kapıcının da burada menfaati var icabında. Kapıcı da icabında ihtarda bulunacak mı? Onun için, böyle, bunların, uyuşmazlıkların çözümünde… Yani, burada bir menfaat ilişkisi var mı, yok mu? Nitekim, burada, tuttular, dava tarihindeki değeri sonradan fark ettiler. Ya sonradan fark edilmeseydi ne olacaktı? Burada, yine, hakkında işlem yapılan kat maliki zarara uğrayacaktı.

Ben, onun için, önergemin kabulünü istiyorum. Bundan sonra da, lütfen, Komisyon bu huyundan da vazgeçsin. Geçmiş komisyonların kabul ettiği metinleri tümü üzerinde görüştükten sonra muhakkak maddelerine geçsin ve maddeleri tek tek incelesinler. Eğer incelemiyorlarsa, o zaman Komisyon olarak kendilerini emekliye sevk etsinler, yeni komisyonlar kurulsun bu konuda.

Saygılar sunuyorum efendim.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Sayın Başkan söz alabilir miyim?

BAŞKAN - Usulden değildir ama biliyorsunuz.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Usul değil efendim. Komisyonla ilgili itham olduğu için genel bir açıklama rica ediyorum.

BAŞKAN - Daha önceden açıklamıştınız bu konuda.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - O değil, bu konu açıklanmadı efendim. Lütfederseniz…

Komisyonun her zaman söz alma hakkı var efendim.

BAŞKAN - Bir dakika söz veriyorum.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Çok değerli Genel Kurul, bir defa, bu Kanun'un taslak metni, bu Kanun'un uygulamasının başında olan Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin başkanlığını yaptığı bir uzman kurul tarafından hazırlanmıştır, yürütme organı değerlendirmiştir ve tasarıya dönüştürmüştür. Komisyon herhangi bir rehavet veya ihmale mahal vermeksizin, bütün maddeleri müzakereden önce tetkik etmektedir.

Değerli Sözcünün bilgi noksanlığının aksine, şu andaki fıkrada herhangi bir noksanlık yoktur. İşlem ehliyeti yasada özel olarak düzenlenmiştir. İhtarın kimlerin tarafından yapılması hususu Kanun'da kapalı değildir, her maddede yapılmaz. Bu çok önemli.

Burada "Efendim, diğerleri kim?" İptal davasını veya devir talebini kim dermeyan edebilecekse, o. Sayın Sözcünün diğer maddelerle bağ kurmadan hukukun ve kanunun sadece sınırlarını bu fıkradan ibaret sayarak Komisyonu itham etmek yerine, bu fıkranın uzantısı olan diğer hükümlere bakması daha önemlidir.

Bugün, arkadaşlar, belki farkında değiliz, Türk yargı tarihinde dava tarihindeki değerden -eşya zararlarında- hüküm tarihine en yakın değere geçirilmekle ciddi bir reform yapıyoruz, Yargıtay'ın yüz yıllık yanlışından dönüyoruz…

BAŞKAN - Sayın İyimaya…

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Anayasa'mızın 35'inci maddesinin teminatında olan mülkiyet hakkını ikâme durumlarında da işlevine uygun korumaya alıyoruz. Bu reform ruhunu ortaya koymak yerine -ki, Yargıtay Başkanıyla müzakereler, iknalar yapıldı ve reform hareketidir, dava tarihi değerinden hüküm tarihine yakın, en yakın tarihteki değer- bunları değerlendirmek yerine ithamcı değerlendirmelerle varabileceğimiz yer neresidir bilemiyorum.

Saygılar sunuyorum.


26

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, iptal davasından bahsetti, burada iptal davası yok.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun Tasarısının çerçeve 13 üncü maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında geçen "dava tarihindeki değeri" ibaresinin "hükme en yakın tarihteki değeri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ (Yozgat) ve arkadaşları


BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - İsabetlidir, nisabımız olmadığı için takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Gerekçeyi okuyalım efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında genellikle uzun bir zaman dilimi bulunmaktadır. Bu süreçte taşınmazın değerinde oluşacak artışlar, mâlik aleyhine bir zarara veya devralanlar lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açmaktadır. Yasa koyucu, böylesi bir haksız sonucu hukukileştiremez. Bunu önlemenin yolu, eşya zararlarında da insan zararları doğrultusunda hüküm tarihine yakın veya en yakın değer esasının benimsenmesidir; hatta ifa tarihine kadar endekslenme metodunu tercih edecektir. Teklifin amacı taşınmazın devir ve intikal tarihindeki reel değerine yaklaşan bir değeri temine yönelik adalet ilkesini sağlamaktır. Bu gibi davaların uzaması halinde, hüküm zamanında bir değer keşfinin yapılması gerekebilir.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, maddenin oylanmasında karar yetersayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13'üncü maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 13'üncü madde önerge doğrultusunda kabul edilmiştir.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.45

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa), Fatoş GÜRKAN (Adana)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

35 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

14'üncü maddesini okutuyorum:


MADDE 14- 634 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"İlk toplantı ile ikinci toplantı arasında bırakılacak zaman yedi günden az olamaz."

BAŞKAN - 14'üncü madde üzerinde gruplar adına söz yoktur. Şahsı adına, Kırıkkale Milletvekili Sayın Turan Kıratlı söz istemiştir.

Sayın Kıratlı, buyurunuz.

Söz süreniz beş dakikadır.

TURAN KIRATLI (Kırıkkale) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesiyle ilgili şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle yapılmak istenen, kat malikleri kurulunun yıllık toplantı şekliyle alakalıdır, dolayısıyla, bununla alakalı çok fazla söylenecek bir şey yoktur. Malumaliniz, Kat Mülkiyeti Kanunu 1966 yılında çıkarılmış kırk bir yıllık bir kanundur. Eskiden tek parselde tek katlı yapı tipi vardı, şimdi tek parselde birden çok konut oluştu, bu sebeple de birçok sorun ortaya çıktı; bunları çözmek

27

--------------------------------------------------------------------------------

üzere Hükûmetimiz bu tasarıyı Meclisimize getirdi. Gördüğüm o ki, iktidar ve muhalefetiyle bütün partilerimizin tasarı üzerinde büyük ölçüde uzlaşmış olduklarıdır, bundan duyduğum memnuniyeti de

ifade ediyorum. Benden önce söz alan çok değerli milletvekillerimiz tasarı hakkında söylenmesi gereken birçok şeyleri ifade ettiler. Ben, burada, tekrara düşmemek için sözü fazla uzatmak istemiyorum. Tasarının kanunlaşmasını umuyor, milletimiz için özellikle kat malikleri ve bizi heyecanla bekleyen kiracılar için hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kıratlı.

14'üncü madde üzerinde söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Veysi Kaynak? Yok.

Madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 14 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş Fevzi Şanverdi A. Sibel Gönül

Kayseri Hatay Kocaeli


Hakkı Köylü Ali Rıza Öztürk Rıdvan Yalçın

Kastamonu Mersin Ordu


MADDE 14: 634 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

"Toplu yapılarda ise kurullar, en geç iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim plânlarında gösterilen zamanlarda, böyle bir zaman gösterilmemişse, ikinci takvim yılının ilk ayı içinde toplanır."

"İlk toplantı ile ikinci toplantı arasında bırakılacak zaman yedi günden az olamaz."

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup, işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 14. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını saygılarımla arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahibi önerge için söz istiyor mu? Burada yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu tür süre tayini bazen kat malikleri için sakınca yaratabilir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 14 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ (Yozgat) ve arkadaşları

MADDE 14- 634 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

"Toplu yapılarda ise kurullar, en geç iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim plânlarında gösterilen zamanlarda, böyle bir zaman gösterilmemişse, ikinci takvim yılının ilk ayı içinde toplanır."

"İlk toplantı ile ikinci toplantı arasında bırakılacak zaman yedi günden az olamaz."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Nisabımız yok, o sebeple takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Değişiklikte, toplu yapılar yönünden toplantı dönemleri düzenlenmektedir.


28

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 14'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14'üncü madde kabul edilmiştir.

15'inci maddeyi okutuyorum:



MADDE 15- 634 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yeter sayı sağlanamadığı için ilk toplantı yapılamazsa, kararlar en geç onbeş gün içerisinde yapılacak ikinci toplantıya katılanların oy çokluğuyla verilir."

BAŞKAN - 15'inci madde üzerinde, gruplar adına söz isteği? Yok.

Şahsı adına söze isteyen, Trabzon Milletvekili Asım Aykan.

Sayın Asım Aykan, buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ASIM AYKAN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 634 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesinin ikinci fıkrasının hâlihazır şekli şöyledir: "Yeter sayı sağlanamadığı için ilk toplantı yapılamazsa kararlar en geç bir hafta içerisinde yapılacak ikinci toplantıya katılanların, oy çoğunluğuyla verilir." Yeni değişiklikle, "Yeter sayı sağlanamadığı için ilk toplantı yapılamazsa, kararlar en geç on beş gün içerisinde yapılacak ikinci toplantıya katılanların oy çokluğuyla verilir." Yani, bir haftalık süreyi, hafta olarak değil de tanımlanmış biçimde on beş güne çıkartıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle, biraz önce konuşan arkadaşlarımızın ifade etmiş olduğu bir konu hakkında kısaca bir görüş bildirmek istiyorum. Yapı denetimi konusu, doğrudur, Türkiye'de, ciddi anlamda problem olan ve uygulamada önümüze birçok problemin çıktığı bir alandır. Bununla ilgili, kendim de görev alanım içerisinde, bir sekiz yıllık zaman dilimi içerisinde, çok sıkıntılı bir süreçten geçtiğimi burada ifade etmek istiyorum çünkü bu işin, netice itibarıyla, arkasında, can ve mal güvenliği var. İster deprem olsun ister olmasın, bina yaparken sağlam yapmamız gerekir, ecdadımızın yaptığı binalara da uygun bina yapmamız gerekir. Bu son dönemlerde, müteahhitlik sektörünün gelişmesiyle kontrolsüz bir yapılaşmanın ortaya çıkması ve arkasındaki uygulamaların getirdiği sonuçları da hep beraber, üzülerek ve kendimiz, tabiri caizse, kahrolarak görüyoruz.

Bakanlığımız, daha doğrusu Bayındırlık Bakanlığı, komisyonumuzu bir toplantıya çağırmak suretiyle, konu etrafında bir çalışmayı başlatmış durumdadır. Gerek yapı denetim firmaları gerekse dörtlü TUS uygulaması dediğimiz -ki yaklaşık altmış üç vilayette bunlar şu anda geçerlidir- hem ruhsat alınmış binalardaki uygulamaların takip edilmesi hem de malzeme noktasından konunun takip edilmesi için ciddi bir çalışma var. Zannediyorum, önümüzdeki günlerde, Meclisimize bu yapı denetim konusu gelecektir.

Ayrıca, dünyadaki uygulamalar itibarıyla, yapı denetiminin

sigortalar marifetiyle götürüldüğünü de burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bunun da üzerinde Bakanlığımız çalışıyor, komisyonumuza gelince inşallah, buraya gelecektir.

Son olarak şunu vurgulamak istiyorum: Hep biz, yapı denetimi ve mühendislerin yapmış olduğu denetimi daha çok göz önüne getiriyoruz ama inşaatlarda çalışan, ellerinde sertifika olmayan, tam anlamıyla layüsel diyebileceğimiz şartlarda hizmet veren insanlarımızın da eğitilmesi ve kendilerine, mutlaka, o konularıyla ilgili, meslekleriyle ilgili bir sertifika verilmesi gerektiğini de bir kez daha burada vurgulamak istiyorum çünkü asıl işin can damarı, uygulamayı yapan, fiilen inşaatta çalışan insanların, bu işe layık olup olmadığıdır. O, hep gözden kaçıyor, sadece TUS uygulaması veya yapı denetimiyle bu işin çözülebileceği zannediliyor. Hem malzeme hem de bu uygulama esnasındaki usta dediğimiz arkadaşlarımızın o meslekte iyi eğitilmiş olması, bu konuda, biraz önce arkadaşlarımızın ifade etmiş olduğu endişeleri ortadan kaldırmaya yönelik önemli bir adım olacaktır diyorum. Maddenin hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aykan.

15'inci madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Tunçak.

Buyurunuz Sayın Tunçak.

MEHMET TUNÇAK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlarım.

634 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 29'uncu maddeye paralel bir düzenleme yapılmış, kat malikleri kurulunun ilk toplantısında yeter sayı sağlanmazsa ikinci toplantının yapılma süresi, en geç bir haftadan, en geç on beş güne çıkarılmıştır. Buradaki "en geç" ibaresi, 29'uncu madde çerçevesinde düşünülerek ilk toplantı gününün ertesi gününden başlayarak hesap edilecek olan yedi ile on beş gün arasındaki süreci kapsamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle, kat malikleri kuruluna katılımın artırılması, önceki maddelerle uyumun sağlanması gerçekleşmiş olacaktır. Ayrıca, madde metninde, birinci ve ikinci fıkralarda yer alan "oy çokluğu" ve "oy çoğunluğu" ibareleri, kavram kargaşasına yol açmaması amacıyla "oy çokluğu" olarak betimlenmiş, kelime ve anlam bütünlüğü, terminoloji birliği sağlanmıştır.


29

--------------------------------------------------------------------------------

Bu yeni şekliyle maddenin hayırlı olması dileğiyle yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tunçak.

15'inci madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 15 inci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.


Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir


Mümin İnan Mustafa Elitaş

Niğde Kayseri

"Yeter sayının sağlanamaması nedeniyle ilk toplantının yapılamaması hâlinde, ikinci toplantı, en geç on beş gün sonra yapılır. Bu toplantıda karar yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğudur."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Yeter sayı engeli sebebiyle takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Önergemizde, korporatif hukuk düzeninin gerekleri içinde yazım ilkesi gözetilmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda, 15'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 15'inci madde kabul edilmiştir.

16'ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 16- 634 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kat maliklerinden biri, oyunu yetkili vekil eliyle kullanabilir. Bir kişi, oy sayısının yüzde beşinden fazlasını kullanmak üzere vekil tayin edilemez. Ancak, kırk ve daha az sayıdaki kat mülkiyetine tabi taşınmazlarda bir kişi, en fazla iki kişiye vekalet edebilir."

BAŞKAN - 16'ncı maddede gruplar adına söz talebi yoktur.


Şahsı adına, Kayseri Milletvekili Sayın Yaşar Karayel söz istemiştir.

Sayın Karayel… Yok.

Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç…

Buyurunuz Sayın Tunç.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hükûmetin teklif ettiği metinde bulunmayan 16'ncı madde Adalet Komisyonunda 15'inci maddeden sonra tasarıya eklenmiş ve tasarının diğer maddeleri buna göre teselsül ettirilmiştir. Tasarının 16'ncı maddesi 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 31'inci maddesinin son fıkrasını değiştirmektedir. 31'inci maddenin son fıkrası, kat maliklerinden birinin oyunu yetkili vekil eliyle kullanabileceğini, ancak aynı kişinin oy sayısının üçte 1'inden fazlasını kullanmak üzere vekil tayin edilemeyeceğini öngörmektedir. Bu hüküm, uygulamada, bir kişinin yüksek oranda vekâletle oy kullanabilmesine yol açmakta ve dolayısıyla suistimallere neden olmaktadır. Apartman yöneticiliğini âdeta bir meslek hâline getirerek suistimallere yol açan kişilere fırsat verilmemesi açısından üçte 1 gibi yüksek orandaki vekâletin daha aşağıya düşürülmesi gerekmektedir.

Görüşmekte olduğumuz tasarının 16'ncı maddesiyle, kat maliklerinden birinin oyunu yetkili vekil eliyle kullanabileceği, ancak bir kişinin oy sayısının yüzde 5'inden fazlasını kullanmak üzere vekil tayin edilemeyeceği, kırk ve daha az sayıdaki kat mülkiyetine tabi taşınmazlarda 1 kişinin en fazla 2 kişiye vekâlet edebileceği hükmü getirilmektedir. Getirilen bu düzenleme, kat mülkiyeti yönetimine katılımın daha demokratik olması, kararların daha fazla kat malikinin iştirakiyle alınması açısından olumlu ve gerekli bir düzenlemedir.

Değerli milletvekilleri, ekonomideki iyileşmeyle birlikte inşaat sektöründe meydana gelen canlanma ve gelişme, insanlarımızın düşük faizli

krediyle konut sahibi olabilmesi, Toplu Konut İdaremizin dar gelirli ve yoksul vatandaşlarımız için konut üretmesi, ülkemiz genelinde toplu yapıların sayısında büyük bir artışa neden olmuş, deprem tehlikesinin ortaya çıkardığı sorunlar nedeniyle de eski kanun artık ihtiyaca cevap veremez hâle gelmiştir. Bu nedenle, tasarının bir an önce yasalaşmasında fayda vardır.


