yılacar
Thu 9 October 2008, 08:36 pm GMT +0300
5711 sayılı yasadan sonra dava açmak daha kolaylaştı. Benim öğrenmek istediğim :
Dava açmak için mülkiyetin tek başına sahibimi olmak lazım?. Mülkiyet, iştirak halinde mülkiyet ise iştirakçılardan herhangi biri müstakilen dava açabilirmi? Daha geniş bir anlatımla Mülkiyet birden çok kişinin ise Genel Kurul kararının iptali için kişilerden herhangi biri dava açabilirmi?
Bu konuda daha önce alınmış bir yargıtay kararı varmı? Teşekkürler.
admin
Sun 12 October 2008, 08:45 pm GMT +0300
Müşterek müşkiyetlere malik olan kişilerden bir tanesi genel kurul kararının iptali için dava açabilirler.
dmt_ozkan
Mon 14 November 2011, 10:24 pm GMT +0200
1. 30 daireli, iki dükkanlı bir binada oturuyorum. Kiracı olan yönetici hanım; yardımcılarıyla birlikte, toplantıda karar alınmaksızın, araç park yerini çizgilerle ayırarak, kur'a yoluyla her daire için bir park yeri belirletti. Bazı dairelerin birden fazla aracı var ve bizim gibi aracı olmayan kat maliklerinden müsaade almak kaydıyla, ikinci/üçüncü araçlarını koymaya kalktılar. Yasal mıdır? Bu takdirde, benim de kendi yerimi kullandırmama gibi bir hakkım var mıdır? (Daha önce aynı husuta bir kat mailik sorun çıkarmış ve daire plakalarını sökmüştü)
Yönetim kurulu kendi arasında karar alabilir mi? Hangi durumlarda?
2. Yönetici hanım, bütün giderleri tarafımızdan karşılanmak suretiyle yönetim yapıyor; ancak, bu hususta herhangi bir resmi kayıt yok. Vergiye tabii midir? Tabi ise, kat malikleri olarak herhangi bir belge istenmesi gerekir mi? Ödemesine ilişkin resmi bir kayıt ibra etmesi için, karar defterine paraf düşülebilir mi?
3. sık sık görevlerini aksatmakta olup; 15 senedir ödemesini yapmayan, aksatan bir kat maliki hakkında bir türlü kanuni işlem yapmamakta direniyor. Buna itiraz eden çok sayıda daire olmasına rağmen, yöneticilik yapacak başka kimse olmaması gerekçesiyle, ses çıkarmıyorlar; iki daire de aidat ve yakıt giderini misilleme maksadıyla, kasten ödemiyor. Apartman görevlisi ve ailesinin kaba ve haddi aşan davranışlarına ilişkin kendisini resmi olarak ihtar etmiş ve olağanüstü toplantı istemiştim. Talebim, -sözde- tek kişi olduğum gerekçesiyle kabul edilmedi., halbuki, söz konusu şikayetler bazı daire sakinleri tarafından müteaddit defalar gündeme getirilmiş ve olağanüstü toplantı istenmişti. Görevli; emeklilik süresi dolduğu, aynı zamanda da, sergilediği küstah ve hakaretamiz tavırlarından ötürü 2009 yılında emekli edilmesine ve kendisine tanınan 6 aylık tahliye sürecine rağmen, binayı tahliye etmedi ve 3 senedir de emekli vaziyette çalışmaya devam ediyor(ettiriliyor); çünkü, bir sonraki genel kurul kararını bekledi (bekletildi) ve % 51'lik oy oranıyla görevine devam ettiriliyor. Üstelik, alınan kararla masraflarının % 50'sini değil, tamamını malikler ödemeye devam etmekteler. Toplantıda bazı malikler tarafından dile getirilmesine rağmen, "hayır, tamamı ödenecek" dendi ve kabul de gördü. İnsanların çoğu kanunu bilmiyorlar ve dinlemeye de tahammülleri yok. Halbuki, söz konusu şikayetler senelerdir mevcut bir kaç kez de olağanüstü toplantı talebinde bulunulmuştu. Emekli edilme kararının ardından, çalıştırılması yönünde tekrar karar alınması mümkün müdür? Dava konusu olabilir mi? Zaman aşımı söz konusu mudur?
4. Bir de, oylamalarda vekil oylar nasıl kullanılır? Bir kişi kaç kişinin vekaletini alabilir. oy kullanımı ve sayımı ne şekilde yapılmalıdır?
Teşekkürler...