30

--------------------------------------------------------------------------------

16'ncı maddenin ve tasarının tümünün hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tunç.

16'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16'ncı madde kabul edilmiştir.

17'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 17- 634 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz. Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir."

"Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir."


BAŞKAN - 17'nci madde üzerinde gruplar adına söz yoktur.

Şahsı adına, Bolu Milletvekili Sayın Fatih Metin.

Buyurunuz Sayın Metin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

FATİH METİN (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'yla ilgili olarak 17'nci madde üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, iki gündür devam eden müzakere süreci içerisinde, bu kanunumuzla alakalı gerekli görüşmeler hem partimize, iktidar partisine mensup arkadaşlarımız tarafından hem de muhalefet partisi milletvekilleri tarafından gerekli şekilde izah edildi.

Benim, uygulamadan gelen bir arkadaşınız olarak üzerinde duracağım önemli husus şu: Söz konusu Kanun'la ilgili yapılan değişikliklerin tamamı, uygulamada uygulama içerisinde bulunan herkes tarafından karşılaşılan büyük sıkıntılardır. Bu sıkıntıların çözümünde söz konusu kanunla getirilen önemli değişikliklerden bir tanesi, özellikle mevcut yapılarda ortak kullanım alanlarındaki bir bozukluğun ana yapıya veya bağımsız bir bölüme zarar verdiğinin ve ivedi olarak onarılması gerektiğinin veya ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğu durumlarda kat maliklerinin rızasının aranmaması, sadece bu durumun mahkemece tespit edilmiş olması ve onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması hususunda bir düzenleme yapılmasının çok önemli neticeleri olduğu bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar, söz konusu maddelerle alakalı bugüne kadar yapılmış müzakereler neticesinde söz konusu kanunun hepimiz açısından ve kat mülkiyeti uygulamasının neticeleri açısından fayda sağlayacağı kanaatiyle, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Metin.

Şahsı adına, Düzce Milletvekili Sayın Celal Erbay? Yok.

17'nci madde üzerinde bir önerge vardır. Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Tasarının çerçeve 17 nci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 33 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş A.Sibel Gönül Fevzi Şanverdi

Kayseri Kocaeli Hatay

Hakkı Köylü Ali Rıza Öztürk Rıdvan Yalçın

Kastamonu Mersin Ordu

"25 inci madde hükmü saklıdır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Yeter sayı nedeniyle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:


31

--------------------------------------------------------------------------------

Kat maliklerinden birinin kendisine düşen borçları ve yükümlülükleri getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal etmesi halinde hâkimin müdahalesini düzenleyen 25'inci madde hükmünün uygulanmasına imkân sağlamak amacıyla iş bu değişiklik önergesi verilmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 17'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17'nci madde kabul edilmiştir.

18'inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 18- 634 sayyly Kanunun 34 üncü maddesinin son fykrasy a?a?ydaki ?ekilde de?i?tirilmi?tir.

"Yöneticinin ad ve soyady ile i? ve ev adresinin anagayrimenkulün kapysy yanyna veya giri?te görülecek bir yere çerçeve içinde asylmasy mecburîdir. Bu yapylmazsa, yöneticiden veya yönetim kurulu üyelerinin her birine, ilgilinin ba?vurmasy üzerine ayny mahkemece, elli Türk Lirasyndan ikiyüz elli Türk Lirasyna kadar idari para cezasy verilir."

BAŞKAN - 18'inci madde üzerine gruplar adına söz isteği yok.

Şahısları adına, Batman Milletvekili Sayın Mehmet Emin Ekmen? Yok.

Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül? Yok.

18'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 18'inci madde kabul edilmiştir.

19'uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 19- 634 sayyly Kanunun 38 inci maddesine a?a?ydaki fykra eklenmi?tir.

"Kat malikleri kurulu, ada temsilciler kurulu veya toplu yapy temsilciler kurulu kararlarynyn iptaline ili?kin davalar, kat maliklerini temsilen yöneticiye, toplu yapylarda ise ada temsilciler kurulu veya toplu yapy temsilciler kurulunca seçilen yöneticiye husumet yöneltilmesi suretiyle açylabilir. Yönetici, açylan davayy bütün kat maliklerine ve ada veya toplu yapy temsilciler kuruluna duyurur. Kurul kararynyn iptali halinde bu konudaki yargylama giderleri ortak giderlerden kar?ylanyr."

BAŞKAN - 19'uncu madde üzerine gruplar adına söz isteği yok.

Şahsı adına, Sakarya Milletvekili Sayın Recep Yıldırım.

Sayın Yıldırım, buyurunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

RECEP YILDIRIM (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kat Mülkiyeti Kanunu üzerindeki yapılan değişikliğin 19'uncu maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kat mülkiyeti, kat malikleri, ada temsilcileri ve toplu temsilciler kurullarında ve yöneticiler arasındaki davalarla ilgili hukuki bir fıkra, düzenleme ilave edilmektedir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun bugüne kadar gecikmesi hakikaten bir noksanlık olmuştur, ama iktidar ve muhalefet milletvekillerinin ve gruplarının bu kanun üzerinde birlikte hareket etmesine özellikle teşekkür ediyorum.

Yönetim itibarıyla da üç dönem belediye başkanlığı yapmış ve Marmara depreminde de Sakarya'da belediye başkanlığı yaptığımız dönemlerde bunun sıkıntısını çekmiş bir arkadaşınız olarak diyorum ki, bu kanun çok yerinde, ama diğer arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, bundan sonra İmar Kanunu, yapı denetim kanunları ve dönüşüm kanunlarının da mutlaka arkadan gelerek desteklenmesi ve bunların da birlikte, beraberce çıkması üzerinde ittifak edilmesini yüce heyetinizden umuyor, bu kanunun hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldırım.

Şahsı adına söz isteyen Kastamonu Milletvekili Sayın Hakkı Köylü?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmayacak Sayın Başkan.

BAŞKAN - Konuşmuyor.

Önerge yok.

19'uncu maddeyi oyluyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

20'nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 20- 634 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Bildirmeyenlerin yeniden yaptırmak istemedikleri kabul olunur ve onların arsa payları, değeri karşılığında bölümlerini yeniden yaptırmak isteyenlere öncelikle devredilir."

BAŞKAN - 20'nci madde üzerinde gruplar adına söz isteği yoktur.

Şahsı adına Kırıkkale Milletvekili Sayın Turan Kıratlı.

TURAN KIRATLI (Kırıkkale) - Konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Veysi Kaynak.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmayacak Sayın Başkan.

BAŞKAN - 20'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20'nci madde kabul edilmiştir.

21'inci maddeyi okutuyorum:


32

--------------------------------------------------------------------------------

MADDE 21- 634 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"İmar Kanunu hükümlerine göre ortaklaştırma halinde, ortaklaştırılan gayrimenkuller arasında kat mülkiyetine tâbi gayrimenkul varsa ve ortaklaştırma, 9/11/1985 tarihinden önce ise 6785 sayılı İmar Kanununun 46 ncı maddesi, bu tarihten sonra ise 3194 sayılı İmar Kanununun 16 ncı maddesi gereğince ortaklığın giderilmesi hususunda bütün malikler anlaştıkları takdirde, ortaklığın giderilmesi bu anlaşma hükümlerine göre yapılır.

Böyle bir anlaşmaya varılamazsa, her gayrimenkulün ortaklaştırmadan önceki geçer değerleri, birinci fıkrada sözü geçen madde hükümlerine göre ortaklığı gidermekle görevli sulh mahkemesince ayrı ayrı takdir edilerek, bunlara Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan üretici fiyat endeksi uygulanmak suretiyle her bir gayrimenkulün dava tarihi itibarıyla ulaştığı değerleri tespit edildikten sonra, bunlardan değeri en fazla olan gayrimenkulün malikine, öteki gayrimenkulleri bu değerle satın almasını teklife karar verilir ve bu teklif kabul edilip bedel ödenince ortaklık giderilmiş olur."

BAŞKAN - 21'inci madde üzerinde gruplar adına söz isteği yok.

Şahsı adına İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva.

Buyurunuz Sayın Ayva.

Süreniz beş dakikadır.

LOKMAN AYVA (İstanbul) - Aziz milletimin kıymetli vekilleri, hepinizi yüreğimden gelerek sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Benim şu anda konuşma ihtiyacımın tek nedeni, yegâne nedeni ve esas nedeni adaletin tesisi ihtiyacıdır. Konuşma saikim, adaletin mülkün temeli olduğuna dair inancım. Yani, bizim birinci vazifemizin kanunları yaparken adaleti tesis etmek şeklinde olduğunu düşünüyorum. O yüzden de bu adaletin tesisiyle ilgili bir sorun mevcut kanunda gördüm, bundan sonraki madde için de bir önerge verdim. Bu adaletin tesisi noktasında sizlerden milletimizin mutluluğu, huzuru ve refahı noktasında hayırlı olacağını düşünerek gündeme getirmeyi arzu ettim. Buradaki adalet tesisindeki gördüğümüz sorun nedir, onu kısaca arz etmek istiyorum.

Adaletin tesisindeki temel sorun şu değerli arkadaşlar: Şu anda biz Kat Mülkiyeti Kanunu'nu görüşüyoruz ve kat mülkiyeti, malum, herkesin birçok dairenin bir arada bulunarak ortak şekilde yaşaması, fakat, bunun masraflarının da nasıl paylaşılacağı, nasıl bölüşüleceği, bu giderlerin nasıl karşılanacağına dair bir çalışma.

Şimdi, bununla ilgili olarak değişik görüşler var. Deniyor ki "Efendim, giderlere eşit katılım olmalı." Şu anda kanunun vazettiği hüküm bu. Benim anladığım bu en azından, aksini söyleyen olursa mutlu olacağım. Yani, giderler eşit şekilde paylaşılmalı, ama, faydalanma farklı olabilir. Yani, şunu diyebilir misiniz sevgili milletvekilleri, yani, ben Ankara'dan İstanbul'a gideceğim, ama, Ankara'dan Kırıkkale'ye gidenle aynı parayı ödeyeceğim. Buna adalet diyebilir miyiz? Yani, giderleri ortak karşılayacağız, ama faydalanma farklı olacak. Yani, bizim bu adaletin tesisi noktasında elimizi tutabilecek ne olabilir ki? Yani, burada adalet, maalesef, ekonomik anlamda zayıf olan, fakir olan kitlelerin üstüne bir haksızlık şekilde teşkil ediliyor. O yüzden de bunun değiştirilmesi bence "Adalet mülkün temelidir." felsefesinin tamamen gereğidir.

Biz burada ne öneriyoruz? Diyoruz ki, halkımızın tabiriyle, ne kadar ekmek, o kadar köfte. Yani, biz ne kadar faydalanıyorsak o kadar masraf ödeyelim. Ne kadar giderden bedel ödememiz gerektiğini faydalanma oranımız belirlesin. Bunun dışında, şimdi, peki, bunun karşısında bir görüş var, diyor ki: "Efendim, bu, karmaşık olabilir." Yani, arkadaşlar, karmaşık olacak diye adaleti tesis etmeyelim mi? Yani, şimdi, o zaman, yargı masraflı diye mahkemeleri kapatalım, karmaşık diyelim. Biz şimdi kaç yüz maddelik ticaret hukukunu görüşüyoruz. O zaman onu görüşmeyelim mi daha detaylı olarak? Neden? Bu kadar ince ayrıntılara girmemizin ne mahzuru olabilir ki şu anda? O bakımdan, adaletin tesisi noktasında karmaşıklıkmış, şuymuş buymuş bence insanların tatmin edilmesi noktasında ikna edici değil.

Bir başka husus: Efendim, Bakanlar Kuruluna hakkaniyet esaslarının tespit edilmesi noktasında yetki verilmemeli; bu olabilir. Ama, bunun da olabilmesi için şöyle bir yolun izlenmesinin ne mahzuru olabilir? Mesela, diyoruz ki, bu önergeyi kabul edelim, daha sonra komisyonumuz tekriri müzakereyle… O, Bakanlar Kurulunun değil de Meclisin yetkisiyse eğer bu -o da tartışmalı bir konu- eğer Meclisin yetkisindeyse o zaman ne yapalım? Mecliste tekriri müzakereyle komisyonumuz onu belirlesin. Yani, adaletin tesisi noktasında neden biz tarafgir davranmayalım? Yani, adaletin tesisi noktasında niye hassas olmayalım? Bunu kendime açıklamakta zorluk çekiyorum. İnşallah, sizlerin desteğiyle bu adaletin tesisi, adalet mülkün temelidir noktasında hemfikir olarak güzel bir hizmete vesile olabiliriz diyorum.

Şimdilik teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ayva.

21'inci madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının çerçeve 21 inci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasında geçen "dava tarihi itibarıyla ulaştığı değerleri" ibaresinin "hükme en yakın tarih itibarıyla ulaştığı değerleri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural


33

--------------------------------------------------------------------------------

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş Fevzi Şanverdi

Kayseri Hatay

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Yeter sayı sebebiyle takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Dava tarihi ile hükme en yakın olan bir tarih arasındaki endeks artışlarının devirle yükümlü malike ait olması gerçeği, bu tür bir düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 21'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 21'inci madde kabul edilmiştir.

22'nci maddeyi ve bu maddeyle 634 sayılı Kanun'a eklenen 66'ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 22- 634 sayılı Kanuna 65 inci maddeden sonra gelmek üzere "Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler" başlıklı "Dokuzuncu Bölüm" altında aşağıdaki maddeler eklenmiş, mevcut 66 ve 67 nci maddeler, 75 ve 76 ncı maddeler olarak teselsül ettirilmiştir.

"DOKUZUNCU BÖLÜM

Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler

Kapsam

MADDE 66- Toplu yapı, bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir onaylı yerleşim plânına göre yapılmış veya yapılacak, alt yapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı ifade eder.

Toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları şarttır. Ancak bu parseller arasında kalan ve imar planına göre yol, meydan, yeşil alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu şart aranmaz. Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınır. Ancak, toplu yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde toplu yapı hükümlerine tâbi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi kurulamaz.

Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları kat mülkiyetine çevrilebilir.


BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Hakkı Suha Okay söz istemiştir.

Buyurun Sayın Okay. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin ve 35 sıra sayıdaki tasarıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi açıklıyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddeye gelinceye kadar görüşmekte olduğumuz maddelere ilişkin değişiklikler, mevcut Kat Mülkiyeti Yasası'ndaki kimi maddeleri, gelişen ve değişen şartlara göre değişimini içeriyor idi, ancak, bu madde ve bundan sonra devam eden on madde yeni bir düzenleme ve gerçekten toplumun ihtiyacı olan bir düzenleme. Nitekim, kimi yasal düzenlemeler, süresi içerisinde toplumsal ihtiyaçlar göz önüne alınarak yapılır.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'na daha önce de bir "Sekizinci Bölüm" eklenmişti. O "Sekizinci Bölüm" de devre mülk hakkıyla ilgiliydi. Yıl 1985'ti. Türkiye'de daha sonraki süreçte toplu yapımlar başladı ve bugün "Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler" diye bir bölüm ekleniyor yasaya.

Aslında, bu bölüm, gecikmiş, toplumsal ihtiyaçların gerisinde kalmış bir bölüm, çünkü, Türkiye'de, 85'ten bu yana böylesine adalar ve parseller birleştirilerek binalar yapılıyordu, fakat, maalesef, bu toplu yapılar, Kat Mülkiyeti Yasası'nın tek parsel, tek bina anlayışındaki yönetimine teslim ediliyordu ve çok ciddi sıkıntıları da beraberinde getiriyordu. Açıkçası, öylesine toplu yapılar ki bunlar; bunlar bir beldeden bir ilçeden hatta bir ilden daha büyük toplu yapılar. Örneğin Ankara'nın Etimesgut'undaki Eryaman toplu konutları. Bunların etaplarında beş bin sekiz yüz konut var, bir etabında; üç bin, üç bini aşkın konutlar var ve çok doğal ki, bu yapımlarda yeni düzenlemeler ve bu düzenlemeleri içeren de bir çalışmayı yapmamız gerekiyordu. Onun için, bu bölümde söz aldım.

Bu yasalar görüşülüyor, kimi değişiklik önergeleri geliyor. Ama, çok doğal ki, Parlamentoda görev yapan arkadaşlarım ellerindeki yasa değişikliğini okuduklarından veya düzenlemeyi okuduklarından bilgi sahibi, ama, bizi izleyen vatandaşlarımız da var. Bu bağlamda, tartışılmakta olan bu yasanın önemini bir de onlara ifade etmek istedim.

Değerli arkadaşlarım, tabii çağdaş yaşam, birlikte yaşam koşulları öylesine değişti ki, bu toplu konut inşaatları başladı. Fakat, bu toplu konut inşaatları Kat Mülkiyet Yasası'nın dar kalıpları içerisinde kalınca, birlikte yaşam özelliğini kimi yerlerde kaybetti veyahut da bu yaşam alanları terk edilmeye başlandı. Çünkü, yönetimde sorun oldu, mülkiyetlerde sorun oldu ve bunun bir an evvel aşılması gerekiyordu.


34

--------------------------------------------------------------------------------

Şimdi, düşünebiliyor musunuz ki, böylesine bir toplu konut alanının -beş bin sekiz yüz, üç bin, üç bin beş yüz- tüzel kişiliği yok yönetimde. Yani, bir belediye kuruyoruz, Belediye Başkanı oluyor, şubeleri oluyor, müdürleri oluyor. Ama, burada kat mülkiyetinin dar kalıpları içerisinde yöneteceksin burayı deniliyor ve etaplar birleşiyor ve üst birim oluşuyor. Ama, hukuksal kimliği yok. Bir lokal açma hakları yok. Bu konut alanlarının yönetimindeki sorun bir başka şeyi daha getiriyor. O ne? Trilyonlara ulaşan bütçeleri oluyor ve diyoruz ki bunlara: "Her sene sen seçimle yeniden yönetim belirle." Biraz evvel geçti 29'uncu maddede. Aslında, bu bölüm görüşülmeden, yasada, biraz evvel, değişiklik önergesiyle bir 29'uncu maddede toplu yapı geçti ve "İki yılda bir seçim yapılsın" denildi. Doğruydu, isabetliydi. Yani, seçim süreci gelecek diye, yönetici, hele hevesliyse iki üç ayını ona verecek, icraat dönemi olmayacak. O bakımdan, bu yasaya bu madde gelmeden önceki yapılan değişiklik de doğru. Bu maddenin devamında bir değişiklik var; o da çok doğru. Bir intikal maddesi geliyor, geçici 3'üncü madde ve o geçici 3'üncü maddede, mevcut site yönetimlerinin bundan sonraki süreçte yeni yönetime nasıl entegre olacağına dair bir geçiş maddesi var. Nitekim, o geçiş maddeleri bir defa, o geçici madde bir defa kullanılmakla veya süresini tamamlamakla misyonunu tamamlayacak.

Şimdi, bunlar çok önemli bir değişiklik, çok önemli bir düzenleme. Tabii, bu düzenlemeyi yaparken, açıkçası, kimi bu site sakinlerinin bazı ihtiyaçları karşılanamıyor. Bu da, bu işin bir başka gerçeği. Onlar, ortak alanlara ilişkin de farklı düzenlemeler istiyorlardı. Ancak, bu ortak alanlara ilişkin düzenlemeler zaman içerisinde kendi mecrasında çözülebilir. Ama, bir başka husus daha var, o da şu: Bu site projelerinde, bu toplu yapılarda yönetim planını başlangıçta ya TOKİ yapıyor ya arsa sahibi yapıyor ve bunu tapuya veriyor, böyle tescil ediliyor. Sonra bu yönetim planının değişikliğinde çok ciddi sorunlar oluşuyor. Düşünün ki, üç beş bin kişilik sitelerde yönetim planını değiştireceksiniz. Daireyi almış, yurt dışına gitmiş. Daireyi almış, vefat etmiş. Başka adrese taşınmış, tebligat adresi yok, bir araya getiremiyorsunuz, ama, başlangıcında oluşan yönetim planının dayatmasıyla o dar kalıp içerisinde siz yönetemiyorsunuz. Yönetim sorunu sürekliliğini devam ettiriyor. O zaman, bu anlamda kimi değişiklik yaptık ki, bunu beşte 4'e indirdik. Bu da isabetli bir değişimdir.

Tabii, bu arada bir şey daha ifade etmek istiyorum. Dünden bu yana İç Tüzük 77 tartışılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa bir konsensüsle, bir anlayışla, bir uzlaşmayla taşınıyor. Ama, bu uzlaşmanın içerisinde, biraz evvel de ifade ettiğim, iki yılda bir seçim yapılması veyahut da "intikal maddesi" dediğim geçici süredeki yönetimin nasıl aktarılacağı veyahut da beşte 4'ün oy çokluğuyla yönetim planının değişikliği veyahut da birkaç maddede geçen: Dava tarihinde değil de hükme en yakın tarihteki değer esas alınır… Bunlar çok önemli değişiklikler, hele "hükme en yakın tarihteki değer esas alınır" Türk hukuk tarihinde devrim gibi değişiklik. Ama şimdi bunları, biz burada saygıdeğer grup başkan vekilleriyle, Adalet Komisyonu Başkanımızla, Sayın Bakanımızla görüşerek çözdük. Oysa bunların Komisyonda ele alınarak çözümü çok daha kolaydı. Bu bir uzlaşma yasası olduğundan doğruları birlikte bulduk. Bu nedenle kimi yasalarda böylesine, hemen oldu bitti, biz bunu bir an evvel şuraya indirelim değil. Hep birlikte doğruyu yapalım. Doğruyu yaptıkça paylaşmamız çok daha kolay olur, çünkü bu halkımız için yaptığımız yasalar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Burada yapılabiliyormuş demek ki bazı şeyler.

HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Burada yapılabiliyormuş, ama ya yapılamazsa ya birbirimizi ikna edemezsek ya doğruyu kaçırırsak? Gerçi bundan sonra o 77'nci madde uygulanır mı uygulanmaz mı onu da bilmiyorum. Geçen 22'nci Dönemden kalan yasa var mı? Yeniden önümüze gelecek mi? Onları bilmiyorum, ama dilerim, birlikte doğruyu ve yanlışsız bir şeyi yapmaya çalışalım. Mutlaka hatamız olacaktır, ama hiç olmazsa bilinçli yanlışımız olmasın diyorum.

Saygılar sunuyorum yüce heyetinize. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Okay.

Madde üzerinde, şahsı adına söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Lokman Ayva.

Buyurunuz efendim.

Süreniz beş dakikadır.

LOKMAN AYVA (İstanbul) - Aziz milletimin değerli vekilleri, tekrar huzurunuzdayım. Bu bahsettiğim adaletsizliğin giderilerek adaletin tesis edilmesi noktasında gayretlerimi sürdürmeye çalışıyorum.

Buradaki mantığı şöyle bir düşündüm, çocuklarla ilgili, "Çocuklarımıza bu mantığı versek ne olur acaba?" dedim. Yani, bir toplumda adaletin oluşabilmesi anlamında temellerin iyi oluşturulması gerektiğini, aksi hâlde toplumun hüsrana uğrayabileceğini düşünüyorum. Nedir buradaki temel kaygımız? Şimdi, burada bir yaşlı teyzeyi düşünün, yetmiş yaşında, çocukları uzakta, eşi vefat etmiş, eşinden kalan emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyor, 60 metrekare bir dairesi var, bir sitede oturuyor. Bir başka aile var, 5 çocuklu, ekonomik durumu gayet iyi -Allah daha çok versin- 180 metrekare bir dairede oturuyor. Şimdi, diyoruz ki biz yaşlı teyzeye: "Yaşlı teyze, siz, bu sitenin lokallerine, spor tesislerine bu 5 kişilik aileyle ve ekonomik durumu iyi olan, yani 180 metrekare dairede oturan, o tür giderleri karşılayabilen insanlarla aynı parayı ödeyeceksiniz." Ben bu uygulamayı on yaşındaki çocuğa nasıl anlatacağım? "Adalet budur." diye nasıl söyleyeceğim acaba? Ve yarın bir gün "Efendim, buradan New York'a gidenle buradan Ardahan'a gidenin uçak parasını aynı isterim." derse bu çocuk, bu mantığı yürütürse ne olacak? İşte, adalet böyle böyle zayıflar veya böyle böyle güçlenir. Bizlerin bu adalet konusunda, mutlak adalete elbette şu anda erişmemiz mümkün değil ama bunun yolunda olmamız lazım,

35

--------------------------------------------------------------------------------

yeri gelip Hazreti Ömer'in adaletini övüp, iltifat edip, insanlara anlatıp, ama biz de bunu yapmak için gayret edersek bu gerçekten çok takdire şayan bir şey olur. O anlamda, bu tür adalet kavramını geliştirecek, toplumun daha iyiye gitmesinin, daha adil, daha doğru değerler üzerine kurulmuş davranışlardan oluşan değerler kültürüyle yaşayan bir hâle gelmesinin kime ne mahzuru olabilir? Onun için, benim sizlere arz ettiğim husus, tamamen bir adalet saikiyle, bu adaletin gerçekleştirilmesi… Dikkat ederseniz, bunun dışında ne ideolojik bir kaygım var ne siyasi bir kaygım var ne bilmem filan kesimi öne çıkaran bir durum var. Tamamen, tek kullandığım kelime adalet ve hakkaniyet. Hakkaniyet, hepimizin mayasında olan… Sayın Komisyon Başkanımızın da iyi bir mayası olduğunu düşünüyorum. Onun da, hep beraber, güzel bir şekilde tesis edilmesi gerektiği bir kavram üzerinde duruyoruz. Aksi hâlde, adaletin olmadığı yerde Adalet Bakanlığı olsa, adaletin olmadığı yerde Adalet Komisyonu olsa ne işimize yarar? Ha, şu anda Türkiye'de yüzde yüz adalet yoktur filan demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Diyorum ki, daha çok adalet olsun. Yüzde yüz adaletin olduğunu da söyleyemeyiz. Eğer karmaşıklık varsa onu da düzeltiriz. Kolaycılığı adaletsizliğe nasıl tercih edebilirim ben? Bunu, vicdanıma, kendime nasıl anlatabilirim bilemiyorum.

Çok teşekkür ediyorum, hürmetler sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ayva.

66'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:

KAMER GENÇ (Tunceli) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, hakikaten, Meclisi çok adaletli yönetiyorsunuz. Tabii, siz de istiyorsunuz ki, bir an önce bu kanun geçsin. Ama önemli olan -tabii, bu kanun geçerken- bu kanunun, ülke yararına çok uygun bir şekilde geçmesi gerekir.

Şimdi, ben, Komisyon Başkanına soruyorum: Yani, sizin getirdiğiniz rapor burada bu kadar değişikliğe uğruyorsa siz bundan zevk alıyor musunuz Sayın Komisyon Başkanı? Yani, Komisyonda olayları enine boyuna tartışmayacaksınız, maddeleri incelemeyeceksiniz, ondan sonra 77'nci maddenin gölgesine sığınacaksınız, diyeceksiniz ki: "Efendim, yani ne olacak, burada söylenen fikirler Genel Kurulda dile gelecek, Genel Kurulda da biz bu maddeleri değiştiririz." böyle bir anlayış olur mu?

Sayın Komisyon Başkanı, biraz önce bir şeyler konuştunuz, ama ben, size cevap vermek istemedim. Yani bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde yer alan her kurumun kendine göre bir görevi vardır. Her kurum kendi görevini sağlıklı, adaletli, tarafsız yaparsa buradan çıkan her eser mükemmel olur. Ama birileri, böyle felsefi konuşmalar yaparak, nutuklar çekerek, efendim, bilmem "yasama ekonomisinden zarar etmeyelim" gibi böyle ne olduğu belirsiz ifadeler kullanırsanız böyle olur. Böyle bir şey olmaz.

Bakın, şimdi bu toplu yapılara ilişkin bir yapılanma sistemi son zamanlarda gelişmiştir. Düşünebiliyor musunuz, biraz önce CHP Sözcüsü arkadaşımız söyledi, 3 bin, 5 bin üyeli kooperatifler kuruluyor. Bir yandan işte, tek villalar var, bir yandan yüz konutun bir arada olduğu toplu konut var, kooperatifler var; bunlar, o kadar bir girift hâle geldi ki. Onlar, ilk aşamada tapuya bir yönetim planı veriyorlar, hemen tapuya tescil ediliyor. O tapuya verilen o yönetim planını değiştirmek mümkün değil. Aslında bu, toplu yönetimde bir de Kooperatifler Kanunu bölümü var. Tesadüfen, hasbelkader o kooperatifin başına gelen insanlar, bir bakıyorsunuz, her türlü keyfilikler içinde hareket ediyorlar. Adam, süper lüks arabalara biniyor, cep telefonunu, ev telefonunu, bilmem makam arabasını, sekreterini, hatta siyasetle uğraşıyorsa, siyasi masraflarını da buraya yüklemek suretiyle orada görev yapıyor, yani bir nevi arpalıklar hâline getirilen bir durum oluyor. Bunların karşısında ciddi durmak için ciddi düzenleme yapmak lazım sayın milletvekilleri.

Bakın, bu kanun vesilesiyle çok ciddi şeyler yapmak lazım. Biraz önce İstanbul'dan bir vatandaş bana telefon ediyor, diyor ki: "Kamer Bey, biz bodrum katında oturuyoruz veyahut da giriş katında oturuyoruz. Kardeşim, ben evime ekmek alamıyorum, yani çok kıt kanaat geçiniyorum, . Hele evime hiç et de girmiyor, ama asansörün parasını benden alıyorlar." diyor. Tabii, ben, şu anda incelemedim, bu vatandaşın şeyine de şey etmek istemiyorum. "Hiç olmazsa giriş katındaki vatandaşlardan asansör parası alınmasın." diyor. İşte, bir kanunu müzakere ediyoruz. Yani, hakikaten, mesela, birinci katta oturuyorsa asansör… Yani, bu kanunları yaparken enine boyuna, yani, Türkiye'de yaşayan insanların yaşantılarını sıkıntıya sokmayacak… Biraz önce konuşan AKP'li arkadaşımızın partisinin ismi "Adalet" ama herhâlde hiç uygulamadıkları, ismini "Adalet" olarak anıyorlar ama uygulamada da hiç rastlanmayan adalet ilkeleri var kendilerinde. Güzel konuştu aslında, kendisini tebrik ediyorum ama adalet ilkelerine uygun, adaleti sağlayacak bir düzenleme yapmamız lazım.

Mesela, soruyorum ben Hükûmete de Komisyona da: Hakikaten bu ortak giderlerde mesela giriş katında oturan vatandaşlar asansör parası ödüyor mu ödemiyor mu? Yani, ben incelemedim, kusura bakmayın. Kendilerine söylüyorum, vatandaşın da derdini şey etmek için. Yoksa tekriri müzakere yapalım. Mesela, giriş katında, hatta birinci katta vatandaş oturuyorsa asansör giderlerine iştirak etmesin. Yani, bunlar da şey.

Bu maddeler çok önemli. Bunları enine boyuna tartışıp, hatta gerekirse ilgili kooperatif kanunlarıyla, diğer kanunlarla irtibatlarını sağlayıp… Mademki yeni bir kanun yapıyoruz. Hatta

36

--------------------------------------------------------------------------------

Komisyon, Hükûmet ve muhalefet partileriyle iktidar partisi anlaşmışsa, ülkeyi rahatlatacak, bir daha bu konularla ilgilenmeyecek kanunlar yapmak istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakika daha verirseniz…

BAŞKAN - Evet, sözünüzü tamamlayınız lütfen.

Buyurunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Özellikle bu toplu yapı Türkiye'de yaşayan insanların yaşamına yeni girdiği için ve bunlar kooperatifler şeyiyle girdiği için çok büyük keyfîlikler yapılıyor, çok büyük rant kaynakları oluyor. O, işte, kentsel dönüşüm projeleri falan uygulanırken buralarda da çok büyük rantlar dönüyor. Bizim dileğimiz, bunların enine boyuna tartışılması ve en iyi şekilde bir hukuk düzenlenmesi yapılmasıdır. Yoksa, bizim kimseyle özel bir şeyimiz yok.

Zaman zaman kanunda karar yeter sayısını istiyorsam, tabii ki, siz iktidar partisisiniz, gelin, bu Mecliste bulunun, çünkü daha yeni Meclis, dört aylık Meclis. dört aylık Mecliste bir bıkkınlık olmaz, hele Hükûmette böyle hiç Meclisten kaçma olmaz. Onun için, bunları sağlamak için, hiç olmazsa halka çok sağlıklı bir görüntü vermek için burada bulunalım, yasa müzakerelerine katkıda bulunalım.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Komisyon adına, Komisyon Başkanı Ankara Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya söz istemiştir, kısa bir açıklamada bulunacak.

Buyurunuz Sayın İyimaya.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli arkadaşlar, tabii, zorluğumuz hâlen yürürlükte olan kat mülkiyeti hukuk düzenine değişiklik getirmek. Değiştirilmekte olan maddeleri müzakere ediyoruz ve değiştirilmeyen maddeler hakkında doğal olarak sorunlarımız yoksa bilgimiz de olması mümkün değil.

Sayın Ayva, bilhassa, adalet temeli üzerinde iki defa söz aldı, bu kat mülkiyetinde giderlere katılım… Bir defa, şu anda düzenlediğimiz bölüm, Sayın Okay'ın ifade ettiği gibi, reform mahiyetinde yatay ve dikey toplu yapılarla ilgili yeni bir düzenleme, yeni bir hüküm, daha evvel kısmen yapılmıştı. Burada giderlerle ilgili bir düzenleme yapılmamaktadır. Burada, 74'üncü maddede kat mülkiyeti genel düzeninin kıyas yoluyla burada uygulanması esası görülmüş, bizim kat mülkiyetinde maliklerin, bağımsız bölüm maliklerinin giderlere katılmasında iki kademeli esas, kademeli yöntem öngörülmüştür. Birinci yönteme göre, kat malikleri giderler paylaşımında anlaşma yapabilirler. Buna biz yönetim planı diyoruz, kat maliklerinin veya bağımsız bölümler kurulunun anayasasıdır, istedikleri gibi bunu paylaştırabilirler, ki bu yönetim planlarında genellikle zemin katta olanlara asansör giderlerinde "katılmama" seçeneği tanınmaktadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Kanun'da tanıyalım.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Kanun'da var, 20'nci madde.

İkinci kademe, eğer böyle bir düzenleme yoksa, Kanun doğrudan düzenlemiş, hizmetlilerin giderlerine eşit şekilde katılma var. Diyelim ki, kapıcı, bahçıvan, bekçi, herkes eşit şekilde faydalanıyor çünkü, öbürlerindeyse arsa payı esasında katılma var.

Ayrıca, toplu yapılar alanında arsalar da, her ne şekilde yapıya dönüşmemişse, bağımsız bölüm gibi yapıya dönüşmemişse, onlara bir ortak gider katılımı mümkün değil, çünkü rejimin içerisinde değil.

Adaleti, yasanın 20'nci maddesi özgün şekilde tutmuştur. Şu andaki komisyonun geliştirdiği önergeler de, zaten arkadaşların bilgisi içerisinde geliştirilmiştir, 77'nci maddenin zorunluluğu içerisinde geliştirilmiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın İyimaya.

Maddeyi oylamaya geçiyorum: 66'ncı maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… 66'ncı madde kabul edilmiştir.

22'nci maddeyle 634 sayılı Kanun'a eklenen 67'nci maddeyi okutuyorum:


Ortak yerler

MADDE 67- Toplu yapy kapsamynda olup, bütünüyle bu kapsamdaki ba?ymsyz bölümlerin ortak kullanma ve faydalanmasyna tahsis edilmi? bulunan parsellerin malik hanesine, tahsis edildikleri toplu yapy kapsamyndaki di?er parsellerin ada, parsel, blok ve ba?ymsyz bölüm numaralary gösterilmek suretiyle tapu siciline kaydedilir ve bu suretle tahsis edildikleri parsellerde bulunan ba?ymsyz bölümlerin ortak yeri olur.

Toplu yapy kapsamynda bulunan birden çok yapynyn ortak sosyal ve alt yapy tesisleri bulunduklary parsel veya yapyya bakylmaksyzyn, tahsis edildikleri ba?ymsyz bölümlerin ortak yeri sayylyr.

BAŞKAN - 67'nci madde üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kırklareli Milletvekili Sayın Turgut Dibek söz istemiştir.

Buyurun Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)


37

--------------------------------------------------------------------------------

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, tasarının 21'inci maddesiyle, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na yeni bir bölüm olarak dokuzuncu bölüm eklenmiştir. Bu bölüm altında, toplu yapılara ilişkin ö Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

CHP GRUBU ADINA TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, tasarının 21'inci maddesiyle, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na yeni bir bölüm olarak dokuzuncu bölüm eklenmiştir. Bu bölüm altında, toplu yapılara ilişkin özel hüküm olarak dokuz madde yer alıyor. Ben de, bu maddelerden 67'nci maddeyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum değerli arkadaşlar.

Arkadaşlar, 60'ıncı maddede toplu yapılar içerisindeki ortak alanlar düzenlenmiş. Bu ortak alanların içeriği kavramı açıklanmış. Buna göre bu ortak alanların mülkiyet sorunu çözümlenmiş. Yani ileriye dönük olarak ihtilaflara neden olmayacak şekilde bir düzenleme yapılmış. Doğal olarak toplu yapılarda kamuya bırakılmış olan yol, park yeri, okul, işte sosyal tesisler ve bunun gibi ortak yerler söz konusu. Bunlar farklı parseller üzerinde olabiliyor ama bunların tabii ki kullanım amacına yönelik olarak bağımsız bölüm maliklerine tahsisi söz konusu oluyor. Burada ihtilaflar çıkmasın diye bu ortak yerlerin parsellerine bakılmaksızın tahsis edilmiş olduğu, bağımsız bölümlerin her birinin ortak yer olduğu bu maddede belirtiliyor. Tabii ki zorunlu bir madde.

Ben maddenin bu teknik açılımından başka bu konuyla bağlantılı olacak olan değişik bir konuda düşüncelerimi açıklamak istiyorum. Yine toplu yapılarla ilgili olarak İstanbul'da ve değişik yerlerde toplu yapı yapan bir şirketle ilgili ben bir süre önce burada gündem dışı söz almıştım. Bu gündem dışı almış olduğum söz nedeniyle de Maliye Bakanlığı yine birkaç gün önce gazetede bir yanıt yayınlamıştı.

Değerli arkadaşlar, bununla ilgili olarak sizleri ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyorum. Bir süre evvel almış olduğum gündem dışı sözle bizim Kırklareli ilimize bağlı Vize ilçemizin Çakıllı beldesinde hazine arazisi olarak gözüken 538 dekarlık bir alanın İstanbul'da faaliyet gösteren, sanıyorum diğer yerlerde faaliyet gösteren, Taşyapı AŞ isimli bir firmaya ihalesiz bir şekilde satıldığını buradan beyan etmiştim. Yine o açıklamam içerisinde bu taşınmazın 4706 sayılı Kanun'a göre, yani mülkiyeti hazineye ait olan arazilerin ekonomiye kazandırılmasına yönelik olan Kanun'a göre satışının yapılması gerekirken, kıymet takdirinin de Maliye Bakanlığı tarafından, Vize Kaymakamlığı, Millî Emlak Müdürlüğü tarafından 13 trilyon gibi bir bedelle vergi değeri üzerinden belirlenmesine rağmen, bu yerin 2 trilyonluk bir bedelle Taşyapı İnşaat'a satıldığını buradan açıklamıştım.

Tabii Taşyapı'nın farklı bir durumu vardı. Son dört-beş yıllık süre içerisinde bu firmanın, bu şirketin çok yoğun bir iş hacmiyle Türkiye'de çok büyük bir büyümeye, büyük bir sıçramaya kavuştuğunu da hep beraber biliyoruz. Kamuoyunda bununla ilgili tartışmalar da zaten yapılıyor.

Niye Taşyapı'ya bu yer satılmıştı? Taşyapı'nın sahibi olan Emrullah Turanlı'nın, bir süre önce, yine ondan bir süre önce, gazetelerde bir beyanı vardı. Kendisi diyor ki: "Biz, konut sektörünün dışında, aynı zamanda çimento üretim tesisi kurmak üzere bir çimento fabrikası kuracağız. Bununla ilgili olarak da Trakya'da, Edirne bölgesinde arazi arıyoruz." Kendisinin bu açıklaması da 9 Nisan 2007 tarihinde tüm genel basında ve medyada yer almıştı.

Tabii kendisine arazi gerektiği için, bu Vize'nin Çakıllı beldesindeki 538 dekarlık alan kendisine 4706 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin son fıkrası gereğince satılmış. Bunu nereden anlıyoruz? Benim gündem dışı yapmış olduğum konuşmadan sonra Maliye Bakanımızın vermiş olduğu yanıttan alıyoruz. Maliye Bakanımızın yanıtı yine Milliyet gazetesinde geniş bir şekilde yer aldı ve o yanıt okunduğunda, benim buradan açıklamış olduğum tüm hususların aslında bir anlamda doğru olduğunu kendisi de beyan etmiş, ikrar etmiş. Yalnız açıklamada bir tek "13 trilyonluk" ibare yok. Kendisi bu yerin 2 milyon 17 bin 33 yeni Türk lirası bedelle bu firmaya satıldığını kabul ediyor. Satılırken de şunu diyor: "Evet, biz bu araziyi sattık, 538 dekarlık araziyi sattık. Burada kendisi bize başvurdu, 'ben 140 milyon dolarlık bir yatırım yapacağım' dedi ve 'bununla beraber 200 kişilik bir istihdam sağlayacağım' dedi ve 'araziye ihtiyacım var' dedi. Biz de bu yeri kendisine uygun gördük ve sattık." Ama devamında şunu da söylüyor. Bu yerle ilgili olarak henüz imar planı çizilmiş değil, zaten imar planı içerisinde değil. Bu yerin üzerine bir sanayi tesisi, yani, amacına uygun olarak, belirtildiği gibi, bir sanayi tesisinin yapılması da söz konusu değil. Sayın Bakan diyor ki: "Buna göre anılan taşınmazların imar planı dışında kalması nedeniyle -ki, bu taşınmaz öyle- adı geçen şirketten söz konusu taşınmazların ilgili belediyece yapılacak 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile satış amacına uygun olarak ilgili tüzel kişilikçe yapılacak yatırım türünün (sanayi tesisleri) niteliğini açık olarak ihtiva edecek şekilde belirlenmemesi durumunda Avrupa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından herhangi bir hak ve tazminat, faiz, vesaire talebinde bulunulmayacağına dair taahhüt aldık." Avrupa Çimento A.Ş de Taşyapı'nın diğer bir şirketi, yani, bu amaca yönelik olarak kurmuş olduğu şirket.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan burada diyor ki: "Biz bu yeri sattık. Bu yerde bu fabrikanın kurulması şu anda mümkün değil." Zaten, Trakya'daki bu bölgenin planlamasını şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olan Metropolitan Proje Merkezi, BİNTAŞ'a ait olan proje merkezi çiziyor. 1/25.000 ölçekli haritaları. Bu 1/25.000 ölçekli haritalarda daha henüz bu netleşmiş değil, onaylanmış değil, 1/100.000 ölçekli haritaları da, Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı olarak geçtiğimiz yıllar içerisinde -ki 59'uncu Hükûmet dönemi içerisindeydi- Trakya Üniversitesi çizmişti. Bu 1/100.000'lik plan içerisinde, arkadaşlar, bu arazi, tarım arazisi olarak gözüküyor, Ergene Havzasının doğmuş olduğu yer olarak gözüküyor, yani, altında Ergene Havzasının doğum yeri var. Dolayısıyla,

38

--------------------------------------------------------------------------------

tarım arazisi olarak bu yere sanayi tesisinin kurulması mümkün değil 1/100.000'lüğe göre. 1/25.000'likler henüz daha çizilmemiş, çizim aşamasında, daha sonra onaylanacak, orada da henüz bu yerle ilgili bir sanayi tesisi, çimento fabrikası kurulabilir diye bir düzenleme yok. Buna rağmen, Sayın Bakan, Maliye Bakanımız diyor ki: "1/1.000'likler içerisinde bu yerde sanayi tesisi olarak yer almazsa biz bunu geri alacağız."

Değerli arkadaşlar, bunu niye anlatıyorum, biliyor musunuz? Yani, şimdi bir yer satılırken, 4706 sayılı Kanun'a göre bunun satışı yapılırken, işte, ilgili o Kanun'un son maddesinde bir hüküm var. O da, yine, 59'uncu Hükûmet Dönemi'nde -2003 yılında- getirilmiş. Orada diyor ki: İşte, "10 milyon dolarlık bir yatırımı ve 50 kişilik bir istihdam sağlayacak olan yatırımı yapacak olan, taahhüt edecek olan firmaya Hazine -az önce belirttiğim arazileri- ihaleye çıkarmaksızın doğrudan satabilir." Böyle bir hüküm var ve bu hükme göre biz sattık diyor. Yani, şimdi, buradan şunu düşünüyorum veya şunu soruyorum: Yani bu satış yapılırken ileriye dönük olarak, varsayım içerisinde, yani, şöyle olursa, şöyle olursa, işte, bu tesisi kurarsa, ama biz yine bunu baştan satarız. Değerli arkadaşlar, böyle bir düzenleme bu Yasa'da yok. Yani, bu 4706 sayılı Yasa'da bunu satacaksınız: Bir, bu yerin üzerine bu tesisin kurulmasının yasal olarak mümkün olması lazım. Yani, çimento fabrikasını yapmanın mümkün olması gerekiyor.

Zaten, ben, sözlerimin içerisinde de belirtmiştim, Vize'nin Çakıllı Beldesi -Vize'ye 7-8 kilometre mesafede, Saray'a doğru, hemen Vize'nin girişinde- Evrencik Köyü var, orada bir çimento fabrikası şu anda inşa hâlinde devam ediyor. Yani, iki tane çimento fabrikasını yan yana inşa etmek Türkiye'nin neresinde vardır, neresinde böyle bir durum var diye sormuştum. Bir de buna Pınarhisar Çimento Fabrikasını eklersek -o da 25-30 kilometrelik bir mesafedeydi- onu da düşünürsek, yani 30 kilometrelik alanda üç tane çimento fabrikası, iki tanesi yan yana arkadaşlar. Yani, böyle bir durum sanıyorum Türkiye'nin hiçbir yerinde yok.

Burada, bu kadar uzatmaya da gerek yok. Burada, maalesef, şöyle bir durum olmuş: Yani, Taşyapı AŞ, işte, çimento sektörüne girerken arazi talebinde bulunmuş, kendisi Edirne bölgesinde arazi aramış, fakat oralarda bulamamışlar. Kırkalareli'ndeki bu boş araziyi -Hazineye ait olan araziyi- her ne kadar yasal olarak üzerine şu anda böyle bir fabrikanın yapılması mümkün olmasa da, ileriye dönük olarak …

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dibek, lütfen tamamlayınız sözünüzü.

TURGUT DİBEK (Devamla) - …denmiş ki: "Biz size bu yeri verelim, ne olur, ne olmaz. Bu arada sizlerde biraz gayret gösterin, çalışın. 1/25.000'lik ölçekli TRAKAP kapsamında bu Trakya'nın planlanması içerisinde bu alanın sanayi tesisi olarak gözükmesi için biraz gayret gösterin, oralara gözüksün, ondan sonra bir de 1/1000'likler hazırlanırken orada da biraz gayret gösterin, orada da bunlar, bu yer, bu alan sanayi tesisi kurulabilecek niteliğe bürünsün, ondan sonra da fabrikanızı kurun." denmiş gibi gözüküyor. Bu konuyu, tabii, takip edeceğimizi, gündem dışı söz aldığımda da, konuşmamı bitirirken de belirtmiştim değerli arkadaşlar. Önemli bir konu. Her şeyin yasalara uygun, hakkaniyet çerçevesinde, adalet çerçevesinde olması gerekir diye düşünüyoruz. Doğrusu budur. Yani, yöneticilerimize ve iktidarımıza, Sayın Bakanımıza da yakışan budur. Böyle olacağını da düşünüyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen var mı?.. Yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN - Karar yeter sayısı…

67'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 67'nci madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

68'inci maddeyi okutuyorum:

Vaziyet plân ve projeleri

MADDE 68- Toplu yapylarda; yapylaryn konumlary, ortak nitelikteki yerler ve tesisler, bunlaryn kullanyly? amaç ve ?ekilleri, toplu yapy kapsamyndaki parsel veya parsellerin tamamyny kapsayacak ?ekilde, bir bütün olarak ilgili makamlarca onaylanmy? imar plâny hükümlerine uygun olarak hazyrlanmy? vaziyet planynda ve projelerde belirtilir.

Kamuya ayrylan yerlerin düzenlenmesi, i?letilmesi ve bakymy, bu konuda yetkili kamu kurumu ile mutabakat sa?lanmasy hâ-linde, kamunun kullanymyny kysytlamamak ?artyyla toplu yapy yönetimince üstlenilebilir.

Toplu yapy uygulamasynda, kat mülkiyetinin ve kat irtifakynyn tesisine, aranacak belgelere, tapuda yapylacak i?lemlere ili?kin hususlar, Bayyndyrlyk ve Yskân Bakanly?ynca hazyrlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

BAŞKAN - 68'inci madde üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Amasya Milletvekili Sayın Hüseyin Ünsal söz istemiştir.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 68'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, 68'inci maddenin gerekçesi, toplu yapı niteliğinde yapılaşmalarda yapıların konumlarını ortak nitelikte yerlerini, tesislerinin ve bunların kullanış, amaç ve şekillerinin ilgili

39

--------------------------------------------------------------------------------

makamlarca onaylanmış, imar planı hükümlerine uygun olarak hazırlanmış vaziyet plan projeleri, toplu yapıya ilişkin hükümlerin uygulanmasının hareket noktasını oluşturacaktır.

Kamuya ayrılan yerlerin bakımı, işletilmesi, düzenlenmesi kamunun yararını kısıtlamamak şartıyla ve yetkili kamu kurumuyla mutabakat sağlanması hâlinde toplu yapı yönetimine bırakılabilecek.

Şimdi kanun çok anlamlı bir şekilde kamu hakkı kısıtlamamaktan bahsetmekte. Dolayısıyla bu haklılığı gerekçede koymuşlar. Biz de buna katılıyoruz, olumlu oy vereceğimizi de peşinen ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, ilk önce toplu yapı nedir, nasıl meydana gelmiştir, bunu bir incelememiz, irdelememiz gerekiyor. Zaten bu, değişiklik yapılmasını gerektiren kanunun toplu yapı anlamı da buradan çıktı. Bu kanun ilk çıktığında bu kadar toplu yapım, toplu konut anlayışı gelişmediği için son günlerde toplu konut geliştikçe bu anlayış da mecburen sergilenmeye başladı ve bu kanun yapılmaya başlandı. Toplu konut hepimizin bildiği gibi ya özel sektör eliyle ya devlet eliyle ya da kooperatifler eliyle yapılıyor.

59'uncu Hükûmet döneminde yapılan tüm yapıların hepsi TOKİ tarafından yapılma gayretiyle, anlayışıyla ortaya çıkılmıştır. Dolayısıyla, burada bir şeyin altını çizmek istiyorum. Burada kooperatiflerin hakkı yerine getirilmemiştir, onlarla ilgili herhangi bir yatırım yapılmamıştır. Toplu Konut İdaresi geçmişte yaptığı çalışmaları kooperatifler üzerine yapması gerekirken bu gelinen noktada ise kooperatiflere hiçbir kredi sağlamamış, hiçbir arsa üretiminde bulunmamış. Dolayısıyla, kooperatifçilik, özellikle konut kooperatifçiliği gün geçtikçe Türkiye'de gerilettirmek zorunda kalmıştır.

Aslında burada çok derin bir konu var: 60'ıncı Hükûmet de "özelleştirme özelleştirme" diyerek ortaya çıkarken tersine bir durum yaratarak toplu konutta da devletin bu kadar müdahil olması için elinden gelen gayreti de göstermektedir. Bu ters anlayış da anlaşılır bir anlayış değildir. Dolayısıyla, TOKİ'nin yapmış olduğu bu inşaatlarda da maalesef bu 68'inci maddede "ortak alan" diye adlandırılan yeşil alanlar ve çocuk oyun alanlarıyla ilgili, yine Sayın Bakanımız itiraz edebilir ama TOKİ'nin yapmış olduğu bir uygulamayı da sizlere okumak istiyorum. "Özellikle Emlak Bankasından devralınan arsalar, imar planında park veya yeşil alan olarak ayrılan bazı yerlerin belediyelere devredilmesi yerine satış konu edilmektedir. Bu arsaları satın alan kişilerin satış işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra imar planı değişikliği yapmak için girişimde bulunmaları veya belediyelerce bu arsaların yüksek bedellerle kamulaştırmaları ortaya çıkabilecek risklerdendir." Ve bu riskler ortaya çıktı bu rapordan sonra.

Değerli arkadaşlarım, maalesef, ülkemizde arsa rantiyeciliği üzerine, arsa spekülasyonu üzerine çok ciddi gayretler var. Dolayısıyla, kamu arsaları da bu şekilde, yeşil alanlarıyla, çocuk bahçeleriyle, oyun alanlarıyla maalesef gün geçtikçe hunharca harcanmakta. Dolayısıyla, TOKİ bu konudaki eylemlerinde yanlış hareket etmiştir bugüne kadar.

Bu arada, kamuya ait alanlarla ilgili TOKİ'nin yapmış olduğu bir çalışmalar da var, onlardan da bahsetmek istiyorum: TOKİ, konutların yanı sıra okul yapmıştır, TOKİ konutların yanı sıra cami yapmıştır, TOKİ spor salonu yapmış, hastane yapmıştır; TOKİ'nin yapmadığı tek iş kamusal bir alanda, yurt yapmayı hiçbir zaman aklına getirmemiştir. Bu anlayışı biz anlaşılır bulamıyoruz, bunun altında da başka şeyler arıyoruz.

Bakın, yakın zamanda, milletvekili arkadaşlarımız, üniversite sınavını kazanan çocuklarımızın hepsine Kredi Yurtlar Kurumuna telefon açmışlardır. Bu gerçek, hepimiz biliyoruz. O telefonlarda da çocukların yurtlara yerleştirilmesi için bir kısmına gayret edilmiştir, bir kısmı yurda yerleştirilmemiştir.

Türkiye'de üniversitede okuyan çocuklarımızın ve maalesef, anne ve babalarından üniversite harçlıkları az gelen çocuklarımızın, yurtlarda kalmak, çok ciddi ihtiyacıdır. Bu konuyla ilgili, geçmiş beş yıllık döneminizde devlet yurdu yapma konusunda veya bu devlet yurtlarını TOKİ'ye yaptırma konusunda hiçbir gayretiniz olmamıştır. Ne oldu o çocuklar? O çocuklar mecburen özel yurtlara ve vakıf yurtlarına gittiler. Ne oldu o vakıf yurtlarında? O vakıf yurtlarında girdikleri etütlerde, girdikleri çalışmalarda, laik ve çağdaş cumhuriyet hilafına her türlü eğitimi aldılar. Bu konuya önayak oldunuz.

İşte "ortak kullanım alanı" diye söz edilen alanlardan bir tanesi de bu. Okul yapıldı, cami yapıldı ama yurt yapılmadı. Bu anlayışınızdan da vazgeçilmesi, TOKİ'nin bundan sonraki çalışmalarında "beş yüz bin konuta çıkacak" diyorsunuz, inşallah, çıkar ama o çıkacak alanlar içerisinde kamusal alan olarak devlet yurdu yaparak Kredi Yurtlar Kurumuna devredilmesi çok önemli bir gerçektir. Bu gerçeği gözardı ederseniz, Türkiye yakında bir sürü şeylere de gebe kalacaktır, hep beraber de gebe kalacağız.

Değerli arkadaşlarım, belediyelerde de aynı sıkıntılar yer almaktadır. Şimdi, kamunun ihtiyacı olan yeşil alanların düzenlenmesi ve yeşil alanların kullanılması yerel idarelerin görevleridir. Tabii ki burada, toplu konut

yapımcılarına, oranın idarecilerine, kooperatif yöneticilerine buraların bırakılması, idare edilmesi, özellikle o evlerde oturanların o yeşil alanları sahiplenmesi duygusu gayet güzel bir duygudur. Ama, o duygu, bir ileriki zamanda, bir sene sonra köşesine büfe açtırarak, o büfeden sonra da yanına iki tane sandalye, ondan sonra da bir camekânlı, demonte bir malzemeyle, kışında burada insanlar otursun diyerek yeşil alanları yavaş yavaş büfelere, kafelere ve kafeteryalara dönüştürmeniz de burada mümkün olabilir bu kanunla. Dolayısıyla, bu kanunla hassas olmalıyız.


40

--------------------------------------------------------------------------------

Sayın Bayındırlık Bakanımız buradayken de, geçmişteki deneyimlerinden de faydalanarak bu öneriyi getiriyorum. Bayındırlık Bakanlığı, Türkiye'deki tüm yeşil alanların, ada parsel numaralarıyla ve alanlarıyla birlikte bir kütüğünü tutmalıdır.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Var o.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Varsa yeşil alanlarda bir ihlal, o ihlalin giderilmesiyle ilgili, belediyelerde, yeni bir yönetmelikle bir çalışma başlatılmalıdır. Yoksa, Türkiye'de, yakında, çocuklarımızın oynayacağı, insanlarımızın gezeceği parkları da zor bulacağız bu şekilde.

Değerli arkadaşlarım, tabii ki, alelacele çıkan bu kanun nedeniyle, bazı maddelerle ilgili değişiklikleri göz önüne getiremedik. Bunlardan bir tanesi de -toplu yapım olarak söylediğimiz için diyorum- artık 200 konutluk, 300 maliklik toplu yapımlar var. Bunların karar almaları ve karar defterlerine imza atmaları, düşünebiliyor musunuz -şimdi karar nasıl çıktı tam bilemedim ama- 200 tane imzayı, karar defterine imza atmak gibi bir zorunluluğun içine girilecek bu kanunla birlikte. Dolayısıyla, bu zorunluluktan da kurtulmanın bir gereğini, bir yolunu bulmamız gerekiyor. Özellikle, toplu konut kooperatifleri bu konuda büyük sıkıntıdalar. Zaten, kooperatiflerin, bu dönemde kredi alamamaktan, kooperatiflerin, yeterli arsa, üretilmiş arsa, altyapısı tamamlanmış arsa desteği alamamaktan doğan çok ciddi sıkıntıları varken, bu sıkıntılar da bunların üzerine bir dert olarak daha gelecektir.

Ayrıca, belediyelerin daha önce konut alanı ilan edip daha sonra ticari sahalara geçirdiği yerlerde, özellikle birinci katlar, zemin katlardaki konutların artık ticari alana dönüşmesiyle birlikte yeni bir anlayış da ortaya çıktı. Burada da bir sıkıntı ortaya çıktı, ruhsat alamamaktalar. Bu ruhsat "yasak işler" bölümünde -yani 634 sayılı Kanun'un 24'üncü maddesi- yasak işlerde tadat edildiği için, maalesef insanlarımız sıkıntıda kalmaktalar. Bu konuyla ilgili de Meclisimizin derhal bir çözüm alması konusunda bir öneri olarak bunları getirmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ünsal, lütfen sözünüzü tamamlar mısınız.

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Tamam efendim, bitiriyorum.

Çıkarmakta olduğumuz kanun tasarısı bir yaraya merhem olmaya çalışmakta, ama eksikleriyle merhem olmaya çalışmakta. Bu konuyla ilgili tekrar bir çalışmaya ihtiyacımız var. Yeterli bir kanun olarak çıkmadı, İç Tüzük gereği, mecburen bu buraya geldi ve tartışmadan buraya getirildi ve bu konuyu paylaşamıyoruz. Paylaştığımız konularda daha başka konular da var. Sizler… Bu konuyla ilgili, bu konunun düzeltilmesiyle ilgili, hem Bakanlık düzeyinde hem de partilerimizin grup başkanlıkları düzeyinde yeterli girişimler yapılmalı ve tekrar "Bu bahsetmiş olduğumuz değişiklikler mutlaka hayata geçirilmelidir." diyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ünsal.

Madde üzerinde şahısları adına söz isteyen?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Var efendim, ben istiyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu, vaziyet planı ve projeleriyle ilgili toplu konutta getirilen bu sistem, imar hukukuna getirilen en büyük suistimal.

Bakın şimdi, ne diyor? "Kamuya ayrılan yerler" İşte, okul, hastane, yeşil alanlar, bunlar düşünün 100 binlerce dönümlük bir alanda ve 100 binlerce insanların iskân edeceği bir sahada kamuya bir yerler ayırmışsınız. Toplu yönetimi var. Şimdi diyor ki bu ikinci fıkrayla, efendim, toplu yönetim isterse, kamuya ait yerlerin kullanılmasında idareyle anlaşabilir. Yani, o zaman, eğer toplu yönetimi kamuya ayrılan yerleri tasarruf ederse, o zaman, niye yani kamuya ayrılmış yer diye kabul edeceksiniz? Adam okula ayrılan yere getirir küçük bir okul yapar, gerisini… Zaten, bu toplu yönetim yöneticilerini oradan atmak da mümkün değil. Yani, bunun, tabii, uygulamalarını bilen bir kişi olarak -biraz da bulunduğumuz yerlerde- mümkün değil yani… Zaten, şey değil. Adam, yeşil alan ayrılmış bir yerde, getirecek ufak bir büfe yapacak, kamuyu da…. Orada kamu dediğiniz kim ki, işte bir genel müdür, bir bakan… Türkiye'de, tabii, hele iktidar partisinde oldunuz mu, iktidar partisinin başındaki adamla iş birliği içinde oldunuz mu ve onunla bir arkadaşlık içinde oldunuz mu, zaten bir günde sizin bütün meseleleriniz halledilmiş oluyor.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sen öyle mi yaptın Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra da devletin en kıymetli mülkleri sizin çiftliğiniz hâline geliyor. Dolayısıyla, şimdi, burada bence bu ikinci fıkrayı kaldırmak lazım.

Bu ikinci fıkrayı kaldırmadığınız takdirde, kamuya ayrılan yerler, toplu yönetim kurulundaki yöneticilerin tamamen özel tasarruf amaçlarına uygun kullanım alanları hâline dönüşür. Bakın, beyler, yani imar hukukunu bilenler, belediyeciler, onlar bilir. Belediyecilerin, zaten, zaman zaman bunların hesabına da geliyor da, yeşil alanları, okulları, hastaneye ayrılan yerleri çok görülmüştür yani, getirip de işte böyle kendilerine ticaret alanları hâline dönüştürdüğü, hatta, kendi yakınlarına vererek, işte, ufak kulübe gibi bir yer yapıp da kalan yerleri de büyük bir kazanç alanları hâline dönüştürdükleri görülmektedir. Hatta, bugün şey ederseniz, gidelim İstanbul'da, Ankara'da bunların çok güzel örneklerini görebiliriz. Zaten, nerede bu ana kent belediye başkanlığına gelenlerin büyük bir kısmı, bir

41

--------------------------------------------------------------------------------

bakıyorsunuz, trilyonları, katrilyonları oluyor, "Allah Allah" diyorsunuz, "Bu servetler nereden gelmiş ya!" diyorsunuz.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Kim?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir bakıyorsunuz, ana kentlerde -hepsi için demiyorum tabii- bazı belediye başkanları, bir bakıyorsunuz, efendim katrilyoner olmuş. Ya nereden geldi bu para kardeşim? Yani, bunun bir kaynağını ver. Şimdi…

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Kimler, hangisi? Söyle, söyle.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sen benden daha iyi bilirsin hangisi olduğunu.

Neyse, işte bunlar beyler, bu rantlar buralardan sağlanıyor.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - İftira atma.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bugün, Türkiye'de imar hukukunun uygulanmasında en büyük kazançlar sağlanıyor, çünkü hiçbir sorumluluk yok. Aslında, en büyük şey, bana göre, bu imar yetkisinin belediyelere devredilmesidir. Çünkü, belediyeler, maalesef, burada, imar hukukunun gerektirdiği şehircilik ilkelerini bir tarafa itiyorlar. Ondan sonra belediyelerde -hepsi için demiyorum ama- çok büyük belediyelerde, bir bakıyorsunuz, belediye meclis üyelerine ufak tefek birtakım menfaatler karşılığı, o kent içindeki imar hukuku altüst ediliyor, ne yeşil alanlar kalıyor… Şimdi, burada denildi ki, bu kanunun müzakeresinde "Efendim, Ankara'da, İstanbul'da yeşil alanlar fert başına 7 metrekare." Yok öyle bir şey. Yani, siz, Ankara'nın mücavir alanını 50 kilometre, 60 kilometre ileriye getirmişseniz, mücavir alan sahasını 70-80 kilometrelik bir alana götürmüşseniz -tabii arkanızda iktidar gücü olduğu için böyle genişletmişsiniz- ee, orada zaten nüfus yaşamıyor. Senin Kızılay'daki, senin Çankaya'daki, senin Yenimahalle'deki, senin Batıkent'teki nüfus yoğunluğuna göre fert başına düşen yeşil alan miktarını arasanıza!. Beyoğlu'ndaki, Taksim'deki, Bakırköy'deki… Bunları saymaya da tabii gerek yok. Yani, demek istediğim beyler, bu maddenin ikinci fıkrasını, eğer bu Hükûmet ve sizler kabul ederseniz buradan kaldıralım. Bu toplu yapı alanları içinde kalan kamuya ayrılmış yerleri siz toplu yapı yöneticilerine terk ederseniz, o tamamen kamu alanına ayrılan saha vasfını kaybeder.

Sonra, burada Bayındırlık ve İskân Bakanlığı… Yani, hiç olmazsa bu toplu alanın kullanım biçimlerini de, bakın son fıkrada "toplu yapı uygulamasında kat mülkiyetinin ve kat irtifakının tesisine, aranacak belgelere, tapuda…" Yani, burada Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bir yönetmelik çıkarma yetkisi verilmiş, ama hiç olmazsa bu ikinci fıkrayla da ilgili bir yetki verelim. Aksi takdirde, beyler, hepimiz biliyoruz, Türkiye'deki uygulamaları biliyoruz, burada böyle bir yetkiyi verdiğiniz zaman idareye, bunlar tamamen ortadan kalkacak ve o toplu konut alanları içindeki yeşil alanlar, okul alanları, sağlık ocakları, kamu kurumlarına ayrılan yerlerin hepsi sırasıyla, tek tek ortadan kaybolacaktır. İşte, eğer mükemmel kanun yapıyorsanız bu ikazlarımızı dikkate alın, çünkü biz yıllarca imar hukukuyla ilgili çalışmalarda bulunduk. Yani, Danıştayın 6. Dairesinde de çalıştım, bunları çok gördüm. Onun için, lütfen, bunu düzeltirseniz memnun olurum.

Saygılar sunarım efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

68'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 68'inci madde kabul edilmiştir.

69'uncu maddeyi okutuyorum:


Yönetim

MADDE 69- Toplu yapı kapsamında bulunan parsel ve parsellerdeki birden çok bağımsız bölümü kapsayan ana yapıda ortak yerleri bulunan blok yapıların her biri, kendi sorunlarına ve yalnız o bloğa ait ortak yerlere ilişkin olarak, o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan blok kat malikleri kurulunca yönetilir. Bir parselde blok niteliğinde olmayan yapılar varsa veya bu nitelikteki yapılarla blok yapılar aynı parselde yer alıyorsa, kendi sorunlarına ve o parsele ait ortak yerlere ilişkin olarak, o parselde bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan kat malikleri kurulunca yönetilir. Yönetim plânında blokların ve blok niteliğinde olmayan yapıların idare tarzı ayrıca belirtilir.

Bir adada birden çok parsel yer alıyorsa, adayı oluşturan parsellere ait ortak yerler, o adada bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan ada kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Bu yetki, yönetim plânında ada temsilciler kuruluna verilebilir. Yönetim plânında başka türlü düzenlenmemişse, ada temsilciler kurulu, blok yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Ada temsilciler kurulu üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği dikkate alınarak yönetim plânında belirtilir. Ada temsilciler kurulunda bu yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler.

Toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler, bu kapsamda yer alan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Bu yetki, yönetim plânında toplu yapı temsilciler kuruluna verilebilir. Yönetim plânında başka türlü düzenlenmemişse, toplu yapı temsilciler kurulu, blok yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği dikkate alınarak yönetim plânında belirtilir. Toplu yapı temsilciler kurulunda bu yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler.


42

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - 69'uncu madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Sayın Rahmi Güner söz istemiştir.

Buyurun Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)

On dakika süreniz vardır.

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 21'inci maddesiyle 634 sayılı Yasa'ya eklenen, toplu yapılara ilişkin özel hükümleri kapsayan 69'uncu madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi arz ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 634 sayılı Yasa'ya, toplu yaşamanın, toplu yerleşimlerin gelişmesiyle bu kanunun yetersiz kalması, kanunun kapsamının genişlemesi yönünde, 22'nci madde kapsamında, 67, 68, 69, 74'üncü maddeye kadar yeni maddeler ihdas edilmiştir. Bu daha çok son zamanlarda, çağımızda kırsal kesimden şehirlere büyük bir yerleşimin olması, büyük bir akımın olmasında gereksinim halini almıştır, toplu konutlar, toplu blok yapılar.

Dikkat edilirse eskiden köylerde yüzde 60, yüzde 70 civarında yerleşim birimleri vardı, fakat çağımızda, artık köylerde, kırsal kesimlerde yüzde 30-40 ve şehirlerde yüzde 60-70 yerleşim birimleri halini almış ve dolayısıyla konut yapımları, konut da büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu toplu konutların yapılmasında, eskiden daha dar bir çerçeve çiziliyordu. Bir blok, bina üzerinde bu şeyler gelişmişti, fakat son zamanlarda parsel ve parseller (ada) üzerinde yeni bir yapılaşma, toplu yapılar meydana gelmiştir. O bakımdan, 69'uncu madde de, bu yapıların, toplu yapıların yöneticilerinin nasıl seçileceği konusunda bir açıklık getirmekte ve bu hususu düzenlemektedir.

Birincisi: "Toplu yapı kapsamında bulunan parsel ve parsellerdeki birden çok bağımsız bölümü kapsayan ana yapıda ortak yerleri bulunan blok yapıların her biri, kendi sorunlarına ve yalnız o bloğa ait yerlere ilişkin olarak, o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan blok kat malikleri kurulunca yönetilir." şeklinde bir madde getirmiştir. Yine, parsel üzerinde blok niteliğinde olmayan ve blok niteliğinde olan -karışık bir şekilde- bir yapılaşmada da o parselde bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan kat malikleri kurulunca yönetilir şeklinde yine ikinci bir hususu belirtilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, yine bir ada üzerinde bulunan birden çok parsel üzerinde eğer büyük bir yapılaşma varsa, o husus da adada bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan ada kat malikleri kurulunca yönetilir şeklinde yine bir madde getirilmiştir. Ayrıca, bu ada üzerinde her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok yöneticileri ve ayrıca blok niteliğinde olmayan yerler için de, yapıları bağımsız bölüm maliklerince seçilen temsilcilerden oluşmaktadır ve bu temsilciler, ada üzerinde bulunan bağımsız bölümlerin bütün yönetim şekillerinden sorumludur ve onlar yönetirler, yasaya aykırı olmamak kaydıyla, yetkileri vardır.

Yine son zamanlarda büyük bir gelişme olan toplu yapı kapsamında ortak yapı, yer ve tesisler bu kapsamda yer alan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca yönetilir deniyor. Değerli arkadaşlarım, bu aynı zamanda bu toplu yapı içerisinde bulunan konut yapı malikleri ve ayrıca bağımsız yapı malikleri kendi aralarından seçmiş oldukları temsilciler vasıtasıyla yönetilirler. Ayrıca yönetim planında da, eğer belirtilmişse, bu yetkilerini de yine toplu yapı kapsamındaki ortak yer ve tesisler, yer alan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca da yönetilmeye yetki verirler. Değerli arkadaşlarım, bu hususu gerçekten şehirleşmenin, bir yerleşmenin gereksinimi şeklinde görüyoruz. Bu kanun maddesi gerçekten genişletilmiş ve bu 634 sayılı Yasa'nın bir noksanlığı giderilmiştir. Bu konuda biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu kanunun bu maddesinin gerçekten büyük bir gereksinim olduğunu kabul ediyoruz. Bu yönde tabii müspet oy vereceğiz. Çünkü, bu yerleşim birimlerinin, bilhassa toplu yapı bakımından yerleşim birimlerinin kültürel, sosyal ve diğer birçok konularda işletilmesi, geliştirilmesi o konutta ikamet eden, duran kişiler için büyük bir gereksinim hâlini almıştır. Bu yönden de bu yasanın bu maddesinin bayağı önemli bir madde, önemli bir gelişme olduğunu kabul ediyoruz.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu maddeyi benimsiyoruz ve lehte oy vereceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Güner.

69'uncu madde üzerine şahsı adına söz isteyen Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Nil Hıdır.

Buyurunuz efendim.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 69'uncu maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Ancak, sözlerime başlamadan önce dün ve evvelsi gün Fethiye ilçemizde meydana gelen lodos fırtınasından ve akabinde sel felaketinden zarar gören 2 bin aileye Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir ferdi olarak geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Hükûmetimiz, tarım sigorta kapsamında, bu tür afetlerin, önceden fonlandırılmak suretiyle önlenmesini ya da tedbir alınmasını temin ettiği gibi, Toplu Konut İdaremizin 250 bin konuta imza atmasıyla Türkiye'de ortaya çıkan yasa boşluğunu 634 sayılı bu Yasa'yla doldurma girişiminde bulundu. Bu yasanın düzenlemesinde isabet gösteren Değerli Adalet Bakanlığımıza ve Komisyon üyesi arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ancak bir hususun altını çizmek için bugün konuşma yapmayı arzu ettim. Milletimizin özlemle beklediği bu tür

43

--------------------------------------------------------------------------------

yasalarda, Bakanlığımızın ve Hükûmetin gösterdiği hassasiyete rağmen, yasanın uygulayıcısı olan yerel yönetimlerimizin, yerel mahkemelerimizin, noterlerimizin, hatta teknik elemanların, binalardaki yönetici ve yönetim kurullarının da aynı hassasiyeti göstermelerini ümit ediyorum. Zira, zaman zaman bu önemli yasalardan sonra, âdeta, bir gelir elde etme mekanizması olarak görüp fırsatçılık yapıldığını ve bu yasanın çıkmasıyla mağduriyetinin giderilmesini bekleyen vatandaşlarımızı şu veya bu şekilde cezalarla bezdirme gayretinde olan kurum ve kuruluşlarımızın olduğunu biliyorum. Ümit ediyorum ki yerel yöneticilerimiz, bu yasanın uygulanmasındaki gerekli kolaylığı ve fedakârlığı gösterirler. Toplu Konut İdarelerinin okul, cami ve benzeri ortak alanların yapımında gösterdiği gayretten dolayı da başta TOKİ Başkanımızı ve değerli çalışanlarını tebrik ediyorum.

Benden önceki konuşmacı arkadaşımızın üzerinde hassasiyetle durduğu yurt yapımına ilişkin teklifini de tabii ki takdirle karşılıyorum, ancak, arkadaşımızın eksik bildiği bir hususu tamamlamak adına ifade ediyorum: Toplu Konut İdaresi, özellikle ortaöğretim öğrencilerimize yönelik, Muğla'mızın Kavaklıdere ilçesinde söz verdi. Önümüzdeki aylarda, öyle zannediyorum ki, ortaöğretim öğrencilerimize ve yüksek tahsil öğrencilerimize de yurt yapımına dair gerekli uygulamalar başlatılacak.

Ben, konuşmamı bitirirken, bir önceki arkadaşımızın burada yapmış olduğu bir eleştiriyi de düzeltmek istiyorum. Sayın Kamer Genç, iktidarın başındaki insanlarla diyaloğu olan insanların işini bir günde hallettiğini ve yine, arkasına iktidarın gücünü alan insanların arazilerini imara açtığını ya da yer değiştirttiğini ifade ettiler.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti sosyal hukuk devletidir. Hiç kimse, hukukun dışında herhangi bir iş yaptığı zaman, bunun karşılığını görmez diyemeyiz. Özellikle Sayın Başbakanımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin çok büyük ekseriyetinin desteğini almak suretiyle, yaptığı icraatları tescil edilmiş Genel Başkanımız ve Başbakanımızdır. Sayın Başbakanımıza yapılan bu tür padişahlık benzetmesini kabul etmemiz mümkün değil. Onun için, ben, Değerli Milletvekili Arkadaşıma bu tür konuşmaları yaparken daha dikkatli olmasını tavsiye ediyorum.

Türkiye'mizde çok değerli hâkimlerimiz, savcılarımız, mahkemelerimiz işbaşında. Bu tür yolsuzlukları takip ediyorlar ve gerekli işlemleri yapıyorlar. Bunların aksine eğer herhangi bir iddiamız varsa, değerli hukuk adamlarımızı töhmet altında tutuyoruz demektir. Ben öyle olmadığı kanaatini bir kez daha buradan ifade etmek suretiyle, bu yasanın milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Hıdır.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, arkadaşımız bana sataştı, söz istiyorum.

BAŞKAN - Tutanaklara bakacağım Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, zaten oturumun sonuna geliyoruz. 69'uncu maddeye göre, sataşmadan dolayı ancak aynı oturumda söz verebilirsiz. Zaten, şimdi 5 dakika var. 5 dakikadan sonra eğer ara verirseniz, benim sataşmadan doğan söz alma hakkım kaybolur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, ne yapalım, İç Tüzük bu şekilde. Tutanaklara bakın.

BAŞKAN - Sayın Genç, şahsınız adına söz istiyorsanız, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki, şahsım adına konuşayım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Maddeyle ilgili konuşması lazım Sayın Başkan.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Hatırlatıyorsunuz kendisine. Bıktık bu adamdan.

BAŞKAN - Hatırlatmasam da, burada 2 kişiye söz hakkı var.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Tamam da, hatırlatıyorsunuz kendisine. Zaten her seferinde istismar ediyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli üyeler; yıllarca bu Parlamentoda görev yapan bir insan olarak, Türkiye'yi yöneten insanların nabızlarını çok iyi bilen bir insanım.

Şimdi, benden önce konuşan kişi "Efendim, Başbakanımız çok objektiftir." diyor. Peki, soruyorum size: Başbakanın damadının Genel Müdürü olduğu Çalık… (AK Parti sıralarından gürültüler)

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Ne alakası var ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sizin iyi niyetinizi istismar ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ne demek? Bir dakika…

Size şey veriyorum sataşmadan. Çalık Holding… (AK Parti sıralarından "Maddeye gel" sesleri)

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Başkanım, madde üzerinde konuşsun, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İstismar ediyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, Çalık Holding'in Samsun, Ankara ve Ceyhan boru hattını…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuyla hiç alakası olmayan bir şey konuşuyor, üç aydır istismar ediyor

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakanlar Kurulu kararıyla ve tercihle ihale ettiniz mi, etmediniz mi?

ASIM AYKAN (Trabzon) - Yasaya aykırı mı bu?

BAŞKAN - Sayın Genç, sadece, konu üzerinde konuşunuz lütfen.


44

--------------------------------------------------------------------------------

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, şimdi, bana ama bu nedenle sataştı, dedi ki "Bizim Başbakanımız, çok objektif bir adam." dedi Ben de objektif olmadığını söyleyeceğim.

Ben dedim ki, AKP'nin… Yani, ben, aslında, AKP ismini de zikretmedim, ben dedim ki…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuya davet eder misiniz?

HALİL AYDOGAN (Afyonkarahisar) - Konuya gel, konuya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, gayet iyi, konuya geliyorum. Ben konuyu getirirken dedim ki bu ortak yerleri, yeşil alanları, hastaneleri, ondan sonra, buraları, eğer, dedim, siz, Toplu Konut yönetimine bırakırsanız, Toplu Konutun başında bulunan kişiler, siyasi iktidarla iç içe oluyorlar, yakın dostlukları oluyor. Hele, ana kent belediye başkanlarıyla dostlukları oluyorsa bir anda, o yeşil alanları kullanılamaz hâle getirdiler. Bunu, ben, kendine, onlara söylemedim ama adamların zikri o, istiyorlar hep oraya çekiyorlar. Zaten, davranış biçimleri bu olduğu için hep oraya çekiyorlar ama ben genel konuştum. Dolayısıyla, kendi kendilerine çekiyorlar.

Bakın, ben, şimdi, size, eğer istiyorsanız, gelin, bir tane, suistimallerle mücadele komisyonu kuralım. Bir tane de ben gireyim aranıza, bakın, ben, sizin nelerinizi çıkaracağım ortaya. Hangi yerlerde, ne yerleri, yeşil alanları, kendi yandaşlarınıza imara açtığınızı söyleyeceğim. (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Genç…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuşmacı, bütün konuşmalarında itham ediyor. Lütfen, konuya davet edin Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen, konu üzerinde konuşunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, İç Tüzük'ü uygulamanızı istirham ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, bakın, bundan önce, ben…

BAŞKAN - Lütfen, masalara vurmayınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, İç Tüzük'ün 66'ncı maddesine göre, konuya davet etmeniz gerekiyor, aksi hâlde, konuşmayı kesmeniz gerekiyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu, konuşurken birileri, sıra kapaklarına vurdular da sıra kapaklarına vuracağınıza, başınıza vurun, aklınız başınıza gelsin dedim.

Onun için, lütfen, ben, bu Parlamentonun en deneyimli insanıyım, ben, burada doğruları söylüyorum. Ben, bu memlekette, ben de kendi şahsi menfaatimi düşünsem, giderim evimde otururum. İktidar partisi milletvekili de değilim ama burada, yasalar çıkarken ülkenin, milletin menfaatine uygun yasa çıkması için gayret sarf ediyorum. Haa sizler, peşin kararlısınız, efendime söyleyeyim, Hükûmetiniz de yok ortada işte yok, yok işte. Ondan sonra ve…

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, şimdi, bugün… Zaten, yarına, Başbakana da bir sorular sordum, dedim ki bu, senin bakanların içinde kaç tanesi askerliğini yapmamış, kaç tanesi paralı askerlik yapmış?

ASIM AYKAN (Trabzon) - Ne işin var bakanla senin?

KAMER GENÇ (Devamla) - Yaa, bakacağım, soracağım, sen nereden biliyorsun?

ASIM AYKAN (Trabzon) - Allah'tan korkun!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yaa Allah'tan sen kork evvela. Ben, zaten Allah'tan korkuyorum; siz, Allah'tan korkmuyorsunuz. Siz, Allah'tan korksanız, Allah'ın getirdiği kanun… Yani, Allah korkusuyla bu kanunları yaparsınız. (Gülüşmeler)

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Konuş! Konuş!

BAŞKAN - Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) - Neyse… Hayır, Allah'ın korkusu içinde olanlar… Bakın, hiç gülmeyin, Allah'ın korkusu içinde olanlar, kul hakkını yemezler.

Bakın, yani, Çankaya Köşküne gönderdiğiniz adam, 23 trilyon… (AK Parti sıralarından gürültüler)

ALİ KOYUNCU (Bursa) - "Adam" değil, Cumhurbaşkanı o!

KAMER GENÇ (Devamla) - …23 trilyon, hemen masraf yapıyor.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) - 19 trilyon liraya yapı yapıyor…

BAŞKAN - Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) - 11 trilyon liraya da yeni mobilya alıyor.

BAŞKAN - Lütfen, sözlerinize dikkat ediniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, bizim size söylediğimiz… Bakın, şimdi, benimle siz atışamazsınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İç Tüzük'ün 66'ncı maddesini uygulamanızı istirham ediyorum. İki kere, konuşmacıyı konuya davet ettiniz, hâlâ, konuya gelmedi.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, şimdi, değerli milletvekilleri, sizler, benim konuşmama alışacaksınız iktidar mensubu olarak.


45

--------------------------------------------------------------------------------

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen, 66'ncı maddeye göre işlem yapın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Haa, dürüst çalışırsa, sizin yöneticileriniz, iktidarınız dürüst çalışırsa, ben de gelir sizi tebrik ederim ama suistimallere karışırsa, ben, bu suistimalleri burada dile getireceğim ve siz de bunlara tahammül etmek zorundasınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, sözü bana bırakmayın, o suistimallerin üzerine siz gidin efendim, siz gidin!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, hiç, konuyla alakası olmayan şeyleri konuşuyor.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İki kere uyardınız konuşmacıyı, konuya gelmesi için iki kere uyardınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, şimdi, o Grup Başkan Vekili, bu konuları bilmez.

BAŞKAN - Evet, lütfen Sayın Genç, sözünüzü tamamlayınız, süreniz bitmek üzere.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ben, sözlerimi tamamlıyorum da şimdi, bu kişiler, benim sözümü tamamlamama fırsat vermiyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Burada konuşan konuşmacı, İç Tüzük'ü bildiğini iddia ediyor. Lütfen, uygulayın İç Tüzük'ü.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, sataşmadan söz aldım.

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sataşmadan değil!

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, tümü üzerinde…

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Niye konuşuyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, sizin arkadaşınız "Bana sataştı." dedi. "Bizim Genel Başkanımız zemzem suyuyla yıkanmış." dedi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, lütfen, uygular mısınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben de dedim ki zemzem suyuyla yıkanmış bir kişi olmadığını burada kanıtlamak için geldim ama Sayın Başkan bana dedi ki "Siz, sataşmadan…"

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki Sayın Başkan, sizi zor duruma sokmak da istemiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - 69'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Bir kişi, karar yeter sayısı isteyemez!

BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…

ASIM AYKAN (Trabzon) - Değiştirelim bu İç Tüzük'ü yaa! Bir kişi karar yeter sayısı istiyor. Değiştirelim efendim, gelin!

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… 69'uncu madde kabul edilmiştir.

70'inci maddeyi okutuyorum:

Yönetim plânı ve değiştirilmesi

MADDE 70- Toplu yapı kapsamındaki yapı ve yerler için tamamını kapsayan bir tek yönetim plânı düzenlenir. Yönetim plânı, toplu yapı kapsamındaki bütün kat maliklerini bağlar. Yönetim plânının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının beşte dördünün oyu şarttır.

Geçici yönetimle ilgili yönetim plânı hükümleri, toplu yapı alanındaki bağımsız bölüm maliklerinin beşte dördünün oylarıyla değiştirilebilir.

BAŞKAN - 70'inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu söz istemiştir.

Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOGLU (Malatya) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasanın 70'inci maddesi toplu yerleşim alanlarından bahsediyor. Tabii, insanlarımızı çağdaş bir yaşamda yaşatmak ve her türlü eğitim, sağlık gibi hizmetleri vermek bu toplu yerleşim alanlarında genelde hepimizin bir görevi.

Fakat, bir konudan bahsedeceğim. Tabii, toplu yerleşim alanları yaratmak için son günlerde bir kentsel dönüşüme geçiliyor. Tabii, kentsel dönüşüme geçildiğinde, o illerin belli merkezlerinde yeni yerleşim alanları oluşturuluyor. Tabii, bu yeni yerleşim alanları oluşturulurken, hasbelkader altmış yıl önce, yetmiş yıl önce buralarda yapılanma olmuş, yetmiş yıldır, altmış yıldır buralarda oturan insanlar oluyor. Bunlara elektriği vermişsiniz, suyunu vermişsiniz, hatta bir şekilde vergisini almışsınız. Tabii, yer hazine arazisi olabilir, ama, bir şekilde, Türkiye'de bugüne kadar geldiğimiz süreçte, altmış yetmiş yıl önce buralarda bir ikamet oluşmuş, insanlar buralarda konuşlanmış. Artık, oraların sahibi olmuş, artık orada mahalle kurulmuş, muhtarlık kurulmuş ve muhtarlık adına hizmet verdiriyorsunuz bu tür kentsel dönüşüme gidecek yerlerde.

Tabii, şehri modernleştirmek, insanları daha modern yaşatmak, daha çağdaş yaşatmak her belediyenin görevidir. Ancak, tabii, bu kentsel dönüşüme dönüşürken orada oturan insanları mağdur

46

--------------------------------------------------------------------------------

etmemek de bizim görevimizdir. Altmış yıl, yetmiş yıl babadan oğula geçmiş, neredeyse üçüncü nesle gelecek, kimi altmış yıl önce, kimi yirmi yıl önce yapılmış ve bunlar yapılırken bir şekilde herkes göz yummuş. Elektriğini vermişsin, suyunu vermişsin, vergisini almışsın, muhtarlık kurmuşsun. Ama, şimdi kentsel dönüşüm alanına burayı alırken, buradaki insanların hak ve hukukunu korumak da yine bizim görevimiz. Biz oradaki insanları mağdur etmemeliyiz.

Şimdi birkaç örnek vereceğim. Diyorlar ki: "Tamam, size burayı toplu konut yapacağız, size 10-15 milyon para vereceğiz, daha sonra, bize, kaç paraya çıktı maliyeti, 70 milyon mu, 70 bin lira mı, 60 bin lira mı, bunu ödeyeceksiniz." Bir kere, bu insanlar bu mekânlarından çıkmak istemiyor. Bir kere, devlet olarak veya belediye olarak, sevgiyle, konuşarak, insanları ikna ederek bunu yapmalıyız. Zorla hiçbir şey yapılmaz. İnsanlara çok iyi anlatmalıyız. "Ben burayı yaptım"la olmuyor. Önce, o insanlara orada çağdaş bir yaşam tarzı sunulacağına, çağdaş bir yaşam tarzında çocuklarının daha iyi bir okulda, daha iyi bir mahallede yetişeceklerine, biz, bir kere, bu insanları ikna etmeliyiz. Bunu uygulamalıyız. Herkes kulaktan bir şey söylüyor, herkes kulaktan bir şey duyuyor, sonuçta dedikodu mekanizması o insanları mağdur ediyor.

Bir kere, bunlardan para istemek hakkaniyet değildir. Hatta, burası yıkılıp yeniden burada bir toplu konut yapılacaksa, kirasını da verirsiniz, belli bir süre sonra onlara orada birer ev verir… Ama, bu şekilde açık ve net konuşmak lazım. Ama, maalesef, halk rahatsız oluyor, mahalle sakinleri, o mahallenin sakinleri son derece her gün akşam üzülüyorlar. İyi anlatmak lazım. İyi anlatmıyoruz. Biz burada çok çağdaş bir merkez kuracağız, çok çağdaş bir kent kuracağız ve siz bu kentte yaşayacaksınız… Oradan başka yere gitmek istemiyor insanlar, oraya alışmışlar.

"Ben altmış sene ömrümü vermişim." diyor. "Her türlü vergimi, her türlü… Bugüne kadar çok da büyük bir belediye hizmeti gelmemiş. Buna rağmen biz burada yaşadık." diyor. "Şimdi, gelip bunları, arsalarımızı elimizden alacaksınız, ama, bize bir şey vermiyorsunuz. Bu hakkaniyet değildir." diyorlar.

Benim ricam, bir kere… Örneğin, bir tane de Malatya'da var bundan. Beydağı diye bir semtimiz var. Burada belediyemiz bir kentsel dönüşüm alanı oluşturuyor. Ama bu insanlara iyi anlatmamız lazım ve herkes değişik şeyler duyuyor ve bir toplumsal sorun oluyor. Yani, gidip iyi anlatıp, bunlardan belli bir süre kiralarını ödeyip ve bunların hak sahibi olacağını, o mahallede yaşayacağını, o çağdaş kentte yaşayacağını herkese söylememiz lazım.

Ben, tabii, bu kentsel dönüşüm projeleri uygulanırken, örneğin Ankara'da yine aynı şekilde oldu. Yine uzun süre çok değişik dedikodular çıktı ve çok değişik şeyler, ama, mahalleli ikna edilince, mahalleli ne alacağını ne yapacağını bildiği zaman sorun yaşanmıyor. Yani topluma sorun yaşatmayalım. O mahallede oturan insanlara sorun yaşatmayalım. Ben bunu arz etmek istiyorum. Ben, tekrar, hepinizin bilgisine sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.

Maddeyle ilgili bir önerge vardır, okutuyorum:

Sayın Başkanlığa,

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı yasa tasarısının 22. maddesiyle eklenen 70. maddesinin birinci fıkrasındaki (beşte dördünün) ibaresinin (yarısının) olarak değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahibi? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Beşte dört çok büyük ve sağlanması imkânsız olan çoğunluktur. Bunun kolaylaştırılması sağlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

70'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 70'nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.06

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatoş GÜRKAN (Adana)

-----0-----


47

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20'nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

35 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Tasarının 22'nci maddesi ile 634 sayılı Kanun'a eklenen 71'inci maddeyi okutuyorum:


Yönetici ve denetçi atama


MADDE 71- Yönetim plânında başka türlü düzenlenmedikçe, blok kat malikleri kurulu blok için, blok niteliğinde olmayan yapıların yer aldığı parseldeki kat malikleri kendilerine özgülenen ortak yer ve tesisler için, toplu yapı temsilciler kurulu ise toplu yapı kapsamındaki bütün ortak yapı, yer ve tesisler için yönetici ve denetçi atar.


Blok yöneticisi ve denetçisi, bloktaki kat maliklerinin; blok niteliğinde olmayan yapıların ortak yer ve tesisleri için yönetici ve denetçi, bu yapılardaki kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından seçilir. Toplu yapı kapsamındaki bütün ortak yapı, yer ve tesisler için yönetici ve denetçi ise, toplu yapı temsilciler kuruluna katılan yönetici ve temsilcilerin, yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız bölüm sayısının salt çoğunluğunun oyu ile atanır.

BAŞKAN - 71'inci madde üzerinde gruplar ve şahıslar adına söz isteyen yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 71'inci madde kabul edilmiştir.

72'nci maddeyi okutuyorum:


Ortak giderlere katılma


MADDE 72- Toplu yapı kapsamındaki belli bir yapıya veya yapıların sadece birkaçındaki kat maliklerinin ortak kullanım ve yararlanmasına tahsis edilmiş ortak yer ve tesislere ilişkin ortak giderler, o yapılardaki kat malikleri tarafından, bütün bağımsız bölümlerin ortak kullanım ve yararlanmasına tahsis edilmiş tesis ve yerlere ilişkin ortak giderler ise bütün kat malikleri tarafından karşılanır.


Blok kat malikleri, toplu yapı temsilcileri ve geçici yönetim kurulu kararları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılır.


Kat malikleri, toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya bunların başka bir parselde veya kamuya ait alanlarda bulunduğunu veya bağımsız bölümlerinin veya kendilerinin durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle toplu yapı ortak gider payını ve toplanacak avansı ödemekten kaçınamazlar.


BAŞKAN - 72'nci madde için gruplar ve şahıslar adına söz talebi yok.

Bir önerge var.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kanun Tasarısının 22 nci maddesiyle 634 sayılı Kanuna eklenen 72 nci maddede yer alan "bütün kat malikleri tarafından karşılanır."ibaresinin "hakkaniyet esasına göre bütün kat malikleri tarafından karşılanır. Bu esaslar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir." şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Lokman Ayva

İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Amasya) - Mevcut yasanın 20'nci maddesi sorunu çözdüğünden böyle bir teklife katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Biz de katılamıyoruz.

BAŞKAN - Önerge sahibi Sayın Lokman Ayva'nın söz isteği var.

Buyurunuz Sayın Ayva.

LOKMAN AYVA (İstanbul) - Sayın Başkan, aziz milletimin kıymetli vekilleri; üçüncü defa bu hususla ilgili ve son defa huzurlarınızdayım. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Burada ne AK Partimi ne de başka muhalefet partilerimi rencide etmek veya zora sokmak değil niyetim. Burada ben inanıyorum ki AK Partim olsun veya diğer partilerimiz, Türkiye'deki bütün hukuk sistemi içerisinde çalışan bütün partilerimiz, bana göre, adalet ve hakkaniyet konusunda benden daha hassaslar. Türkiye Büyük Millet Meclisimiz de tabii ki doğal olarak benden daha hassas. Peki, diyeceksiniz ki: "Bu kanun,

48

--------------------------------------------------------------------------------

bu teklif önerge kabul edilmezse tersi mi olur? Hayır, o zaman da tersi olmaz. Hassasiyetlerine hilaf getirmez. Bu, ancak ve ancak benim meramımı doğru anlatamadığım, kendimin eksikliğinden kaynaklandığını ancak gösterebilir. Bütün kamuoyumuzun da böyle bilmesini özellikle arzu ederim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, sizler de çok iyi bilirsiniz, esas zor işlerden birisi akıntıya karşı kürek çekmek veya kulaç atmaktır. Su akıp giderken siz de onun üzerinde yüzerken "Ya, aman uçta bir tehlike var, aman geri döneyim." dediğinizde işte zorluk başlar. İşte, bizim bu önergemizin arkasındaki motivasyonumuz da bu. Yani, bir yanlışlık olmak üzere. Biz de istiyoruz ki, önergemizden de açık ve net olarak görüldüğü gibi, kullandığım kelime şu: "Hakkaniyet esaslarına göre…" Bunun ne zararı olabilir diye düşünüyorum ve Bakanlar Kurulumuzun bunu belirlemesini arzu ediyorum. Çünkü, değişen şartlarda Mecliste kanun çıkarmanın zor olduğunu düşünüyorum. O yüzden de Bakanlar Kurulumuzun bu güvenimize layık olduğunu düşünüyorum. İşte hakkaniyet esaslarına göre bir şeyin istenmesinin çok doğal olduğunu, en azından, zannediyorum.

Peki, Adalet Bakanımız ve Komisyon Başkanımız niye katılmamış olabilir? Bunu şöyle bir fıkrayla anlatmak istiyorum. İstihbarat servisleri arasında bir yarışma yapılmış dünyada. Bizden de Temel katılıyor. John var, İvan var, Simon var, filan… Sizler kim olduğunu biliyorsunuz. Şimdi, yarışmanın sorusu şu: Kim önce zürafa getirecek bu meydana? Hemen herkes gitmiş, getirmiş. Bizim Temel'den ses seda yok. Bir bakmışlar ki, "Gidip arayalım bunu filan." derken Temel çıkagelmiş. Bir fil kan revan içinde "Tamam, kabul ettim, zürafayım." diyor.

Diyorum ki ben arkadaşlar, bu kanun zürafa değil, fil. Gelin, biz zürafayı çıkaralım. Acele edip yanlış şeyi bulup tutup getirip de bir yarışmanın sonuna katılacağımızı varsaymanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Acele etmek bazen yanlış karar almak anlamına gelebilir. İnşallah, doğru kararlar alıyoruzdur. Ben yetersiz kalıyor veya ben bilmiyorumdur diye düşünüyorum. Bilmediğimi de maalesef şu ana kadar göremedim. Bu benim körlüğümden de kaynaklanıyor olabilir.

Şimdi, temel sorun şu değerli arkadaşlar: Mesela bir apartman var, on daireli bir apartman, bunların beşinin dairesi 150 metrekare, beşininki 60 metrekare. Bir ortak asansör yaptırdık. Hepimiz bu kanuna göre eşit para vereceğiz. Sonra binayı sattık. Peki, o parayı nasıl paylaşacağız, eşit mi paylaşacağız? Herkes metrekaresine göre paylaşacak. Peki, 60 metrekare dairesi olanın suçu ne?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - O da öyle olacak, bilmiyorsun.

LOKMAN AYVA (Devamla) - Peki, şunu diyoruz ki bazen; Sayın Başkanımız, muhalefet olsun veya farklı bir saikla anlatmıyorum, şundan dolayı söylüyorum: Müsademei efkâr barikai hakikat doğurur diye. Mesela, diyor ki Sayın Başkanımız: "Giriş katlardakinin asansöre katılıp katılmaması oradakilerin kararına bağlıdır." O zaman bütün şeyleri karara bıraksak ve şimdi şunu söyleyebilir miyiz mesela? Kırk daireli bir yerde veya on beş daireli bir yerde iki kişi "Hayır" dedi, on üç kişi "Evet" dedi. O zaman o karar doğru mu olacak, onların oraya katılması mı gerekecek? Haklarda oylama yapılabilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ayva, lütfen, son bir dakikanız.

LOKMAN AYVA (Devamla) - Ben, netice itibarıyla şunu söylemek istiyorum: Adalet ve hakkaniyet saikı dışında yapmadığımız, bu, siyasi, ideolojik bir içerikte olmayan… Benim arzum, toplumumun mutlak adalete erişme yolunda devam etmesi; yarın bir gün toplumun uygulanabilir bir adalet sistemine erişmesi; kolaylıktan, karmaşıklıktan kaçmaktan dolayı adaletsizliklere razı olmamak. Yani, bu kat mülkiyeti sistemini, şu anki sistemini günlük hayata uygulasak ne olacak biliyor musunuz? Ankara-İstanbul uçak parasıyla İstanbul-New York uçak parası aynı olur. İşte, ben, bunun farklı olduğunu söylemek istiyorum. Şu ana kadar alıştığımız yanlış adalet sistemleri paradigmasından uzaklaşalım diyorum.

Ben, sabrınız için çok teşekkür ediyorum. Kabulünü arz ediyorum. Hürmetler sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ayva.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

72'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 72'nci madde kabul edilmiştir.

73'üncü maddeyi okutuyorum:


Geçici yönetim

MADDE 73- Yönetim plânında toplu yapı temsilciler kurulu oluşuncaya kadar, bu kurulun görevlerini üstlenmek, yetkilerini kullanmak ve kurulun oluşması için gerekli girişim ve çağrılarda bulunmak üzere, bir geçici yönetim kurulması öngörülebilir. Bu takdirde yönetim plânında geçici yönetimin nasıl oluşacağına ve ne zama Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

 Geçici yönetim

MADDE 73- Yönetim plânında toplu yapı temsilciler kurulu oluşuncaya kadar, bu kurulun görevlerini üstlenmek, yetkilerini kullanmak ve kurulun oluşması için gerekli girişim ve çağrılarda bulunmak üzere, bir geçici yönetim kurulması öngörülebilir. Bu takdirde yönetim plânında geçici yönetimin nasıl oluşacağına ve ne zamana kadar devam edeceğine ilişkin hükümlere yer verilir. Geçici yönetim en geç toplu yapının bitimini izleyen bir yıl sonrasına kadar devam edebilir. Bu süre, herhalde toplu yapı kapsamındaki ilk yapı ruhsatının alınmasından itibaren on yıl geçmekle sona erer.

BAŞKAN - Madde 73 üzerinde söz ve önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 73'üncü madde kabul edilmiştir.

74'üncü maddeyi okutuyorum:



49

--------------------------------------------------------------------------------

Uygulanacak diğer hükümler

MADDE 74- Bu bölümde öngörülen özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunda yer alan bütün hükümler, toplu yapılar hakkında da aynen veya kıyas yoluyla tatbik edilir."

BAŞKAN - 74'üncü madde üstünde de söz ve önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 74'üncü madde kabul edilmiştir.

Şimdi, 66 ilâ 74'üncü maddelerin bağlı olduğu çerçeve 22'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

23'üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 23- 634 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış bulunan anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Bu anagayrimenkullerde yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren tahakkuk eden vergi, resim ve harçlar kat mülkiyetine geçiş işlemleri sırasında cezasız olarak tahsil edilir. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir."

BAŞKAN - 23'üncü madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk söz istemiştir.

Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair 35 sıra sayılı Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun 23'üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bundan önce görüştüğümüz 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 14'üncü maddesinde değişiklik yapan 7'nci maddeye benzer bir düzenleme, bu maddede, bu geçici 3'üncü maddede getirilmiştir.

7'nci madde, yapılar tamamlanmış, kat irtifakı olmuş, yapı kullanma izni henüz alınmış yapılar için geçerliydi. Orada, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçiş öngörülüyor idi. Burada ise, yine kat irtifakı alınmış, kurulmuş, yapı tamamlanmış, yapı kullanma izni alınmış, eski binalar, mevcut yapılar açısından bir düzenleme getirilmiştir. Bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içerisinde kat mülkiyetine geçme yükümlülüğü öngörülmüştür. Bunu yerine getirmeyenler için de bin YTL idari para cezası öngörülmüştür. Yalnız, ben bu maddede ve geçmişte geçen, dün kabul edilen 7'inci maddede yanlış gördüğüm bir eksikliği belirtmek istiyorum.

Şimdi, kanun maddesini aynen okuyorum: "Belirtilen süre içinde -yani, iki yıllık süre içinde- kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, …… bin Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmündedir.

Şimdi, madde metninden açıkça anlaşılacağı gibi, madde metninde belirtilen sürede talepte bulunma yetkisi diğer kat irtifak sahiplerinden birine veya yöneticiye getirilmiş.

Soru 1- Diğer kat irtifak sahipleri veya yönetici müracaat etmezse, yazılı bildirimde bulunmazsa… Yani, yazılı bildirimde bulunma hakkı, bu yasa maddesine göre diğer kat irtifak sahiplerine ve yöneticiye getirilmiştir. Bunlar diğer kat irtifak sahiplerine yazılı bildirimde bulunmazsa ne olacak?

2- "Bu süre içinde diğer kat irtifak sahiplerine yazılı bildirimde bulunur." diyor. Peki, o iki yıllık süre geçtikten sonra yazılı bildirimde bulunurlarsa ne olacak?

3- Yazılı bildirim nasıl olacak? Bir ispat şartı mıdır; bir şekil şartı mıdır?

Şimdi, kat irtifak sahiplerinden birisi diğerine bir mektup yazacak. Peki, bunu nasıl ispatlayacak? Diyecek ki: "Bunlar eksiktir, bunları yerine getir." Peki, o yazılı bildirim yapan kişi kendi eksikliklerini yerine getirmiş olacak mı?

Burada bir karmaşa var, burada bir eksiklik var. Aslında bunların giderilmesi gerekirdi. Bunlar, sanıyorum, gözden kaçtı.

Bu yazılı bildirim noterden mi olacak? E, mektupla, iadeli taahhütlü mektupla gönderseniz, içeriğinde neler olacak o belli değil. O zaman, pratikte noterden gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu belirsizliklerin, bu karışıklıkların ortadan kaldırılması gerekiyor.

Bir de, kabul edilen bu kanunla ilgili tabii ki, biz, dün de söyledik, benden önceki konuşmacı arkadaşlarım da söyledi. Bu, toplumun gelişmesi karşısında beliren gereksinimleri karşılamaya çalışan iyi niyetle hazırlanmış bir yasadır. Yarın, toplumun daha ileri gitmesi durumunda eksiklikler ortaya çıkacaktır. Bu yasanın uygulanması sırasında eksiklikler ortaya çıkacaktır. Tabii ki, toplum geliştikçe, eksiklikler ortaya çıktıkça parlamentolar toplumun ihtiyaçlarına uygun yasaları yapacaklardır. Bu, bazı

50

--------------------------------------------------------------------------------

yasalar gibi çıktıktan sonra uygulanmayan nitelikte olan yasalar değildir. Kat Mülkiyeti Yasası toplum tarafından en fazla uygulanan ve en fazla uyuşmazlık çıkan yasalardan bir tanesidir. O nedenle, bir konuyu da belirtmek istiyorum:

Tabii ki, karar tarihindeki değerler konuşuldu bazı maddelerde. Bunun bir devrim niteliğinde olduğundan bahsedildi. Fakat, orada benim kafamı karıştıran bir konuyu yüce heyetle paylaşmak istedim. O da şu: Mahkeme hâkimi tespit yapacak. Kabul edilen, önergeyle kabul edilen duruma göre, karar tarihindeki miktarı tespit edecek, onu bankaya depo edecek, üç aylık faizler işleyecek. Peki, dava bir sene sürdü. Bir sene sonra karar tarihindeki değere göre hükmetmesi lazım. Oysa, bankaya depo edilen para faiziyle birlikte karar tarihindeki miktardan daha fazla oldu. O durumda ne olacak? Yani, o yasa aslında düzenlenirken, bir bütün içinde bakıldığında -ben hepsini inceledim- dava tarihine göre belirlenmiş, ancak, biz orada "karar tarihi" kelimesini değiştirince, böyle bir yanlışlık çıktı veya ben anlayamadım. Bu gibi karışıklıklar sanıyorum uygulamada, herhâlde uygulamada düzeltilecektir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, bu Kat Mülkiyeti Yasası'nın sonuna geldik. Ben, bu Yasa'nın Türk milletine, halkımıza, herkese hayırlı olmasını diliyorum. Bu Yasa'nın yapılmasında katkı koyan herkese Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

Komisyonun bu konuda bir sözü var mı?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Evet, hem soru sordu cevap vereyim, çünkü uygulamaya…

BAŞKAN - Lütfen, kürsüye buyurursanız.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Peki.

BAŞKAN - Komisyon adına, Komisyon Başkanı Sayın Ahmet İyimaya, Ankara Milletvekili, buyurunuz.

On dakika süreniz vardır.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Değerli Milletvekilimizin ortaya koyduğu soru, özellikle uygulamada doğrunun bulunması veya yanlış uygulamaya yol açmamak bakımından cevaplandırılmalıdır.

Teklif ve komisyon raporunda "dava tarihindeki değer" esası benimsenmiştir. Oysa önergeyle kabul edilen metinde "hükme en yakın tarihteki değer" benimsenmiştir. Şimdi, mahkeme hüküm tarihinde değil, hükme en yakın tarihteki değeri belirleyecek, o paranın blokesini sağlayacak, o para üç aylık periyodik vadelere bağlanacak, ifa tarihine kadar da o faiz onun olacaktır. Yani, burada bir çatışma yoktur. Mesele ifa tarihiyle hüküm tarihi arasındaki durumun nazara alınmamasından kaynaklanıyor. Onun için herhangi bir çelişki yok. Sistem kendi içinde bütündür. dava değeri sistemi de kendi içerisinde bir bütünlük gösteriyordu ama adil değildi, çünkü, dava değeri ile dava tarihindeki değer ile hüküm tarihindeki değer arasında, özellikle davanın uzaması hâlinde, gayrimenkul malikine cebren devredilmekle karşı karşıya kalan mülkiyet hakkı sahibine gerçekten büyük bir zarar veriyordu, öbür tarafa da sebepsiz zenginleşmeye yol açıyordu. Mülkiyet hakkını koruyucu bir maddedir. Benim beyanlarım bundan ibaret.

Kürsüden, gelerek sizi meşgul etmek istemedim. Sayın Başkanımın bilhassa yorumu, Komisyon Başkanının veya Komisyonun söz hakkı noktasındaki yorumu sebebiyle, karşı da koymadan, usulen huzurunuzdayım.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın İyimaya.

23'üncü maddeyi, Komisyonun yaptığı düzeltmeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23'üncü madde kabul edilmiştir.

24'üncü maddeyi okutuyorum:

Madde 24- 634 sayyly Kanunun 18 inci maddesinin son fykrasy ile ek 3 üncü maddesi yürürlükten kaldyrylmy?tyr.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 24'üncü madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 1'i okutuyorum:

Geçycy Madde 1- Bu Kanun gere?ince hazyrlanmasy gereken yönetmelik, Kanunun yürürlü?e girdi?i tarihten itibaren alty ay içinde hazyrlanyr.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi yok.

Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 1 kabul edilmiştir.

Geçici madde 2'yi okutuyorum:

Geçycy Madde 2- 13/04/1983 tarihli ve 2814 sayyly Kanunun yürürlü?e girdi?i tarihten önce kat irtifaky kurulmu? binalarda yönetim plâny olmasa dahi 12 nci madde hükümlerine göre kat mülkiyeti kurulur.

BAŞKAN - Geçici madde 2 üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 2 kabul edilmiştir.


51

--------------------------------------------------------------------------------

Tasarıya yeni bir geçici madde eklenmesine ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 35 sıra sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısına geçici 2 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici 3 üncü maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Bekir Bozdağ Kemal Anadol Oktay Vural

Yozgat İzmir İzmir

Mustafa Elitaş Hakkı Köylü Ali Rıza Öztürk

Kayseri Kasatmonu Mersin

Rıdvan Yalçın Fevzi Şanverdi

Ordu Hatay

"Geçici Madde 3- Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulan toplu yapılara ait yönetim planları, yürürlük tarihinden itibaren en geç altı ay içinde bu kanun hükümlerine uyarlanır. Yönetim planında bu yönde değişiklik yapılması için, mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu yeterlidir. Mevcut toplu yapı yönetimleri, yönetim planı değişip buna göre yönetici seçilene kadar geçici yönetim olarak görevini sürdürür. Toplu yapı yöneticisi seçimi, en geç, yönetim planının değişimini takip eden üç ay içinde yapılır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Yeter sayı sebebiyle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile mevcut toplu yapıların bu yasa ile getirilen yeni düzenleme uyumu için gerekli geçiş kuralı (intikal hükmü) öngörülmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Tasarıya geçici madde 3 eklenmiştir.

Madde 25'i okutuyorum:


Madde 25- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Söz isteği yok.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 25 kabul edilmiştir.

Madde 26'yı okutuyorum:

Madde 26.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 26 kabul edilmiştir.

Oyunun rengini belli etmek üzere Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten bu akşam çok değerli bir iş yaptığımıza ben de inanıyorum. Meclisimizi kutlamak, bu kanuna emeği geçen herkese grubum adına teşekkür etmek üzere söz aldım. Öncelikle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

2 Ocak 1966 tarihinden bu yana gelişen ve değişen şartlara göre çok eskimiş olan Kat Mülkiyeti Kanunu'nu değiştirmiş bulunuyoruz, geç kalsak da tamamlanmış oluyor. Mutlaka uygulamada birçok yanlışlıklar, eksiklikler çıkacak. Birtakım kurullar oluşturuluyor, birtakım kurallar geliştiriliyor. Bunların uygulanmasında, anlaşılmasında mutlaka birtakım eksiklikler, farklılıklar, farklı anlamalar, yeniden ihtilaflar gelişecektir, oluşacaktır. Ama, bir başlangıç olması dolayısıyla, geç de kalsa, özellikle insanlarımızın birlikte yaşamasını, huzur içerisinde yaşamasını temin edecek bu mülkiyet meselesi böylelikle bir hukuki zemine kavuşuyor.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak başlangıcından bu yana bu kanuna olumlu oy vereceğimizi ifade ediyoruz. Tekrar, bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum, katkı verenlere çok teşekkür ediyorum. Oyumun rengi olarak da "evet" oyu vereceğimi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın Bakanın söz talebi var, kısa bir teşekkür konuşması.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; dün başlayan ve bu saatlerde biten otuz altı maddelik bir kanun tasarısını yasalaştırdık. Bu yasama çalışmalarında her türlü katkıyı veren tüm siyasi parti gruplarımıza, milletvekili arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.


52

--------------------------------------------------------------------------------

Gerçekten, aynı fiziki mekânlarda, birlikte yaşayan vatandaşlarımızın bir nevi anayasası mesabesindeki Kat Mülkiyeti Kanunu'nda bazı değişiklikler yaptık. Bu, çok önemli bir beklentiydi. Bu beklentiyi büyük ölçüde karşıladığımızı düşünüyorum ülkemiz için. Bu konuda sorunlar yaşayan ve bu sorunlarını bize bazen telefonla, bazen faksla, değişik şekillerde ileten vatandaşlarımızın da inanıyorum ki, sorunlarını çözmüş oluruz.

Tabii, zaman ilerliyor, şartlar değişiyor, belki yeniden, ileride bu kanunu değiştirmek, bazı maddelerini yeniden gözden geçirmek icap edebilir. Ama, bugünkü tarih itibarıyla, bugünkü şartlar içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Kat Mülkiyeti Kanunu'yla ilgili yapabilecekleri, yapması gerekenler bunlardı. Katkı veren, düşünceleriyle, önerileriyle, gerçekten, daha mükemmel olması için katkılarını esirgemeyen tüm milletvekili arkadaşlarımıza, gruplarımıza yürekten teşekkür ediyorum.

Ülkemize hayırlı olsun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, şimdi, 2'nci sırada yer alan, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.
Mesajı Paylaş
Forum'da Daha Önce Verilen Cevaplar İle İlgili Küçük Bir Araştırma Yapınız. Özel mesajların kamuya faydası yoktur! Arama için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter Paylaş whatsapp

Yasal Uyarı

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Katmulkiyeti.com sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.Knın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.Katmukiyeti.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim sayfamızdan bize bildirdikten en geç 3 (üç) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.